logo
27 NİSAN 2026

AKP milleti arkadan vurdu

23.05.2005 00:00:00


Konya'daki "Kuşatılan Türkiye" mitinginde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, milletin, AKP'yi 'sorunlarımı çözsün' diye iktidara getirmesine rağmen AKP'nin millete sırtını döndüğünü, milleti arkadan vurduğunu söyledi

*BTP'nin projeleri çalınıyorKonya'daki Kuşatılan Türkiye Mitingi'nde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, BTP'nin ortaya koyduğu projelerin diğer siyasi partiler tarafından kullanılmaya, milletimizin yeni bir aldatma ile karşı karşıyla bulunduğuna dikkat çektikten sonra mevcut AKP iktidarına yüklendi. Diğer bütün siyasi partilerin artık BTP'nin ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli'ne sahip çıkmaya başladıklarını, 'Milli Ekonomi Modeli' demeye başladıklarını söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, "aklınız başınıza yeni mi geldi de Milli Ekonomi Modeli'nden bahsediyorsunuz?" diye sorarak şöyle konuştu: "Bu vakitten sonra, BTP'nin bunları millete mal ettikten sonra konuşmaya hakkınız yoktur. Saadet Partili yetkililer de Milli Ekonomi Modeli'nden bahseder oldu. Şimdi onlara soruyoruz: Sizin Adil Düzeninize ne oldu da şimdi Milli Ekonomi Modelinden bahsediyorsunuz?   

*Millet sandıkta hesap soracakMevcut iktidarın Başbakanının AB karşısında dik durmaktan bahsettiğine dikkat çeken BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, bu sözün hiç bir geçerliliğinin olmadığını belirterek şunları söyledi:  "AB talimatlarına harfi harfine uyan bu iktidar nasıl olur da dik durmaktan bahsedebilir? Kıbrıs'ı Rum'a peşkeş çekerken, Türk askerinin başına çuval geçirilirken bu iktidar dik durmaktan bahsedebilir mi?" diye sordu. "Türk milleti AKP'yi 360'ı aşkın milletvekili ile iktidar yapmıştır. 'Bunlar iktidar olsun, benim yıllarca halledilemeyen bütün meselelerimi, gerek açlığımı, gerek başörtümü halletsin' diye milletimiz destek vermemiş midir? 'Başörtüsü bizim namusumuzdur' diye söz vermesine rağmen daha dün AKP'nin avukatı Münci Özmen AİHM'de, Dışişleri Bakanı Sayın Gül de Türkiye'de bu yasağın devam etmesi yönünde beyanda bulunuyorlar. Bunun hesabını sormayacak mıyız?"

  Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) Türkiye çapında düzenlediği ve büyük yankılar uyandıran "Kuşatılan Türkiye" mitingleri ve kapalı salon toplantılarının yedincisi Konya'da düzenlendi. Atatürk Kız Lisesi önü miting meydanında gerçekleştirilen mitingte onbinlerce Konyalı, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile buluşarak "bu vatan bizimdir bizim kalacak" diye tekrar tekrar yeniden haykırdı. Türkiye borç batağındaİstiklal Marşı ve şehitlerimiz için saygı duruşu ile başlayan miting, Kuvay-ı Milliyenin sesi Gürkan Demir'in okuduğu türküler ve BTP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Ağar'ın Kuvay-ı Milliye andını okutmasıyla devam etti. Konya İl Başkanı Hasan Öztürk yaptığı hoşgeldiniz konuşmasında, mandacılığın bir devlet politikası olarak benimsendiği, Lozan'ın yırtılıp atıldığı, Sevr'in yeniden hortlatıldığı, ekonominin IMF'ye, iç polotikanın AB'ye, dış politikanın ABD'ye teslim edildiği bir dönemde bir delikanlının, Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya çıktığını ve bu gidişata "dur" demekten öte Türkiye'yi kâinat devletine dönüştürmek için yola çıktığını söyledi. BTP Genel Başkan Yardımcısı Ali Gedik  ise yaptığı konuşmada ülkemizin içte ve dışta çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, "Egemenliğimiz tartışma konusu yapılmaktadır. Şehit kanları ile sulanmış vatanımızın hudutları münakaşa konusu yapılmaktadır. Vatan toprakları para ile satılığa çıkarılmıştır. Ülkemiz azınlık politikaları ile parçalanmak istenmektedir. Ülkemiz, her türlü zenginliğine rağmen 380 milyar dolar borcun içine itilmiştir. Türkiye, borç batağına dönmüştür. Hoşgörü ve dinlerarası diyalog adı altında ülkemizde misyonerlik faaliyetleri yapılmakta, sokaklarda peynir ekmek dağıtılır gibi İncil dağıtılmaktadır. Ülkemizin siyasi, ekonomik, kültürel bir kuşatma altında olduğunu görüyoruz" dedi. BTP'nin projeleri çalınıyorBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ise ülkemizin nasıl bir kuşatma altında olduğunu ortaya koyduğu konuşmasında, önce BTP'nin ortaya koyduğu projelerin diğer siyasi partiler tarafından kullanılmaya, milletimizin yeni bir aldatma ile karşı karşıyla bulunduğuna dikkat çektikten sonra mevcut AKP iktidarına yüklendi. Diğer bütün siyasi partilerin artık BTP'nin ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli'ne sahip çıkmaya başladıklarını, 'Milli Ekonomi Modeli' demeye başladıklarını söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, "aklınız başınıza yeni mi geldi de Milli Ekonomi Modeli'nden bahsediyorsunuz?" diye sorarak şöyle konuştu: "Bu vakitten sonra, BTP'nin bunları millete mal ettikten sonra konuşmaya hakkınız yoktur. Bir eski bakan, dün, 'emisyonu genişletmemiz lazım' diyordu. Peki dün bunu niye yapmıyordu? Sayın Derviş'i ABD'den getirtilip milletin başına bela edilirken bu sayın bakanımızın aklı neredeydi? Yine Saadet Partili yetkililer de Milli Ekonomi Modeli'nden bahseder oldu. Şimdi onlara soruyoruz: Sizin Adil Düzeninize ne oldu da şimdi Milli Ekonomi Modelinden bahsediyorsunuz? Bu Saadet Partisi kalkıp Milli Ekonomik Modelden bahsediyor? Bundan başka Apo'nun dosyasını kim sümenaltı etti? Tütün, şeker yasasını kim kabul etti? Tahkim yasasını kim kabul etti? MHP değil mi? Peki bu MHP nasıl oluyor da bugün bizim millete mal ettiğimiz modeli konuşmaya başlıyor? MHP'nin de buna hakkı yoktur. Görüldü ki BTP'nin ortaya koyduğu bütün modeller kabul edilmiştir. 'O zaman, biz BTP'nin sesinin çıkmasına engel olalım, projelerine sahip çıkalım, nasıl olsa milletimiz unutkandır' diyorlar. Fakat buna milletimizin fırsat vermemesi lazımdır. Yoksa eski yaşananlar, eskisinden daha kötü haliyle yaşanır. Dolayısıyla, yapılması gereken BTP saflarında toplanmaktır. Çünkü ancak biz Türkiye'yi bu badireden kurtaracak ve kainat devleti yapacağız." AKP milleti arkadan vurduMevcut iktidarın Başbakanının AB karşısında dik durmaktan bahsettiğine dikkat çeken BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, bu sözün hiç bir geçerliliğinin olmadığını beyan etti. "AB talimatlarına harfi harfine uyan bu iktidar nasıl olur da dik durmaktan bahsedebilir? Kıbrıs'ı Rum'a peşkeş çekerken, Türk askerinin başına çuval geçirilirken bu iktidar dik durmaktan bahsedebilir mi?" diye sordu. "Türk milleti AKP'yi 360'ı aşkın milletvekili ile iktidar yapmıştır. 'Bunlar iktidar olsun, benim yıllarca halledilemeyen bütün meselelerimi, gerek açlığımı, gerek başörtümü halletsin' diye milletimiz destek vermemiş midir? 'Başörtüsü bizim namusumuzdur' diye söz vermesine rağmen daha dün AKP'nin avukatı Münci Özmen AİHM'de, Dışişleri Bakanı Sayın Gül de Türkiye'de bu yasağın devam etmesi yönünde beyanda bulunuyorlar. Bunun hesabını sormayacak mıyız?" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: "İstiklal Savaşı vererek elde ettiğimiz bağımsızlığımızı AB'ye devrettik. Türk bayrağını flama haline getiriyoruz. Son AB Konseyi toplantısında sayın Başbakanımız Erdoğan'dan, 'Apo'nun yargılanmasını nasıl bizden istiyorsunuz? Ermeni soykırımı konusunda hangi soykırımdan bahsediyorsunuz? Bu bir mukateledir' demesini beklerdik. Ama sayın Başbakan bu konulara değinmek yerine, Dinlerarası Diyalogu misyon olarak seçtiklerinden bahsediyor. Sanki, bu toplantıya Dinlerarası Diyalog için katılmışlık sergiliyor. Avrupa Konseyi bir ruhaniler meclisi mi ki siz Dinlerarası Diyalogdan bahsediyorsunuz. Dinlerarası Diyalog, coğrafyaları işgale hazırlama projesidir. Bu oyunu ABD, Vatikan, İsrail ve AB tezgahlamıştır. Şimdi de gelin bu oyunu hayata geçirin diyorlar. Aslında bu, laiklik ilkesine de aykırıdır. Burada dine müdahale sözkonusudur. Dinin kuralları, dinin yapılanması siyaseti ilgilendirmez.Peki nasıl oluyor da sayın Başbakan devlet olarak bunu sorumluluk alanına alıyor ve laikliği ihlal ediyor. Dini devlet adına şekillendirmek suçtur. Başbakan bu suçu işlemiştir. Bu oyuna, laik demokratik cumhuriyetin yok edilmesi için başvurulmuştur. Buna Konya'dan seslenerek 'hayır buna müsaade etmeyeceğiz' diyoruz. Var mısınız?" Irak'taki vahşetin sorumlusuIrak'taki vahim durumun da müsebbibinin mevcut AKP iktidarı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, okyanus ötesinden gelenlerin kendi başlarına Irak'ı işgal etmediklerini, sayın Tayyip Erdoğan'ın başbakanı olduğunu hükümetin yardımıyla bu işgalin yapıldığını, Irak'ta kan ve gözyaşının bu iktidarın yardımıyla akmakta olduğunu söyleyerek, "Sayın Başbakan, Irak'ta bu vahşeti işleyen Amerikan askerleri için dua etmekten bahsetmiştir. Onun için Irak'taki vahşetin sorumlusu bu iktidardır. Namusları kirletilen kadınların vebali bu hükümete aittir" dedi. Müslümana dur, Hıristiyana geçKonuşmasının devamında 28 Şubat sürecini bu hükümetin hukuken gündeme getirdiğini, yeni TCK ile AKP'nin din görevlilerine hapis cezası getirdiğini, eğer bir din görevlisi bu iktidarı eleştirirse kendisine bir yıl hapis cezası verileceğini, 15 yaşından küçüklere abdest, namaz, dinî bilgi öğretene 3 yıla kadar hapis cezası getirildiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Müslümana bu uygulanırken İmar Yasasındaki değişiklikle 36 bin kilise evini bu iktidar açtırmıştır. Sana abdest almayı yasak ederken bir tek hıristiyanın olmadığı mahallelerde kilise evi açtırmıştır. Diyanet-Sen Genel Başkanı Bilal Eser, 40 bin gencimizin Hıristiyan olduğunu söylüyor. Gazi Mustafa Kemal'in ise bu konudaki tavrı ne kadar net olup, Bursa'daki Amerikan Kolejini, üç kişi hıristiyan oldu diye kapatmıştır" şeklinde konuştu. Mevcut iktidarın bütün bunları "AB istiyor" diye yaptığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Eğitim cenahında da vahim gelişmelerin yaşandığını, kitaplardan Kelime-i Tevhid'in ikinci rüknü Muhammed Resulullah'ın çıkarıldığını, Sünnet'in devredışı bırakıldığını, İslam'ın Budizm, Şintoizm, Hıristiyanlık gibi dinlerden sadece bir din mertebesine indirgendiğini, Müslüman evlatlarına böyle öğretilmeye çalışıldığını, dün 'cihat cihat' diye bağırarak ifrat içinde bulunanların şimdi karşı tarafa geçip aynı ifratı devam ettirdiklerini, bir Vatikan projesi olarak Müslümanın inancına gem vurmak, önünü tıkamak istediklerini belirtti. Prof. Dr. Haydar Baş, "Biz, dinimizi değiştirmek isteyen AB'ye topyekün olarak karşıyız" dedi.

15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak

Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gerçekleştirilecek

27.04.2026 14:30:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:32:07
Haber Merkezi
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi", genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.

Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.

İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde "O gece sen olsan nasıl manşet atardın?" refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.

Basın İlan Kurumu'nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.

"15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.

Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul merkezli 4 ilde gerçekleşen baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı bildirildi

27.04.2026 10:03:00 / Güncelleme: 27.04.2026 10:07:53
İhlas Haber Ajansı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen "rüşvet" soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyonların ilki 26 Aralık 2024'te düzenlenmişti.

Soruşturma kapsamında düzenlenen 3. dalga operasyon sırasında şüphelilerden elde edilen telefonların bilirkişi incelemesi sırasında çok sayıda kişinin benzer eylemlere karıştıkları tespit edildi. Bu kapsamda imaj ve imaj inceleme tutanaklarında yer alan tespitlerde kimlikleri açığa çıkarılan şüphelilerin rüşvet suçuna karıştıkları, bu şahısların firma sahipleri ile ilişki kurarak cezai müeyyideden kaçınmaları karşılığında rüşvet talep ettikleri ve aldıkları belirlendi.

Yeni deliller ışığında harekete geçen Mali Suçlarla Mücadele Şubesine bağlı ekipler, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında bu sabah yeni bir operasyon başlattı. Uzun süre devam eden teknik ve fiziki çalışmaların sonucunda İstanbul merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Soruşturma kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği aktarıldı.

Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Beykoz'da, ormanlık alanda çıkan ve itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu kontrol altına alındığı bildirilen yangında ormanın başka bir bölgesinde alevler yükseldi

26.04.2026 20:55:00 / Güncelleme: 26.04.2026 21:00:45
AA
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor
Beykoz'da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale sürüyor

Kılıçlı Mahallesi Karakiraz mevkisinde bulunan ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Kısa sürede büyüyen alevler geniş bir alana yayıldı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı arazözler ile çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Söndürme çalışmalarına yangın söndürme helikopterleri de katıldı.

Yangın nedeniyle yükselen dumanlar Anadolu Yakası'nın farklı yerlerinden de görüldü.

İstanbul Valiliğinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Beykoz ilçesi Kılıçlı Mahallesi'ndeki ormanlık alanda saat 15.50 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına 3 söndürme helikopteri, 17 arazöz ve 80 personel ile müdahale edilmiştir. Yangın saat 18.30 itibarıyla kontrol altına alınmış olup yangından 3 hektarlık ağaçlandırma sahası ve makilik alan zarar görmüştür." ifadelerine yer verildi.

Yangının itfaiyenin müdahalesiyle kontrol altına alındığı kaydedilirken ormanın farklı bir bölgesinde yeniden alevlerin yükseldiği görüldü.

Ekiplerin yangına müdahalesi devam ediyor. 

KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs konusunda sergilediği yaklaşımı "adaletten uzak" olarak tanımladı

26.04.2026 18:34:00
AA
KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi
KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi

Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) göre Üstel, 24 Nisan'da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) düzenlenen gayriresmi nitelikli AB Liderler Zirvesi'ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Zirveyi yakından takip ettiklerini belirten Üstel, ortaya çıkan tablonun, AB'nin Kıbrıs meselesinde yıllardır sürdürdüğü taraflı ve adaletten uzak yaklaşımının değişmediğini bir kez daha gösterdiğini ifade etti.

Üstel, 2004'teki Annan Planı referandumunda çözüme "evet" oyu veren Kıbrıs Türk halkının cezalandırıldığını, "hayır" diyen Rum tarafının ise adanın tamamını temsil edermişçesine AB üyeliğiyle ödüllendirildiğini aktardı.

AB'nin o dönemde Kıbrıs Türk halkına verdiği izolasyonların kaldırılması ve açılımların sağlanmasına yönelik sözlerinin hayata geçirilmediğini kaydeden Üstel, bugün de durumun değişmediğini vurguladı.

Üstel, "Rum yönetimi, Doğu Akdeniz'deki maksimalist politikalarına Avrupa'yı dahil etmek, askeri koruma arayışını kurumsallaştırmak ve Türkiye ile KKTC karşısında siyasi bir blok oluşturma niyetindedir. Rum yönetimi, ısrarla tüm dünyaya Türkiye'yi ve KKTC'yi tehdit olarak algılatma ve hedef gösterme piyesini sergilemeye devam etmektedir." görüşünü paylaştı.

Bölgedeki gerilimi artıran tarafın ne Türkiye ne de Kıbrıs Türk halkı olduğunu söyleyen Üstel, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aksine, son yıllarda hızla silahlanan, çeşitli ülkelerle askeri anlaşmalar yapan, adayı yabancı askeri varlıkların merkezi haline getiren, savaşların ortasına atan ve hem Türkiye'ye hem de KKTC'ye tehdit dili kullanan taraf Rum yönetiminin kendisidir. AB artık bu gerçekleri idrak etmelidir."

Kıbrıs Türk halkı haklarından vazgeçmeyecek

Üstel, adada Kıbrıslı Türklere saldıran, evlerini yakan, çadırlarda yaşamaya mahkum eden, katleden, toplu mezarlara gömen, ortaklık cumhuriyetinden atan ve tüm çözüm planlarını reddederek adada kalıcı uzlaşıya varılmasının önünü tıkayanın Rum yönetimleri olduğunu vurguladı.

Yaşanan bu vahşete garantörlük hakkını kullanarak "dur" diyen ve adada 50 yılı aşkın süredir barışın hüküm sürmesini sağlayan tarafın Türkiye olduğuna dikkati çeken Üstel, Kıbrıs Türk halkının haklarından, egemen eşitliğinden ve güvenliğinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Üstel, KKTC hükümeti olarak Türkiye'nin güçlü desteğiyle şekillenen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki iki devletli çözüm vizyonunu kararlılıkla savunmayı sürdürdüklerini belirtti.

Her platformda bu siyaseti anlatmaya ve somut adımlarla güçlendirmeye devam edeceklerinin altını çizen Üstel, "Hiç kimse Kıbrıs Türk halkının baskılar karşısında geri adım atacağını düşünmemelidir. Bu mücadele, egemenliğin, güvenliğin ve onurlu bir geleceğin mücadelesidir." ifadesini kullandı.

Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret

Meltem TV ve Köy TV yöneticileri, TV48’e ziyarette bulundu

26.04.2026 15:31:00
Haber Merkezi
Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret
Meltem TV ve Köy TV’den TV48’e ziyaret
Meltem TV ve Köy TV yöneticileri, TV48'e ziyarette bulundu. Ziyarete, Meltem TV ve Köy TV Yöneticisi Adem Birinci, Genel Müdür Mustafa Uğurlu ve yorumcu Hasan Hüseyin Tekin katıldı.

Heyet, ziyaret kapsamında Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan Hoş Geldin Atatürk adlı kitabı TV48 ekibine hediye etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, medya alanında yapılabilecek iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

İlerleyen süreçte ortak projeler geliştirilmesi yönünde temenniler dile getirilirken, ziyaret, günün anısına çekilen fotoğrafların ardından sona erdi.

Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Bingöl'ün Yedisu ilçesinde saat 08.01'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

26.04.2026 09:22:00
AA
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem
Bingöl'de 4.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Yedisu ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 7 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Bingöl Valiliğinin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, depremin ardından ilgili kurumlar tarafından yapılan ilk incelemelerde herhangi bir can ve mal kaybının tespit edilmediği belirtildi.

Açıklamada, "Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun." ifadelerine yer verildi. 

Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi


 
Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti..

25.04.2026 01:10:00
MURAT ÇORBACI
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi
Diyabetin atlanmaması gereken 5 belirtisi

Tip 2 diyabet, Türkiye'de milyonlarca insanın kabusu durumunda. Diyabetin belirtileri de aslında çok net... İşte öne çıkan beş belirti...

1. Sürekli yorgunluk: Dinlendikten sonra bile kendinizi bitkin hissediyorsunuz. Vücudunuz glikozu doğru şekilde kullanmakta zorlanıyor, bu da mevcut enerjinizi azaltıyor.

2. Aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu: Gerçekten susuzluğunuzu gidermekte zorlandığınız için sürekli su içiyorsunuz. Bu, yüksek kan şekeriyle ilgili bir durum.

3. Sık idrara çıkma: Özellikle de geceleri. Vücudunuz fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışıyor.

4. Bulanık görme: Kan şekeri seviyelerindeki dalgalanmalar, göz merceğinin şeklini geçici olarak etkileyerek görmeyi istikrarsız hale getirebilir.

5. Yaraların yavaş iyileşmesi: Küçük kesikler veya sıyrıklar daha uzun sürede iyileşiyor; bu da dolaşım ve bağışıklık sisteminin etkilendiğinin bir işaretidir.
Bu belirtiler, özellikle tip 2 diyabet söz konusu olduğunda, başlangıçta belirsiz olabilir. Bunlardan birkaçını fark ederseniz, bir sağlık uzmanına danışmanız ve kan şekerinizin ölçülmesini sağlamanız önemlidir.

Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!


 
Alzheimer hastalığında mevcut ilaç tedavileri, hastalığın ilerleyişini durdurmaktan ziyade semptomları hafifletmekle sınırlı kaldığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

25.04.2026 00:33:00
MURAT ÇORBACI
Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!
Alzheimer’da ilaç dışı yaklaşımlar umut vadediyor!

Alzheimer hastalığında mevcut ilaç tedavileri, hastalığın ilerleyişini durdurmaktan ziyade semptomları hafifletmekle sınırlı kaldığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, bu nedenle son yıllarda nöromodülasyon yöntemlerinin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

Elektrik, manyetik alan, ultrason ve ışık gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinin hedeflendiğini aktaran Dr. Celal Şalçini, "rTMS, tDCS ve TPS gibi non-invaziv yöntemler, bilişsel işlevleri destekleyerek hastalığın seyrini yavaşlatabilir. Özellikle erken dönemde uygulandığında daha etkili sonuçlar alınabileceği belirtiliyor" dedi.

Dr. Celal Şalçini, bu yöntemlerin henüz gelişim aşamasında olmakla birlikte umut vadettiğini vurguladı.

Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor

Formula 1, 2027’den itibaren 5 yıl boyunca İstanbul Park’a dönüyor. Türkiye, efsane 8. virajıyla yeniden motor sporlarının kalbi olacak ve dünya gündemine damga vuracak 

24.04.2026 21:00:00
Haber Merkezi
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi'nde düzenlenen "Formula 1 Türkiye GP Tanıtım Programı"nda dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonu Formula 1'in 2027 yılından itibaren İstanbul Park'a geri döneceğini resmen açıkladı. Anlaşma, en az 5 sezon (2027-2031) sürecek ve Türkiye'yi yeniden F1 haritasının en gözde duraklarından biri haline getirecek.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Türkiye'nin Formula 1 takvimine tekrar dahil edilmesini ülkemizin güçlü organizasyon kabiliyetine, modern spor ve sağlık altyapısına, son yıllarda bölgesinin 'istikrar adası' rolünü perçinlemesine ve elbette Türk milletinin misafirperverliğine duyulan büyük güvenin yeni bir işareti olarak görüyorum. Türkiye olarak bu güveni daha önce olduğu gibi yine boşa çıkarmayacak, her açıdan kusursuz bir organizasyonla yarışlara ev sahipliği yapacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından 2027 Türkiye Grand Prix'i için sembolik start butonuna bastı. Etkinlik sırasında bir Formula 1 aracı, Galataport'tan başlayarak İstanbul'un tarihi yarımadasında tur attı ve Dolmabahçe'ye ulaştı. Bu görsel şov, hem İstanbulluları hem de motor sporları severleri heyecanlandırdı.

İstanbul Park'ın öyküsü

İstanbul Park, daha önce 2005-2011 yılları arasında aralıksız 7 sezon Formula 1'e ev sahipliği yapmış ve "8. viraj"ıyla (bugün hâlâ efsane olarak anılan keskin dönüş) tüm dünyada ün kazanmıştı. Pandemi döneminde 2020 ve 2021'de de takvime dönmüş, ancak 2022'den itibaren listeden çıkmıştı. Yeni anlaşmayla pist, 2027'den itibaren en az 2027-2031 arası tam 5 yıl boyunca her sezon Türkiye Grand Prix'ine ev sahipliği yapacak. Formula 1 İcra Kurulu Başkanı Stefano Domenicali ve Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem'in de katıldığı törende, anlaşmanın uzun vadeli iş birliğinin başlangıcı olduğu vurgulandı.

Ekonomik ve turizm açısından

F1'in dönüşü, Türkiye için yalnızca spor açısından değil, ekonomi ve turizm bakımından da kritik öneme sahip. Her Grand Prix hafta sonu yaklaşık 100-150 bin yerli ve yabancı seyirciyi ağırlayan İstanbul Park, otel doluluklarını rekor seviyeye çıkarıyor, havayolu ve restoran sektörlerini canlandırıyor. Uluslararası yayınlarla 500 milyondan fazla kişiye ulaşan organizasyon, Türkiye'nin global imajına da önemli katkı sağlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Formula 1'e dönmemiz şampiyonaya çok büyük değer katacak" diyerek, Türkiye'nin organizasyon kalitesinin ve istikrarının bu kararın arkasındaki en önemli etken olduğunu belirtti. Anlaşmanın detayları (bilet fiyatları, pist iyileştirmeleri, güvenlik önlemleri) önümüzdeki günlerde Formula 1 yönetimi ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu tarafından açıklanacak.

Motor sporları tutkunları ve gençler için yeni dönem

F1'in dönüşü, Türkiye'deki motor sporları altyapısını da güçlendirecek. beIN Sports'un yayın haklarıyla birlikte milyonlarca Türk taraftarın ekran başına kilitleneceği organizasyon, genç pilotların yetişmesi için de yeni fırsatlar yaratacak. Geçmiş yıllarda İstanbul Park'ta kazanan isimler arasında Felipe Massa, Lewis Hamilton ve Sebastian Vettel gibi efsaneler yer almıştı; şimdi yeni nesil yıldızlar aynı pistte mücadele edecek.

Türkiye'nin F1'e dönüşü, sadece bir spor etkinliği değil; aynı zamanda ülkenin uluslararası arenadaki gücünün ve cazibesinin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2027'de başlayacak heyecan şimdiden başladı!

BTP'den madencilere destek

BTP, Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder burada yaptığı açıklamada, "Madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Bu konu partimizin en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi" dedi 

24.04.2026 17:47:00 / Güncelleme: 24.04.2026 17:50:50
Haber Merkezi
BTP'den madencilere destek
BTP'den madencilere destek
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi.

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti.

Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi.

BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi:

"Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi.

"Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor"

Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar.



"Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz"

3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım.

"Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.."

Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir.

"Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor"

Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.