(Dünden devam…)
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, Allah ve Resulüne düşmanlık edenlere sevgi beslediğini göremezsin. İsterse onlar babaları, evlatları, kardeşleri yahut aşiretleri olsun. Allah onların kalplerine imanı yerleştirmiş ve kendi tarafından bir nur ile kuvvetlendirmiştir. Ahirette de onları, içinde ebediyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Allah onlardan razıdır, onlarda Allah'tan. İşte onlar Allah'a tâbi olan topluluktur. Haberiniz olsun ki, Allah'a tâbi olanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendisidir." (Mücadele: 22).
"Peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının. Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah'ın azabı pek şiddetlidir." (Haşr: 7).
Cenab-ı Hak, İslam'ı yegane hak din ve Peygambere itaati İslam'a tâbi olmanın değişmez şartı olarak gösterirken, Allah'ın hükümlerine itaatte aynı emir, aynı zamanda peygamberdir. Vahyedilene uymak başta vahye muhatap olan Peygambere düşer. Ey Peygamber! Allah'ın emir ve yasaklarına uymakta sebat et; kafirlerin ve münafıkların arzularına tâbi olma. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yapar. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter." (Ahzab: 1-3).
"Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü'min erkeğin yahut bir mümin kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür." (Ahzab: 36).
"Ey Peygamber! Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci, bir sakındırıcı, Onun izniyle insanları Allah'ın yoluna çağrıcı ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik." (Ahzab: 45-46).
"O peygamberler ki Allah'ın emirlerini tebliğ eder yalnız ondan korkar ve Allah'tan başka hiçbir kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah kafidir. Muhammed hiçbirinizin babası değildir. O Allah'ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise her şeyi hakkıyla bilir." (Ahzab: 39-40).
Cenab-ı Hak Resulüne mutlak itaati emrederken ve bu itaatin Allah'a itaat anlamına geldiğini ısrarla vurgularken zaman zaman ehl-i kitabı uyarır, onların nankörlük yaptıklarını, sözlerinde durmadıklarını hakikatleri gizlediklerini ilan eder. Nitekim, Kur'an-ı Kerim'de Yahudiler hakkında şöyle buyurulur: "Biz onları ahidlerini bozmaları yüzünden lanetledik ve kalplerini kaskatı yaptık onlar kelimeleri kitaptaki yerlerinden değiştirip Tevrat'ı tahrif ederler. Onlar kendilerine ihtar edilen hakikatlerden bir pay çıkarmayı da unuttular. Pek azı müstesna onlardan hep hainlik görürsün." (Maide: 13).
"Biz Hıristiyanız diyenlerden de ahid almıştık; onlar da kendilerine ihtar edilen hakikatlerden nasiplerini unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete kadar devam edecek bir düşmanlık ve kin saldık işleyip durdukları kötülükleri yakında Allah onlara bildirecektir." (Maide: 14).
"Ey kitap ehli! Size Resulümüz geldi ki kitaptan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklar, birçoğunu da yüzünüze vurmaz. Gerçekten size bir nur ve hakkı apaçık bildiren bir kitap gelmiştir." (Maide: 15).
"Peygambere itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Kim bundan yüz çevirirse, seni öylelerinin üzerine muhafız olarak göndermedik sen ancak doğru yolu gösterip tebliğ etmekle mükellefsin." (Nisa: 80).
"Ey insanlar! Peygamber Rabbınızdan size hakkı getirdi. Ona inanın; hakkınızda hayırlı olan budur. Eğer inkâr ederseniz göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Allah ise her şeyi hakkıyla bilir her işi hikmetle yapar." (Nisa 170).
"Ey insanlar! Size Rabbınızdan apaçık bir delil olan bir peygamber geldi ve size dünyanızı ve ahiretinizi aydınlatıcı apaçık bir nur olarak Kur'an indirdik." (Nisa: 174).
"Allah'a iman edip O'nun kitabına sımsıkı sarılanları, Allah elbette kendi katından bir rahmet ve lütfa eriştirecek ve onları Kendi rızasına ulaştıran dosdoğru bir yola iletecek." (Nisa: 175).
"Allah'a itaat edin Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz Resulümüzün üzerine düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir." (Tegabun: 12).
Allah-u Teâlâ, Peygamberin görevini de özetle şöyle anlatıyor:
"Sen insanları tevhide davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma. Ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği bütün kitaplara inandım ve aranızda adalet etmekle emrolundum. Allah benim de sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize sizin yaptıklarınız da sizedir. Hak ortaya çıkmış, aramızda münakaşaya hacet kalmamıştır. Allah bizi bir araya toplayıp hükmünü verecektir. Dönüş ancak O'nadır." (Şura: 15).
"İman eden ve güzel işler yapan kullarına Allah'ın müjdelediği saadet budur. De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beyt'ime muhabbettir. Kim bir iyilik yaparsa biz onun sevabını daha da artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır ve şükredenlerin mükâfatını fazlasıyla verir." (Şura: 23)."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Gökhan Demir / diğer yazıları
- Siyonist’in işi parçala böl yut, ya senin işin ne? / 14.01.2026
- Eskimeyen tiyatro oyunu / 09.01.2026
- İş işten geçmeden / 02.01.2026
- Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefi Türkiye / 26.06.2025
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Eskimeyen tiyatro oyunu / 09.01.2026
- İş işten geçmeden / 02.01.2026
- Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefi Türkiye / 26.06.2025
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020



























































































