logo
08 MAYIS 2026

ABD Başkan Yardımcısı Vance önceki ABD Başkanlarına 'aptal' dedi

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, "önceki aptal liderlerin" ülkesini maliyeti yüksek ve uzun süren dış müdahalelere sürüklediğini iddia ederek, Başkan Donald Trump'ın farklı olduğunu savundu.

23.06.2025 11:27:00
Anadolu Ajansı
ABD Başkan Yardımcısı Vance önceki ABD Başkanlarına 'aptal' dedi
ABD Başkan Yardımcısı Vance önceki ABD Başkanlarına 'aptal' dedi

NBC News'e konuşan Vance, geçmiş Amerikan başkanlarını hedef alan eleştirilerde bulundu.

ABD'nin Orta Doğu'da uzun yıllar süren çatışmalara girmesinden vatandaşların yorulduğunu anladığını belirten Vance, "Ancak o dönemlerde aptal başkanlarımız vardı. Şimdi ise ABD'nin ulusal güvenlik hedeflerini nasıl gerçekleştireceğini bilen bir liderimiz var." diyerek Trump'ın saldırı kararını savundu.

Vance, İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırıların uzun ve karmaşık bir sürece dönüşmeyeceğini dile getirerek, "Girdik, işimizi yaptık, İran'ı nükleer programında geri ittik. Şimdi bu nükleer programı kalıcı olarak ortadan kaldırmak için çalışacağız." dedi.

ABD, 11 Eylül saldırılarının ardından 2001'de Afganistan'ı işgal etmiş, 31 Ağustos 2021'de son askerini de çekerek bu ülkeden ayrılmıştı.

Washington yönetimi, 2003'te de Irak'ı işgal etmiş, 2024'te ise ABD ve Irak hükümetleri, ülkedeki Amerikan askeri varlığının sonlandırılması konusunda anlaşmaya varmıştı.
 

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler

Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı

08.05.2026 11:23:00
İHA
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü.  

Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak'taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi'nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü.

"İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor"

Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan'da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor.

Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk.

Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.

Kaçakçılık revaçta

Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza ekiplerince 2026 yılının ilk dört ayında gerçekleştirilen 2 bin 264 operasyonda, 34 milyar 203 milyon lira değerinde kaçak ticari eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi

08.05.2026 10:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kaçakçılık revaçta
Kaçakçılık revaçta
Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri; uzmanlaşmış beşeri kadroları, yeni teknolojiye sahip sistemleri ve geliştirilmiş farklı analiz tekniklerini kullanarak yürüttüğü kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini 2026 yılında sürdürmeye devam ediyor






Bakanlık verilerine göre, sadece nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen 572 operasyonda, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 216'lık rekor bir artışla 12 milyar 359 milyon lira değerinde yakalama gerçekleştirildi.








Nisan ayındaki operasyonlarda; 1,9 ton uyuşturucu madde, 111 bin 625 adet tıbbi malzeme, 315 ton akaryakıt, 208 adet araç ele geçirildi.
2026 yılının Ocak-Nisan dönemini kapsayan ilk 4 ayında ise toplam 2 bin 264 operasyona imza atıldı. Geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 106 artış sağlanan bu süreçte, ele geçirilen kaçak eşya ve uyuşturucu maddenin toplam değeri 34 milyar 203 milyon liraya ulaştı.
Yılın ilk 4 ayındaki toplam yakalama listesinde 9,2 ton uyuşturucu madde, 1 milyon 539 bin adet makine aksamı, 862 bin 643 adet elektrik-elektronik eşya, 459 bin 539 adet tıbbi malzeme yakalaması öne çıktı.








Bakanlıktan yapılan açıklamada, operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilerek, Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen '2026 Aile ve Nüfus On Yılı' vizyonuna dikkat çekildi. Açıklamada, toplumun temeli olan aileyi korumak ve özellikle çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü güvence altına almak amacıyla kaçakçılıkla mücadelenin 7 gün 24 saat aralıksız devam edeceği vurgulandı.








Gümrük Muhafaza ekiplerinin, tütün mamullerinden tarihi eserlere, akaryakıttan tekstil malzemelerine kadar geniş bir yelpazede yürüttüğü operasyonlarla ülke ekonomisine ve toplum sağlığına yönelik tehditlerin önüne geçmeye devam edeceği kaydedildi.

ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü içinde Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen 6 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi

 

08.05.2026 10:27:00 / Güncelleme: 08.05.2026 10:33:11
Anadolu Ajansı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylar üzerine "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından resen soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince, yazılı ve görsel basın ile sosyal medyaya yansıyan görüntülerin incelenmesi sonucu olaylara iştirak ettiği belirlenen 6 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Ay yıldızlı şanlı al bayrağımız, milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatanımız uğruna verilen mücadelenin, ecdadımızın canı pahasına koruduğu mukaddes emanetin en büyük simgesidir. Bayrağımız, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin gösterdiği eşsiz fedakarlığı, milletimizin hiçbir şartta boyun eğmeyen istiklal ruhunu ebediyen yaşatmaktadır. Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen İ.K, M.E.Y, O.A, M.F.G, C.E, B.D. yakalanmış ve adli işlemler başlatılmıştır." 

ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki (ODTÜ) bahar şenliklerinde Türk bayrağına ve öğrencilere yönelik saldırıda bulunan 6 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

08.05.2026 10:11:00
İhlas Haber Ajansı
ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı
ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki (ODTÜ) bahar şenliklerinde Türk bayrağına ve öğrencilere yönelik saldırıda bulunan 6 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.


Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, söz konusu görüntülerde en önde olan ve saldırının planlayıcılarından olduğu değerlendirilen İ.K.'nın yer aldığı 6 kişinin yakalandığı belirtilerek, "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında, 06.05.2026 günü Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinde meydana gelen olaylara ilişkin paylaşımlar yapılması üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Ay yıldızlı şanlı al bayrağımız, milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatanımız uğruna verilen mücadelenin, ecdadımızın canı pahasına koruduğu mukaddes emanetin en büyük simgesidir. Bayrağımız; şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin gösterdiği eşsiz fedakarlığı, milletimizin hiçbir şartta boyun eğmeyen istiklal ruhunu ebediyen yaşatmaktadır. Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen 6 şahıs İ.K, M.E.Y, O.A, M.F.G, C.E, B.D yakalanmış ve adli işlemler başlatılmıştır" ifadeleri yer aldı.

Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş

Burdur'da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı'nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra'nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram'ında giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi

08.05.2026 07:00:00
İHA
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Antalya'da yaşayan ve 30 Nisan'dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı'nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı'nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur'un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı'nın cesedinin bir bölümü ise Antalya'nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu.






Zanlılar tutuklandı

Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.









Anne ve baba DNA örneği verdi

Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu'na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı'nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu.
 
 







"Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum"

Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi.
 
"







"Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum"

Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu.
 







"Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?"

Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde' Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli."
 
 







"İnstagram'ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık"

Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram'ına giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60'ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN'ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı.
 

Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz." dedi

07.05.2026 21:00:00
AA
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen ikili görüşme ve Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi Toplantısı'nın ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Cezayir-Türkiye ilişkilerinin ortak kültürel mirasa dayandığına işaret eden Tebbun, ilişkilerdeki artan dinamizmden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Tebbun, bu düzeye ulaşmak için özellikle son 5 yılda büyük atılımlara imza attıklarının altını çizerek, "Bu ziyaretimiz sırasında da ilişkilerimizi ekonomik alanda çeşitlendirmeyi, ortaklığımızın sektörler bazında, özellikle yenilenebilir enerji, sanayi, tarım, madencilik, kültürel ve insani alanlarda ikili işbirliğinin desteklenmesini, ortak tarihi mirasımıza sahip çıkmayı hedefliyoruz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki gelişmelerin yanı sıra krizlerin çözüm yollarını ve güvenliğin tesisi konularını ele aldıklarını belirten Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz" dedi.

Tebbun, İsrail'in ihlallerine son verilmesi ve bölgede barışın inşası için çabaların yoğunlaşması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan başta Filistin halkının bağımsız devletini kurma hakkı olmak üzere meşru haklarını garanti altına alan adil ve kalıcı çözümü sağlaması konusunda uluslararası toplumun sorumluluğunu vurgulamak istiyorum" diye konuştu.

'Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma kararlılığını ortaya koyduk'

Ankara'da çok sıcak ve kardeşçe karşılandıklarının altını çizen Tebbun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Tebbun, çok verimli görüşmelerin anlaşmalarla taçlandırıldığını belirterek, Türkiye-Cezayir İş Forumu'nun canlandırılmasını ve forumun ticaret ve yatırım hareketliliğinde rol üstlenmesini takdirle karşıladığını vurguladı.

"Belirli bir mal listesi üzerinden Tercihli Ticaret Anlaşması müzakerelerinin de başlamış olmasından dolayı çok memnunum." ifadesini kullanan Tebbun, 2021'de ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını kararlaştırdıklarını hatırlattı.

Tebbun, "İsrail'in Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etme kararını da infialle karşıladığımızı belirttik. Bu, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarı da tehdit etmektedir." dedi.

Libya ve Sahel bölgesindeki durumun yanı sıra Batı Sahra meselesine değindiklerini aktaran Tebbun, bu konulara ilişkin analizlerini samimi şekilde dile getirdiğini kaydetti.

Cezayir Cumhurbaşkanı, "Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma ve uluslararası meşruiyete riayet etme konusunda kararlılığını bir kez daha ortaya koyduk." diye konuştu.

DSÖ'den endişe veren açıklama

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti

07.05.2026 20:10:00
Anadolu Ajansı
DSÖ'den endişe veren açıklama
DSÖ'den endişe veren açıklama

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, Arjantin'den yola çıkan ve şu anda Kanarya Adaları'na doğru hareket eden "MV Hondius" isimli gemide görülen hantavirüs vakaları ve bu virüse dair değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs'ta, Arjantin'den Cabo Verde'ye seyahat eden Hollanda bayraklı "MV Hondius" gemisindeki ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu hakkında DSÖ'yü bilgilendirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, "Şimdiye kadar 3 ölüm de dahil 8 vaka bildirildi. 8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli." dedi.

Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.

Bu vakada yer alan hantavirüs türünün, Latin Amerika'da bulunan ve insanlar arasında sınırlı bulaşmaya yol açtığı bilinen tek tür Andes virüsü olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Andes virüsünün önceki salgınlarında insanlar arasındaki bulaşma, özellikle hane halkı üyeleri, yakın partnerler ve sağlık hizmeti veren kişiler arasında yakın ve uzun süreli temasla ilişkilendirildi. Mevcut durumda da durum böyle görünüyor." diye konuştu.

Ghebreyesus, ilk vakanın 6 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 11 Nisan'da gemide hayatını kaybeden bir erkek olduğunu anımsatarak, hastadan hiçbir örnek alınmadığını ve diğer solunum yolu hastalıklarının belirtilerine benzediği için hantavirüs şüphesi duyulmadığını anlattı.

Hastanın eşinin, gemi Saint Helena Adası'na yanaştığında karaya çıktığını ve belirtiler gösterdiğini bildiren Ghebreyesus, bu kişinin, 25 Nisan'da Johannesburg'a yapılan uçuş sırasında durumunun kötüleştiğini ve ertesi gün hayatını kaybettiğini belirtti.

Ghebreyesus, "(Hayatını kaybeden ikinci hastadan) Örnekler alındı ''ve Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünde test edilerek hantavirüs olduğu doğrulandı. Üçüncü ölüm ise gemide bulunan ve 28 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 2 Mayıs'ta hayatını kaybeden bir kadında görüldü. Başka bir erkek ise 24 Nisan'da geminin doktoruna başvurdu. 27 Nisan'da Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tahliye edildi ve yoğun bakımda tedavi görüyor." dedi.

Cabo Verde'den doktorların, semptom gösteren diğer 3 yolcuya bakım sağlamak için gemiye bindiğini dile getiren Ghebreyesus, DSÖ'nün, bu kişilerin tedavi için Hollanda'ya tahliyelerini koordine ettiğini söyledi.

"Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok"

Ghebreyesus, bu 3 hastanın tahliyesini kolaylaştırdığı için Cabo Verde Başbakanı Ulisses Correia e Silva'ya teşekkür ederek, "(Hastalardan) İkisi hastanede stabil durumda, biri ise asemptomatik ve şu anda Almanya'da. 8. vaka, Saint Helena'da gemiden inen bir adamda görüldü. Gemi operatörünün tavsiyesi üzerine, İsviçre'nin Zürih kentinde semptom gösterdiğini bildirdi ve dün hantavirüs ile enfekte olduğu doğrulandı. Cenevre Üniversitesi Hastaneleri daha sonra virüsün gen dizilimini yaptı ve Andes virüsü olduğunu doğruladı. Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok." bilgisini verdi.

Her vakada ilgili yetkililerle yakın temas kurduklarını vurgulayan Ghebreyesus, "Andes virüsünün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar çıkabileceği göz önüne alındığında daha fazla vaka bildirilmesi mümkündür. Bu ciddi bir olay olsa da DSÖ halk sağlığı riskini düşük olarak değerlendiriyor. Önceliklerimiz, etkilenen hastaların bakım almasını, gemideki diğer yolcuların güvende tutulmasını ve onurlu bir şekilde muamele görmesini sağlamak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek." diye konuştu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'den gemiyi kabul etmesini rica ettiğini ve bu talebinin kabul gördüğünü anlatan Ghebreyesus, Sanchez'e cömertliği, dayanışması ve ahlaki görevini yerine getirdiği için teşekkür etti.

"Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı"

Ghebreyesus, "Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı. İspanya'nın bu riski yönetme kapasitesine güveniyoruz ve bunu yapmaları için onları destekliyoruz. Bir kez daha, Kanarya Adaları halkı için riski düşük olarak değerlendiriyoruz. DSÖ, geminin işletmecisine gemideki sağlık yönetimi konusunda rehberlik sağladı. Tüm yolculardan kabinlerinde kalmaları istendi, kabinler dezenfekte ediliyor ve belirti gösteren herkes derhal izole edilecek." ifadelerini kullandı.

DSÖ uzmanının Cabo Verde'de gemiye bindiğini, Hollanda'dan 2 doktor ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinden 1 uzmanın da Kanarya Adaları'na ulaşana kadar gemide kalacağını vurgulayan Ghebreyesus, "Gemideki herkesin tıbbi değerlendirmesini yapıyorlar ve enfeksiyon risklerini değerlendirmek için bilgi topluyorlar. DSÖ, yolcuların ve mürettebatın varışta güvenli ve saygılı bir şekilde karaya çıkması ve seyahatlerinin devamı için adım adım operasyonel kılavuz geliştiriyor." dedi.

Ghebreyesus, vatandaşları Saint Helena'ya çıkan 12 ülkeyi de bilgilendirdiğini söyleyerek, bunlar arasında Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığını kaydetti.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüsün, Kovid-19 salgınından farklı olduğunu belirtti.

Kerkhove, "Bu koronavirüs değil. Bu çok farklı bir virüs. Bu virüsü biliyoruz, hantavirüsler oldukça uzun zamandır var. Bildiğimiz birçok detay var. Burada kesin olmak istiyorum, bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir Kovid başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz salgın. Kapalı bir alan söz konusu. Şu ana kadar 5 doğrulanmış vakamız var. Bu soruların neden geldiğini tamamen anlıyoruz ve elimizden gelen tüm bilgiyi vermeye çalışıyoruz. Ancak bu, 6 yıl önceki durumla aynı değil, koronavirüsler gibi aynı şekilde yayılmıyor ve çok farklı. Gördüğümüz gibi yakın, samimi bir temas söz konusu ve çoğu hantavirüs insanlar arasında hiç bulaşmıyor. Hantavirüslerin çoğu kemirgenlerden, dışkılarından veya salyalarından insanlara bulaşır." dedi.

İnsanların hantavirüs nedeniyle tedbir olarak maske takması gerektiğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Kerkhove, bu olayın şu anda bir gemiyle ve buradan ayrılan kişilerin takibiyle sınırlı olduğunu belirtti.

Kerkhove, gemide başka semptomatik hasta, yolcu veya mürettebat üyesi olmamasının iyiye işaret olduğunu da ifade ederek, "Elbette bu virüslerin gemide uzun bir kuluçka süresi var. Riski en aza indirmek için bazı önlemler aldılar. Gemide tavsiye edilen şey, odaların dezenfekte edilmesi. İnsanları kabinlerine kapattılar, yiyecek ve su sağladılar ve önlem olarak odalarından çıkan herkesin tıbbi maske takmasını istediler." diye konuştu.

Hantavirüs

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor. 

'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında, İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı. Sanık Mustafa Keleş, "Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir" dedi

07.05.2026 18:55:00 / Güncelleme: 07.05.2026 19:00:50
İhlas Haber Ajansı
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 34. oturumunun görülmesine devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada, iddianamede 'rüşvet alma' suçunu işlediği öne sürülen ve İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı.

"Benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok"

Sanık Keleş savunmasında, babasının 13 aydır, amcasının ise 12 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "11 ay sonra burada konuşabilme fırsatı bulabildim. Bana savcılıkta rüşvet alıp almadığım soruldu. Ben de rüşvet almadığımı söyledim. Bana, örgütle ilgili bir soru sorulmadı. Kuzenimle beraber hakimlik sorgusuna girdik ve beraber tutuklandık. Kuzenimle ben aynı anda gözaltına alındık. Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Savcılık beni, 'örgütü denetleyen örgüt üyesi' olarak betimliyor.

Bir örgüt yok ve ben bu örgütün üyesi değilim. Babamın tanıdığı olan Murat Gülibrahimoğlu'nun firmasında alma personeli olarak çalıştım. Bu işe başladığımda 23 yaşındaydım. İşten çıkarıldığım 2025 yılına kadar bu firmada kaldım. Bu durum, HTS kayıtlarından bakılabilir. Benim işim, hırdavat malzemeleri, ofis mobilyaları gibi şirkete gerekli ürünleri şirkete satın almaktı. Cebeci Maden firmasında çalışmadığım açıktır. Bu husus yapılan tespitlerle ortadadır. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu duruşmada söz aldı

Mustafa Keleş'in savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. Sanık İmamoğlu ağlayarak Mustafa Keleş'e, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık 'Okulun nasıl gidiyor'' diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu' Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın" diyerek soru yöneltti. Keleş ise bu soruya, "Hayır" yanıtını verdi.

Duruşma, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilebilmesi için 11 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.

12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler

12. Yargı Paketi’yle süresiz nafaka kalkıyor, duruşmalar 3 ayı aşamayacak, hakim hukuki konuda bilirkişiye gidemeyecek; gündüz kuşağı programları ve hobi bahçelerine de sıkı düzenlemeler geliyor

07.05.2026 18:05:00
Eyüp Kabil
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
Adalet Bakanlığı'nın hazırlıklarını yoğunlaştırdığı 12. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde uzun yıllardır beklenen köklü reformları bir arada getiriyor. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran pakette, aile hukuku, yargılama usulleri, medya yayıncılığı ve imar sorunları gibi kritik başlıklar yer alıyor.

Kulislerde yer alan son bilgilere göre paket, yargılamaları hızlandırmayı, mahkeme yükünü azaltmayı ve vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Düzenlemelerin önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması ve yaz aylarında yasalaşması bekleniyor.

Süresiz nafaka uygulaması

Paketin en dikkat çeken maddesi, yıllardır tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulaması. Mevcut sistemde boşanma sonrası yoksulluk nafakası süresiz bağlanabiliyor ve bu durum özellikle kısa süreli evliliklerde uzun yıllar süren mağduriyetlere yol açıyordu.

Yeni düzenlemeyle süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi ve nafakanın evlilik süresi, tarafların ekonomik durumları, kusur oranları ile yeniden evlenme ihtimali gibi objektif kriterlere göre sınırlandırılması öngörülüyor. Böylece nafaka yükü altında yeni bir hayat kuramayan vatandaşlara rahatlama sağlanırken, ihtiyaç sahibi tarafın korunması için geçiş hükümleri getirilmesi planlanıyor.

Duruşma ertelemeleri

Yargılamaların yıllarca uzamasını önlemek amacıyla önemli bir adım da duruşma ertelemelerinde atılıyor. Pakete göre, duruşmalar yazılı gerekçe sunulmadıkça 3 aydan daha fazla ertelenemeyecek. Bu kural, dosyaların raflarda aylarca beklemesinin önüne geçerek "makul sürede yargılanma" hakkını güçlendirecek. Uzmanlar, özellikle çekişmeli boşanma, tazminat ve miras davalarında büyük bir rahatlama yaratacağını belirtiyor.

Bilirkişi

Hakimlerin yetki alanını netleştirecek bir başka düzenleme ise bilirkişi uygulamasıyla ilgili. Hakim, artık hukuki niteliği olan konularda bilirkişiye başvuramayacak. Bilirkişi incelemesi yalnızca teknik, bilimsel veya uzmanlık gerektiren hususlarda istenebilecek. Bu değişiklik, gereksiz rapor talepleri, çelişkili bilirkişi görüşleri ve ek incelemelerle uzayan davaların azaltılmasını sağlayacak.

Gündüz kuşağı programlarına düzenleme

Paket, yargı alanının ötesinde medya ve imar konularına da el atıyor. Televizyonların gündüz kuşağı programlarına önemli kısıtlamalar getirilmesi bekleniyor. "Paralel mahkeme" gibi işlev gören, kişilerin özel hayatını ifşa eden ve yargılama standartlarını taklit eden yayın içerikleri sıkı denetime tabi tutulacak. RTÜK standartlarının güçlendirilmesiyle linç kültürüne ve mahremiyet ihlallerine son verilmesi hedefleniyor.

Bir diğer kritik başlık ise hobi bahçeleri sorunu. Tarım arazileri üzerine kurulan ve sayısı 100 bini aşan hobi bahçeleri nedeniyle binlerce dava birikmişti. Pakette bu alana özel düzenleme getirilerek kaçak yapılaşma sorununun hukuki çerçeveye kavuşturulması, mülkiyet haklarının korunması ve tarım topraklarının muhafaza edilmesi amaçlanıyor. Cumhurbaşkanı talimatıyla hazırlanan yönetmelik çalışmalarının da paketle yasalaşması bekleniyor.

Adalet Bakanlığı yetkilileri, paketin hazırlanmasında barolar, hakim-savcı dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla geniş istişarelerde bulunduklarını vurguluyor. 12. Yargı Paketi'nin yasalaşmasıyla yargı sisteminin daha etkin, hızlı ve güvenilir hale gelmesi, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyecek köklü bir dönüşüm yaratması öngörülüyor.

ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı

ODTÜ, 37. Uluslararası Bahar Şenliği sırasında öğrenciler arasında yaşanan olaylara ilişkin üniversite yönetiminden açıklama geldi. Yönetim, olaylarla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı

07.05.2026 16:19:00
Haber Merkezi
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, üniversite kampüsünde düzenlenen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında yaşanan olaylara ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Üniversiteden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugün üniversitemizde gerçekleştirilen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında, bir grup öğrenci arasında yaşanan şiddet unsuru içeren olayları derin bir üzüntüyle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi; köklü geçmişi boyunca ifade özgürlüğünü, çoğulculuğu, karşılıklı saygıyı ve birlikte yaşam kültürünü merkeze alan bir üniversite olmuştur.

Üniversitemizin huzur ve dayanışma ortamıyla bağdaşmayan hiçbir şiddet eyleminin kabul edilmesi mümkün değildir. Bahar Şenlikleri, ODTÜ'nün farklılıkları bir araya getiren, dostluk ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren en önemli geleneklerinden biridir. Yaşanan bu üzücü olayların, üniversitemizin temsil ettiği ortak değerleri gölgelemesine izin verilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

"OLAYLA İLGİLİ İNCELEME SÜRECİ BAŞLATILDI"
Türk bayrağı, bu toprakların ortak hafızasını, fedakarlıklarını ve milletçe paylaştığımız en kıymetli değerleri temsil etmektedir. Bayrağımıza yönelik saygısızlık oluşturan hiçbir davranışın kabul edilemeyeceğini önemle vurguluyor; bu konudaki hassasiyetimizi kamuoyuyla içtenlikle paylaşıyoruz. Olayla ilgili inceleme süreci başlatılmış olup, şiddet olaylarına karıştığı tespit edilen kişiler hakkında gerekli süreçler ivedilikle yürütülecektir.

Tüm öğrencilerimizi ve paydaşlarımızı; sağduyulu, saygılı ve yapıcı bir İletişim dili benimsemeye, ODTÜ'nün köklü kültürüne ve ortak yaşam anlayışına birlikte sahip çıkmaya davet ediyoruz. Üniversitemizin huzur ve güven ortamının korunması konusundaki kararlılığımızı kamuoyu ile saygıyla paylaşırız."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.