logo
02 OCAK 2026


2025 yılı

31.12.2025 00:00:00

2025 senesi, Türkiye'nin zor bir yıl geçirdiği, refah ve bolluk vaadiyle kurulan bir anlatının çöktüğü yıl olarak hafızalara kazındı. 

Ülkeyi istikrar içinde yöneteceğini iddia edenlerin çizdiği tablo ile halkın yaşadığı gerçeklik arasındaki mesafe artık gizlenemez hale geldi. 

Bu mesafe rakamlarla değil, sofralarda, pazarlarda, faturaların kenarında ve insanların yüzündeki yorgunlukta ölçüldü.

Ekonomi bu kopuşun en görünür alanıydı. 

Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. 

Çalışmak, insanı yoksulluktan kurtarmadı. 

Enflasyon yalnızca fiyatları artırmadı, emeğin anlamını aşındırdı. 

Halk ne kadar kazanıyorumdan çok, neyi alamıyorum sorusuyla yaşamaya başladı. 

Et ve temel protein kaynakları düzenli tüketim olmaktan çıktı. 

Bolluk vaadiyle yönetilen bir ülkede, sofralar her geçen gün biraz daha yoksullaştı.

Sebze ve meyve fiyatları el yaktı. 

Pazara çıkan insanlar fileyi değil, etiketleri tarttı. Mevsiminde yetişen ürünlerin bile erişilemez hale gelmesi, sorunun geçici değil yapısal olduğunu gösterdi. 

Üretici kazanamadı, tüketici alamadı. 

Sağlıklı beslenme tercih yerine, bütçe meselesine dönüştü.

Emekliler 2025'te de hak ettikleri insanca yaşam seviyesinden uzak kaldı. Yıllarca çalışmış insanlar için emeklilik bir dinlenme dönemi olmaktan çok, geçinme mücadelesi olmaya devam etti. 

Maaşlar temel ihtiyaçlara yetmedi, hayat daraltıldı, beklentiler törpülendi. Emeklilik bir lütuf gibi sunulurken, gerçekte gecikmiş bir hak bile karşılanamadı.

İşsizlik sorunu bu yıl da çözüme kavuşturulamadı. Diplomalı gençler işsiz kaldı, çalışanlar güvencesizliğe sıkıştı. 

Eğitim, insanları geleceğe hazırlayan bir araç olmaktan çok, belirsizliğe açılan bir kapı haline geldi. 

Bu nedenle yalnızca beyin göçü değil, sermayesi olan insanların da varlıklarını yurt dışında değerlendirmeye başlaması dikkat çekti. 

Güven kaybolduğunda, umut da yatırım da ülkede kalmadı.

Kadın cinayetleri yine vicdanları yaraladı. 

Sayılar açıklandı, birkaç gün konuşuldu, sonra unutuldu. Koruyucu mekanizmalar işlemedi, cezasızlık algısı güçlendi. 

Kadınlar korunamadı, adalet duygusu her seferinde biraz daha aşındı. 

Bu şiddet artık münferit değil, süreklilik kazanan bir toplumsal yara haline geldi.

Uyuşturucu, yasadışı bahis ve kumar, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zeminde büyüdü. 

Gençler gelecek kuramadıkları bir ülkede riskle tutunmaya çalıştı. 

Spor camiasının üzerine düşen yasadışı bahis gölgesi, rekabetin yerini şüpheye bıraktı. Kazanmanın, emeğin ve adaletin anlamı bulanıklaştı.

Kadıköy Kapalı Pazar'da öldürülen Ahmet Mengüzi, 18 yaş altı suça karışan sahipsiz ve başıboş bırakılmış çocuklar gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Sosyal devletin çekildiği alanlarda şiddet ve suç kendine yer buldu. 

Bu olaylar tekil değil, derinleşen sosyal çürümenin dışa vurumuydu.

Doğal afetler yaşandı, olası büyük İstanbul depremine hazırlıksız bir mega kent gerçeği değişmedi. 

Kentsel dönüşüm yetersiz kaldı, insanlar borçlanma korkusuyla riskli yapılarda yaşamaya devam etti. Güvenli yaşam bir kamu politikası olmaktan çıkıp bireysel bir sorumluluk gibi ele alındı.

Köprü ve otoyol geçiş ücretleri ile cezalar, enflasyon artış oranlarının çok üzerinde artırıldı. 

Yeni vergiler ve artan dolaylı vergiler halkın cebine yöneldi. 

Günlük hayatın her adımı ücretli hale gelirken, geçim sıkıntısı derinleşti. Buna rağmen kamu harcamalarında lüks, şatafat ve israftan vazgeçilmedi. 

Tasarruf halka önerildi, fedakarlık yine halktan beklendi.

Belediye başkanlarının tutuklanması ve haklarında çıkan maddi menfaat iddiaları, siyaset kurumuna duyulan güveni daha da sarstı. Siyasi eleştirilere ve muhalefete karşı tahammülün düşük olduğu bir yıl geride kaldı. 

Medyada uygulanan örtülü sansür ve tekdüze yayın politikaları, demokrasinin nefesini daralttı. Konuşulmayan sorunlar ortadan kalkmadı; yalnızca birikti.

2025'in sonunda ortaya çıkan tablo ağırdı. 

Refah ve bolluk vaadiyle yola çıkanların ülkeyi getirdiği nokta, geçim sıkıntısı, güvensizlik, yorgunluk ve toplumsal hayal kırıklığı oldu. Bu bir kriz yılı değil, bir yönetim anlayışının sonucu olarak yaşandı.

2025, refah vaadiyle yönetilen bir ülkenin halkına yoksulluğu normalleştirdiği, bolluk söylemleri altında hayatın her geçen gün biraz daha daraldığı yıl olarak kaldı.

Ve geriye, neyin yanlış yapıldığını herkesin bildiği ama bedelini yalnızca halkın ödediği bir ülke resmi bıraktı.

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Burhan Boran / diğer yazıları
Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin davada gelişme
Kıvanç Tatlıtuğ tanık olarak dinlenecek
İTO, fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı
En çok artan yüzde 51.95 ile antiseptik ürünler
Biga'ya deprem uyarısı
"Deprem aktivitesi çok yüksek"
Trump'tan İran'a tehdit
'Müdahaleye hazırız'
Protestolar kanlı çatışmaya dönüştü
İran'daki eylemler yayılıyor
İsviçre'de ölü sayısı 47'ye yükseldi
Ülke 5 gün ulusal yas ilan etti
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı:
"Ekmek fiyatında henüz herhangi değişiklik yok"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı
"Amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şart"
İstanbul'un aralık ayı enflasyonu belli oldu
En yüksek artış lokantalarda
Filistin'e destek eylemi sona erdi
Binlerce kişi eyleme destek verdi
ÖTV'den MTV'ye zam yağmuru
2026 yılı zamlarla geldi
İsviçre'de kayak merkezinde patlama
Çok sayıda ölü ve yaralı var
İsrail, Gazze'nin geleceğini de yok etti
2025'te 7 bin 903 öğrenci ve eğitim personelini öldürdü
Zekenkskiy anlaşma için şartını açıkladı
"Biz savaşın sona ermesini istiyoruz ama Ukrayna'nın bitmesini istemiyoruz"
İstanbul'da kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor
Sarıyer ve Arnavutköy'de etkisini artırdı
Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin davada gelişme
Kıvanç Tatlıtuğ tanık olarak dinlenecek
İTO, fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı
En çok artan yüzde 51.95 ile antiseptik ürünler
Biga'ya deprem uyarısı
"Deprem aktivitesi çok yüksek"
Trump'tan İran'a tehdit
'Müdahaleye hazırız'
Protestolar kanlı çatışmaya dönüştü
İran'daki eylemler yayılıyor
İsviçre'de ölü sayısı 47'ye yükseldi
Ülke 5 gün ulusal yas ilan etti
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı:
"Ekmek fiyatında henüz herhangi değişiklik yok"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı
"Amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şart"
İstanbul'un aralık ayı enflasyonu belli oldu
En yüksek artış lokantalarda
Filistin'e destek eylemi sona erdi
Binlerce kişi eyleme destek verdi
ÖTV'den MTV'ye zam yağmuru
2026 yılı zamlarla geldi
İsviçre'de kayak merkezinde patlama
Çok sayıda ölü ve yaralı var
İsrail, Gazze'nin geleceğini de yok etti
2025'te 7 bin 903 öğrenci ve eğitim personelini öldürdü
Zekenkskiy anlaşma için şartını açıkladı
"Biz savaşın sona ermesini istiyoruz ama Ukrayna'nın bitmesini istemiyoruz"
İstanbul'da kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor
Sarıyer ve Arnavutköy'de etkisini artırdı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.