Düşünüyorum da, bizim kuşak çok çalkantılı bir dönemden geçmiş. Şimdikiler hiç ağlaşmasın.
Bursa günlerimde izcilik derneğinin başkanlığını yürütüyorum. Bir merkezimiz var. Yurt dışı gezilerimizi, Uludağ kamplarımızı, Hasanağa Koyu'ndaki denizcilik çalışmalarımızı buradan idare ediyoruz. Nihai hedefimiz, Bursa'da yurt dışında örneklerini gördüğümüz izci parklarından birini kurmak. Ancak kirayı bile zor ödüyoruz. Kolay değil.
Bir gün kapımız çaldı. Bir de baktık üç kişilik orta yaşlarda bir heyet ziyaretimize gelmiş. Bize sorular soruyorlar. Yurt içinde ve yurt dışında yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi alıyorlar. Bir ara içlerinden biri "kamplarda namaz kıldırıyor musunuz?" diye sordu. Herkese şüphe ile yaklaşma becerisi olan eşim yüzünü buruşturdu. Benim yerime cevap verdi. "İbadet serbest. Gittiğimiz kamplarda her dinin kendine ait bir ibadet çadırı var. İsteyen gider orada namazını kılar. Zorlama yok" dedi. Yaşlı olanı, "Hoca efendinin size selamı var. Sizi sohbetlerimize davet etmeye geldik. Buyurun gelin bu çalışmalarınıza biz de destek olalım" dedi. O zamana kadar izciliği askerliğe, siyasete ve dine alet etmek isteyenler ile hep ters düşmüşüz. Çaylar içildi, ziyaretçiler gitti.
Akşam Çağdaş'ta söyleşi var. Rahmetli Atalay ile buluştuk. Yönetim üyesi, akıllı oğlan. "Aman ağabey, sakın ha! Uzak dur…" dedi. Atalay o zamanlar makine mühendisleri arasında sözü geçen, neredeyse Bursa'da kurulan tüm tekstil tezgâhlarında izi olan eski bir izcimiz. Büyükşehre müracaat etmemizi istedi. Başkan Erdem Saker, eski DSİ bölge müdürü. Bizim Uludağ kamplarında Hayri ağabey ile destek veren spor sevdalısı bir insan. İzciliği siyasete karıştırmak istemiyoruz. Çaresiz gittik. Sekreteri konuyu sordu, hayalimizi anlattım. Türkiye'nin dünya izciliğinde yeri yok. "Başkanın bir Amerika gezisi var, dönüşte sizinle görüştürmeye çalışacağım" cevabını aldık. Hüsran, yine hüsran…
Vazgeçmek üzereyiz. Derneği kapatacağız. Malzemeleri depoya kaldırıp ideallerden vazgeçeceğiz. İşimize ağırlık vereceğiz. Biz zaten ne zaman para kazansak, biraz birikim yapsak kendimizi aslan zanneder kayak, yelken, izcilik ve kampçılık işlerine soyunurduk.
Erdem beyin gezide Amerikan izcilik teşkilatının 20 bin kişilik gümüş jübile kampını görmüş, Bursa'ya döndüğünde bizi çağırdı. Ben bir sürü broşür ile gittim. Bize yapılan ziyareti anlattım. "Bunlara gerek yok, ben göreceğimi gördüm" dedi ve bizim Ürünlü Köyü'nün yakınlarındaki dişbudak ormanında Uluslararası İzci Kamp alanı maceramız başladı. Bir yemekhane binası, çeşmeler, yollar ve WC ve duş kompleksi yapıldı. Orada ancak bir dönem uluslararası kamp yapılabildi. Sonrası yılan hikayesi… Bir gün yazarım.
Ancak Erdem Saker, dünya vizyonu ile müstesna bir insan olarak belediye başkanlığında iz bıraktı. Değeri bilindi mi? Hayır. Sonrasında görevi devralan yerini doldurdu mu? Bunu da o günleri yaşamış olanların değerlendirmesine bırakıyorum.
Bizim heyecan ve ihtiyaçlarımızdan yararlanarak gençlik yapılanmasını izcilik üzerinden oluşturmak isteyenlerin amacını öğrenmiştik. Erdem beyin Amerika gezisinden sonra bize sahip çıkması bu oyunu bozmuştu. Ancak Bursa'da belediye başkanlığını kaybetmesi ile bizim Uluslararası İzci Parkı projesi rafa kaldırılmıştı.
Dahasını yazmak için yerimiz kısıtlı.
Lafın özeti şu; Kıbrıs'a müdahale edilmesine neden olan gelişmelerde baş aktör olan III. Makarios Kıbrıs Ortadoks kilisesi başpiskoposu ve Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleştirilmesi için başlatılan Enosis hareketinin önderlerinden biri idi. Kıbrıs'ta barış harekâtına neden olan Sampson darbesi sonucu her şeyini kaybetti.
Türk düşmanı Makarios, yıllarca Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş'a ne çektirdi ise, bugün bir türlü temizlenemeyen FETÖ hareketi de Türk halkına aynı sıkıntıları çektiriyor.
Anlayacağınız; hiç kimse dini liderlikte kalmak istemiyor. Görüntülenen o ki, aksine ikbal peşinde koşarak, dini alet ederek ülkeleri karıştırmaya devam ediyorlar. Biliyoruz ki, bunların hiç birinin birbirinden farkı yok. Hepsi din bezirgânlığı yapıyor. Kaşif Kozinoğlu ve diğer vatanseverlerin niçin öldüğünü veya öldürüldüğünü anlamak için müneccim olmaya gerek yok.
Ne dersiniz? Bunların arkasında kim var acaba?
Hepsi aynı kaynaktan beslenmiyor mu?
- Savaş çığırtkanlığı mı? Karartma geceleri mi? / 23.09.2026
- Berlin’de Elif Eralp rüzgârı / 22.09.2026
- Zaman hırsızları / 20.09.2026
- Tuzak / 19.09.2026
- Mezarlık yazıları / 12.09.2026
- Tanrının son baharı / 10.09.2026
- Denizci gençler yetiştirmek zorundayız / 06.09.2026
- Dünya izci kamplarından / 04.09.2026
- Bilinmeyene doğru… / 29.08.2026
























































