logo
24 HAZİRAN 2026

1400 yıllık hasret: İslam Ali'yi arıyor

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında, İslam dünyası ve fikriyatına her gün bin Moğol saldırısı kıratında saldırılar düzenlendiğini belirten BTP Genel Başkan Yardımcısı Av. Ahmet Erimhan, "Lafta İslam var ama icraatta tam bir cehalet hâkim" görüşüne yer verdi

09.08.2017 00:00:00
SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Av. Ahmet Erimhan, İslam dünyası ve fikriyatına her gün bin Moğol saldırısı kıratında saldırılar düzenlendiğini belirtti.
Oturumda, "lafta İslam var ama icraatta tam bir cehalet ve İslam düşmanlığı hakim" diyen Erimhan'ın çarpıcı konuşmasını Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
"İslam dünyası ve fikriyatına her gün bin Moğol saldırısı kıratında saldırılar düzenleniyor. İçinden İslam geçen cümlelerin en çok kurulduğu bir dönemden geçiyoruz ama aynı anda La İlahe İllallah'ın manasını bilmeyen insanların milyonlarla ifade edildiği bir dönemden de geçiyoruz. İslam'a tuzaklar kuruluyor, İslam boğdurulmak isteniyor. Lafta İslam var ama icraatta tam bir cehalet ve İslam düşmanlığı hakim. Şekilde İslam var Özde İslam yok!
İslam sahipsiz, İslam öksüz
ve İslam İslam'ı arıyor
Bugün bir muhasebe sahnesindeyiz. Konuşuyoruz, düşünüyoruz, eleştiriyoruz, doğruyu arıyoruz, çözümü paylaşıyoruz. Bize bu vasatı sağlayan İcmal Gençliğine, İcmal Gençliğinin manevi babasına, bu manada hepimizin babasına, Hocama, Prof. Dr Haydar Baş'a en derin kalbi muhabbetlerimi arz ediyor siz dava arkadaşlarımı da saygı ile selamlıyorum.
Kıymetli kardeşlerim,
İlk cümle olarak hemen şunu ifade edeyim ki bu konuşmanın özünü şu temel ölçü oluşturuyor:
"Hz Ali'yi ancak mü'min olan sever, Ali'ye ancak münafık olan düşman olur." (Sahihi Tirmizi)
"Biz Ensar, Müslümanları, münafıkları Ali b. Ebu Talip'i sevip sevmeyişlerinden tanırdık." (Ebu Saidi Hudri).
" Allah'ım Aliyi seveni sev, O'na düşman olana düşman ol." (Hz. Muhammed (s.a.a)
 İşte bu konuşmanın amacı, ruhu, istikameti, yönelişi tamamen buna matuftur. Hz Ali'yi sevmek ve sevdirmek!
 Hocamızdan öğrendiğimiz ve Hocamızın buyurdukları gibi, Cenab-ı Hak her şeyden evvel bize Hz. Ali'ye hayırlı bir evlad olabilmeyi nasip etsin!
Kıymetli kardeşlerim,
Veda Hutbesi, Gadir-i Hum ve Gadir-i Hum'dan 2 ay 13 gün sonra Cenabı Peygamber ahirete rıhlet ediyorlar. Ehl-i Beyt'in evinde bütün dünyayı doldurmaya yetecek bir hüzün var. Abbas, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin ve birkaç Peygamber yareni hüzünlüler, yürekleri yanıyor ama biliyorlar ki; "Muhammed (s.a.a), ancak bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler geldi geçti. Ölürse yahut öldürülürse gerisingeriye mi döneceksiniz? Kim dönerse bilsin ki Allah'a hiçbir suretle zarar veremez."
Bu ölçü içinde cenazelerine sahip çıkıyorlar ve defin ile meşgul Ehl-i Beyt! Başka da hiçbir dertleri ve tasaları yok.
Aynı saatlerde Hz Ömer'i önce Medine sokaklarında görüyoruz. Diyor ki; "Münafıklardan bir takım kişiler Allah'ın Elçisi'nin öldüğünü iddia ediyorlar. Allah'ın Elçisi ölmedi. Musâ/isa b. İmran'ın kavmi arasında kırk gün göğe çıktıktan sonra kavminin yanına döndüğü gibi, Allah'ın Elçisi de yanımıza dönecek, kendisinin öldüğü haberini yayanların elleri ve ayakları kesilecektir."
Hz Ömer'in bu sözlerini nasıl anlayacağız tam olarak bilemiyoruz ama Ali İmran suresi 3. ayeti şu şekildedir:
"Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler geldi geçti. Ölürse yahut öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim Dönerse bilsin ki Allah'a hiçbir surette zarar vermez ve Allah şükredenlerin karşılığını yakında verecektir." 
Hz. Ömer, Hz Peygamber'in aynı zamanda bir insan olduğunu ve ahirete rıhlet edeceklerini bilmiyor muydu? Ya da Hz. Ömer çapında birisi bunu nasıl bilemez?
Kaldı ki, Hz. Peygamber'in bir süredir hasta olduğu bir ortamda Hz. Ömer'in tavrını nasıl anlamalıyız?
Hz. Ömer, Hz. Muhammed (s.a.a)'in rıhletinden duyduğu müthiş üzüntü ile kendisinden geçerek bu sözü sarf etti diyeceğiz ama aynı Ömer'i bu kez vefat haberinden 2 saat sonra gayet sıcak bir iktidar tartışmasının içinde görüyoruz. Üstelik toplantının en aktif üyesi Hz. Ömer'dir!
İslam'ın seyrini
değiştiren toplantı
Hz. Ömer, Hz Ebubekir, Sahabe ve Ensar'dan bir grup Peygamber efendimizin rıhletinden 2 saat sonra Sakife denilen yerde toplanıyorlar. Sakife'yi çağdaş bir Sünni kaynak olan İslam Ansiklopedisi, "Sakife, İslâm tarihi ve medeniyetinin şekillenmesini etkileyen olayların başında yer alır" şeklinde tasvir ediyor.
Burada kısa bir not olarak altını çizelim: İslam tarihi ve medeniyetini şekillendiren olayların başında yer alan Sakife'den İslam Ansiklopedisi sizce kaç sayfa bahsediyor. Sadece çeyrek sayfa! 
Evet, milyonlarca sayfası olan İslam Ansiklopedisi Sakife'ye İslam tarihinin en önemli olayıdır diye itiraf ettikten sonra sadece çeyrek sayfa yer ayırıyor!
İslam tarihinin ve bugünün sansürlemekten, unutturmaktan hiçbir zaman vazgeçmediği Sakife'de Hz. Ebubekir ve Ömer'in başını çektiği bir grup Ensar ve Muhacir "Hz. Muhammed (s.a.a)'in yerine kim geçecek?" sorusuna cevap üretmiş ve bunu İslam toplumuna kabul ettirmiştir!
Hz Muhammed (s.a.a)'in mübarek bedenleri daha defin edilmeden yerine kim geçecek sorusuna bir avuç insanın ürettiği cevap, İslam tarihi açısından çok ağır sonuçlara sebebiyet vermiştir.
Bunun en önemli sebebi şüphe yok ki İmamete seçilecek insanın ismi ve kimliği hususunda Hz. Allah ve Peygamber'in ne dediğinin hatırlanmamasıdır! Sakife'de maslahat ile üretilen sonuç, asırlar boyunca İslam medeniyetini inim inim inletmiştir!
Bunun üzerinde ayrıca duracağız ama şimdi soru şu: Sakife'de Hz. Ömer, Ebubekir, bir avuç Sahabi ve Ensar nasıl bir diyalog gerçekleştirdiler. Aralarında nezaket, nezafet ve ama ille de şu soru var mıydı?
"İmamet konusunda Allah ve Peygamber ne düşünüyor?"
Gadir-i Hum hutbesinin üzerinden çünkü sadece 2 ay 13 gün geçmiş ve Hz Ali'nin imametini tescilleyen çok sayıda ayet ve Hz Peygamber sözü var!
Sakife'de maalesef ne Gadir-i Hum hutbesi konuşuldu, ne de Allah'ın nasbı hatırlandı. Sakife'de yapılan diyaloglar şu şekildeydi:
Bizim kabile sizin kabileden üstündür.
Hayır, bizimki daha üstündür.
Hiç kimse bizimle boy ölçüşemez.
Ey falanlar gözlerinizi açın
Aman elinizi çabuk tutun
Bu işi başkasına kaptırmayalım
Allah'a yemin olsun ki bu işi günahkârlara yedirtmeyiz
Falanın sözünü dinlemeyin
Hilafet yularını elinize alın
Sürün onları bu şehirden
Hayır, asıl biz sizi süreceğiz bu şehirden
Allah senin canını alsın
Asıl seninkini alsın
Bütün uzuvlarını kırarım
Karın boşluğuna indiririm
Ağzına toprak doldururum
Var mı kaşınan
Var mı sürtünmek isteyen
Senin dişlerini ağzına dökerim
Aman bu hengâmede elimizi çabuk tutalım
Ey şom ağızlı
Seni Medine sokaklarında sürüklerim
Ey hasetçi
Bize bey'at ederseniz size azık veririz
Ömer, Ebubekr'i dürtükledi: Çabuk çabuk bu işi bitirelim
Ezin onu-öldürün onu
?
Sakife düzeni nasıl kuruldu?
Ehl-i Beyt definle meşgul, hüznü ile baş başa? Sakife'de ise bir grup sahabi işte bu diyaloglarla bir düzen kurdular. Gadir-i Hum'da, rıhletten çok değil sadece 2 ay 13 gün evvel son kez tescillenen Nasb, Sakife'de ortadan
kaldırıldı.
Sünni ya da Şii fark etmez kaynaklara bakın aynı şeyi görüyoruz:
Sakife'dekiler kendilerine bir iktidar elbisesi biçtiler ve bunun için maslahat isimli bir bıçak kullandılar. Kimse Hakk'ın ölçüsü nedir diye sormadı.
En fazla dediler ki "Araplar nübüvvetin ve imametin aynı ailede olmasını kabul etmez. Aksi takdirde İslam bölünür ve parçalanır!"
Zannedersiniz ki heva ve hevesleri için değil de, İslam için, Ali Efendimizin imametine karşı çıktılar! Zannedersiniz İslam'ı, Ali Efendimizi İmam ve veli tayin eden Allah'tan ve Peygamber'den daha iyi biliyorlardı. 
Peki, Sakife'dekiler Gadir-i Hum'u bilmiyorlar mı idi?
Sakife'dekiler dahil 124 bin sahabe Gadir-i Hum'a şahitlik etmişti! Evet, Sakife'dekiler Peygamber nasbını duydular ve gördüler ama sağır olmayı, görmemeyi tercih ettiler.
Peki, Gadir-i Hum'da İmam'a biat etmemişler miydi?
Hayır, İlk onlar İmam'ın elini öpmüş, biat etmişlerdi!
Peki, niye İmamın ve aslında tüm zamanlarda Müslümanların haklarını gasp ettiler ve bunu nasıl başarabildiler?
Ne yazık ki Sakife'dekiler ölüm ve kıyameti unuttular! Sakife'ye giden yolda bir sıkıyönetim düzeni kurdular. Peygamberler ölmez diyerek Hz. Peygamberin vefat haberinin yayılmasını engellediler! Peygamberler miras bırakmaz diyerek Ali Efendimizin imametini çalmanın kılıfını uydurdular. Medine'ye giriş çıkışı yasakladılar. Ardından Gadir-i Hum'u unutturmak için bütün tebliğ kanallarını, vaaz ve irşad toplantılarını ele geçirdiler. Gadir-i Hum'u gündeme getirenleri dövdüler, tecrid ettiler, hadisleri yasakladılar. İmam'ın kerpiçten evine saldırdılar. Hz Fatıma'yı yaraladılar, Hilafeti çaldılar! 
Ve yazık ki bu yol ve yönteme asırlar boyu devam ettiler. 
Kim seçilmiş; Ümeyye
ailesi mi, Ali ailesi mi?
Hz. Peygamber'in vefatından sonra adaleti Ali ailesi mi, yoksa Ümeyye ailesi mi temsil etti?
Bunun cevabı zor değil. Zor değil çünkü Hz Ali ve Ailesi seçilmiştir. Hz. Allah ve Habib'i Hz Muhammed (s.a.a) tarafından seçilmişlik! Hz Allah Ali (a.s) ve onun çocuklarını imamete seçmiştir. Bu seçilmişlik kimsenin elinde olan veya kimsenin değiştirebileceği bir şey değildir!
Aşağıda ismini vereceğimiz ayet ve hadisler Hz. Ali Efendimizin imametini açıkça ispat etmektedir:
İnzar Ayeti
Velayet Ayeti
Tebliğ Ayeti
Ulu'l Emr Ayeti
Mübahele Ayeti
Gadir-i Hum Hadisi
Menzilet Hadisi
Ümmü Selim Hadisi
İttika Hadisi
Kardeşlik Hadisi
Mescid-i Nebiy'e açılan kapıların kapatılması Hadisi
Sakaleyn Hadisi
Sefine Hitte ve Yıldız Hadisleri?
Bu ayet ve hadisler imamete kimin seçildiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu seçilmişliğe karşı laf edemeyenler İslam tarihini bir oyunla zehirlediler. Dediler ki; "Aman tarihe bakmayalım, Sakife ve onun kurduğu düzen geride kalmıştır. Bugüne taşımanın bir manası yoktur, fitne üretmeyelim!"
Oysa Sakife düzeni bütün boyutları ile son derece güncel dahası tarih boyunca da güncelliğinden hiçbir şey yitirmedi. Sakife'de kurulan "heva ve hevese İslam'ı uydurma" diyebileceğimiz ayak oyunları ile kurulan düzen bütün İslam tarihi boyunca genelleşti ve uygulama kazandı. Dolayısı ile Allah'ın muradı değil, siyasi aktörlerin heva ve hevesleri hâkim hale getirildi ve bu sebeple de deyim yerinde ise İslam belki büyüdü, irileşti, hacim kazandı ama Allah'ın rıza göstereceği gerçek bir iktidar alanı üretilemedi.
O sebeple sorunun kaynağına inmek ve buradan çıkaracağım tezlerle İslam'ın siyasal alanını yeniden dizayn etmek zorundayız. Aksi takdirde karşımıza mevcut yıkılmakta olan İslam tablosu çıkmakta. Sağlam iplere ihtiyacımız var ve bunun adresi Hz Ali'dir. 
Hz Ali öyle Ali'dir ki onun İmametine muhalif olanlar dahi "O'nun zor anlarımızdaki yardımları olmasa halifelik yapamazdık" demektedir. Hz Ali velayetin, ilmin, siyasetin, adaletin, şecaatin, ferasetin, fedakarlığın kısaca İslam adına ne hayır, ne güzellik varsa onun kapısıdır. Dahası Allah Teâlâ öyle de bir çıta koymuştur ki o kapıya uğramadan İslam'ı kazanmak mümkün değildir.
Onun için elbette tarihe bakacağız. Tarihe bakmayıp da ne yapacağız? Tarihten dersler çıkaracağız, haklıya hakkını teslim edip haksıza haddini bildirerek adalete layık olduğumuzu ispat edeceğiz ve bu muhasebenin ardından gözyaşı ile yürek ile vicdan ile sulanmış medeniyetimizi doğru adreste inşa edeceğiz.
Birinci tespitimiz budur!
İkincisi, hiç kimse Saltanat İslam'ını, Saray İslam'ını Sünnilik diye yutturmaya kalkmasın. Bu Sünniliğe de büyük bir darbedir, İslam'ın kendisine de!
Araştırmacı Kenan Çamurcu'nun bizzat ifadeleri ile söylüyorum ki, Sakife'de öne sürülen maslahatla Hz. Ali'nin vasi tayin edilmesi gerçeğini erteleyen anlayışı entelektüel bir tartışma olmaktan çıkartıp Ali düşmanı siyasi ve dini kültüre dönüştüren Ümeyye ailesinin ve Ümeyye sarayına bağlı memurların husumetini sürdürmek zorunda değiliz. Titiz ve iyi niyetli yeni bir tarih okumasıyla Sakife'de belirlenen maslahatı terk edip bugün yeni bir siyasal kültürün temellerini atabiliriz. Bunu yapmak için mezhep değiştirmek gerekmez, "görünüşte Peygamber ailesine muhabbet ama gerçekte ve özünde husumet güden" din anlayışı ve kültürün terk edilmesi yeterlidir.
Bunu yapan birisi var, Allah'a şükür ki var! Kendi iktidarı için maslahat üretmeyen, İktidarı amaç ve araçta meşru olmak ilkesinde arayan birisi var!
Onun adı Haydar Baş. Prof Dr. Haydar Baş.
Maslahat ve maslahatsızlık
Kardeşlerim canlı tanığıyım o nedenle yeri geldiği için paylaşıyorum:
Prof. Dr. Haydar Baş'a da geldiler. Dünyayı yönetenler, Türkiye'ye Başbakan atayacaklar 1997 yılında geldiler. Ve benim başında bulunduğum heyete dediler ki; "Bu ülkeye Başbakan arıyoruz. Haydar Hoca'yı Washington'a götürelim, kitaplarını İngilizceye çevirelim. Ne sıkıntınız varsa giderelim."
Bu cazip teklif karşısında Prof Dr Haydar Baş şöyle düşünebilirdi:
"Bu ülkede iktidar olmanın yolu Washington'dan geçiyor. Mecburuz bu adamlarla iş tutmaya. Önce iktidar olayım. Nasıl olsa bana yanlış yaptıramazlar. Projelerimizi hayata geçirmek için başka yol da yok!"
Hocamın cevabı bu olmadı. Maslahata tevessül etmedi. Hz. Al'nin izinde bir insan olduğunu şu sözlerle ispat etti:
"Benim satılacak vatanım, verilecek imanım yok"!
Aynı adamların bugünkü iktidar katlarına gittiklerini yazmayan kalmadı. Dilipak'lar, Ali Bulaçlar vs.
Bizzat o kalemlerden aktarıyorum.
Sarıyer/Büyükdere'de Amerikan elçiliğinden 3 kişi geldiler ve dediler ki;
"1- Biz sizi iktidara taşıyalım.
 2- Size iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim.
 3- Size gerekli finansal destekleri getirelim."
İstenenler de şunlardı:
"a- İsrail'in güvenliğini artıracaksınız, önündeki engelleri kaldıracaksınız.
 b- Büyük Ortadoğu Projesi yani sınırların değişmesine destek olacaksınız
 c- İslam'ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız."
Dahası bu ziyaretler tarih boyunca hep yapıldı. Bugünün Amerikalılarının Cahiliye döneminde de karşılıkları vardı. Bugünün Amerikalıları olan o günün Mekke müşrikleri Hz. Peygamber'e geldiler. Dediler ki "Ya Muhammed sana Mekke'nin krallığını verelim, altınlara boğalım, en zengin kızlarımızla evlendirelim ama ne olur şu davandan vazgeç."
Bu teklif yapıldığında Hz. Peygamber'in yanında 3-5 köle Müslüman'dan başka kimse yoktu! Onlar da kızgın güneşlerin altında işkencelerden geçiyordu. İslam zayıftı, Hz. Peygamber ancak amcası Hamza'nın emanlığında Mekke'ye girebiliyordu. Hz. Peygamber kendisine bu teklif yapıldığında şöyle düşünebilirdi:
"Bu tam bir altın vuruş, zaten gücümüz ortada, bunların başına kral olayım sonra da onları Müslüman ederim. Değil mi ki Peygamberim zaten, Allah beni koruyor, yanlış benden sudur
olmaz."
Ama Hz. Peygamber böyle davranmadı. Bu teklifin altında yatan, İslam'ı fesada boğacak hastalığı gördü. Maslahat ateşini o gün söndürdü ve tüm zamanlara şu mesajı verdi:
"Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz kabul etmem!"
İşte din bu kardeşlerim! Heva ve hevesimize İslam elbisesi giydirmek değil! Allah'ın muradına teslim olmak! Bütün gayretimizi Allah'ın muradını anlamaya ve yaşamaya hasretmek. Bunun için canlardan, mallardan, tahtlardan vazgeçmek, vazgeçebilmek, yanlışa tavır almak, doğru ile bir olmak. Kendimiz Allah'a feda edebilmek."
Bu mukaddes yolda yolcu olabilmek için ya Alevi (Ali taraftarı), ya da Ümeyyeci olacağız. Ya maslahata sığınarak dünyevi iktidarımızı kuracağız ama ahiretimizi kaybedeceğiz ya da Allah'ın iradesine, nasbına ve nasbdaki örneğe sığınacağız ve kendimiz doğru İslam ve doğru liderleri seçmiş olacağız. İkisinin de dışında kalan sözde tarafsızlık tarihte Hariciliği doğurdu, günümüzde ise bugünümüzün katili olan resme sebebiyet verdi.
İmamların vasıfları nedir?
Son olarak maslahatın bir başka boyutuna da dikkat çekelim.
Nisa suresi 59. ayette Cenab-ı Hak ne buyuruyor:
"Ey iman edenler Allah'a itaate edin, Peygamber'e itaat edin bir de sizden olan emir sahiplerine de?" 
Görüldüğü üzere ulul emre itaat Allah'a, Resulü'ne itaat ile aynı kefeye konuluyor. Peki, öyleyse Allah'a itaat ile Peygamber'e itaat ile eş tutulan itaatin sahibi ulul emrin nasıl bir vasıf taşıması lazım acaba? 
Hayati soru budur!
Sünni yorum bu vasfı söylemek, hakkı teslim etmek yerine yan yollara kaçtığı için Hadis uyduruyor ve bakınız ne hale düşüyor?
"Benden sonra öyle liderler iş başına gelecekler ki; ne benim yolumda hareket edecekler ve ne de benim sünnetimi uygulayacaklar. Onların arasından öyle kişiler çıkacak ki; kalpleri insan bedenlerinde yer alan şeytanların kalpleri olacak. 
Ben, ya Resûlullah bu liderlerle karşılaşırsam benim görevim nedir? diye sorunca şöyle buyurdu: Malın yağmalansa ve sırtına kırbaç vursa bile o lidere itaat et!" 
Bakınız hakkı teslim etmek, ulul emrin kim olduğunu söylemek yerine yan yollara kaçarsanız böyle bir garabetle baş başa kalırsınız.
"Zalim, üstelik sana değil Allah'a zalim ama zalim de olsa ona itaat
edilecek!"
Oysa deseniz ki, ulul emr Peygamber'e itaatle eş tutulduğuna göre bu ulul emr, herhangi insanlar olamazlar. Herhangi insan olmamak da Allah'ın koruması altında olan, Allah'ın nasb ettiği insanlara tabii olmak demektir!
Böylece sorunu çözecek, Allah'ın rahmetine vasıl olacak ve hepimiz kurtulacağız. Ama bu teslimiyette şahsi iktidar yok, rant yok, bir soyun diğerine üstünlüğü yok, akrabayı kayırmak yok, işbirliği yok, batılla işbirliği yok. Yok yok. Ama ne var Adalet var ve Allah'ın muradı var!
İşte size maslahat ateşinin nasıl bir cinayete sebebiyet verdiğinin, ayet ile karşı karşıya gelmek zorunda kalıp ne hale düştüğümüzün bir başka açıdan ispatı kardeşlerim.
Cenab-ı Hak bizi bu hallerden
korusun."

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.