HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

Altın kâsenin zehri

31.05.2001 00:00:00
Lüksemburg zirvesi sonrasında ülkesinde tartışılan isim haline gelen İsmail Cem'in yakın dostu Yorgo Papandreu'ya, gazeteciler havaalanında sorar:

Kıbrıs'ı Türklere sattınız mı?

Yunan Dışişleri Bakanının cevabı yaşadığımız ve önümüzdeki günlerde daha da aratacak sıkıntılarımıza işaret eder niteliktedir.

"Biz Türklere altın kase içinde zehir sunduk."

Kıbrıs'ta taraflar değişti

Lüksemburg zirvesi sonuçlarını biliyorsunuz. Ege'yle ilgili sorunların Lahey Adalet Divanına götürülmesi kabul edilirken, Kıbrıs'ında AB'ne -şimdi 18 ay kaldı- alınması konusunda mutabakata varıldı. Türkiye adına atılan imzalar Cem ve Ecevit'e ait.

Lüksemburg kararlarının İsmail Cem'le nasıl kotarıldığını tarih yazacak. Biz sadece Cem'in dönemin AB temsilcisini uçak kapılarında nasıl bir dostlukla karşıladığını unutmayacağımızı söyleyerek, Kıbrıs sorununun tehlikeli bir zemine oturduğunu aktarmak istiyoruz.

Öncelikle şu açık seçik ortada. Kıbrıs artık bir Türk-Yunan sorunu olmaktan çıkarılmıştır. Malumunuz bu perspektif Yunanistan'ın tarihi özlemiydi ve gerçekleşti. Şimdi Ege ve Kıbrıs Türkiye-AB taraftarlığına oturmuş durumda.

Kıbrıs bu yeni vaziyet planıyla birlikte hızla Türkiye'nin inisiyatifinden çıkıyor. Topyekün bir mücadeleyle karşı karşıyayız. İçerden Medya temsilcileri ve AB körlüğü içinde, Kıbrıs'ta her türlü tavize hazır bir hükumet profili var. Dünkü MGK açıklamasını aslında birazda böyle anlamak gerekiyor. Verilen mesajların bir ayağı dışarıya ise diğeri de içeriye.

Türkiye büyük oranda bürokrasinin katkısıyla, direnç katsayısını yükseltme arzusunda. Kıbrıs'ta yaşanılan şeyin adı bu. Derviş Eroğlu başkanlığında milli bir hükumetle kalenin burçları sağlamlaştırıyor. Ancak Kıbrıs'ı yıllardır sırtlamış Denktaş'ın, gelen gideni aratır diyerek yeni bir Eroğlu sendromuna girmesi de anlaşılır şey değil.

Derviş Eroğlu rahatsızlığını açalım. Kıbrıs'ın Denktaş sonrasının tek ismi olacak Eroğlu, federasyon, konfederasyon görüşmelerinden derhal çekilelim, Türkiye ile bütünleşelim diyor. Bu cümle karşı tarafın çıtayı yükselten tavrına aynı metodla cevap vermek anlamına da geliyor. Derviş Eroğlu'na Kıbrıs ve Türkiye'de kimi çevrelerden yükseltilen çatlak seslerin nedeni bu.

Avrupa Ordusu Kıbrısa mı?

Kıbrıs konusu tüm sıcaklığıyla ve tuzaklarıyla Ankara'nın önünde dururken, aynı gündeme yönelik bir tehtid de Avrupa Ordusundan geliyor.

AGSK kapsamında son noktası konulan 60 bin kişilik ordunun, Kıbrıs için bir tehlike olma ihtimali var mı? Evet var. İşte en kritik cümle bu. Türkiye Kıbrıs'ta Rumların çıkartabileceği bir provokasyonun adından, Avrupa Ordusu'nun bölgeye intikal ettirilebileceğini ciddi ciddi hesap ediyor.

Kıbrıs'ta zaten tarafları değişmiş sorun için, Yunanistan AB'yi rahatlıkla fişekleyebilir. Kendisini ispat etme arzususu içinde olacak 60 bin kişilik ordu, oluşturulmuş hukuki altyapıyla Kıbrıs'ta Türk ordusunun karşısına çıkabilir.

Ankara bu tehlikeyi gördüğü için Avrupa ordusuna rezervler koymaya çalıştı. Şüphelerini Brüksel'e iletti. Karşı taraf her ne kadar Ege ve Kıbrıs'ı Avrupa Ordusunun etki alanı dışında tutacağız dese de, bunun hiç bir anlamının olmadığını ifade edelim. Avrupa'nın verdiği söze inanmak için Ankara, bir neden göremiyor. Tek bir pozitif örnek de söz konusu değil.

Türkiye'nin Avrupa Ordusu kapsamı dışında tutulması, herhalde bunun en iyi göstergesidir.

Avrupa Birliğinin derinleşen bir yapıyla çekirdek Avrupa'ya doğru hızla ilerlediğini de hatırlatalım. Ordusunu kuran Avrupa, istihbarat kuruluşlarını da tek elde toplamaya çalışıyor. Avrupa'nın ortak devleti açısından kritik bir karar. Birbirlerine ve özellikle Almanya'ya karşı güven sorunu yaşayan birlik üyeleri, ortak istihbarat teklifiyle hem güven sorunlarını çözüyorlar hem de psikolojik bir rahatlamaya giriyorlar.

Son gelişme Avrupa'nın Yunanistan'ı da dahil ederek ne kadar ortak hareket ettiklerinin ve tek bir devlet olduklarının, herhalde net bir göstergesidir. Şimdi Yunanistanlı, Kıbrıslı, Egeli AB bir tarafta, Türkiye ise diğer cephededir.

Ordu, istihbarat derken Avrupa, tek bir 'ekonomik yönetim' içinde düğmeye bastı. Fransa Başbakanı Lionel Jospin'in, Avrupa'nın tümünü içine alan bir ekonomik yönetim altında toplanması, gizli gündemlerle tartışılıyor.

AB'nin ekonomik çerçeveyi de merkezi bir ortak paydada çözeceğinden kuşkusuz olmasın.

Bu arada Avrupa, ABD karşıtlığı üzerine kurulu tezleri de bir kez daha galiba, gözden geçirmek gerekiyor.
 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.