ABD’den 4 alanda yaptırım gelebilir
Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 füze sisteminin ilk partisi geldi. Şimdi gözler ABD'nin Türkiye'ye karşı uygulaması muhtemel yaptırımlara çevrildi. Yaptırımların 4 başlık altında gelmesi bekleniyor





Böylece Ankara'nın S-400 tedarikinde istikrarlı, sürecin işleyişine ilişkin şeffaf ise bir duruş sergilediği, ilk teslimatın başlamasıyla beraber kanıtlanmış oldu. Şimdi gözler ABD'nin Türkiye'ye karşı uygulamayı düşündüğü yaptırımlara çevrilmiş durumda. Söz konusu yaptırımları dört başlık altında derlemek mümkün…
Bunlardan ilkini ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) teşkil ediyor. Trump'ın CAATSA'nın 235. kısmında yer alan 12 farklı yaptırım içinden 5'ini seçip masaya koyması bekleniyor. Buradaki en iyi ihtimali Trump'ın CAATSA'nın uygulanma sürecinde ertelemelere gitmesi ve söz konusu yaptırımlar arasından en hafif olanlarını seçmesi teşkil ediyor.
F-35'ler gelmeyecek
İkinci yaptırım konusunu F-35'ler oluşturuyor. Türkiye'nin F-35 projesindeki katılımcı statüsünün ve uçakların teslimatının askıya alınmasının ötesinde F-35 projesinden tamamen çıkarılması gerektiğini düşünen sesler giderek yükseliyor.
Bu karar Trump, Kongre, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve uçakları üreten Lockheed Martin Şirketi arasında süre giden yoğun görüşme trafiğinin yanı sıra F-35 projesindeki diğer ortak ülkelerle NATO müttefiklerinin nasıl bir pozisyon sergileyecekleriyle yakından ilintili. Türkiye'nin F-35 projesinden çıkarılması sadece askeri düzeyde değil ekonomik, teknik ve entelektüel açılardan da birtakım kayıplara yol açacak.
F-35 projesinin TSK vakıf şirketleri gibi projede yer alan ana yüklenicilerden ziyade küçük ve orta ölçekli şirketleri nasıl etkileyeceği daha önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu anlamda savunma sanayindeki iç borcu ve bunun özellikle küçük şirketler üzerinde meydana getireceği kaybı dikkate almak gerekiyor.
Zira F-35 yahut başka bir yerli ve milli savunma sanayi projesinde alt yüklenici ya da komponent/malzeme tedarikçisi olarak görev alan şirketlerin iş yapamamaları, yani gelir elde edememeleri durumunda kapılarına kilit vurmak zorunda kalmaları ihtimali göz önünde bulundurulmalı.
Kapsamlı silah ambargosu gelebilir
Üçüncü muhtemel yaptırımın, ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin Türkiye ile yaptıkları savunma anlaşmalarını iptal etmeleri, askıya almaları ya da birtakım zorlayıcı koşullar oluşturmalarıyla gerçekleşmesi bekleniyor.
Bu kapsamda, ana veya alt bileşenlerin, malzeme veya komponentlerin satılmaması, sertifikasyonların/lisansların geciktirilmesi, modernizasyonların ertelenmesi gibi muhtelif yaptırım araçları devreye sokulabilir. Ancak Türkiye'nin bu tarz açık ve örtülü ambargoları çok kez deneyimlediği biliniyor.
Köşeye sıkıştırma taktikleri
Dördüncü yaptırım ise Türkiye'nin salt savunma sanayini değil, bir bütün olarak dış politikasını, güvenlik ve savunma politikalarını bozacak, tüm milli güç unsurlarını etkilemeye dönük araçların devreye sokulmasıyla alakalı.
Bu minvalde Suriye, PKK/PYD/YPG, Doğu Akdeniz, Ege, enerji, güven endeksleri/yabancı yatırım, döviz, mülteciler, Filistin meselesi gibi birçok farklı husus, daha büyük bir sorun sarmalına dönüştürülerek Ankara'nın önüne koyulabilir. Buradaki maksat, ABD'nin amaç ve çıkarlarına zarar verebilecek, stratejik rakip olarak hegemonyasına meydan okuyabilecek, 'hasım' ilan ettiği herhangi bir devletle ortaklık veya işbirliği yapan herkesin bedel ödemek zorunda kalacağının gösterilmesi olarak öne çıkıyor.
Dolayısıyla bu bedel sadece uçak satışının iptalinden ibaret kalmayacak, her alanda, ancak farklı düzeylerde, topyekûn bir zarar taktiğiyle devreye sokulacak.
Dr. Merve SEREN / AA














































































