logo
08 AĞUSTOS 2026

22 belediye 'Su Manifestosu'nu imzaladı

CHP'li 11 Büyükşehir Belediye Başkanı ile 11 İl Belediye Başkanı, İzmir'de düzenlenen "Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi"nde bir araya geldi. Türkiye nüfusunun yüzde 65'ini bünyelerinde barındıran kentleri yöneten 22 Başkan, 10 maddelik "Su Manifestosu"na imza attı

23.03.2021 11:09:00
 
22 belediye 'Su Manifestosu'nu imzaladı
22 belediye 'Su Manifestosu'nu imzaladı
GAZİEMİR / İZMİR

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 50'sini barındıran 11 Büyükşehir Belediyesi'ni yöneten başkanlar, Gaziemir'deki "İzmir Fuar"da düzenlenen "Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi"ne katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in moderatörlüğünde, "Başkanlar Zirvesi - Su Yönetiminde Liderlik ve Politikalar: Başka Bir Su Yönetimi Mümkün" konulu oturumda bir araya gelen 11 Büyükşehir Belediye Başkanı, dünya ile birlikte dünyayı da tehdit eden kuraklık sorununa dikkat çekti. Oturumda hazır bulunan Büyükşehir Belediye Başkanları, alfabetik sıraya göre konuşarak, bölgelerinde yaşadıkları kuraklık sorunlarından örnekler verip, çözüm yollarını sıraladı.

Oturumda sırasıyla; Zeydan Karalar (Adana), Mansur Yavaş (Ankara), Özlem Çerçioğlu (Aydın), Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir), Lütfü Savaş (Hatay), Ekrem İmamoğlu (İstanbul), Vahap Seçer (Mersin), Osman Gürün (Muğla) ve Kadir Albayrak (Tekirdağ) konuştu. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, mazeretinden dolayı gelemediği oturuma, görüntülü mesajla katılım sağladı.



'Su meselesinde ortak irade sorumluluğumuz var'

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu, gündemin çok sık değiştiği bir ortamda, çok kıymetli bir konuyu konuşmak için bir araya geldiklerini kaydetti. "Şu anda 11 büyükşehir belediyemiz ve bizimle beraber olan 11 il belediyemize baktığımızda, aslında ülkemizin yüzde 65'ini temsil eden bir nüfusa sahibiz" diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bu mesele, geçici bir mesele değil. Ülkemizde birçok konu, birçok problem var; ekonomiden siyasetin sürecine, sağlığa… Bunların hakkında her gün konuşabiliriz, her gün zorlanabiliriz; ama bir gün gelir, bu meseleleri çözebiliriz.

Su meselesi öyle değil. Su meselesi bir süreç meselesi. Öyle istendiğinde, bir anda çözüm bulabileceğimiz mesele olmadığını hepimiz biliyoruz. Diğer konuları düzeltebileceğimiz gibi, su meselesinde de bir iradeyi hep birlikte ortaya koyma sorumluluğumuz var. Bu, dünyanın sorunu. İklim değişikliği, kuraklık gerçekten can alıcı. Kuraklıktan sebep, dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın göç dalgasına sebep olduğunu yaşıyoruz, görüyoruz. Bu manada özellikle su kaynaklarının ülkemizde tahrip edilmesine yönelik hiçbir hamlede bulunmamalıyız. Bulunanlara da fırsat vermemeliyiz."

'Beton kanal, büyük bir ihanettir'

Doğa ile inatlaşma olmayacağına vurgu yapan İmamoğlu, şunları dedi:

"Doğaya karşı birtakım hamlelerde bulunma, gerçekten ciddi hasarlar ve problemler yaratıyor. Bunlardan bir tanesi de İstanbul'da yaşamaktayız. Ne yazık ki, İstanbul'da inşa edilmek istenen 'beton kanalı' -bildiğiniz beton kanalı-, 16 milyon insanın yaşamını negatif etkileyecek bir süreçtir. Büyük bir tehdittir, büyük bir ihanettir. Hep beraber bir seferberlik sürecini, bugün itibariyle başlatmanın sorumluluğunu taşıyoruz.

Bunun bir başlangıç olunduğunun bilinmesi lazım. Hep beraber 85 milyon vatandaşımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, kamu kurum ve kuruluşlarının el birliği ile sürece dahil olması gerekir. Bu yönüyle yıllar yılı sürecek ve başarıya ulaştık deme şansımız yok. Her zaman aynı iradeyi ortaya koyma mecburiyetinde olduğumuz böylesi önemli bir konuda iş birliği yapmanın, değerli fikirleri dinlemenin onurunu ve keyfini yaşıyorum.

İnşallah ülkemizin geleceğinde kuraklığın olmadığı, çevrenin korunduğu, doğa ile inatlaşılmadığı bir süreci çocuklarımıza, gençliğimize emanet ederiz. Tekrar bu başlangıcın ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum."



Manifestoyu Soyer okudu

Konuşmaların ardından Soyer, CHP'li 11 Büyükşehir Belediye Başkanı ve 11 İl Belediye Başkanı'nın imzaladığı "Su Manifestosu"nu okudu. Soyer'in okuduğu manifestoda şu ifadeler yer aldı: 

"Başka bir su yönetimi mümkün!

Su hepimize ve her şeye aittir. Koşuyor ve konuşuyor olmamızda, düşüncelerimizde ve ürettiklerimizde, gülüşümüz ve gözyaşımızda, bugün burada buluşmamızda ve dünyayı değiştirmek için kararlı duruşumuzda suyun izi vardır. Yaşam suda başlayıp serpilmiş, dünyadaki tüm varlıklar suyla birbirine bağlanmıştır. Su olmazsa yaşam da olmaz.

Türkiye'mizin çok büyük kısmı, 'kurak iklim coğrafyası' olarak sınıflandırılmaktadır. İklim krizinin en ağır sonucu susuzluk tehlikesidir. 2019 Devlet Su İşleri verilerine göre ülkemiz su kaynaklarının yüzde 77'si, tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Yüzde 10'u hanelerde, kalanı ise sanayide kullanılmaktadır. Bu veri kuraklıkla mücadelede temel eksenin, tarımsal sulama alanında olduğunu göstermektedir.

Bizler, Türkiye'nin 11 büyükşehir belediyesinin ve 11 il belediyesinin başkanları, bu vicdani ve bilimsel sorumluluktan hareketle bugün, 22 Mart 2021'de, Dünya Su Günü'nde, İzmir'de buluştuk. Amacımız; iklim krizinin ağırlaşan sonuçlarını da dikkate alarak Türkiye için başka bir su politikası önermek ve bu topraklarda geleceğimizi, çocuklarımız ve doğamız için güvence altına almaktır.

İklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkilerini azaltarak kuraklıkla mücadelede başarılı olabilmek için, su yönetiminde 5 ilkesel değişikliğin yapılması şarttır:

1) Katılımcı bir su yönetim modeli oluşturmak: Su yönetimi, şehir, havza ve ülke ölçeğindeki su kullanıcısı tüm paydaşların; tarım örgütleri, sanayiciler, evsel su kullanıcıları, meslek örgütleri, doğa ve çevre örgütlerinin içinde yer alacağı yepyeni, katılımcı bir anlayışla gerçekleştirilmelidir.

2) Tüm kullanım alanlarında arzın değil talebin yönetilmesi: Plansız gelişen kullanım talepleri için sürekli daha fazla arz yaratma politikası yerine, başta tarımsal sulama ve sanayi olmak üzere, düşük su kullanımıyla yüksek gelir elde edilen ekonomik modeller tasarlanmalı ve teşvik edilmelidir.

3) Su yatırımlarının havza ölçeğinde planlanması: Su kaynaklarının, yerüstü ve yeraltı sularının miktarının, su bütçesinin hangi kullanımlara tahsis edileceği havza ölçeğinde belirlenmelidir. Verilen tahsisler denetlenmeli, su kullanımlarının sektörel tahsis miktarlarını aşmasına izin verilmemelidir. Her bir havzada planlanan su yatırımlarının birbirini nasıl etkilediği kümülatif olarak ölçülmeli, yatırım kararları havza ölçeğinde bu stratejik değerlendirme yapıldıktan sonra alınmalıdır. Asgari harcama ile azami verim esas olmalıdır.

4) Doğanın su döngüsünün korunması: 1960'lardan bu yana suyun döngüsüne yapılan müdahaleler sonucunda, birçok canlı türü tehlike altına girmiş; göller ve sulak alanlar kurumuş, nehir ekosistemleri zarar görmüştür. Ülkemizdeki su kullanım hedefleri, iklim krizi dikkate alınarak yeniden tarif edilmelidir. Yatırımlar planlanırken yer altındaki, sulak alanlar ve nehirlerdeki ekolojik su varlığının sürdürülebilirliği dikkate alınmalıdır. Canlıların ihtiyacı olan suyun, ekolojik dengeyi ve su döngüsü-nü bozacak biçimde kirletilmesine, azaltılmasına yol açan uygulama, yapılaşma ve madencilik gibi faaliyetlere izin verilmemelidir.

5) Suyun ekosistem ve sektörler arası döngüsel kullanımı: Tarımda, sanayide ve evlerde kullanılan atık suyun gerekli arıtma süreçlerinden geçtikten sonra farklı sektörler ve ekosistem arasında trans-feri sağlanmalıdır. Şehir içinde ve tarım alanlarında yağmur hasadına yönelik yöntemler yaygınlaştırılmalı; su ihtiyacının yerinde temini, kullanımı ve dönüştürülmesine yönelik döngüsel çözümler teşvik edilmelidir.

Bu ilkeler doğrultusunda, aşağıdaki 10 somut adım hemen atılmalıdır:

1. Su yönetimiyle ilgili koordinasyonsuzluk ortadan kaldırılmalı, kurumlar arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasına son verilmelidir.

2. Tüm paydaşların mutabakatı alınarak hazırlanan bir 'Su Kanunu' yürürlüğe konmalı, su havzası planlama ve uygulamalarında yerel yönetimler güçlü ve yetkili yapılar haline getirilmedir. 

3. Su yatırımları, havza ölçekli bütüncül planlarla uyumlu olarak su ve atık su master planlarına göre yapılmalı; kamu kaynakları ekonomik ve ekolojik fizibilitesi düşük yatırımlara aktarıl-mamalıdır. Yerel yönetimlerin çevresel altyapı projelerine yönelik kaynakları artırılmalıdır.

4. İklim krizi ile etkin mücadele için imzalanan Paris İklim Anlaşması ivedilikle onaylanmalı; iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz etkilerin önlenmesi amacına yönelik hazırlanan İklim Değişikliği Kanunu Tasarısı üzerinde çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.

5. Kuruyan göllerin, Salda Gölü, Burdur Gölü, Tuz Gölü, Seyfe Gölü ve diğer sulak alanların tahribatı sonlandırılarak restore edilmeli ve doğal su döngüleri korunmalıdır.

6. Su havzalarındaki tüm noktasal ve yaygın kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalı; merkezi ve yerel idarelerce etkin bir şekilde denetlenmelidir.

7. Tarımda doğru ürün planlaması yapılarak ve tasarruflu sulama sistemlerine geçilerek su israfı önlenmeli, tarımsal sulama en az yüzde 50 oranında azaltılmalıdır. Bu amaçla, ekonomik değeri yüksek ve su talebi olmayan yerel tohum ve hayvan ırkları teşvik edilmelidir.

8. İstanbul'a yapılmak istenen "Beton Kanal" gibi suyun doğal döngüsüne zarar veren tüm israf projeleri iptal edilmelidir.

9. Güncelliğini yitiren su ve kanalizasyon idaresi mevzuatı yeniden düzenlenmeli; büyükşehir statüsünde olmayan diğer illerde de su ve kanalizasyon idareleri kurulmalıdır.

10. Yaşamın vazgeçilmez unsuru olan su, temel kamusal hak olarak kabul edilmeli; ekolojik ve toplumsal bir değer olarak tanımlanmalı; su hizmetlerinde kamu işletmeciliği esas alınmalıdır.  

Biz Türkiye'nin 22 belediye başkanı, yetki, görev ve sorumluluklarımız doğrultusunda kendi illerimizdeki su yönetimini yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gerçekleştireceğimizi beyan ediyoruz. Bu belgede çerçevesi çizilen su politikası ülkemizde tesis edilene kadar, çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz: Başka bir su yönetimi mümkün!"



Manifesto panosunu kameralar önünde imzaladılar

Manifestoda, Büyükşehir Belediye Başkanları Zeydan Karalar (Adana), Mansur Yavaş (Ankara), Özlem Çerçioğlu (Aydın), Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir), Lütfü Savaş (Hatay), Ekrem İmamoğlu (İstanbul), Tunç Soyer (İzmir), Vahap Seçer (Mersin), Osman Gürün (Muğla) ve Kadir Albayrak (Tekirdağ) ile İl Belediye Başkanları Ali Orkun Ercengiz (Burdur), Barış Ayhan (Sinop), Demirhan Elçin (Artvin), Faruk Demir (Ardahan),  Mehmet Siyam Kesimoğlu (Kırklareli), Recep Gürkan (Edirne), Selahattin Ekicioğlu (Kırşehir), Semih Şahin (Bilecik), Tanju Özcan (Bolu), Ülgür Gökhan (Çanakkale), Vefa Salman'ın (Yalova) imzaları yer aldı. Bütün başkanlar, manifestonun yazılı olduğu panoyu, kameraların karşısında imzaladı.



Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.