Ahiret sermayen olsun, dünyayı ticaret yeri say
Mü’min nimetler içinde bin yıl da yaşasa dünya onun zindanıdır. Ahiret ise kurtuluşu, sevinci, cenneti, sevabı, devleti ve uçsuz bucaksız yaşam alanıdır
09.05.2026 00:11:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Peygamber'in (s.a.a.v.), "Dünya mü'minin zindanıdır, kâfirin ise cennetidir" buyuruyor.
Mü'min nimetler içinde bin yıl da yaşasa dünya onun zindanıdır. Ahiret ise kurtuluşu, sevinci, cenneti, sevabı, devleti ve uçsuz bucaksız yaşam alanıdır…
Dünyaya kapılırsan onun kölesi olursun. Hakk'a kapılırsan O'nun bendesi ve kulu olursun. Nefsin arzularına kapılırsan, halka düşersin. Onların kölesi, hizmetçisi olursun. Kendini izle. Kime bağlı isen, onun oldun…
Oğlum! Sen dünyayı sevdiğin sürece kurtuluşun yoktur. Ve sen ey Allah'ı sevdiğini iddia eden kimse! Ahireti veya başka bir şeyi birazcık bile sevdiğin sürece kurtulamaz, sağlam kalamazsın. Seven arif kul ne bunu ne ötekini sevmez. Allah'ın dışındaki hiçbir şeyi sevmez…

Zahitler dünyayı tanımışlardır
Ama haber olarak değil, bizzat tecrübe ederek. Dünyanın önce büyütüp sonra öldürdüğünü; önce verip sonra aldığını, önce görevlendirip sonra görevden aldığını; önce sevip sonra öfkelendiğini, önce semirtip ardından yediğini; önce ikbal edip sonra sırt dönerek gittiğini; önce baş tacı edip sonra alaşağı ettiğini görmüşlerdir.
Kalpleriniz ve mallarınızla dünyadan uzaklaşın. Dünyanın yiyeceği zehirlidir. O, öldürücüdür…
Dünyayı zahirdeki güzelliğiyle görürsen aldanma. O, hilesi, tuzağı, öldürücü zehirleriyle düşkünlerine verilmiştir. Gafletle dokunanı derhal öldürür. Onda sadakat, onda vefa diye bir şey yoktur. Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan! Kalbden sevme; nasibin neyse gelir, üzülme!
Değeri bir nohut kadar dahi olsa dünya sevgisi kalpten sökülmelidir. Bu durum geliştikten sonra, rahatlık başlar; kalpten sıkıntı kalkar. Zaten bütün dertler, sıkıntılar dünyayı sevmekle başlar. Dünya sevgisi azalınca tabii olarak üzüntüler de azalır.

Dünyanın sıkıntısı, derdi çoğaldıkça Allah'a karşı bir perde çıkar. O'na yaklaşmak kolay olmaz. Bunların inkişafı, yani Allah'a yaklaşma yolu, dertlerin azalmasıyla başlar.
İşte ahireti kazanmak için; bir baştan öbür başa, tüm olarak dünya sevgisinden kurtulmak gerek. Ufak bir hal görünce erdiğini sanma. Dünya varlığını kalbinden çıkar. Çıkar ki; o tabiat karanlıkları iman nurunu söndürmesin.
Tabiat ölmez. Sen ölünceye kadar o zulmet yok olmaz, bunu iyi bil. Eğer yok olsa insan melek olur. Tecelliye uyulur. Hikmet kalmaz; emirler hükümsüz olur…

Dünya hayatı senin nefsin, arzuların ve doğandır. Yaşamak için mutlaka gerekli olan şeyler dünyadan değildir. Başını soktuğun evin, örtündüğün elbisen, karnını doyurduğun ekmek, kendinde sükûnet bulduğun eşin dünyadan değildir.
Dünya hayatı demek, insanlara yönelip, Hakk'a sırtını dönmektir. Dünya hayatı varlığındır, ahiret ise yokluğun…
Dünya Allah'ın dışındaki her şeydir. Ahiret ise Mevla'ya tutunmak, övgü ve yergiden yüz çevirmektir…
Ahiret sermayen olsun. Dünyayı ticaret yeri say. Zamanını, sermayeni batırmamak için evvela ahiretine sarf et. Eğer fazla kalırsa onu da dünyaya harca, geçimini sağla. Sakın dünyayı sermaye, ahireti ticaret saymayasın.

Bunu yapınca namazını vaktinde kılamazsın. Kılsan da erkânını yerine getiremezsin. Rukuu belli olmaz. Sücudu belli olmaz, çünkü senin için maksat dünya olmuştur.
Yorgunluk gelir, uyursun. Namazın kazaya kalır, kılamazsın. Gece cife gibi yatar, sabahları tembel olarak kalkarsın. Nefis seni peşinden sürükler, heva seni takip eder. Şeytan sana hâkimdir. Böylece ahiretini dünyaya satmış olursun…
Yarın kıyamet günü iflas halinde meydana çıkarsın; orada ne din bakımından, ne de dünya bakımından hiçbir kârın olmaz. Nefse uymadan ahireti sermaye kabul etseydin; her ikisini de kazanacaktın.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: "Allah, dünyayı ahiret niyetine göre verir. Ahireti dünya niyetine göre vermez."

Ahiret Allah'a kulluktur
Allah'a kulluk niyeti ile ibadet eden ahireti bulur. Niyet, ibadetin ruhu ve özüdür. Kötülüklerden çekinerek ibadet edersen dünyan hoş olur.
'Dünya bir yana' der, yalnız ahireti arzularsan Allah'ın öz kullarından ve O'na halis ibadet edenlerinden olursun. Dolayısıyla ahiret nimeti senin için olur. O nimetlerin başında cennet ve Allah'a yakınlık var.
'Dünya bir yana' diyebilmenin örneği, peygamberlerin ve yollarından giden Allah dostlarının hayatıdır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
Mü'min nimetler içinde bin yıl da yaşasa dünya onun zindanıdır. Ahiret ise kurtuluşu, sevinci, cenneti, sevabı, devleti ve uçsuz bucaksız yaşam alanıdır…
Dünyaya kapılırsan onun kölesi olursun. Hakk'a kapılırsan O'nun bendesi ve kulu olursun. Nefsin arzularına kapılırsan, halka düşersin. Onların kölesi, hizmetçisi olursun. Kendini izle. Kime bağlı isen, onun oldun…
Oğlum! Sen dünyayı sevdiğin sürece kurtuluşun yoktur. Ve sen ey Allah'ı sevdiğini iddia eden kimse! Ahireti veya başka bir şeyi birazcık bile sevdiğin sürece kurtulamaz, sağlam kalamazsın. Seven arif kul ne bunu ne ötekini sevmez. Allah'ın dışındaki hiçbir şeyi sevmez…

Zahitler dünyayı tanımışlardır
Ama haber olarak değil, bizzat tecrübe ederek. Dünyanın önce büyütüp sonra öldürdüğünü; önce verip sonra aldığını, önce görevlendirip sonra görevden aldığını; önce sevip sonra öfkelendiğini, önce semirtip ardından yediğini; önce ikbal edip sonra sırt dönerek gittiğini; önce baş tacı edip sonra alaşağı ettiğini görmüşlerdir.
Kalpleriniz ve mallarınızla dünyadan uzaklaşın. Dünyanın yiyeceği zehirlidir. O, öldürücüdür…
Dünyayı zahirdeki güzelliğiyle görürsen aldanma. O, hilesi, tuzağı, öldürücü zehirleriyle düşkünlerine verilmiştir. Gafletle dokunanı derhal öldürür. Onda sadakat, onda vefa diye bir şey yoktur. Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan! Kalbden sevme; nasibin neyse gelir, üzülme!
Değeri bir nohut kadar dahi olsa dünya sevgisi kalpten sökülmelidir. Bu durum geliştikten sonra, rahatlık başlar; kalpten sıkıntı kalkar. Zaten bütün dertler, sıkıntılar dünyayı sevmekle başlar. Dünya sevgisi azalınca tabii olarak üzüntüler de azalır.

Dünyanın sıkıntısı, derdi çoğaldıkça Allah'a karşı bir perde çıkar. O'na yaklaşmak kolay olmaz. Bunların inkişafı, yani Allah'a yaklaşma yolu, dertlerin azalmasıyla başlar.
İşte ahireti kazanmak için; bir baştan öbür başa, tüm olarak dünya sevgisinden kurtulmak gerek. Ufak bir hal görünce erdiğini sanma. Dünya varlığını kalbinden çıkar. Çıkar ki; o tabiat karanlıkları iman nurunu söndürmesin.
Tabiat ölmez. Sen ölünceye kadar o zulmet yok olmaz, bunu iyi bil. Eğer yok olsa insan melek olur. Tecelliye uyulur. Hikmet kalmaz; emirler hükümsüz olur…

Dünya hayatı senin nefsin, arzuların ve doğandır. Yaşamak için mutlaka gerekli olan şeyler dünyadan değildir. Başını soktuğun evin, örtündüğün elbisen, karnını doyurduğun ekmek, kendinde sükûnet bulduğun eşin dünyadan değildir.
Dünya hayatı demek, insanlara yönelip, Hakk'a sırtını dönmektir. Dünya hayatı varlığındır, ahiret ise yokluğun…
Dünya Allah'ın dışındaki her şeydir. Ahiret ise Mevla'ya tutunmak, övgü ve yergiden yüz çevirmektir…
Ahiret sermayen olsun. Dünyayı ticaret yeri say. Zamanını, sermayeni batırmamak için evvela ahiretine sarf et. Eğer fazla kalırsa onu da dünyaya harca, geçimini sağla. Sakın dünyayı sermaye, ahireti ticaret saymayasın.

Bunu yapınca namazını vaktinde kılamazsın. Kılsan da erkânını yerine getiremezsin. Rukuu belli olmaz. Sücudu belli olmaz, çünkü senin için maksat dünya olmuştur.
Yorgunluk gelir, uyursun. Namazın kazaya kalır, kılamazsın. Gece cife gibi yatar, sabahları tembel olarak kalkarsın. Nefis seni peşinden sürükler, heva seni takip eder. Şeytan sana hâkimdir. Böylece ahiretini dünyaya satmış olursun…
Yarın kıyamet günü iflas halinde meydana çıkarsın; orada ne din bakımından, ne de dünya bakımından hiçbir kârın olmaz. Nefse uymadan ahireti sermaye kabul etseydin; her ikisini de kazanacaktın.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: "Allah, dünyayı ahiret niyetine göre verir. Ahireti dünya niyetine göre vermez."

Ahiret Allah'a kulluktur
Allah'a kulluk niyeti ile ibadet eden ahireti bulur. Niyet, ibadetin ruhu ve özüdür. Kötülüklerden çekinerek ibadet edersen dünyan hoş olur.
'Dünya bir yana' der, yalnız ahireti arzularsan Allah'ın öz kullarından ve O'na halis ibadet edenlerinden olursun. Dolayısıyla ahiret nimeti senin için olur. O nimetlerin başında cennet ve Allah'a yakınlık var.
'Dünya bir yana' diyebilmenin örneği, peygamberlerin ve yollarından giden Allah dostlarının hayatıdır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)




















































































