HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Ermeni Meselesi ve Gerçekler

25.04.2021 00:00:00
'Ermeni Meselesi ve Gerçekler' seslendirme dosyası:
Bugün Ermenilerin öne sürdükleri sözde soykırım senaryosunun temeli Doğu Anadolu topraklarının Ermeni anayurdu olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bu temel Ermeni iddiasına göre Türkler; Selçuklular ve Osmanlılar ile başlayarak Ermeni topraklarını işgal etmişler ve Ermenilere zulmetmişlerdir. 1915 yılında ise Ermenilere soykırım uygulamışlardır. Bu zulüm hala devam etmektedir.
 
Ermenilerin temel iddiası budur. Şimdi bu iddialara cevap vereceğiz:
 
1-Doğu Anadolu Kadim Ermeni Toprağı Değildir
 
Öncelikle, Doğu Anadolu topraklarının Ermeni anayurdu olduğu iddiası tarihi gerçekleri yansıtmamaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi tarihin hiçbir döneminde kadim Ermeni toprağı olmamıştır. Ermenilerin bir zamanlar toplu olarak oturdukları bölge, tarihin kaydettiği dönemlerde MÖ 521'den 344'e kadar bir Pers vilâyeti, 344'den 215'e kadar Makedonya İmparatorluğunun bir parçası, daha sonra sırasıyla Selefkitlere tâbi bir vilâyet, Roma İmparatorluğu ile Partlar arasında sık sık el değiştiren bir bölge, Sasani vilâyeti, daha sonra da yeniden bir Bizans vilâyeti olmuştur. Bu toprakların 7. yüzyıl sonlarından itibaren sahibi ise Emevilerdir. Onlardan sonra 10. yüzyıl sonlarına kadar Abbasilerin elinde kalmış, 10. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu'nun tamamına Bizans İmparatorluğu yeniden hakim olmuştur. 10. yüzyıldan itibaren de bölgeye Türkler gelmişlerdir.
 
2-Ermenilerin Tarihin Hiçbir Döneminde Devleti Olmamıştır 
 
Ermeniler tarihin hiçbir döneminde sürekli kalıcı bir devlet kuramamış, bölgeye kim hakim oldu ise onun kontrolüne girmişlerdir. Dolayısıyla Doğu Anadolu'nun bir Ermeni anayurdu olduğu iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. Bu husus Ermeni tarihçi Kevork Aslan'ın şu sözleriyle de doğrulanmaktadır: "Ermeniler derebeylikler halinde yaşamışlardır. Birbirlerine vatan hisleriyle bağlı değildirler. Aralarında siyasi bağlar yoktur. Yalnızca yaşadıkları derebeyliklere bağlıdırlar. Vatanseverlikleri de bu nedenle bölgeseldir. Birbirleriyle bağlarını siyasi ilişkiler değil, dilleri ve dinleri oluşturur." 
 
3-Ermeniler Tarih Boyunca Bir Çok Kere Tehcire Tabii Tutulmuştur
 
 Ermeniler tarih boyuca çok kere tehcire tabii tutulmuşlardır. Çünkü hiçbir zaman kendilerine ait bir devletleri olmadıklarından güç mücadelelerinde yanlış adres ile işbirliği yaptıklarında galip gelen taraf Ermenileri yaşadıkları topraklardan sürmüştür.
Ünlü Ermeni tarihçisi ve aynı zamanda Urfalı olan Mateos Ermeni halkın Bizans İmparatorluğu döneminde yaşarlarken buralardan sürüldüğünü, evlerinden zorla çıkarıldıklarını bizzat ifade etmektedir. Mateos  bu sürgün üzerine şöyle diyor:
"İki yıl sonra (993-994) büyük Roma dükü, büyük bir ordu ile beraber Ermenilere karşı yürüdü, Hristiyanların üzerine atılıp onları kılıçtan geçirdi ve esaret altına aldı. O, zehirli bir yılan gibi her yere ölüm götürdü ve böylelikle, dinsiz milletlerin yerini tutmuş oldu"
 
4-Ermeniler Anadolu'nun Fethinde Selçuklulara Yardım Etmişdir
 
10. yüzyıl Bizans yönetiminde iç karışıklıkların yaşandığı ve istikrarın bozulduğu bir dönemdir. İşte bu karışık dönem içinde Selçuklular Anadolu topraklarına girmişlerdir. 26 Ağustos 1071 tarihinde, Malazgirt yakınında, Van Gölü'ne yakın bir yerde Bizans İmparatorunun ordusunu bozguna uğratan Alparslan sayesinde Türkler Anadolu'ya adım atmış ve Ermenilerin çok büyük sevinç gösterileriyle karşılanmıştır. 
. Ermeni tarihçi Asoghik'in şu sözlerini de dikkatlerinize sunalım :
"Ermeniler, Bizans'a olan düşmanlıkları nedeniyle, Türklerin Anadolu'ya gelmesine sevinmişler, hatta Türklere yardım etmişlerdir"
 
5-Türkler Anadolu'yu Ermenilerle Savaşarak Fethetmemiştir.
 
Selçukluların ilerlediği topraklar, üzerinde diğer kavimlerin yanı sıra Ermenilerin de yaşadıkları Bizans topraklarıdır. Yani Selçuklular herhangi bir Ermeni devletine ya da prensliğine karşı savaşmamış, onların topraklarını ele geçirmemiş, karşılarında düşman olarak sadece Bizanslıları görmüşlerdir. 
Doğu Anadolu'nun Osmanlı hakimiyeti altına girmesi ise Fatih Sulat Mehmet ve Yavuz Sultan Selim döneminde olmuştur. Onlarda bu toprakları Ermenilerden değil Akkoyunlular ve Safevilerden almışlardır.
 
6-Türkler Ermenilere Müthiş Bir Hoşgörü Göstermiş ve Onları El Üstünde Tutmuştur
 
Osman Gazi 1324 yılında Bursa'yı merkez yaptıktan sonra, Kütahya'da yaşayan Ermenileri ve ruhani reislerini buraya nakletmiştir. Bu güçlü ilişki Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine kadar hiçbir kesintiye uğramadan devam etmiştir. Özellikle de Fatih Sultan Mehmet'in 1453 yılında İstanbul'u almasıyla başlayan dönem, Ermeniler için adeta bir altın çağ olmuştur.
Milleti  Sâdıka olarak olarak adlandırılan Ermenilerin Osmanlı Devletindeki ağırlıklarını göstermesi açısından şu rakamları hatırlatalım:
"Meşrutiyetin ilanından önce seçilen Meclis'te Meclis Başkan Vekili de dahil olmak üzere 9 Ermeni milletvekili vardı. Ayrıca Ermenilerden 22 General, 7 büyükelçi, 11 Konsolos çıkmıştır"
 
7-Türklerin 5000 Yıllık Tarihinde Katliam Yoktur
 
Türkler savaşta ılımlı, barışta şefkat sahibidirler. Eğer öyle olmasaydı Osmanlı'nın hüküm sürdüğü topraklarda bugün sadece Türkler yaşıyor olurdu. 
Yine yeri gelmişken belirtelim ki soykırım yapacak bir millet her halde tarihinin en zor anlarını yaşadığı günlerde bu işi yapmaz. Vezirlerinin ecnebi krallarla eş tutulduğu, kimsenin hesap sormayı aklından geçiremeyeceği  en güçlü devrinde yapar!
 
8-Ermeni Sorunu Yabancıların Tahrik ve Vaadleri İle Ortaya Çıkmıştır
 
19. ve 20. yüzyılda Batılı devletlerce izlenen politikanın temel taşlarından birisi Osmanlı İmparatorluğundaki Hristiyan unsurlar ve özellikle Ermenilerin Osmanlıya karşı kullanılması ve Ermenilere gerçekleşmeyeceği bilinmesine rağmen Doğu Anadolu'da hayali bir Ermenistan vaat edilmesi olmuştur.. 
İngiltere ve Rusya'nın Ermeniler üzerindeki mücadelesini Türk düşmanlığı ile ünlü Fransız yazar Rene Pinan şu kritik sözlerle ifade eder:
" Rus ve İngiliz nüfuzu Ermenilerin sırtında çarpışmıştır. Ermenistan, İngiltere'nin elinde Ruslara karşı bir ileri karakol vazifesi görmüştür"
 
9-Ermeniler Terör ve İsyanı Yöntem Olarak Kullanmıştır
 
İngiltere'nin Doğu Anadolu'daki çıkarları Ermeni toplumunun Osmanlılara karşı kullanılması üzerine kuruluydu. Ancak Osmanlı yönetiminden hiçbir şikayeti olmayan ve barış içinde yaşayan halk üzerinde bu girişimler zaman içinde yok olup gitmiştir. Osmanlı toprakları içinde başarılı olamayınca, bu kez farklı ülkelerde Ermenistan hayalini gerçekleştirmek için teşkilatlar kurulmuştur. Bu komiteler dışarıdan aldıkları destekle halkın büyük bölümü üzerinde etkili olmayı başarmışlardır.
Bu komitelerin en ünlüsü 1885'de kurulan Armenekan partisi ile 1887'de İsviçre'de kurulan Hınçak ve 1890'da Tiflis'de kurulan Taşnak'tır.
 
10-İşte Ermeni Çetelerinin Çıkardığı İsyan ve Terör
 
İşte bu hazırlıklar sonunda ilk büyük Ermeni isyanı 1893 yılında Van Gölü'nün batısında Muş ve Diyarbakır ovaları arasında yer alan Sasun kasabasında meydana gelmiştir. Ama daha öncesinde Erzurum isyanı vardır. Bunu Kumkapı, Yozgat, Kayseri, Çorum ve Zeytin isyanları izlemiştir.
26 Ağustos 1896 tarihinse İstanbul'daki Osmanlı Bankası Ermeni militanlar tarafından işgal edilmiştir. Ermeni çetecilerle işbirliği yaptığı için görevden alınarak yerine Bartalemeo'nun patrik olarak atanmasını protesto amacı ile banka, Ermenler tarafından "çevreye ateş açma ve bankayı havaya uçurma" tehditi ile işgal edilmiştir.
21 Temmuz 1895 günü ise Ermeni komiteleri padişah 2. Abdülhamit'e suikast düzenlemişlerdir. Amaç Padişahı öldürerek Osmanlı Devletini kaosa sürüklemektir. Padişahın Halife ile konuşmak üzere Yıldız Camii'nden geç çıkması sebebi ile kurtulduğu suikastte 26 kişi ölmüş ve 58 kişi yaralanmıştır.
 
11-Birinci Dünya Savaşında Ermeni İsyanları, Osmanlı'ya Karşı İşbirliğine Dönüşmüştür
 
Yıllar boyunca Türklerle aynı cephede yer alan Ermeniler, İtilaf Devletleri'nin tahrik ve vaatleriyle yıllarca huzur içinde yaşadıkları Osmanlı topraklarını düşmanla birlik olup, yağmalamaya girişmişlerdir
1.Dünya Savaşı'nın başlaması Ermeni isyancılar tarafından büyük bir fırsat olarak görülmüştür. Savaş başlamadan önce Osmanlı Devleti'nin yanında yer alacakları vaadinde bulunan Ermeniler, kısa süre sonra bu vaatlerinden dönmüşlerdir. Rus devletinin saflarında yer almış, Osmanlı'ya karşı savaşmışlardır. Taşnak komitesinin örgütüne verdiği şu talimat Ermenilerin savaş sırasındaki politikalarını çok iyi ifade etmektedir:
"Ruslar sınırı geçtiklerinde ve Osmanlı orduları geri çekilmeye başladıklarında her yerde isyanlar çıkarılmalı, Osmanlı orduları bu suretler iki ateş arasına alınmalıdır. Osmanlı ordularının ilerlemesi halinde ise Ermeni askerler silahlarıyla birlikte kıtalarını terk edecek ve çeteler teşkil edip, Ruslarla birleşeceklerdir." 
Savaş başladığında tüm bu talimatlar uygulamaya geçmiş, Osmanlı ordusuna ve sivil Müslüman ahaliye karşı türlü saldırılar gerçekleştirilmiştir. Sadece Türkler hedef alınmamış, Rumlar, Museviler ve bu politikayı desteklemeyen Ermenilere karşı dahi saldırılar düzenlenmiştir.
31 Ekim 1914'te Rus orduları Doğu Anadolu'yu işgale başladılar. Bu işgal sırasında kendilerine en büyük destek ve yardim Ermenilerden geldi. Ermeni tedhişçiler, Kars, Van, Muş, Erzurum gibi şehirlerde kadın-erkek, yaşlı-çocuk demeden Türkleri katliama tabi tutuyorlardı. Binlerce Müslüman doğudan batıya göçüyor; evini, toprağını, malını-mülkünü bırakıp yollara düşüyordu. Kimi yollarda ölüyor, kimi gurbette açlığa, yoksulluğa mahkum oluyordu. Aileler dağılıyor, analar yavrularını, kardeşler birbirlerini, kaybediyorlardı. Göç edemeyenler ise işkence edilerek katlediliyordu.
 
12- Ve Olabilecek En Akıllı Karar: TEHCİR!
 
Ermenilerin Ruslarla işbirliği yaparak Türk köylerini yakıp yıktığı sırada Osmanlı devleti Galiçya'dan Çanakkale'ye kadar 7 düvele karşı 7 cephede savaş veriyordu. İsyanların devam etmesi ve Anadolu'nun giderek daha da karışması üzerine Osmanlı hükümeti önce Ermeni Patriği, mebusları ve önde gelenlerini çağırarak Ermenilerin Müslümanları katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirdi. Ancak bu tavır bir sonuç vermedi. Ve bunun üzerine 24 Nisan 1915'de Osmanlı devleti isyanları örgütleyen tüm Ermeni komitelerini kapatmış ve yöneticilerinden 235 kişiyi devlet aleyhinde faaliyette bulunmak suçundan tutuklatmıştır. Bu kararla Osmanlı hükümeti benzer tehlikelerle karşılaşan tüm ülkelerin almakta tereddüt göstermeyeceği bir önleme de başvurmuştur. Pek çok cephede devam eden savaşta başarılı olmanın ancak içte huzurun ve birliğin sağlanmasıyla mümkün olacağı açıktı ve bu nedenle de savaş bölgeleri yakınlarındaki yaşları 16 ile 55 arasında değişen sağlıklı Ermeni vatandaşların daha güneydeki Osmanlı topraklarına, Suriye'ye tehcir ettirilmesi kararı alındı.
 
13-Tehcir Neden Değil Sonuçtur
 
 Tehcir kararından önce yukarıda anlattıklarımızı hatırlamakta fayda var:
"Osmanlı Devleti isyanlar, terör faaliyetleri ve en sonunda da düşmanla işbirliği yapılmasının ardından Tehcir kararı almıştır. Yani Tehcir olmuşta ona isyan edilmiş değildir. Bu çok önemli ve çok saptırılan bir noktadır."
Bu tehcir (göç ettirme), bir soykırım ya da bir katliam değil, güvenlik nedeniyle bir grubun başka bir toprakta ikamete mecbur edilmesi yönünde alınmış bir tedbirdir. Düşmanla işbirliği yapan ve ülkenin birliğine zarar veren bir topluluğun zararlı faaliyetlerinin engellenmesi amacıyla alınmış son derece akılcı bir karardır.
 
14-İşte Tehcirdeki devlet Tavrını Ortaya Koyan Belge
 
Osmanlı devleti tehcir esnasında Ermenilerin mağdur kalmamaları için türlü gayret ve somut tedbirler almıştır. Osmanlı Bakanlar Kurulu'nun 30 Mayıs 1915 tarihli kararı Osmanlı yönetiminin bu konudaki adaletini gözler önüne sermektedir. Bu karada aynen şunlar söylenmiştir:
"Bahsi geçen kasaba ve köylerde yerleşik ve nakli gereken Ermenilerin yeni yerleşme bölgelerine hareket ettirilmeleri ve yolculukları sırasında rahatları sağlanmalı, canları ve malları korunmalıdır. Varışlarından yeni yurtlarına tamamı ile yerleşmelerine kadar iaşeleri mülteciler tahsisatından sağlanmalıdır. Bundan başka daha önceki mali durumları ve hali hazır ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmalıdır. İhtiyaç sahipleri için hükümet evler yapmalı, çiftçilik yapabilenlere ve zenatkârlara tohum, alet, teçhizat temin etmelidir."
 
15-Tehcirde 1.5 Milyon Ermenin Öldüğü İddiası Yalandır
 
1.5 Milyon Ermeni katledildi iddiası tam bir yalandır. Çünkü en fanatik Ermeni tarihçilerine göre dahi o tarihte Anadolu'da yaşayan toplam Ermeni nüfusu 2 Milyondan fazla değildir. Gerçek ise şudur: O tarihte Anadolu'da toplam 1.200.000 Ermeni yaşıyordu. Bu nüfusun hepsi tehcir edilmediği ve her tehcir edilen Ermeni ölmediğine göre 1.5 Milyon Ermeni öldü demek asla doğru değildir.
Ayrıca hatırlatalım Ermeni nüfusu hiçbir zaman Doğu Anadolu şehirlerinde %20'yi geçmemiştir.
 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.