Kızılcahamam kampının kapanış konuşmasında sayın başbakan o sözü söylerken, o eleştiriyi yaparken, aşağıda her cümleyi alkışlayan kalabalıktan yüzü kızaranlar oldu ise, başını öne eğenler,başlarını iki ellerinin arasına alarak yüz kızartılarını saklamaya çalışanlar oldu ise, bir umut?İktidar partisi içinde yalan-yanlış karşısında yüzü kızaranlar hala var ve yapanları uyarırlar diye düşünüyoruz. O kareleri tekrar izleyip karar vermek lazım. Yer, söz konusu kampın yapıldığı otel, kürsüde sayın Erdoğan konuşuyor: "Bu ülkeye öyle başbakanlar geldi ki, kalkıp AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer dedi, niye Diyarbakır diyorsun, Konya Kayseri demiyorsun? Ondan sonra da dışarıdan Corc, Hans geliyor doğru Diyarbakır'a?problem dışarıda değil içerde" "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer " diyen başbakanın Mesut Yılmaz olduğunu cümle alem biliyor. Peki, daha sonra Başbakan olan sayın Erdoğan'ın ağzından; "BOP projesi çerçevesinde Diyarbakır'ın yıldızı parlayacaktır" sözünün defalarca döküldüğünü cümle alem biliyor mu? Bilenler,diğeri kadar fazla değil, çünkü diyalogcu ve yandaş medya, başbakandan sadır olan ve milleti pirelendirecek cinsten sözleri ustalıkla örtüyor, saklıyor. Eğer, millette homurdanmalara sebep olacak kadar gündem de kalırsa hemen B planını devreye sokarak gündemi bir anda allak-bullak edebiliyorlar. Geride kalan yılları bu gözle bir tarayın yüzlerce örneğine rastlayacaksınız. Demek ki son yıllarda ipini koparan Avrupalının-Amerikalının soluğu Diyarbakır'da almasının sebebi neymiş? Başbakanların ima ve işaretleriymiş. Önce Mesut yılmaz, sonra da Tayip Erdoğan hemen hemen aynı cümleyi sarfediyorlar.Sonra gelen, önce gelip o sözü söyleyeni eleştiriyor ama o kadar pişkinlikle eleştiriyor ki, aynı lafı kendisi etmemiş havasını veriyor. Öncekinin dediği henüz olmadı, AB macerası henüz devam ediyor ama, sonrakinin dediği kısmen gerçekleşti; dağdan indirilen ve bir çırpıda serbest bırakılan teröristlerin karşılanması sırasında ve "başkentinize hoş geldiniz" pankartları arasında Diyarbakır semaları havai fişeklerle aydınlatılmıştı. Tekrar ediyoruz; bu tür pişkinliklerden utanıp-sıkılıp yüzü kızaran parti mensupları kalmadı ise, "herkes alkışladı ben de alkışladım" havası devam ediyorsa? Bırakın inceldiği yerden kopsun.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026



























































