Bugün Türkiye'nin gündeminde yalnızca borsa, fonlar ve yatırım hesapları yok. Asıl gündemde insanların paraya ve kazanca bakışı var.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül'de aldığı kararlarla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye sürecine alınması ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunması, meselenin ne kadar geniş bir kesimi ilgilendirdiğini ortaya koydu.
Elbette devam eden soruşturmaların hukuki sorumluluğunu mahkemeler belirleyecektir. Fakat toplum olarak bundan çıkaracağımız daha genel bir ders vardır: Kolay kazanç düşüncesi, insanı kolayca zor durumda bırakabilir.
Sonra karşısına çok daha hızlı kazanç ihtimali çıkıyor.
İşte burada yatırım ile hırs arasındaki çizgi önem kazanıyor.
Yatırım, geleceği düşünerek alınmış ölçülü bir ekonomik karardır. Hırs ise ölçüyü ortadan kaldırabilir.
İnsan normal şartlarda elde edeceği kazancı yeterli görmez. Başkasının daha fazla kazandığını görür. Daha hızlı kazanmak ister. Daha büyük risk almaya başlar.
Bir süre sonra parayı yönetmek yerine para kazanma arzusu insanı yönetmeye başlar.
Sahte yatırım reklamlarında tanınmış kişilerin görüntüleri ve sesleri kullanılabiliyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Ankara Emniyet Müdürlüğü de ağustos ayında vatandaşları "kısa sürede yüksek kazanç" ve "garantili yatırım" gibi ifadelerle hazırlanan sahte reklamlara karşı uyardığı söyleniyor.
Burada insanın sadece dolandırıcıya değil, kendi kararlarına da dikkat etmesi gerekiyor.
Çünkü insanın zaafını bilenler, çoğu zaman önce parasına değil hırsına sesleniyor.
"Kaçırma!"
"Son fırsat!"
"Garantili kazanç!"
"Paranı kısa sürede katla!"
Bu cümleler aklın değil, aceleciliğin dilidir.
Fakat kazanç, insanın aklını ve vicdanını teslim aldığı noktada mesele değişir.
Bugün yaşanan fon tartışmaları bize yalnızca finansal sistemlerin denetimini değil, insanın kendi nefsini denetlemesini de düşündürmelidir.
Çünkü her yüksek kazanç vaadi fırsat değildir.
Her büyüyen rakam bereket değildir.
Her kazanç da gerçek zenginlik değildir.
İnsan bazen parasını kaybettiğinde değil, para uğruna ölçüsünü kaybettiğinde asıl kaybı yaşar.
Dünya malı kazanılabilir.
Fakat onu kazanırken aklımızı, vicdanımızı ve ahiret hesabımızı kaybetmemek gerekir.
Kolay kazanç ararken ağır bir bedel ödememek için, kazancın miktarından önce kaynağına bakmak zorundayız. Vesselam…
Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül'de aldığı kararlarla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye sürecine alınması ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunması, meselenin ne kadar geniş bir kesimi ilgilendirdiğini ortaya koydu.
Elbette devam eden soruşturmaların hukuki sorumluluğunu mahkemeler belirleyecektir. Fakat toplum olarak bundan çıkaracağımız daha genel bir ders vardır: Kolay kazanç düşüncesi, insanı kolayca zor durumda bırakabilir.
Birikim ile hırs arasında
İnsan yıllarca çalışıyor, küçük küçük birikim yapıyor. Kimi ev almak, kimi çocuğunu okutmak, kimi emekliliğini güvence altına almak için parasını değerlendiriyor.Sonra karşısına çok daha hızlı kazanç ihtimali çıkıyor.
İşte burada yatırım ile hırs arasındaki çizgi önem kazanıyor.
Yatırım, geleceği düşünerek alınmış ölçülü bir ekonomik karardır. Hırs ise ölçüyü ortadan kaldırabilir.
İnsan normal şartlarda elde edeceği kazancı yeterli görmez. Başkasının daha fazla kazandığını görür. Daha hızlı kazanmak ister. Daha büyük risk almaya başlar.
Bir süre sonra parayı yönetmek yerine para kazanma arzusu insanı yönetmeye başlar.
Rakamların büyüsü
Günümüzde bu durum sosyal medya ile daha da kolaylaştırılıyor.Sahte yatırım reklamlarında tanınmış kişilerin görüntüleri ve sesleri kullanılabiliyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Ankara Emniyet Müdürlüğü de ağustos ayında vatandaşları "kısa sürede yüksek kazanç" ve "garantili yatırım" gibi ifadelerle hazırlanan sahte reklamlara karşı uyardığı söyleniyor.
Burada insanın sadece dolandırıcıya değil, kendi kararlarına da dikkat etmesi gerekiyor.
Çünkü insanın zaafını bilenler, çoğu zaman önce parasına değil hırsına sesleniyor.
"Kaçırma!"
"Son fırsat!"
"Garantili kazanç!"
"Paranı kısa sürede katla!"
Bu cümleler aklın değil, aceleciliğin dilidir.
Kazanmanın bir ölçüsü olmalı
İslam insanın kazanmasına karşı değildir. Aksine insan çalışmalı, üretmeli, ticaret yapmalı ve helalinden kazanmalıdır.Fakat kazanç, insanın aklını ve vicdanını teslim aldığı noktada mesele değişir.
Bugün yaşanan fon tartışmaları bize yalnızca finansal sistemlerin denetimini değil, insanın kendi nefsini denetlemesini de düşündürmelidir.
Çünkü her yüksek kazanç vaadi fırsat değildir.
Her büyüyen rakam bereket değildir.
Her kazanç da gerçek zenginlik değildir.
İnsan bazen parasını kaybettiğinde değil, para uğruna ölçüsünü kaybettiğinde asıl kaybı yaşar.
Dünya malı kazanılabilir.
Fakat onu kazanırken aklımızı, vicdanımızı ve ahiret hesabımızı kaybetmemek gerekir.
Kolay kazanç ararken ağır bir bedel ödememek için, kazancın miktarından önce kaynağına bakmak zorundayız. Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Kolay kazanç, ağır kayıp / 03.10.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026
- Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler / 29.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026
- Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler / 29.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
























































