HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 EYLÜL 2021, PAZAR

Anayasa değişikliği üzerine

01.04.2010 00:00:00
12 Eylül Anayasa'sı hakkında çok şeyler söylendi ve yazıldı. Değiştirilmesi hususunda bile nerede ise mutabakat sağlandı. Çünkü 12 Eylül öncesi şartları göz önüne alınarak hazırlanmış bir anayasa... Haliyle birçok tedbirleri ve yasakları ön plana çıkarmış olabilir. Şimdi bunların üzerinde durmaya gerek yok. Netice itibariyle bugün, milleti, devleti dolayısıyla bütün fertleri ve kurumları kuşatacak, kucaklayacak, her şeyi ama her şeyi, bütün taşları yerli yerine oturtacak, inanılır, güvenilir, anlaşılır ve uygulanabilir bir Anayasa'ya hava kadar, su kadar, ekmek kadar ihtiyacımızın olduğunu hiç kimse inkâr edemez. Burada problem yok... Problem herkesin ve her kurumun kendisine göre bir Anayasa istemesinde... Yani herkes ve her kurum kendi inanabileceği, güvenebileceği ve anlayıp uygulayabileceği bir Anayasa istiyor. Nitekim mevcut Anayasa'nın da problemi hazırlandığı zamanın şartlarından, hazırlayanların bakış açısından, muhtevasından, eksikliklerinden ve fazlalıklarından kaynaklanmakla beraber asıl mesele; onu da herkesin ve her kurumun kendilerine göre anlamaları, yorumlamaları ve uygulama arzularından kaynaklanmaktadır. Bu cümleden olarak anayasanın doğruluğu veya yanlışlığından ziyade 30 yıl öncesinin Türkçesi ile yazılmış olmasına rağmen anlaşılmasında ve yorumlarında haliyle uygulanmasında da hukukçular anlaşamıyor, akademisyenler anlaşamıyor, aydınlar anlaşamıyor, yazarlar anlaşamıyor, sivil toplum kuruluşları anlaşamıyor, siyasi partiler anlaşamıyor, devletin kurumları ve devletin zirvesi anlaşamıyor. Şimdi böyle bir durum ve tecrübe ortada iken "ben yaparım olur" mantığı ile Sayın Erdoğan ve partisinin alelacele hazırlanmış olduğu Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi ile ilgili taslağı yıldırım hızıyla teklif haline getirip meclise sundular. Taslak halinde bile kıyametler kopmuştu, hep birlikte yaşadık ve gördük. Bundan sonra da kopacak kıyametleri hep beraber yaşayacağız ve göreceğiz. Ve maalesef bugüne kadar olduğu gibi suni gündemlerle "bir kaşık suda fırtınalar koparanlar ve havanda su dövenler" yine o bir kaşıkta fırtınalar estirecek ve havanda su döveceklerdir. Ve vatandaşlar olarak kimileri ağzı açık, kimileri dört gözle, kimileri hayret ve endişe ile kimileri de alay ile tekrar tekrar seyredip duracağız. Biz bu halleri yaşarken birileri de dünya arenasında atları alarak Üsküdar'ı çoktan geçmiş olacak. Bütün bunlar şunu gösteriyor. Millet ve devlet kimsenin umurunda değil. İşsizlik, açlık, yokluk, kıtlık, kapanan işyerleri ve fabrikalar, ahlaki çöküş, yozlaşma, kaybolan milli ve manevi değerler... Bunlar, hiç kimsenin derdinde değil. Ve hepsinin de tuzu kuru... Oy oranı, taraftarı ve etki alanı ne olursa olsun herkesin ve her kurumun sadece kendisine ait ve ancak kendisinin sığabileceği küçük bir dünyası var. İşte koca bir milletin ve koca bir devletin ardından geldiğimiz nokta... Bağımsızlık üzerine kurulan cumhuriyetin muasır medeniyet hedefi yerine kör ve sağır bir batılılaşma anlayışının acı ve pahalı faturası... Ye yiyebilirsen, öde ödeyebilirsen... Bazıları anlamakta güçlük çekebilir, hatta ne alaka diyebilirler. O zaman hatırlatmakta ve sormakta fayda var. Bugüne kadar takip edilen iç ve dış politikaların millet iradesiyle bir ilgisi var mı? Koskoca imparatorluğu çökertip, parçalayıp verimli topraklarına, zengin petrol ve maden yataklarına üşüşenler ve bölüşenler bugün bile her fırsatta malum niyet ve emellerini gizlemeden ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki kalan hesaplarını yapmıyorlar mı? Ve bu hesapları yaparken bu uzlaşmaz ve anlaşmaz siyasilerimizi, aydınlarımızı, yazarlarımızı kullanmıyorlar mı? Büyük Ortadoğu Projesi, Avrupa Birliği, Medeniyetler ittifakı, sözde Ermeni soykırım iddiaları ve Ermenistan açılımı, ayrıca demokratik açılım adı altında yeni azınlık iddiaları ve nice dayatmalar karşısında yüce milletimizin vekili ve temsilcisi olarak gerekli cevabı verip hak ve hukukunu koruyamayanların hemen her fırsatta batıya şükran ve minnet borcu ödercesine ısrarla sürdürdükleri teslimiyetçi ve taklitçi politikaların bizi bugünlere nasıl getirdiğini, önümüze nasıl bir fatura koyduğunu hala anlamakta güçlük çekenler mi var? Bugün millet ve devlet idaresinde söz sahibi olanların (iktidarıyla - muhalefetiyle - bürokratıyla - aydınıyla) her birinin kafasında nasıl bir millet ve devlet anlayışı var ki hiç bir konuda anlaşamıyorlar. Bu uzlaşmaz, anlaşmaz tutumların sebep olduğu kör dövüşlerini nasıl anlayacağız? Çaresizlik mi, bencillik mi, ihtiras mı, yoksa dışa bağımlılık mı? Birileri bunun da cevabını vermesi lazım. Siz bütün bunları düşünürken ben size bunun bir istisnasından haber vereyim. O müstesna kişi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tır.Devleti bütün gerçekleriyle, değerleriyle yani demokratik, laik, sosyal ve hukuki yapısı ile ortaya koyan ve bunun siyasi ve kültürel bağımsızlığının yanında ekonomik bağımsızlığının temini ve teminatı olarak Milli Ekonomi Modeli'ni ülke ve dünya gündemine ve hizmetine sunan Haydar Hoca'dan bahsediyorum. Bugüne kadar takip edilen siyasi, idari, kültürel ve ekonomik alışkanlıkların yerine millet iradesinin tam manası ile temsil ve tecelli edeceği, anlaşılabilir, elle tutulur, gözle görülür, uygulanabilir projelerin sahibi Sayın Haydar Baş'tan bahsediyorum. Hatta bütün projelerini sahasında etkili ve yetkili yerli ve yabancı ekonomist, akademisyen ve uzmanların incelemesine, tenkidine sunan ve bunun akabinde de bu projelerin sadece ülkemiz için değil bütün dünya için tek çözüm olduğu üzerinde ittifak edilen Sayın Prof. Dr. Haydar Baş'tan bahsediyorum. Hatta bütün projelerini sahasında etkili ve yetkili yerli ve yabancı ekonomist, akademisyen ve uzmanların incelemesine, tenkidine sunan ve bunun akabinde de bu projelerinin sadece ülkemiz için değil, bölgemiz ve bütün dünya için tek çözüm olduğu üzerinde ittifak edilen Prof. Dr. Haydar Baş'tan bahsediyorum.Netice olarak... Ülkemiz ve dünyamız böyle bir merkezden mahrum kaldığı müddetçe ne içte ne dışta adalet ve barış adına beklenen ve özlenen adımlar maalesef atılamayacaktır. Bu kafa ile bu Anayasa değişikliği de buna dahil...
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

01.04.2009, 01.04.2008, 01.04.2007, 01.04.2006, 01.04.2005, 01.04.2004, 01.04.2003, 01.04.2002, 01.04.2001, 01.04.2000, 01.04.1999, 01.04.1998, 01.04.1997, 01.04.1996, 01.04.1995, 01.04.1994, 01.04.1993, 01.04.1992, 01.04.1991


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.