logo
19 AĞUSTOS 2026

4 milyon Suriyeliden sonra... 1,5 milyon afgan geliyor

Suriye'deki kaosun bedelini ağır bir şekilde ödeyen Türkiye, ABD işgali altındaki Afganistan'daki trajik tablonun yüklü faturasıyla da karşı karşıya. Son 3 ayda İran'dan Türkiye'ye gelen Afgan sayısı katlandı. 1.5 milyon Afgan ise yolda...

06.04.2018 00:00:00
 
RECEP BAHAR/DETAY HABER

Çoğunluğu Suriyeli yaklaşık 4 milyon mülteciyi barındıran Türkiye, şimdi de akın akın gelen Afgan göçüyle karşı karşıya.

Yaklaşık 1.5 milyon Afgan'ın doğu sınırlarımıza dayandığı belirtiliyor. Emniyet genel Müdürlüğü verilerine göre geçen yıl Ocak-Mart döneminde sadece Erzurum'da yakalanan kaçak göçmen sayısı 5 bin 8 idi... Bu yıl aynı dönemde sayı 13 bin 400'e yükseldi.

Türkiye'de kayıtlı Suriyelilerin sayısı 3.5 milyon, diğer ülkelerden Türkiye'ye sığınanların toplam sayısı da resmi kayıtlara göre 365 bin.

Dünyada Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) kayıtlı Afgan mülteci sayısı da 2.5 milyon... Afganlar, Türkiye'de Suriyelilerden sonra kayıtlı resmi sayı olarak en büyük ikinci göçmen grubu...

Türkiye'de UNHCR'ye kayıt yaptıran Afgan sığınmacı ve mültecilerin sayısı 169 bin 919...

Çıplak ayakla yürüyorlar

Erzurum Kalkınma Vakfı (ER-VAK) Başkanı Erdal Güzel, göçmen dalgasının 2011'den bu yana devam ettiğine işaret ederek, "Göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için faaliyetler yürütüyoruz.

Son 3 aydır sağanak halinde göçmen akını var. Şu anda Erzurum'da sığınmacı pozisyonunda 400 ailemiz var.

Ama son dönemde 200-300 kilometrelik yolu yürüyerek çıplak ayakla kat edip Türkiye'ye geliyorlar. İran sınırında 1.5 milyon göç potansiyeli olduğunu duyduk. O çok tehlikeli bir boyut bizim onu karşılayacak yapımız yok" dedi.

Pasinler ilçesi Belediye Başkanı Ünsal Sertoğlu da, "Geçen seneye göre çok ciddi bir yoğunluk var. Günde 500-600 göçmen geçiyor. Kendilerine sıcak aş veriyoruz. Kadınlarımız evlerinde pasta börek pişirip çadıra getiriyor. Resmi bir statümüz olmadığı için kalmıyorlar, yemek giysi veriyoruz, sonra geçip gidiyorlar. Ayakkabıları, çorapları yok, acil ihtiyaçlarını temin edip gönderiyoruz" dedi.

Duvar yapılmadan gelmeye çalışıyorlar

Öte yandan bölge halkı; Iğdır, Ağrı yolundan yürüyerek geçen Afganların arabalara alınmaması konusunda da uyarılıyor, zira arabalarında göçmen bulunduranların 'insan kaçakçılığı' yapma suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

İran sınırında bekleyen 1.5 milyon göçmenin, Ağrı ve Iğdır sınır hattında yapımı devam eden güvenlik duvarı bitmeden Türkiye'ye geçiş yapmaya çalışıyor.

Zaman zaman yüklü miktarda para ödedikleri insan tacirlerince bindirildikleri kamyon kasası, otobüs, minibüs, taksi ve otomobillerden yolculuklarını tamamlayamadan indirilerek Doğu Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde otoyol kenarlarına terk edilen kaçak göçmenler, bu andan itibaren yolculuklarını otoyol kenarlarında veya dağlık arazilerde ölüm riskine karşı yüzlerce kilometre yürüyerek sürdürmeye çalışıyor.

Yakalananların yüzde 95'ini oluşturan Afganistanlı göçmenler ülkelerinden Erzurum'a ulaşmak için yaklaşık bir ay süren 3 bin 226 kilometrelik, Pakistanlılar ise 2 bin 748 kilometrelik yol kat ediyor.

İnsan kaçakçılarının kurbanı

Emniyet verilerine göre sadece 26 Mart ile 1 Nisan arası 1 haftalık dilimde, doğu sınırlarımıza yakın bölgelerde yakalanan kaçak göçmen sayısı 2 bin 713. Bunların 2 bin 530'u Afgan, 146'sı Pakistan, 34'ü Bangladeş ve 3'ü Afrika uyruklu.

Son 3 ayda Türkiye'ye kaçak giriş yapan Afgan göçmen sayısı 20 bine yakın. Günde 500 kadar Afgan göçmenin tüm operasyonlara rağmen sınırlarımızdan kaçak giriş yaptığı tespit ediliyor.

Emniyet birimleri son günlerde yaşanan Afgan hareketliliğiyle ilgili çalışma başlatırken, insan kaçakçılarının grupları uluslararası şebekelerin yönlendirmesiyle Türkiye'ye özellikle kalabalıklar halinde soktukları tespitler arasında. Yoğun Afgan göçüyle mücadele için Erzurum'a Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele Şube Müdürlüğü kuruldu.

Emniyet güçlerinin tespitlerine göre insan kaçakçıları Afgan göçmen göçmenlerden her bir sınır geçişinden 500 dolar civarı alıyor.

Bu arada Doğu Anadolu'da yakalanan Afganistanlı kaçak göçmenler, charter uçakla sınır dışı işlemine sıcak bakmayan Afganistan ile yaşanan sorunun çözülmesiyle 7 Nisan Cumartesi gününden itibaren ülkelerine gönderilecek. Kaçak göçmenlerin ilk bölümünü oluşturan 700'ü, charter uçaklarla ülkelerine götürülecek.

Neden akın akın geliyorlar?

Uzmanlar Afgan göçüne dair şu bilgileri paylaşıyor: Afganistan'da insanlar işsiz, fakirleşme artıyor, temel ihtiyaçların karşılanmasında güçlük çekiyorlar.

Halkın da mevcut Afgan hükümetine karşı güveni azalıyor. İnsanların ümidi hem siyasi olarak hem de ekonomik olarak azalıyor. Asya ülkelerinde toplumsal kalkınmayla ilgili araştırmalar yapan sivil toplu kuruluşu The Asia Foundation'ın (Asya Vakfı) 2017 verileri, ülkedeki memnuniyetsizliği ve göçün sebeplerini ortaya koyuyor.

Vakfın yaptığı ankete göre 2017 yılında fırsat bulunması durumunda ülkeyi terk edebileceklerini söyleyenlerin oranı bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 9 artarak yüzde 38.8 oldu. Bu oran, Afgan tarihinde en yüksek ikinci oran olarak kayda geçti. Araştırmaya göre ülkeyi terk edenlerin birinci sebebi ülke içindeki güvensizlik, DEAŞ ile Taliban'ın saldırıyla oluşan şiddet ortamı.

Araştırmaya katılanların yüzde 54.5'i de ülkeyi terk etme istekleri olarak işsizliği gösteriyor. Türkiye'ye göç eden Afganların bir kısmı 2014'te yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası uyarınca geçici koruma kapsamına alınabiliyor. Ama göç uzmanlarına göre çoğu, kaçakçıların da teşvikiyle Avrupa'ya yasa dışı yollarla geçme arayışında.

Uzmanlar, bahar ve yaz aylarının da gelmesiyle Türkiye'den Avrupa'ya göçün artabileceği görüşünde. Türkiye'ye gelen Afganlar, buradan Avrupa'ya geçmenin yollarını arıyor. Avrupa'da en fazla Afgan Yunanistan, İtalya ve Almanya'da bulunuyor.

Onlara da kapımızı açıyoruz

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun alt komisyonu olan Göç ve Uyum Komisyonu'nun AK Partili Başkanı Antalya Milletvekili Atay Uslu, "Afganistan'dan Türkiye'ye sığınmakta olan göçmenlere de kapımızı açıyoruz" dedi.

Atay Uslu, Afganistan'dan yaşanan göç dalgasıyla ilgili olarak, "Avrupa'ya doğru göç hareketleri Afganistan üzerinden her yıl oluyor. Türkiye bununla ilgili tedbirleri almış durumda" dedi.

Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti Milletvekili Cemal Enginyurt'un oğlu Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

19.08.2026 00:54:00 / Güncelleme: 19.08.2026 01:07:13
AA
 
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

Başsavcılığın Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında "halk sağlığını bozma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Enginyurt'un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Enginyurt, daha sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikçe şüpheli Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, belirtilen iki suç kapsamında Enginyurt ve birlikte hareket ettiği öne sürülen Mehmet Sedat Erge, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Polis ekipleri, şüpheli Enginyurt'u daha sonra İstanbul'da gözaltına almıştı.

Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Enginyurt, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na getirilmişti.

 

 

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Trabzon'da sıcak gelişme!

Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı

18.08.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı. 3 araçta maddi hasar meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, saat 19.30 sıralarında Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğünün araçlarının bulunduğu alana insansız hava aracı düştü.

Meydana gelen patlamada 3 araçta maddi hasar meydana geldi. Olayda can kaybı ve yaralanma olmazken, olay yeri inceleme ve bomba imha ekipleri olay yerinde incelemelerini sürdürüyor.

Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı

Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı

18.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı.

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde başlattığı oturma eylemi polis müdahalesiyle engellendi.

Günlerdir sıcak altında baretlerini yere vurarak seslerini duyurmaya çalışan işçilerin haklı taleplerine kulak tıkamayı tercih eden iktidar, çözümü bir kez daha madenciyi ve sendika liderlerini gözaltına almakta buldu.

Bakanlıkların "Garantörlüğü" Fiyasko Çıktı



Daha önce İçişleri, Enerji ve Çalışma bakanlıklarının bizzat "garantör" sıfatıyla masaya oturduğu protokollerin, patron Sebahattin Yıldız tarafından defalarca çiğnenmesine hükümetin hiçbir yaptırım uygulamaması tepkileri büyüterek süreci bu noktaya taşıdı. Şirket sahibi sözlerini tutmazken, devlet organlarının işçiyi korumak yerine patronun mülkünü korurcasına sergilediği tutum, "Adalet sadece zengine mi çalışıyor?" isyanını bir kez daha haklı çıkardı.

Şirket yönetiminin havuz medyasında "Tüm alacakları ödedik" propagandasını yaymasına rağmen, işçiler boş hesap cüzdanlarıyla gerçeği tokat gibi yüzlerine vurdu. Haklarının %90'ının hâlâ gasp edildiğini belirten işçiler, bakanlık önündeki oturma eylemlerini kesintisiz 24 saat sürdürme kararı aldı.

"Burası Ankara'nın Göbeği, Yaşam Alanına İzin Vermeyiz"

Madencilerin "Açız, hakkımızı almadan gitmiyoruz" haykırışına karşı emniyet güçlerinin gerekçesi ise bürokrasinin işçiye olan mesafesini özetler nitelikteydi. Müzakereler sırasında polis yetkilileri, "Burayı bir yaşam alanına çevirmenize müsaade edemeyiz. Burası Ankara'nın göbeği, Bakanlığın önü" diyerek işçilerin anayasal barışçıl protesto hakkını hiçe saydı.

Bu keyfi yasağa karşı dik duran Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçi sınıfının kararlılığını şu sözlerle haykırdı: "Biz buradan ayrılmayacağız. Burada kalacağız. Ta ki işçilerin hesaplarına paralar yatıncaya kadar burada olacağız."

Borçlu Serbest, Alacaklı Gözaltında!

Bu kararlı duruşun ardından emniyet güçleri, etraftaki basın mensuplarını kalkanlarla uzaklaştırarak işçilerin sesinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Ardından yapılan müdahaleyle Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu kelepçelenerek gözaltına alındı.

İşçilerin alın terini gasp eden Yıldızlar SSS Holding ve onun yöneticilerine dokunulmazlık zırhı sağlayan siyasi iktidar; hak arayan, ailesini geçindirmekten başka derdi olmayan maden işçisini ise suçlu muamelesiyle karşı karşıya bıraktı. Madenciler ise iktidar-sermaye işbirliğine karşı geri adım atmayacaklarını, ne kadar gözaltı olursa olsun haklarını alana kadar direnişe devam edeceklerini ilan etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama

Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, 2026 yılının ilk 6 ayında terör örgütlerine yönelik 53 operasyon gerçekleştirildiğini, operasyonlarda gözaltına alınan 80 şüpheliden 17'sinin tutuklandığını açıkladı. Usta, 4 firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi

18.08.2026 16:06:00 / Güncelleme: 18.08.2026 16:08:16
İHA
 
Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama
Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama
Yalova Valiliği Toplantı Salonu'nda düzenlenen 2026 yılının ilk 6 aylık asayiş bilgilendirme toplantısında konuşan Vali Usta, Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik birimlerinin kent genelinde güvenlik ve asayiş çalışmalarını koordinasyon içerisinde sürdürdüğünü belirtti.
Usta, terör operasyonlarında yakalanan 80 şüpheliden 32'sinin ifadelerinin ardından kolluk kuvvetlerince serbest bırakıldığını, 7 kişinin GÖKSEM'e gönderildiğini, 42 kişinin adli makamlara sevk edildiğini belirtti. Adli makamlara sevk edilenlerden 17'sinin tutuklandığını, 18 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını ifade etti.

Terörün finansmanına yönelik 19 operasyon

Terör örgütü ve terörizmin finansmanı suçlarına yönelik de 19 operasyon gerçekleştirildiğini açıklayan Usta, bu operasyonlarda 25 kişi hakkında işlem başlatıldığını söyledi. 11 kişinin ifadelerinin ardından kolluktan, 11 kişinin adli kontrol kararıyla serbest bırakıldığını, 1 kişinin GÖKSEM'e teslim edildiğini ve 2 kişinin tutuklandığını kaydetti.

Uyuşturucuyla mücadelede ise imal ve ticaret yapanlara yönelik 79 operasyon gerçekleştirildiğini belirten Usta, 177 kişinin yakalandığını, 90 kişinin tutuklandığını, 54 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyledi.

Siber suçlarda 624 URL'ye erişim engeli

Siber devriyelerde suç unsuru tespit edilen bin 517 şahıs ve hesap hakkında işlem yapıldığını açıklayan Usta, terörle iltisaklı 385 kişinin tespit edildiğini, terör propagandası yapıldığı gerekçesiyle 624 sosyal medya URL'sine erişim engeli getirildiğini belirtti.

Nitelikli dolandırıcılık kapsamında 12 operasyon düzenlendiğini ifade eden Usta, 113 şüphelinin gözaltına alındığını, 63 kişinin tutuklandığını kaydetti.



497 bin araç denetlendi

Trafik denetimlerinde 2026 yılının ilk 6 ayında toplam 497 bin 64 aracın denetlendiğini belirten Usta, çakarlı araçlar, ticari taksiler ve okul servislerine yönelik 8 bin 928 aracın kontrol edildiğini ve 463 araç hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Yalova'da 17 bin 243 yabancının bulunduğunu belirten Usta, yabancılara yönelik denetimlerde 3 bin 622 kişinin kimlik kontrolünün yapıldığını, 292 düzensiz göçmen hakkında gerekli işlemlerin gerçekleştirildiğini açıkladı.

"Motosiklet kazalarında Türkiye ortalamasının üzerindeyiz"

Konuşmasının sonunda motosiklet kazalarına dikkat çeken Usta, 1 Ocak-11 Ağustos tarihleri arasında Yalova'da 715 yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve kazalara bin 89 aracın karıştığını söyledi. Bu araçların 502'sinin motosiklet, motorlu bisiklet, elektrikli scooter ve bisiklet türündeki araçlar olduğunu belirtti.

Motosikletlerin karıştığı yaralamalı kazaların toplam kazalara oranının Türkiye genelinde yüzde 53, Yalova'da ise yüzde 62 olduğunu ifade eden Usta, motosiklet kazalarındaki yaralanmaların toplam yaralanmalara oranının da Türkiye genelinde yüzde 45, Yalova'da yüzde 54 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.

Usta, vatandaşları motosiklet, bisiklet, elektrikli bisiklet ve scooter kullanırken daha dikkatli olmaları konusunda uyardı. Ayrıca kötü hava şartlarında denize girilmemesi ve SUP boardlarla denize açılınmaması çağrısında bulundu.

İBB Davası'nın 66. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 66. duruşması başladı

18.08.2026 11:25:00 / Güncelleme: 18.08.2026 11:31:01
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 66. duruşması başladı
İBB Davası'nın 66. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşmada, tutuksuz sanık iş insanı Seyfi Beyaz'ın ifadesi alınıyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 sanığın tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu sanık bulunuyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü


 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Erdoğan görüşmede, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilendiğini ifade etti.
 

18.08.2026 01:40:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan-Trump görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesinin mühim olduğunu, görüşmelerin sürmesini temenni ettiklerini ve Türkiye'nin barış çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti.

Görüşmede Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilediklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçilmesinin hedeflendiği bir dönemde İsrail yönetiminin Filistinlileri hedef alan eylemlerinde artış yaşandığını belirterek, Türkiye olarak bölgede kalıcı barışa ve Gazze'nin yeniden imarı için atılacak adımlara destek vermeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?


 
TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının yüzde 43.3’ü öğrenim gördüğü alanın dışında kalan bir meslek grubunda çalışıyor.
 

18.08.2026 01:35:00
Hasan Gündoğdu
 
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos'ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor.

Bir de hayatın gerçekleri var

Ancak TÜİK'in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının yüzde 43.3'ü, ön lisans mezunlarının ise yüzde 49.2'si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor.

Avrupa'da durum farklı

Eurostat'ın açıkladığı 2024 verilerinde ise AB'de yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 31.9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık (yüzde 80.4); iş, yönetim ve hukuk (yüzde 79.6) ve eğitim yani öğretmenlik (yüzde 64.8) olarak sıralanırken en düşük olduğu alan yüzde 7.8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon olarak öne çıktı.

"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 ayrı "yeni nesil" suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarda, 4 örgüt elebaşı, 20 örgüt yöneticisi ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 818 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulması kararı verildi

18.08.2026 00:46:00
AA
 
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Daltonlar, Barış Boyun, Gündoğmuşlar ve Şapkalılar suç örgütlerine yönelik yürütülen mali soruşturmalar devam ediyor.

Soruşturma kapsamında, bu örgütlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilerin tüm banka hesaplarına, kiralık kasalarına ve kripto varlıklarına el koyulmasının ardından yeni bir karar daha alındı.

Bu kapsamda tüm şüphelilerin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulduğu kaydedildi.

Böylece Daltonlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Beratcan Gökdemir, yöneticiler Batın Can Gökdemir, Bünyamin Yıkar, Murat Küçükyavuz, Sinan Memi, Mustafa Aktürk, Ahmet Mustafa Timo ve Murat Özavşar ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 399 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulmasına karar verildi.

Barış Boyun suç örgütüne ilişkin soruşturmada, örgüt elebaşı Barış Boyun, yöneticiler Tolga Gültepe, Taha Kutay Karasoy, Gurur İşinçelik, Efe Kantık ve Batuhan Karaca ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 281 şüpheli için de aynı karar alındı.

Gündoğmuşlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Uğurcan Gündoğmuş, yöneticiler Şeyhmus Ergün, Murat Kuzucu, Furkan Kalıma, Ozan Cem Aksoy ve Umur Balkan Şit ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulması kararı çıktı.

Aynı karar, Şapkalılar suç örgütü elebaşı Volkan Ramazan Ayhan, yönetici ve koordine edici konumda oldukları belirtilen Ataberk Taşkıran, Emre Kılıçkaya ve Diyar Altunkaynak ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için de verildi.

Bakan Gürlek, şüphelilerin banka hesapları ve kripto varlıklarına el koyulduğunu açıklamıştı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, milletin güvenliğini ve huzurunu hedef alan organize suç örgütleriyle mücadeleyi, yalnızca sahadaki unsurlarıyla değil, bu yapıları ayakta tutan finansal kaynaklarıyla da kararlılıkla sürdürdüklerini belirtmişti.

Bu kapsamda 22 Haziran'da tüm illerdeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına "Organize Suç Örgütleri ile Mücadele" konulu genelge gönderildiğini aktaran Gürlek, genelgeyle ortaya konulan "topyekun mücadele" anlayışında önemli bir adım daha atıldığını ifade etmişti.

Bakan Gürlek, açıklamasında şunları kaydetmişti:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, 4 ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik yürütülen mali soruşturmalar kapsamında 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulmuştur. Genelgemizde açıkça ortaya koyduğumuz üzere, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri kripto varlıklar, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerle gizleme veya aklama girişimleri mali soruşturmalarla titizlikle takip edilmektedir. Suç örgütlerinin yalnızca insan kaynağını değil, finansal damarlarını da keseceğiz. Sokaktaki tetikçiden örgüt yöneticisine, azmettiriciden finansörüne, banka hesabından kripto varlığına kadar suç örgütlerinin tüm yapısını hedef almaya devam edeceğiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suçun karanlık ağına çekmeye, esnafımızı ve vatandaşlarımızı tehdit etmeye, suçtan elde ettikleri gelirlerle güç devşirmeye çalışan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.