HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 HAZİRAN 2022, CUMARTESİ

Anadolu'nun manevi mimarı

07.06.2014 00:00:00
Allah-u Teala'nın muradını kavramak ve Kur'ani hayatı yaşamak üzere Efendimizin (s.a.a.) nuruna, Efendimizin nurundan o sonsuz umman ülkesinden nasiplenmek için de Ehl-i Beyt kapısından -velayetin şahı İmamı Ali'den- istifadeden geçer. "Ben ilmin şehriyim Ali ise onun kapısıdır." (Tirmizi, el-Cami'us-Sağir 1/415, Sevaiku'l-Muhrik 73; Tehzibu't-Tehzib 6/320; Müstedrek-i Hâkim 3/126)). Bu kapıyı açmak için de yine onların evlatları olan İmamlar da bu kapıya adeta anahtar olmuşlardır. Onlara varan dostları, yarenleri, müntesipleri, talebeleri, halifeleri de bu yolun tariklerini oluşturur.Hacı Ömer Hüdai Baba'da hem yol olarak, hem soy olarak Ehl-i Beyt nurundan ziyadesiyle beslenmiş, onlarca kamil mürşid yetiştirmiş, sayısız talebeleriyle bir gönül üstadı ve eğitmenidir. Sosyolojik açıdan ele aldığımızda ise yaşadığı yıllar Harput'tan halkın ovaya yerleştiği Elazığ'ın o zamanki adıyla Mamüratül Aziz olan beldenin kurulma yıllarına rastlar. Halk fakr ü sefalet içerisine ovaya yani Mamüratül Aziz'e (Elaziz'e) yerleşirken onları terbiye ve irşad vazifesini üstlenmiş adeta yeni imar olunan bu şehrin manevi mimarı olmuştur.Eğitim açısından büyük bir mürebbi ve irşad sahibidir. Hırsızların, şakilerin, ayyaşların, eşkıyaların evliya olduğu destansı hayat gerçekliklerini yansıtır. Divanıyla, Risalesi'yle, Vasiyyetname'siyle, tasavvufi anlayışıyla, usul, zikir ve devranıyla, Kadirilik yolu esaslarıyla taliplerini irşad eden Hacı Ömer Hüdai, Anadolu'nun Hoca Ahmet Yesevi'den kalan mimarlarının 19.yy üstadıdır. İslami ilimlerdeki büyük derinliği, takvası, zühd hayatı, teslimiyeti ve Allah aşkı ile büyük bir mahviyet içindedir. Onun hayatında Rabbine kul olma, Rasulüne itaat ve insanları kurtarma gayretinden başka amaç görülmez. Bu yüzden Hacı Ömer Hüdai'yi gönül mimarı, insan mimarı, büyük bir coğrafyanın mimarı yönleriyle tanırken, Erzurum'dan Arapkir'e, Harput'tan Medine'ye Erzincan'dan Merv'e yetiştirdiği talebe ve halifeleri vardır.Hacı Ömer Hüdai Baba, 1821 (1237) yılında Harput'un Mürü köyünde doğdu. Babası Kaymazzade İbrahim Efendi'dir. Nesilleri Hz. Hüseyin vasıtasıyla Peygamber Efendimiz'e (s.a.a.) ulaşmaktadır. Lakapları, "Kaymakamzade" diye söylenir. İlk gençlik çağlarında Kuran-ı Kerim'i hatmetmiş ve Peygamberimizden ve salihlerden etkili dualar ve Delail-i Şerif okumaya devam ederek, maneviyat önderlerinin sohbetlerinden feyz ve ilham almıştır. Genç yaşta gönüllü olarak Erzurum askerlik ocağına kaydoldu. Kısa zaman sonra kırk serdarlığa kadar yükseldi. Askerlerine iyi davranır, rahat yerlerde yatırırdı. Kendisi de düşman bildiği nefsiyle mücadeleye giriştiği için çakıl taşlarının üzerinde yatardı. Kaputunu başına çeker, sabaha kadar Cenab-ı Hakka'a taat ve ibadette bulunur, durmadan ağlayıp, zikrullah ile meşgul olurdu. Allah'a (c.c.) sık sık şöyle dua ederdi:"Ey ulu Rabbim! Senin merhametin sonsuz deryadır. Şu yatan kullarının hüzün ve kederlerini bertaraf eyle. Onları hüzün ve kederlerini ben mücrim kulunu kerem kıl. Ey Alemlerin Rabbi olan Allah'ım! Onları ve cümle kullarını cevr ü cefadan uzak eyle. Kulların her iki dünyanın iyiliklerini ve güzelliklerini lütuf ve ihsan eyle. İki cihanda zevk ü sefalar içinde yaşamalarını nasib eyle." Hacı Ömer Hüdai Hazretleri, askeri vazifesi icabı Erzincan'a gider. Terzi Baba'nın sohbet ve vaazlarında bulunurdu. Bir gece rüya aleminde kendisine, "Bu kadar zaman paşalık yaptın. Bundan sonrada manevi paşalık yapsan olmaz mı?" diye hitap edilir. Bunun üzerine derhal Muhammed Vehbi Hayyat'ın (Terzi Baba) dergahına gider. Terzi Babada onu irşad ve sülukunu tamamlamak için halifesi Arapgirli Ömer Nurani (Ruhani) Hazretlerine gönderir. Askerlik görevinden ayrılarak Arapgir'in yollarına düşen Hacı Ömer Hüdai Baba Hazretleri, yıllarca Ömer Nurani Hazretlerine hizmette bulunur. Yolda giderken kaynayan aşk ve sevginin yüksek etkisiyle güçsüz kalmış ve içtenlikle yardım istemek için "İmdat ya Gavs-ı Azam" demiş ansızın görünen iki korkunç kurt kendisine doğru gelerek ayakların yüzlerini sürerek hal diliyle birtakım işaretlerde bulunarak saygılarını sunmuşlar ve devletlinin yüce bir makama ulaşacağını hal diliyle anlatarak gitmişlerdir. Arapgirli Ömer Nurani Baba Halifesi Ömer Hüdayi'ye icazetnamesi olmasına, bekabillah makamına ermesine ve irşad vazifesinde olmasında rağmen "hamdım, piştim, yandım" makamlarının üst basamaklarına ulaşması için aynen devrin Mevlana'sı gibi Şems'ini bulmak üzere onu tam yakacak büyük ve kamil mürşid meşayıh-ı Kadriyye'den Dede Osman Avni Baba Urfevi'ye gitmesi gerektiğini manevi tahsilinin geri kalan kısmını onun tarafından ikmal edileceğini işaret ve tavsiyede bulundu. Ömer Hüdai Baba bu emre istinaden Dede Osman Avni Baba'yı bulmak için derhal Urfa'ya gitti. Sokağın birinden geçerken bir evden zikir sesi duyar, bir süre sesi dinler ve içeri girer. Gözleri âma bir bir veli zat zikir yönetmektedir. Zikir bittikten sonra "Misafirimiz şöyle gelsin" der. Ömer Hüdai Baba'ya bir takım sualler sorar. Kendisinin imtihanda olduğunu hisseder ama sesini çıkarmaz. Bu yaşlı Veli, "Senin her şeyin tamam ama bir şeyin eksik" der. Hacı Ömer Hüdai Baba "nedir o eksik olan" diye sorar. "Senin feyzin eksik" der. Hacı Ömer Hüdai Baba, "Onu da sen ver" diyerek hiddetlenir. "Niye kızıyorsun Hacı Ömer, senin nasibin Urfa'da feyzini de Dede Osman'dan alacaksın demediler mi" deyince, Dede Osman Avni Baba'nın hemen eline sarılarak af diler. Dede Osman, "Merak etme Hacı Ömer feyzini tez alıp gideceksin" diyerek müjdeler. Bir müddet sonra Dede Osman Avni Baba, Ömer Hüdai Baba'yı hacca gönderir. Borlu Kuddusi Baba ile Halep, Şam ve hicaz yollarında şeyhinin teveccühüyle çok defalar manevi fütuhatlara nail olur.Hac farizası için Arafat'ta bulunduğu sırada bir gece rüyasında Hz. Fatıma anamızı gördü. "Ya Ömer, git de baban Resûlullah'ın kabristanından akan rahmet suyundan iç, ellerini yüzünü yıka" dedi. O da, "Ey Nebiy-yi Zişan'ın kızı, Resûlullah'ın kabristanında rahmet suyu yoktur ki içeyim" cevabını verir. Hacı Ömer Hüdai Baba'nın ellerinden tutan Hz. Fatıma (r.anha) Validemiz, onu doğruca babası Fahri-i Kainat Efendimiz'in Kabr-i Saadetlerine götürdü. Hüdai Baba, türbeye girince hayretler içinde kaldı. Çünkü Resûlullah'ın (s.a.a.) kabrinin ayak dibinde nurani bir su akıyor, bakanların gözlerini kamaştırıyordu. Fatıma Validemiz, eğilip avuçladığı suyu Hacı Ömer Hüdai Baba'ya içirdi. Onun ellerini ve yüzünü yıkadı. Sonra, "Yavrum Ömer, nasibini aldın" der ve ortadan kaybolur, aynı anda uyanan Şeyh, vücudunun titrediğini, içinin ferahlamış olduğunu, dilinin "Allah" esmasını zikrettiğini görür.
 
Arda Karani / diğer yazıları
- Holosen / Mavi Cennet / 09.06.2022
- Bir Deniz Masalı/ Günebakan Şiiri / 09.05.2022
- Sakız orucu bozar mı? -2- / 19.04.2022
- Sakız orucu bozar mı? -1- / 18.04.2022
- Şiir gibi / 16.04.2022
- Türk manifesto! / 26.02.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -VI- / 22.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -V- / 19.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -IV- / 12.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -III- / 30.12.2021
- Akıl-Kur’an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -II- / 22.12.2021
- Akıl-Kur’an-sünnet ilişkisi / akıl mı üstün, vahiy mi? -1- / 06.12.2021
- İslam ve bilim ilişkisi üzerine -II- / 27.11.2021
- İslam ve bilim ilişkisi üzerine -I- / 12.11.2021
- Din ve bilim ilişkisi / 04.10.2021
- Özgürlük ve özgürlükler problemi -II- / 27.09.2021
- Özgürlük ve özgürlükler problemi / 13.09.2021
- Doğru bilgi için usül ve yöntem / 05.09.2021
- Epistemoloji ve bilgi problemi / 30.08.2021
- Doğru bilgiye nasıl ulaşırız? / Usül ve bilgi problemi / 22.08.2021
- Boyutlar ve mutlak zaman üzerine / 16.08.2021
- Miraç mucizesi astral bir yolculuk mudur? / 02.08.2021
- Astral seyahat mi, zamanda yolculuk mu? (Tayyi zaman) / 11.07.2021
- Astral seyahat mi? Mekanda yolculuk mu? (tayyi mekan) / 01.07.2021
- Kozmik takvimde zaman ve ışık yılı / 24.06.2021
- Kozmik takvimde zaman -II- ve izafiyet / 19.06.2021
- Kozmik takvimde zaman / 16.06.2021
- Elbise kuramı -II- insan elbisedir / 11.06.2021
- İnsan nedir? Elbise kuramı -I- / 03.06.2021
- İnsanlık açısından din- III / 26.05.2021
- İnsanlık açısından din - II / 25.05.2021
- İnsanlık açısından din – I / 09.05.2021
- Türk Soykırımı - 13 Kasım 1918 / 04.05.2021
- Din Açısından İnsanlık-II / 02.05.2021
- Din açısından insanlık - I / 01.05.2021
- İSLAMOFOBİ / Vatikan’ın Necefle SON VALSİ / 25.04.2021
- Misyoner Müslümanlar / 24.04.2021
- Misyoner Müslümanlar / 23.04.2021
- Yargı Problemi / İslam Dini Açısından - II / 19.04.2021
- Yargı Problemi / İnsanlık Açısından - I / 18.04.2021
- Felsefe - Din ilişkisi / Samanlıkta Ben Seni Buldum - III / 12.04.2021
- Felsefe - Din ilişkisi / Samanlıkta Ben Sana Yandım - II / 11.04.2021
- DİN -FELSEFE İLİŞKİSİ / Samanlıkta Ben Sana Kandım -I / 10.04.2021
- "Baş" Manifestom / 04.04.2021
- Deizmin Sebepleri / Çuvaldız - II / 28.03.2021
- Deizmin sebepleri / Çuvaldız -I- / 27.03.2021
- Din ve insanlık / Homo Homini Lipus / 21.03.2021
- Din afyon mudur ? / Etik manifesto / 14.03.2021
- Yine Yeni Yeniden Yeni Mesaj Merhaba! / 07.03.2021
- Niçin Türkiye, niçin Elazığ? / 22.08.2016
- Manevi Mimar Hacı Ömer Hüdai Baba-III / 12.08.2015
- Manevi mimar Hacı Ömer Hüdai BabaII / 09.08.2015
- Manevi mimar Hacı Ömer Hüdai BabaI / 08.08.2015
- Ebu Hanife Ehl-i Beyt, Muaviye Sünnidir! / 26.04.2015
- Fitne ateşinin kapısı Muaviye / 03.03.2015
- Fırka-i Naciye nedir ve kimlerdir? / 08.01.2015
- Mutluluğun formülü-II / 15.12.2014
- Mutluluğun formülü-I / 14.12.2014
- Yeditepe aşk / 25.10.2014
- Birlik, temel ve umut / 20.10.2014
- Memleketin kafa kağıdı / 08.10.2014
- Nuh'un gemisi / 01.09.2014
- Türkiye Vahhabileşiyor mu? / 24.08.2014
- Enis Karani ARDA / 07.08.2014
- Kudüs ve ben / 02.08.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-V / 24.07.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-IV / 22.07.2014
- Çağ değiştirecek model / 17.06.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-III / 16.06.2014
- Anadolunun manevi mimarı-II / 15.06.2014
- ABABD gergefinde Türkiye / 08.06.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı / 07.06.2014
- Mekandan dinlediklerim / 09.05.2014
- Hannane / 20.04.2014
- Kervana mektup / 12.04.2014
- Yeni "Neokonlar" kim? / 28.03.2014
- Varoluş destanı Çanakkale / 18.03.2014
- Ne mutlu Türk milletine! / 16.03.2014
- Surda bir gedik açıldı / 13.03.2014
- Hangimiz dindar? / 09.03.2014
- Baştürk azizler şehrinde... / 26.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-IV / 18.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-III / 16.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-II / 15.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik / 09.02.2014
- Sahili olmayan umman / 12.01.2014
- Alaca Aslan / 01.01.2014
- 'Nimet verdiklerinin yolu'-II / 15.12.2013
- Nimet verdiklerinin yolu / 03.12.2013
- Unutmak ve hatırda tutmak üzerine / 01.12.2013
- Hayali kendisinden güzel şehir / 20.10.2013

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.06.2013, 07.06.2012, 07.06.2011, 07.06.2010, 07.06.2009, 07.06.2008, 07.06.2007, 07.06.2006, 07.06.2005, 07.06.2004, 07.06.2003, 07.06.2002, 07.06.2001, 07.06.2000, 07.06.1999, 07.06.1998, 07.06.1997, 07.06.1996, 07.06.1995


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.