Yapılan anketlerde Türk halkının yüzde 78’i Suriye’ye karşı bir müdahaleye ve AKP’nin Suriye politikalarına “hayır” diyor. Bu rakamlar benim için tatmin edici değil. Biz Müslüman, Suriye Müslüman. Haliyle maddi ve manevi boyutta hayati öneme sahip böyle bir durumda Yüce Türk Milletinin duruşu yüzde 99.9 “hayır” olmalıydı, diye düşünüyorum.
Yine de bu tablo Erdoğan’ı, Suriye çıkmazında, kendini haklı çıkarmaya yönelik sebepler bulup, ortaya atmaya, su üstüne çıkmak için mazeretler aramaya itti. Erdoğan birçok ortamda yaptığı konuşmalarda özelde CHP’ye, genelde ise Suriye politikalarını kabul etmeyen Türk Milletine; “Türkiye’den mi yanasınız, Esad’dan mı? (Suriye’den mi?)” sorusunu tehditkâr bir üslupla sordu.
Öncelikle bu soru siyasi ahlaka uygun değildir. Çünkü iktidar, bu soru ile insanımızın kutsal değerlerinden olan vatan ve millet kavramları kullanarak adeta “ya Türkiye’den yanasın, ya değilsin” demeye, dedirtmeye çalışılıyor.
Sonra hep bahsedilen “demokrasi”, “özgür düşünce”, “kendi kararını verme” gibi konularda vatandaşımız etki altına alınıyor. Ben, senin gibi düşünmek, karar vermek veya verilen kararı tasdik etmek zorunda değilim ki! Seni tasdik etmediğim zaman vatan haini mi olacağım!!! Ama Erdoğan’ın merakını gidermek için kimden yana olduğumu açıklayayım.
Şıklara geçmeden önce Suriye ile geldiğimiz savaş noktası, Suriye Devletinin, Türkiye Cumhuriyetine karşı milli, manevi ve ekonomik saldırıları yüzünden değildir. Türk halkı ile Suriye halkının alıp, veremediği bir şey yoktur. Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye devletinin de birbirlerine karşı herhangi bir saldırısı mevcut değildir. Ortaya çıkan bu durum tamamen AKP’nin milli olmayan politikaları artı BOP kapsamındaki duruşundan ötürüdür.
*Türkiye’ye karşı yapılacak her türlü saldırı da, 1071’de, 1915’te, 1919’da vb. tarihlerde olduğu gibi Yüce Türk Milletinden yanayım. Çünkü ben, Türk’üm…
*Bugün Suriye’nin arkasında Rusya, Çin ve İran var. Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek komşuluk ve gerekse ekonomik alanda bu ülkelerle iyi geçinmeye ihtiyacı var. Haliyle birilerinin isteği için ben bu ülkeleri, ülkem adına karşıma almam. Onun için milletimin ve devletimin çıkarları için haktan yanayım…
*Ekonomik olarak Türkiye böyle bir savaşın içine itilemez. Askeri olarak da, komuta kademesindeki bu kadar askeri hapse atılmış bir ordunun, psikolojik olarak başarı elde etmesi mümkün değildir. Artı kendi içindeki terörü bitiremeyen siyasi ve askeri anlayışlar, başka bir ülkeye müdahalesi ancak Mehmet’lerimin canına mal olacağı için ben yine haktan yanayım…
*Eğer Suriye’de yaşananlar BOP kapsamında yer alan plana göre ise otomatikman haktan yanayım…
*Suriye rejimini düşürmek isteyenler, “zaten onlar Şia” diye kendilerini haklı çıkarmak istiyorlarsa, ben Allah’tan korkarım. Haliyle haktan yanayım…
*Suriye’deki yönetimin gitmesi İsrail’i sevindirecekse, ben haktan yanayım…
*Suriye’deki yönetim ABD ve AB isteklerine “hayır” dediği için yine bu haçlılar tarafından ipi çekilmek isteniyorsa (ki öyle) ben, haktan yanayım.
*Suriye’nin açık desteği ile İsrail’e karşı direnen, İsrail’in, Müslümanlara karşı kalleş saldırılarına karşı duvar olan “Hizbullah” ve lideri “Nasrallah”, Suriye yönetiminin değişmesi ile büyük yara alacaktır. Zaten Esad yönetimini değiştirmek isteyen haçlı zihniyetinin bir âmâcıda budur. Onun için ben, haktan, hak yolunda mücadele edenlerden yanayım.
*Suriye yönetimi her ortamda Türk halkına kardeşliğini ifade etti, ediyor. “Bize silah çeken bizden değildir” Hadisi Şerifine binaen ben haktan yanayım.
*Suriye yönetimi Yahudi ve Hıristiyanları memnun etmiyor. Allah-u Teâlâ’da “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” (Maide 51) diye emrediyor. Haliyle ben haktan yanayım.
*Barzani, Suriye yönetimi gitmeden Suriye’deki, Kürtleri organize etmeye ve devlet altyapısı oluşturmaya başladı bile. Suriye yönetiminin gitmesini dört ayak ve gözle bekliyor. Haliyle ben haktan yanayım…
Eğer, Erdoğan, Suriye ve Suriye halkını düşünüyorsa, kardeşi olan Esad ile ilişkilerini daha üst düzeylere çıkarıp Allah-u Teala’nın şu emrini yerine getirmesi gerekirdi; “Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.” (Hucurat 9)
Esad gerek kardeş olduğu dönemlerde, gerekse “kalleş” ilan edildiği son iki yılda, her ortamda yeniliklere açık olduğunu, bizzat Erdoğan’ın görüşlerinden istifade ettiğini, Erdoğan’ın her türlü yardımına açık olduğunu açıklamıştı. Cumhuriyet’ten Utku beyle yaptığı söyleşide de, Erdoğan, Esad geçmişini açıkça ortaya koymuştu. Yani Esad, Erdoğan’a sırtını dönmedi. Erdoğan, “kardeş” dediği Esad’a sırtını döndü.
Yine de bu tablo Erdoğan’ı, Suriye çıkmazında, kendini haklı çıkarmaya yönelik sebepler bulup, ortaya atmaya, su üstüne çıkmak için mazeretler aramaya itti. Erdoğan birçok ortamda yaptığı konuşmalarda özelde CHP’ye, genelde ise Suriye politikalarını kabul etmeyen Türk Milletine; “Türkiye’den mi yanasınız, Esad’dan mı? (Suriye’den mi?)” sorusunu tehditkâr bir üslupla sordu.
Öncelikle bu soru siyasi ahlaka uygun değildir. Çünkü iktidar, bu soru ile insanımızın kutsal değerlerinden olan vatan ve millet kavramları kullanarak adeta “ya Türkiye’den yanasın, ya değilsin” demeye, dedirtmeye çalışılıyor.
Sonra hep bahsedilen “demokrasi”, “özgür düşünce”, “kendi kararını verme” gibi konularda vatandaşımız etki altına alınıyor. Ben, senin gibi düşünmek, karar vermek veya verilen kararı tasdik etmek zorunda değilim ki! Seni tasdik etmediğim zaman vatan haini mi olacağım!!! Ama Erdoğan’ın merakını gidermek için kimden yana olduğumu açıklayayım.
Şıklara geçmeden önce Suriye ile geldiğimiz savaş noktası, Suriye Devletinin, Türkiye Cumhuriyetine karşı milli, manevi ve ekonomik saldırıları yüzünden değildir. Türk halkı ile Suriye halkının alıp, veremediği bir şey yoktur. Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye devletinin de birbirlerine karşı herhangi bir saldırısı mevcut değildir. Ortaya çıkan bu durum tamamen AKP’nin milli olmayan politikaları artı BOP kapsamındaki duruşundan ötürüdür.
*Türkiye’ye karşı yapılacak her türlü saldırı da, 1071’de, 1915’te, 1919’da vb. tarihlerde olduğu gibi Yüce Türk Milletinden yanayım. Çünkü ben, Türk’üm…
*Bugün Suriye’nin arkasında Rusya, Çin ve İran var. Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek komşuluk ve gerekse ekonomik alanda bu ülkelerle iyi geçinmeye ihtiyacı var. Haliyle birilerinin isteği için ben bu ülkeleri, ülkem adına karşıma almam. Onun için milletimin ve devletimin çıkarları için haktan yanayım…
*Ekonomik olarak Türkiye böyle bir savaşın içine itilemez. Askeri olarak da, komuta kademesindeki bu kadar askeri hapse atılmış bir ordunun, psikolojik olarak başarı elde etmesi mümkün değildir. Artı kendi içindeki terörü bitiremeyen siyasi ve askeri anlayışlar, başka bir ülkeye müdahalesi ancak Mehmet’lerimin canına mal olacağı için ben yine haktan yanayım…
*Eğer Suriye’de yaşananlar BOP kapsamında yer alan plana göre ise otomatikman haktan yanayım…
*Suriye rejimini düşürmek isteyenler, “zaten onlar Şia” diye kendilerini haklı çıkarmak istiyorlarsa, ben Allah’tan korkarım. Haliyle haktan yanayım…
*Suriye’deki yönetimin gitmesi İsrail’i sevindirecekse, ben haktan yanayım…
*Suriye’deki yönetim ABD ve AB isteklerine “hayır” dediği için yine bu haçlılar tarafından ipi çekilmek isteniyorsa (ki öyle) ben, haktan yanayım.
*Suriye’nin açık desteği ile İsrail’e karşı direnen, İsrail’in, Müslümanlara karşı kalleş saldırılarına karşı duvar olan “Hizbullah” ve lideri “Nasrallah”, Suriye yönetiminin değişmesi ile büyük yara alacaktır. Zaten Esad yönetimini değiştirmek isteyen haçlı zihniyetinin bir âmâcıda budur. Onun için ben, haktan, hak yolunda mücadele edenlerden yanayım.
*Suriye yönetimi her ortamda Türk halkına kardeşliğini ifade etti, ediyor. “Bize silah çeken bizden değildir” Hadisi Şerifine binaen ben haktan yanayım.
*Suriye yönetimi Yahudi ve Hıristiyanları memnun etmiyor. Allah-u Teâlâ’da “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” (Maide 51) diye emrediyor. Haliyle ben haktan yanayım.
*Barzani, Suriye yönetimi gitmeden Suriye’deki, Kürtleri organize etmeye ve devlet altyapısı oluşturmaya başladı bile. Suriye yönetiminin gitmesini dört ayak ve gözle bekliyor. Haliyle ben haktan yanayım…
Eğer, Erdoğan, Suriye ve Suriye halkını düşünüyorsa, kardeşi olan Esad ile ilişkilerini daha üst düzeylere çıkarıp Allah-u Teala’nın şu emrini yerine getirmesi gerekirdi; “Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.” (Hucurat 9)
Esad gerek kardeş olduğu dönemlerde, gerekse “kalleş” ilan edildiği son iki yılda, her ortamda yeniliklere açık olduğunu, bizzat Erdoğan’ın görüşlerinden istifade ettiğini, Erdoğan’ın her türlü yardımına açık olduğunu açıklamıştı. Cumhuriyet’ten Utku beyle yaptığı söyleşide de, Erdoğan, Esad geçmişini açıkça ortaya koymuştu. Yani Esad, Erdoğan’a sırtını dönmedi. Erdoğan, “kardeş” dediği Esad’a sırtını döndü.
Akın Aydın / diğer yazıları
- CHP rol çalma MHP çaldırmama peşinde / 07.02.2026
- Bu millet çok 6 Şubatlar gördü ve hepsini de unuttu / 06.02.2026
- Orta Çağ senyörleri, senyoraj, ABD ve MEM / 05.02.2026
- Bu ülkede ‘TÜRK’ sorunu vardır / 04.02.2026
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026
- Vekil maaş, asıl evlat derdinde ve Ekrem İmamoğlu / 01.02.2026
- Fener Rum Patriği durmadı, durmuyor / 31.01.2026
- ‘Barış’ adı altında Gazze’ye de çöktüler / 30.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Bu millet çok 6 Şubatlar gördü ve hepsini de unuttu / 06.02.2026
- Orta Çağ senyörleri, senyoraj, ABD ve MEM / 05.02.2026
- Bu ülkede ‘TÜRK’ sorunu vardır / 04.02.2026
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026
- Vekil maaş, asıl evlat derdinde ve Ekrem İmamoğlu / 01.02.2026
- Fener Rum Patriği durmadı, durmuyor / 31.01.2026
- ‘Barış’ adı altında Gazze’ye de çöktüler / 30.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026























































