Rusya-Ukrayna Savaşı dördüncü yılını geride bırakırken Avrupa açısından güvenlik meselesi artık yalnızca Ukrayna'daki cephe hattından ibaret değil. Savaşın etkileri Avrupa topraklarında siber saldırılar, sabotaj girişimleri, kritik altyapıya yönelik tehditler, insansız hava araçları ve çeşitli hibrit faaliyetler üzerinden kendisini daha fazla hissettiriyor. NATO da hibrit faaliyetlerin müttefik ülkelerin güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini kabul ediyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Her hibrit faaliyet otomatik olarak NATO'nun 5. Maddesi'ni gündeme getirmiyor. İttifak, böyle bir durumun ortaya çıkması halinde olayın niteliğini, etkisini ve koşullarını ayrı ayrı değerlendiriyor.
Almanya'daki Leipzig/Halle Havalimanı'nda 4 Ağustos'ta yaşanan olay bu açıdan dikkat çekici. Alman hükümeti, yürütülen polis soruşturması, olayın özellikleri ve istihbarat bilgilerini birlikte değerlendirerek 1 Eylül'de Rusya'yı olaydan sorumlu tuttuğunu açıkladı. Berlin, olayı bir hibrit saldırı olarak nitelendirirken soruşturma ve hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını da belirtiyor. Moskova ise suçlamaları reddediyor. Bu ayrım özellikle önemli. Bir devletin siyasi ve istihbari değerlendirmeye dayanarak yaptığı sorumluluk atfı ile bir mahkemenin kesinleşmiş hukuki hükmü aynı şey değil. Dolayısıyla bu tür olaylarda kullanılan dilin de en az alınan güvenlik tedbirleri kadar dikkatli olması gerekiyor.
Leipzig/Halle örneğini önemli kılan yalnızca olayın kendisi değil, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı daha geniş soru. NATO üyesi bir ülkenin topraklarında meydana gelen bir sabotaj ya da hibrit faaliyet hangi noktada kolektif savunma kapsamında değerlendirilebilecek kadar ciddi hale gelir? NATO'nun kendi açıklamalarına göre ciddi siber ve hibrit saldırılar bazı şartlarda silahlı saldırı niteliğinde değerlendirilebilir. Fakat bunun önceden belirlenmiş tek bir eşiği bulunmuyor. Her olayın etkisi, kapsamı ve müttefiklerin değerlendirmesi belirleyici oluyor. İşte Avrupa'nın karşı karşıya olduğu belirsizlik de tam burada başlıyor.
Savaşın gri alanı genişliyor
Geleneksel savaşta tankın sınırı, füzenin hedefi veya bir askeri birliğin hareketi daha kolay tarif edilebilir. Hibrit faaliyetlerde ise tablo çok daha karmaşık. Siber saldırının kaynağını belirlemek, sabotajın arkasındaki aktörün sorumluluğunu ortaya koymak veya bir insansız hava aracının hangi amaçla kullanıldığını kesin biçimde tespit etmek çok daha uzun ve zor bir süreç gerektirebiliyor. NATO da hibrit tehditler arasında sabotaj, siber faaliyetler, dezenformasyon ve benzeri yöntemleri sayıyor. Bu faaliyetlerle karşı karşıya kalan ülkenin ilk sorumluluğu kendi güvenliğini sağlamak olurken, gerektiğinde NATO müttefikleri de destek sağlayabiliyor.
Almanya'nın Leipzig/Halle olayının ardından açıkladığı tedbirler de bu çerçevede dikkat çekiyor. Berlin diplomatik, idari ve güvenlik alanlarında çeşitli adımlar atarken konuyu Avrupa Birliği ve NATO ile yakın koordinasyon içinde ele alıyor. Bu yaklaşım, bir taraftan sorumluluk iddiasına karşılık vermeyi, diğer taraftan yaşanan olayın doğrudan askeri bir çatışmaya dönüşmesini önlemeyi amaçlayan bir güvenlik çerçevesi ortaya koyuyor. Asıl mesele ise tek bir olaydan ziyade, benzer nitelikteki faaliyetlerin zaman içinde tekrar etmesi halinde Avrupa'nın hangi noktada daha kapsamlı bir karşılık vermeyi tercih edeceği.
NATO, hibrit faaliyetlerin 2016'dan bu yana belirli şartlarda 5. Madde kapsamında değerlendirilebileceğini açıkça ifade ediyor. Ancak bu ifade, herhangi bir sabotajın ardından otomatik olarak askeri karşılık verileceği anlamına gelmiyor. Tam tersine, olayın niteliği ve meydana getirdiği sonuçlar önem taşıyor. Bu nedenle Avrupa'daki tartışmanın merkezinde yalnızca "kim yaptı?" sorusu bulunmuyor. "Ne kadar ciddi?" ve "hangi aşamada ortak savunma meselesine dönüşür?" soruları da giderek daha fazla önem kazanıyor.
Asıl tehlike yanlış hesaplama
Avrupa açısından belki de en önemli risk, tek tek olayların zaman içinde sıradanlaşması. Küçük çaplı bir sabotaj, sınırlı bir siber saldırı veya kısa süreli bir hava sahası ihlali tek başına büyük bir kriz yaratmayabilir. Fakat benzer olayların art arda yaşanması, güvenlik açısından farklı bir tablo ortaya çıkarabilir. Bu durumda devletlerin her yeni olayı bir önceki olayın devamı olarak mı, yoksa birbirinden bağımsız gelişmeler olarak mı değerlendireceği önem kazanır.
Burada Rusya'nın niyetine ilişkin kesin hükümler vermek yerine ortaya çıkan tabloya bakmak daha sağlıklı. Avrupa ülkeleri Rusya'nın hibrit faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerini sertleştirirken, Moskova bu suçlamaların önemli bölümünü kabul etmiyor. Bu karşılıklı suçlamalar arasında asıl tehlike ise yanlış hesaplama ihtimali. Taraflardan biri karşı tarafın belirli bir eyleme nasıl tepki vereceğini yanlış değerlendirirse, başlangıçta sınırlı görünen bir olay daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebilir.
NATO'nun caydırıcılığı da bu noktada yalnızca askeri kapasiteyle ölçülmüyor. Karşı tarafın hangi eylemin hangi tepkiyi doğuracağını öngörebilmesi de caydırıcılığın önemli bir parçası. Fakat hibrit faaliyetlerin doğası gereği bu sınırı önceden kesin biçimde çizmek kolay değil. NATO'nun 5. Madde konusunda olay bazlı değerlendirme yapması da zaten bunun bir göstergesi.
Ukrayna savaşı Avrupa'ya önemli bir güvenlik dersi verdi: Bir kriz yalnızca cephede yaşanmıyor. Savaşın siyasi, ekonomik, siber ve güvenlik boyutları sınırların ötesine taşabiliyor. Bu nedenle Avrupa'nın önündeki sorun, Rusya'nın bundan sonra ne yapacağını kesin olarak tahmin etmekten çok, hangi gelişmede nasıl bir karşılık vereceğini mümkün olduğunca açık ve öngörülebilir hale getirmek.
Çünkü belirsizlik bazen çatışmayı önleyen bir alan yaratabilir, bazen de yanlış hesaplamaya kapı aralayabilir. Avrupa bu iki ihtimal arasındaki dengeyi korumak zorunda. Hibrit faaliyetlerin savaş ile barış arasındaki gri alanı genişlettiği bir dönemde, kırmızı çizgilerin yalnızca var olması değil, hangi şartlarda aşılmış sayılacağının da mümkün olduğunca anlaşılır olması gerekiyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Moskova Avrupa'nın kırmızı çizgisini mi test ediyor? / 25.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
- AB dışarıda büyüyor, içeride çözülüyor mu? / 21.09.2026
- Kanada'ya Avrupa kapısı açılıyor mu: AB neyin peşinde? / 18.09.2026
- Brüksel'in yeni hesabı / 17.09.2026
- Birleşik Krallık'ta ayrılık: Rusya gölgesinde Londra / 16.09.2026
- Rusya'dan Avrupa'ya uyarı mı? / 15.09.2026
- Almanya-Rusya : Diplomasinin kapılarını kapatırken / 12.09.2026
- Almanya: AfD kazandı, merkez kaybetti / 10.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
- AB dışarıda büyüyor, içeride çözülüyor mu? / 21.09.2026
- Kanada'ya Avrupa kapısı açılıyor mu: AB neyin peşinde? / 18.09.2026
- Brüksel'in yeni hesabı / 17.09.2026
- Birleşik Krallık'ta ayrılık: Rusya gölgesinde Londra / 16.09.2026
- Rusya'dan Avrupa'ya uyarı mı? / 15.09.2026
- Almanya-Rusya : Diplomasinin kapılarını kapatırken / 12.09.2026
- Almanya: AfD kazandı, merkez kaybetti / 10.09.2026
























































