logo
09 MAYIS 2026

'20202'den bu yana 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı'

'Hukuk Mahkemelerinin Etkinliğinin Artırılması Çalıştayı' törenine katılan Adalet Bakanı Tunç, "2020 yılından bugüne kadar e-Duruşma sisteminin kurulu olduğu 2 bin 972 Hukuk mahkemesinde toplam 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı. 2019'dan bu yana 285 milyon 190 bin adet e-tebligat gönderildi. Bu yolla 20 milyar 128 milyon 837 bin lira tasarruf sağladık. Böylece 169 bin 688 ağacı kesilmekten kurtardık. 9 bin 982 ton kâğıt tasarrufu sağladık" ifadelerini kullandı

15.05.2025 14:12:00 / Güncelleme: 15.05.2025 14:16:32
İHA
'20202'den bu yana 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı'
'20202'den bu yana 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı'
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Dikmen Hakimevi'nde düzenlenen 'Hukuk Mahkemelerinin Etkinliğinin Artırılması Çalıştayı' törenine katıldı. Programa Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile yargı mensupları ve akademisyenler katıldı.

Hukuk devletinin, yalnızca kanunların varlığıyla değil, o kanunların adil, tarafsız ve etkin biçimde uygulanmasıyla anlam kazandığını ifade eden Tunç, bu değerli uygulamanın kalbinde, yargılama hukukunun yer aldığından bahsetti.



"Usûlün olmadığı yerde adalet değil, keyfilik hüküm sürer"

Bakan Tunç, yargılama hukukunun kişilerin hakkını ararken karşılaştığı ilk kapı olduğunu söyleyerek, "Adalete yürünen yolun meşruiyet dayanağıdır. Yargılama hukuku, yani usûlhukuku; hukuk düzenimizin sessiz ama derinden işleyen bir alanıdır. Bu nedenle usûl hukukunun felsefi temeli, kişilerin hakikat arayışına duyulan saygıya dayanır. Yargılama hukuku, yalnızca şekil ve usul meselesi değildir. Bu alan sadece, bir belge ya da bir delil hangiaşamada sunulmalı' Yahut hangi süre; ne zaman işlemeli' sorularının cevabı da değildir. Usûl, şeklî adaletin ardındaki ahlaki düzenin adıdır. Çünkü adalet yalnızca, neyin söylendiğiyle değil, nasıl söylendiğiyle de ilgilidir. Bu yönüyle Hukuk usûlü, özünde bir terbiye sistemidir. Keyfiliği sınırlayan, belirsizliği reddeden, her tarafı eşit şartlarda dinleyen bir adalet anlayışının ifadesidir. Usûlün olmadığı yerde adalet değil, keyfilik hüküm sürer. Keyfiliğe teslim edilen bir karar, hukuken doğru olsa bile vicdanen eksiktir. Usulün doğru işlemediği yerde, hak batıl olur; şeklin çarpıtıldığı yerde öz bozulur. Bu nedenle yargılama hukuku, adalet arayışına; ahlakla, hakkaniyetle ve insan onuruna saygıyla cevap vermenin yoludur" ifadelerinde bulundu.

Son 23 yılda yapılan reformlardan bahseden Tunç şöyle konuştu:

"Son 23 yıldır; her adımda, yargı sistemimizin daha adil, hızlı ve erişilebilir olabilmesi için gerekli altyapıyı oluşturduk ve güçlü bir hukuk devleti anlayışını inşa etmek için kararlılıkla adımlar attık. Reformlarla, adaletin en yüksek ve en güçlü teminatı olan yargının işleyişini daha da güçlendiriyor. Toplumun adalet arayışına, güvenle karşılık verebilen bir yargı sistemi inşa ediyoruz. Bu anlayışla temel kanunlarımızı, çağın gereklerine ve milletimizin ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniledik. Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi bütün temel kanunları yeniledik. Bildiğiniz üzere 2011 yılında,yaklaşık 85 yıldır yürürlükte olan, bin 86 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu yürürlükten kaldırarak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu yürürlüğe koyduk. Kanunu yaparken; bir taraftan zamanın ruhuna uygun olarak sosyal ve toplumsal alanda meydana gelen değişimler ile bu değişimlerin getirdiği ihtiyaçları dikkate alarak yeni ve modern bir medeni usul kanunu yapılmasını amaçladık."

Hukuk yargılaması alanındaki uygulama tecrübesini Kanun'a yansıtmaya çalıştıklarını vurgulayan Bakan Tunç, yeni kanunla birlikte bilişim ve teknoloji alanındaki gelişim ve değişimleri dikkate alarak adalete erişimi hızlandırmaya, yargılamaları sadeleştirilmeye ve yargılama maliyetlerini en düşük seviyeye indirmeye çalıştıklarından bahsetti.

"Birçok alanda hukuk mahkemelerinin etkinliğini güçlendiren düzenlemeyi hayata geçirdik"

2011 yılından itibaren birçok yeniliği daha hayata geçirdiklerini ifade eden Bakan Tunç, "Adli yardımdan yararlanılmanın kolaylaştırılmasından, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmesine ve etkinliğinin artırılmasına; Tahkimin işlerliğinin güçlendirilmesinden, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasını için kesin sürelere ilişkin düzenlemelere; vatandaşlarımıza ağır bir mali yük getiren ve hak arama hürriyetini zedeleyen delil avansının, dava açılırken mahkeme veznesine peşin olarak yatırılması zorunluluğunun kaldırılmasından, sulh ve arabuluculuğun etkinliğinin arttırılmasına; ön inceleme duruşmasının daha etkin bir şekilde yapılması ve bu aşamadan beklenen faydanın artırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmasından, silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerini güçlendiren değişikliklere; toplu mahkemelerin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasının sağlanmasından, istinafın kapsamının genişletilmesine; kadar birçok alanda hukuk mahkemelerinin etkinliğini güçlendiren düzenlemeyi hayata geçirdik" dedi.

"2020 yılından bugüne kadar e-Duruşma sistemiyle 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı"

Ses veya görüntü nakli yoluyla duruşma yapılmasına imkan sağlayan e-duruşma usulünü düzenlediklerini belirten Tunç, "Uygulamanın başladığı 2020 yılından bugüne kadar e-Duruşma sisteminin kurulu olduğu 2 bin 972 Hukuk mahkemesinde toplam 3 milyon 289 bin e-Duruşma yapıldı. Yine makul sürede yargılamayı korumak için daha süratli ve daha az maliyetli bir iletişim yolu olması nedeniyle e-tebligat sistemine geçtik. 2019'dan bu yana 285 milyon 190 bin adet e-tebligat gönderildi. Bu yolla 20 milyar 128 milyon 837 bin lira tasarruf sağladık. Böylece 169 bin 688 ağacı kesilmekten kurtardık. 9 bin 982 ton kâğıt tasarrufu sağladık" ifadelerinde bulundu.

"Kira davalarında arabulucuya başvuru sayısı 356 bin 953'ü buldu"

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri hakkında konuşan Tunç, "İhtiyari ve zorunlu arabuluculukta 2013'ten bu yana toplamda; 7 milyon 591 bin başvuru yapılmış, 4 milyon 614 bini anlaşmayla sonuçlanmıştır. Bu noktada başarı oranı yüzde 63'dür. Ayrıca 7. yargı paketiyle 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren; Arabuluculuğun kapsamını daha da geliştirdik. Bu kapsamda kira davalarında arabulucuya başvuru sayısı 356 bin 953'ü buldu. Bu başvurulardan 128 bin 922'si anlaşmayla sonuçlandı. Bu da demek oluyor ki, 257 bin vatandaşımızın uyuşmazlığının yargıya taşınmadan barışçıl yolla çözümlenmesini sağlamış oluyoruz" ifadeleriyle konuşmasını noktaladı. Program fotoğraf çekiminin ardından noktalandı.

Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?


 
Yaşla ilgili yorgunluk, tıptaki en az tartışılan durumlardan biri olabilir. Evde buna kötü tavır denir. Doktorlar için ise sadece yaşlılık! Ve bunu yaşayan insanlar için ise tam bir yenilgi. Ama kimse bunun vücudun içinde nasıl gerçekleştiğini sormayı aklından bile geçirmez.

09.05.2026 11:48:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?

Mitokondri meselesi

Hücrelerin içinde enerji üretmekten sorumlu küçük organlar olan mitokondrilerin 60 yaşından sonra sayıları azalır ve verimlilikleri düşer. Gençliğinizde üstesinden rahat egldiğiniz yürüyüş, aniden çok daha küçük bir kaynaktan çok daha fazla enerji çekmeye başlar. Bu yorgunluk hissi, hayal gücünün değil, fizyolojinin doğrudan bir fonksiyonudur. Vücudunuzda işleyen temel hücresel aritmetiktir yani!







Kas atrofisi durumu daha da kötüleştirir

30 yaşından sonra, düzenli kuvvet antrenmanı yapılmadığı takdirde, vücudumuz her on yılda bir yüzde 3 ila yüzde 5 arasında kas kütlesi kaybeder. Kas dokusu yüksek metabolik potansiyele sahiptir, yani enerjiyi verimli bir şekilde yakar ve hareketi etkili bir şekilde üretir. Kas dokusu azaldıkça, normal aktiviteler genel enerji kapasitenizin daha büyük bir bölümünü gerektirmeye başlar. 75 yaşında, 35 yaşına kıyasla yüzde 40 daha az kas kütlesiyle merdiven çıkmak, biyomekanik olarak 35 yaşında sırt çantasıyla merdiven çıkmaya eşdeğerdir. Ve evet, yorgunluk hissi gerçekten daha güçlüdür. Hayal ürünü değil. Ve bir zayıflık belirtisi de değil.







Uyku kalitesi 60 yaşından sonra önemli ölçüde değişir.

Hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin, dinlendirici uyku 60 yaşından sonra çok daha nadir hale gelir. Yatakta sekiz saat geçirmek ama sadece altı saat etkili uyku almak, kaç saat uyuduğunuzdan bağımsız olarak vücudunuzun yetersiz bir iyileşme ile çalıştığı anlamına gelir. Sekiz saatlik uykudan sonra yorgunluk bir gizem değil. Sadece yanlış ölçüm. Saatler harcandı. İyileşme olmadı.







Hipotiroidizm, yaşlı yetişkinler arasında en sık gözden kaçan tanıdır

Metabolik hormonların yetersiz üretimi sonucu ortaya çıkan ve genellikle normal yaşlılık belirtileriyle karıştırılan, önemli yorgunluk, ısı intoleransı ve bilişsel bozukluklar, aslında basit kan testleri kullanılarak tiroid hormonu replasman tedavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Bununla birlikte, dünya genelinde yaşlı nüfusta en sık yanlış teşhis edilen durumdur.
Düşük seviyeli kronik enflamasyon (günümüzde enflamasyonla yaşlanma olarak adlandırılan durum) sürekli arka plan seviyesinde enflamasyon cevabını sürdürmek için büyük enerji harcamasına neden olur, yorgunluk ve genel olarak bitkinlik hissi dışında hiçbir belirti göstermez. Hemen hemen her dejeneratif yaşa bağlı duruma katkıda bulunur ve beslenmeden büyük ölçüde etkilenir.







Peki yorgunluğu azaltmak için ne yapılabilir?

1. Akdeniz tipi beslenme
2. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettirmek
3. Elbette egzersiz... Kuvvet antrenmanı, mobilite, tempolu yürüyüş ve koşu gibi aerobik egzersizler elzem...

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!


 
Bahar ayları özellikle astım hastaları için riskli bir dönemi de beraberinde getiriyor. Artan polen yoğunluğu ve hava değişimleri başta olmak üzere pek çok etken astım ataklarını tetikleyerek hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor, hatta ölümcül olabiliyor.

09.05.2026 06:20:00
MURAT ÇORBACI
 Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!
 Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında acil servise başvurularda ve hastane yatışlarında belirgin artış görüldüğüne dikkat çekerek, "Bahar, astım hastaları için en riskli mevsimlerden birini oluşturmaktadır. Bu dönemde yoğun polen, ani sıcaklık değişimleri, artan nem ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin bir araya gelmesi hava yollarındaki hassasiyeti belirgin şekilde artırmaktadır. İngiltere'de yürütülen bir araştırma, Nisan-Mayıs döneminde astım kaynaklı ölümlerde anlamlı bir artış saptamıştır. Ülkemizde de benzer tablo yaşanmakta; ilkbahar aylarında astım nedeniyle poliklinik başvuruları yüzde 30-40 oranında artış göstermektedir" dedi.







Dünya genelinde 300 milyon kişi astım hastası

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, astım dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkilerken, ülkemizde de yaklaşık 6 milyon kişinin bu hastalıkla mücadele ettiği belirtiliyor. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşüren astım özellikle bahar aylarında hastalar için ciddi bir tehdit oluşturabiliyor. Ancak önemli bir sağlık sorunu olsa da doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabiliyor. Düzenli ilaç kullanımı, bireysel tetikleyicilerden kaçınma ve hekim takibinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında astım ataklarını tetikleyen 6 önemli etkeni anlattı.







1. Polenler

Türkiye Astım ve Alerji Derneği verilerine göre; alerjik astımlı hastaların yüzde 70'inden fazlası ilkbahar polenlerine duyarlı oluyor. Avrupa'da yapılan geniş çaplı araştırmalar; yüksek polen yoğunluğu olan günlerde acil servislere astım kaynaklı başvuruların yüzde 30-50  oranında arttığını gösteriyor.
• Polen yoğunluğu sabah 08.00-11.00 saatlerinde ve rüzgarlı havalarda en üst düzeye ulaşıyor; bu saatler dışında sokağa çıkmayı tercih edin. • Dışarıdan eve geldiğinizde mutlaka duş alın ve giysilerinizi değiştirin; kıyafetleri balkona sermeyin.
• Ev pencerelerini kapalı tutun, HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın.







2. Ani hava değişimleri

Bahar ayları sabah saatlerinde 8-10 dereceye kadar düşen, öğleden sonra ise 20-25 dereceye yükselen hava sıcaklığıyla günlük ısı farklarının en belirgin yaşandığı bir dönem. Bu ani değişimler, bronşiyal hiperreaktiviteye, bir başka deyişle solunum yollarının normalden çok daha kolay tahriş olabilir hale gelmesine yol açabiliyor.
• Hava durumu uygulamalarını düzenli takip edin; günlük ısı farkının yüksek olduğu günlerde katmanlı giyinin.
• Sabah ve akşam saatlerinde soğuk hava maruziyetini azaltmak için ince bir bere veya atkı kullanarak ağız ile burun bölgenizi koruyun.







3. Açık havada egzersiz yapmak

Egzersiz sırasında artan solunum hızı, soğuk ve kuru havanın bronşlara nüfuz etmesine zemin hazırlıyor. Bu durum inflamasyon mediatörlerinin, yani histamin ve lökotrien gibi maddelerin salınımını tetikleyerek egzersize bağlı bronkospazma yol açabiliyor. Bahar aylarında açık havada yapılan koşu, bisiklet ve futbol gibi aktiviteler; yoğun polen maruziyetiyle eş zamanlı gerçekleştiğinde risk artıyor. Astım hastalarının yüzde 80'inde görülen bronkospazmın nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi semptomları genellikle egzersiz başlangıcından 5-10 dakika sonra belirginleşiyor.
• Açık hava aktivitelerini mümkünse polen yoğunluğunun daha düşük olduğu öğle saatlerinde planlayın.
• Egzersizden 15-20 dakika önce doktorunuzun önerdiği kısa etkili bronkodilatör (kurtarıcı inhaler) kullanın.
• Aktiviteden 5-10 dakika önce yürüyüş gibi hafif tempolu bir ısınma yapın; bu uygulama hava yollarını kademeli olarak genişleterek ani bronkospazm riskini azaltır ve solunum kaslarını yoğun egzersize hazırlar.
• Havuz ortamındaki nem bronşları koruduğu için koşu yerine yüzme gibi kapalı mekân sporlarını tercih edin.
• Egzersiz sırasında ve sonrasında nefes almakta güçlük ve öksürük gibi semptomlar gelişirse hemen durun ve kurtarıcı inhalerinizi kullanın.







4. Temizlik ürünleri

Bahar temizliği, astımlı bireyler için ciddi riskler barındırıyor. Klorlu temizlik ürünleri, sprey dezenfektanlar, parfümlü yüzey temizleyiciler ve kuru tozlar bronş mukozasını doğrudan tahriş edebiliyor. Temizlik sırasında havaya kalkan tozların içinde bulunan ev tozu akarları ve küf sporları da güçlü alerjik tetikleyicileri oluşturuyor.                 
• Güçlü çözücüler, çamaşır suyu ve amonyaklı ürünler yerine sirke veya karbonat bazlı doğal temizleyicileri tercih edin.
• Temizlik sırasında N95 veya FFP2 maske takın ve mekanı iyi havalandırın; pencereleri açın.
• Toz kaldırmayan microfiber bezler ve nemli paspas kullanın; toz kaldıran süpürge ve fırçalardan kaçının.
• Ağır temizlik işlerini kendiniz yapmak yerine mümkünse yardım alın.
• Bronşları tahrip edebildiği için hava tazeleyici ve oda spreylerinden kaçının.







5. Üst solunum yolu enfeksiyonları

• Yıllık grip aşısını ve doktorunuzun önerdiği diğer aşıları (pnömokok vb.) düzenli olarak yaptırın.
• Viral bulaşmayı belirgin şekilde azaltmak için ellerinizi sık sık yıkayın ve kalabalık ortamlarda maske kullanın.
• Viral enfeksiyon sürecinde ilaç dozunuzun ayarlanması gerekebiliyor. Bu nedenle enfeksiyon belirtileri başlar başlamaz doktorunuzu aramayı ihmal etmeyin.






6. Hava kirliliği

Hava kirliliği ve artan ozon seviyeleri de astım hastaları için büyük bir tehdit oluşturuyor.
• Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde ve kavşaklarda uzun süre kalmaktan kaçının. Mümkünse park ve yeşil alanlarda yürüyüş yapın.
• Güneşli ve sıcak günlerde ozon seviyeleri öğle-akşam saatlerinde en üst düzeye ulaşıyor; bu saatlerde dışarıda egzersiz yapmaktan kaçının.

Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor


 
İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67’den yüzde 49’a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19’dan yüzde 34’e yükseldi. 

09.05.2026 01:31:00
Haber Merkezi
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor

İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67'den yüzde 49'a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19'dan yüzde 34'e yükseldi.

Tam buğday, kepekli, çavdar ve glütensiz gibi sağlıklı ekmek türlerini tercih edenlerin oranı yüzde 37.1 iken, bu ürünleri tercih etmeyenlerin oranı da yüzde 36.9 oldu. Sağlıklı ekmek türlerini tercih etmemenin başlıca nedeni sorulduğunda katılımcıların yüzde 36.8'i alışkın olmadığını söyledi.

Araştırmaya göre İstanbulluların ekmek tüketiminin en yüksek olduğu öğün yüzde 45.4 ile kahvaltı oldu. Kahvaltıyı yüzde 37.4 ile akşam yemeği takip etti. Öğle yemeğinde ekmek tüketme oranı ise sadece yüzde 4.6 oldu.

İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu


 
İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye'nin, Yunanistan'dan Yemen'e Mavi Vatan İmparatorluğu inşa ettiğini" savundu.
 

09.05.2026 00:20:00
AA
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu

İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye'nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine" dikkati çekti.
Analizde, Türkiye'nin "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştırdığı ve bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu" öne sürüldü.

Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktriniyle, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol edeceği ve Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarına ulaşarak, enerji bağımsızlığını sağlayacağı savunulan analizde, "Türkiye artık sadece haritalar çizmekle yetinmiyor. Bunları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçiriyor" ifadelerine yer verildi.
Analizde, "Türkiye'nin Suriye ve Libya'da kontrol sahibi olduğu" vurgulanarak, bunun Akdeniz'den Avrupa'ya bir "deniz köprüsü" oluşturmasını sağladığı; "Somali'de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu" belirtildi.

İsrail merkezli yayın organı, ABD ve Avrupa için Türkiye'nin değişilmez bir müttefik olduğuna işaret ederek, "Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Üç kıta arasında bir köprü görevi görmesi, Boğazlar gibi kritik geçitleri kontrol etmesi, Orta Doğu'yla tampon bölge işlevi görmesi ve ABD ile askeri işbirliği yapmasının, Türkiye'yi hayati bir konuma taşıdığı ileri sürüldü.

İsrail, Türkiye'yi durdurmaya çalışıyor

Analizde, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu ittifakla ve Somaliland'ı ülke olarak tanımak gibi adımlarla Türkiye'yi durdurmaya çalıştığı ifade edildi.

"Türkiye'nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir." ifadesini kullanan İsrailli yayın organı, Ankara'nın Tahran'ın aksine bir NATO üyesi ve ABD ile müttefik olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, Türkiye'nin Gazze ve Suriye'de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına neden olduğu ve İsrail'in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de kaydedildi.

Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi

Sakarya'nın Hendek ilçesinde buhar kazanında patlama meydana gelen ve ardından yangın çıkan fabrikada 8 işçi yaralandı. Olay yeri havadan görüntülendi

08.05.2026 18:41:00
İHA
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Hendek ilçesi Kargalı Hanbaba Organize Sanayi Bölgesi 10. Sokak üzerinde konveyör bant üretimi yapan bir fabrikada henüz bilinmeyen sebeple buhar kazanında patlama yaşandı.






Patlamanın ardından fabrikada yangın çıkarken, işçiler kısa sürede tahliye edildi. Patlama ve yangın esnasında 1'i ağır toplam 8 işçi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, AFAD ve jandarma ekibi sevk edildi. 






Bölgeye ulaşan ekiplerce çevrede geniş çaplı güvenlik önlemleri aldıktan sonra itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi ile yangın kısa sürede kontrol altına alındı. 






Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından civardaki hastanelere sevk edilirken, ağır yaralanan işçinin Kocaeli'ne sevk edildiği öğrenildi.








Öte yandan, güvenlik kamerasının kasası incelenmek üzere jandarma ekiplerince alınırken, patlamanın yaşandığı fabrika ise havadan görüntülendi.













Kastamonu'da kene can aldı

Kastamonu'nun Daday ilçesinde vücuduna kene yapışan ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisi konulan kadın, tedavi gördüğü hastanede öldü

08.05.2026 17:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da kene can aldı
Kastamonu'da kene can aldı
İstanbul'da Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet eden Büşra Sevim, bir yakının cenaze törenine katılmak üzere bir süre önce Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Koçcuğaz köyüne geldi.

Köyde vücuduna kene yapışan Büşra Sevim, cenaze işlemlerinin ardından İstanbul'a tekrar geri döndü. İstanbul'da yüksek ateş, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler yaşadığı öğrenilen Sevim, hastaneye müracaat etti. Burada Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan Büşra Sevim, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Sevim, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sevim'in cenazesi, memleketi Kastamonu'nun bağlı Koçcuğaz köyüne getirildi. Sevim'in cenazesi, sabah saatlerinde kılınan cenaze namazının ardından defnedildi.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız" dedi. 

08.05.2026 11:46:00
Haber Merkezi
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki hücresinden CHP Balıkesir Belediye Başkanları buluşmasına mektup yolladı.

"Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz" ifadelerini kullanan İmamoğlu'nun mektubu şöyle:

"Sayın Genel Başkan Yardımcılarım, Değerli Büyükşehir Belediye Başkanlarım, Çok Kıymetli Yol Arkadaşlarım;

Hepinizi özlemle ve sevgiyle selamlıyorum. Gösterdiğiniz güçlü dayanışma ve mücadele azmi için yürekten teşekkür ediyorum. Marmara Belediyeler Birliği Başkanı seçilen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Akın'ı kutluyorum. Ahmet Başkanımız, Balıkesir'de çok başarılı işlerin altına imzasını atıyor. Biliyorsunuz Balıkesir; 1950'den sonra ilk kez yerel seçimlerde "CHP" dedi. Balıkesirliler Ahmet Akın Başkanımızı seçti; o da hizmetleriyle, yönetim anlayışıyla sosyal demokrat ve halkçı belediyeciliği Balıkesir'e çok güzel şekilde yaşatıyor. 74 yıl sonra elde ettiğimiz bu başarının devam edeceğine, CHP belediyeciliğinin Balıkesir'de bir gelenek halini alacağına inancım tamdır.

Bugün Türkiye çok kritik bir kavşaktan geçiyor. Her gün siyasallaşmış yargı eliyle yürütülen operasyonlara uyanıyoruz. Sandıkta kazandığımız başarıyı iftiralar ve kumpaslar eliyle gölgelemeyi; CHP'li belediyeleri mahkemeler yoluyla etkisizleştirmeyi hedefliyorlar. Sadece bizleri değil, bizlere oy veren seçmenleri ve milletin iradesini cezalandırmak istiyorlar. Çünkü başka hiçbir çareleri kalmadı. Milletimiz sosyal demokrat ve halkçı belediyecilik ile tanıştı. Yıllardır "yönetemez" denilen CHP'nin yerel yönetimlerde neler başardığını herkes gördü. Rantçı değil halkçı bir anlayışla kentlerimizi nasıl yücelttiğimize herkes şahit oldu.

Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz. Kentlerimizi her zaman millet için, milletle birlikte yönettik. Ortak akılla, liyakatli kadrolarla ve her şeyden önemlisi herkese eşit yaklaşarak hizmet ürettik. Millet bu yeni anlayışı benimsedi ve bizleri bağrına bastı. İşte bugün yapılan tüm bu baskılar; milletin gönlünde emek emek edindiğimiz yerden bizi söküp atmak içindir. Ama asla başaramayacaklar. Çünkü bu millet; gönlünde yer açtığı kişileri öyle kolay kolay kalbinden çıkarmaz; iftiralara ve yalanlara pabuç bırakmaz. O yüzden, bırakalım onlar ellerinde güç olduğuna, her şeye muktedir olduklarına inansınlar. Bizim arkamızda millet var ve hiçbir güç milletten üstün değildir.

"Makamların ve gücün esiri olmuşlar"
Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız. Halkımızla birlikte her engeli, her pusuyu ve her kumpası aşacağız.

Bu mücadele sadece ne benim, ne yol arkadaşlarımın, ne de partimizin mücadelesidir. Bu mücadele; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir. Bu zorlu yolda yorulsak da durmayacağız; birbirimizden güç alıp yeniden ayağa kalkacağız. Aynı hedefe, aynı kararlılıkla yürüyeceğiz ve mutlaka başaracağız. Başarmak zorundayız. Sizlerle birlikte bu yolda yürümekten büyük bir onur duyuyorum. Bu yolun sonu aydınlık, bu yolun sonu hürriyet, bu yolun sonu adalet!

Yolumuz açık olsun! Sevgilerimle…"

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor. Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın eleştirilerde bulunduğu ve Yılmaz Özdil'in istifa ettiği süreç, bugün yayımlanan manşetle yeni bir evreye girdi. Gazete, Özgür Özel ile yapılacak olan özel röportajı duyurdu

08.05.2026 11:33:00
Haber Merkezi
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP yönetimi ile Sözcü Medya Grubu arasında bir süredir devam eden gerilim, yerini barışma adımlarına bırakıyor. 1 Nisan tarihinde CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dönemin Sözcü Medya Grubu Başkanı Yılmaz Özdil'e yönelik sert eleştirilerde bulunmuş, kanalın yayın çizgisini eleştirerek, "A Haber kafasıyla devam edebilirsiniz. Ama herhalde izleyici ve dinleyici bunların notunu veriyordur" ifadelerini kullanmıştı.

Bu çıkışın ardından 6 Nisan'da Yılmaz Özdil, hem gruptaki görevinden hem de köşe yazarlığından istifa ettiğini duyurmuştu. Ayrılığın ardından gazetenin manşetlerinde Özgür Özel'in İsrail açıklamaları yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadelerine yer verilmesi, dikkatlerden de kaçmamıştı.

Sözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyorSözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyor

CHP ile yaşadığı gerilim nedeniyle son dönemde izleyici ve okuyucu kaybı yaşadığına dair yorumlarla gündeme gelen Sözcü grubu, bugün dikkat çeken bir hamle yaptı. Gazete, bugünkü manşetinden "Siyasetin gündemi Sözcü TV'de belirlenecek" başlığıyla Özgür Özel'in canlı yayın konuğu olacağı özel röportajı duyurdu.

"Özgür Özel ile özel röportaj bu akşam saat 20.00'de kaçırmayın" notuyla paylaşılan bu gelişme, parti-televizyon arasındaki buzların eridiğine dair bir işaret olarak yorumlandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.