Fransa Hükümeti, Osmanlı Ülkesinde Kapitülasyon imtiyazların verdiği siyasi ve ticari serbestliler neticesinde okullar, sağlık kurumları ve Katolik Hıristiyanlarla ilgili dini kurumlar kurmuşlardır. Bilhassa Filistin ve Kudüs şehrinde Katoliklerce kutsal olan yerler Fransız yönetimi altında bulunuyordu. Fakat Osmanlı Devleti Almanya yanında Birinci Genel savaşa katılınca Fransa devletine verdiği bütün imtiyazları kaldırır. Savaş düşmanı olan Fransız yöneticilerini ve görevlilerini sınır dışı ederken, Fransızlara ait ticari, sanayi, eğitim ve sağlık kurumların, Türk'lere ait kurum haline getirerek çalıştırmaya başlar. Savaştan önce ekonomi, sanayi, eğitim ve sağlık kuruluşları alanlarında Almanya Fransa'ya karşı rekabete başlar. Ama Fransa'nın çalışmaları Kanuni devrine kadar uzandığından, Almanya'nın rekabet etmesi çok zordu. Bu nedenle Almanya savaş döneminde, Fransızlara ait kuruluşları ele geçirerek Osmanlı ülkesindeki Fransız nüfuzunu yok etmeye çalışır. Bu iş için iki yol izler. Bu yoların birincisi şudur: Papalık nezdinde hareket ederek Osmanlı ülkesindeki Fransa Katolik kurumlarını kurtarmak amacı ile bu kurumların Alman Katoliklerine devrinin sağlanmasını gerçekleştirerek Hıristiyan kültürün devamlılığını sağlamak ister. Fakat Papa'lık bu konuda tarafsız hareket ettiği için bir etkinlikte bulunamaz. İkincisi ise, İttihat Terakki hükümetinin Kapitülasyonları kaldırmasına karşılık, Alman hükümetinin bu kararı kabul etmesi karşılığında bazı isteklerde bulunur. Bu istekler şunlardır: 1-Fransız okul, hastane vesairesiniz Almanlara devri için Osmanlı hükümeti ile anlaşması.2-Almanların eline geçecek müesseselerin savaştan sonra da onlarda kalması için yine bu hükümetle anlaşması.3-Bu işlerde Avusturya hükümeti ile işbirliği yapılması4-Bu konuda yapılacak anlaşmaları kabul etmesi için Papa ile görüşülmesi.5-Bu müesseseleri işletmesi için gerekli öğretmen ve doktorun bulunması.Almanya bu istekleri ile Osmanlı ülkesinde Fransa'nın mirasına konarak onun gibi ülkemizi sömürmek istemektedir. Evet, İttihat Terakki Hükümeti askeri bakımdan Almanya'ya tamamen bağımlıdır. Bunun da nedeni XIX. Yüzyıl boyunca yapılan eğitim reformların ile askeri sanayi kurmayışımızdandır. Fakat ittihat Terakkinin dayandığı üç temel ülkü vardır. (Türkleşmek-muasırlaşmak-İslamlaşmak) Bu nedenledir ki İttihat Terakki hükümeti Milli bir siyaset izlediği için yukarıdaki Alman isteklerine direnir. Yani bu günkü yönetim gibi yabancı sermayeye ve anlaşmış olduğu devletlere her alanda çalışma imtiyazları vererek ülkemizin sömürülmesine karşıdır. Bilhassa Maarif Nazırı Şükrü Bey Alman isteklerine karşı 6 Şubat 1915 de şöyle cevap verir: "Fransız müesseselerine karşı alınan tedbirler savaştan çok kapitülasyonların kaldırılmasının sonuncudur. Avrupa vasiliğinden kurtulmuş olan Türkiye, her şeyden önce Avrupalıların menfaatlerine hizmet etmekte olan Katolikliğinde bağlarından kurtulabilecektir. Osmanlı Hükümetinin amacı dinsel eğitim değil onun yerine laik eğitime geçmektir. Bu her cemaatin içinde din derslerini azaltmak demek değildir. Bu nedenle Hükümetimiz hiçbir dinsel cemaatin okul açmasına müsaade etmeyecektir. Eğer onun arkasında dinsel bir teşekkülün bulunduğundan ve öğretimin dinsel bir teşekkülün bulunduğundan ve öğretimin dinsel kişilerce yapılacağından şüphelenirsek bir dinsel kişiye kendi adına bile olsa okul açtırmayacağız."Enver Paşa da Alman istekleri karşısında, Alman Büyük Elçisine şöyle söyler: "Almanya'nın, Genç Türklerin istek ve amaçlarına hiç aldırmadan Fransa'nın yerine geçmek istediğini, Osmanlı Hükümetinin ise yabancı dinsel kurumların kültür ve eğitim işlerindeki uğraşlarına son vermeyi düşündüğünü ve Katolik cemaat üzerinde Fransız Himayesi yerine, Alman Himayesinin geçmesini istemediğini bildirir."Alman Hükümeti, İttihat Terakki Hükümetinden bir şey koparamayacağını anlayınca, barıştan sonra Fransa'nın, Osmanlı üzerinde tekrar nüfuz sahibi olmasını önlemek için şu düşünceyi uygulamak ister: Papa'nın Osmanlı Hükümeti ile bir anlaşma yapmasını, Osmanlı ülkesindeki Katolik Rum Ortodoks, Ermeni Gregoryen ve Nesturi kiliselerinin hukuk bakımından Osmanlı devletinin sorumluluğuna verilmesini ister. Papa savaşan bir devletle kiliselerin hukuki tespiti için bir anlaşma yapamayacağını bildirir. Bu durumun Papalık geleneklerine aykırı olduğunu bildirir. Bu yönde de başarılı olamayan Almanya'nın İstanbul Büyük elçiliği 18 Temmuz 1916 da hükümetine şu yazıyı gönderir. "Türkiye'nin amacı yabancı vesayetinden kurtulmaktır. Düşmanlarımız din perdesi altında siyasal amaçlar gütmüş oldukları için Türkiye bizim dinsel alandaki nüfuzumuzu arttırmak için yapacağımız her denemeye karşıdır?"Alman Büyük Elçisi 19 Mart 1916 da Cavit Beye şunları söyler. ?Bilhassa müessedat-ı tedrisiye ve mezhebiye meselesinde cocession (müsaadat) yapmak fikrinde olmadıklarını ve aynı esası bunlara da teşmil etmek istediklerini gördüm. Sefir bu esas olmaksızın müesses ata dair yapılacak bir ahitnameyi Raystag (Alman Milli Meclisi) katiyen tasdik etmez, der.
Ahmet Oğuz Bahadır / diğer yazıları
- Erzincan ateşkesi ve sonucu / 14.02.2011
- Bolşevik Rusya'nın Ermeni siyaseti / 12.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar - II - / 10.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar / 09.02.2011
- Alman - Gürcü işbirliği ve amaçları / 06.02.2011
- Başkan Wilson'un ince hesapları / 05.02.2011
- Başkan Wilson'un siyasi amaçları / 04.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - II / 03.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - I / 02.02.2011
- Mustafa Kemal'in Almanya seyahati / 01.02.2011
- Bolşevik Rusya'nın Ermeni siyaseti / 12.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar - II - / 10.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar / 09.02.2011
- Alman - Gürcü işbirliği ve amaçları / 06.02.2011
- Başkan Wilson'un ince hesapları / 05.02.2011
- Başkan Wilson'un siyasi amaçları / 04.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - II / 03.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - I / 02.02.2011
- Mustafa Kemal'in Almanya seyahati / 01.02.2011



























































