HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 EYLÜL 2021, PAZAR

Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli

06.05.2010 00:00:00
Bugün üstün teknolojiye sahip, kişi başına düşen milli gelir payı yüksek, zengin ve kalkınmış ülkeler dâhil olmak üzere bütün fert ve kesimlerin, din, ırk ve renk olarak ayırmadan içine alan, topyekûn mutlu ve müreffeh bir ülkeden bahsetmek mümkün müdür?  Bu ülkelerde herkesin sadece ve sadece insan olması hasebiyle gerektiği kadar can, mal, namus, din, vicdan, akıl ve düşünce hürriyet ve emniyetine sahip olduğunu söyleyebilir miyiz? Hemen her konuda ve her manada fertlerin, ailelerin ve toplumların düne nazaran daha düzgün ve düzeyli olduğunu iddia edebilir miyiz? İnsan ve toplumla ilgili fertleri ve kurumları bu manada araştırma, inceleme ve değerlendirme ile görevlendirsek ve ardından "insanlık nereye gidiyor, yarınlarımız nasıl olacak?" sorularının cevaplarını istesek... Acaba nasıl bir netice ile karşılaşırız?  Hatta biz de kendi kendimize bazı sorularla bir takım tespitlerde bulunabiliriz. Mesela; insanlığı nasıl bir siyaset, nasıl bir ekonomi, nasıl bir ahlak ve nasıl bir kültür bekliyor? Bu suallerin cevabı için bazı yardımcı sualleri hatırlatmakta fayda olabilir... Mesela; tek devlet, tek millet ve tek din anlayışının ifadesi olan "küreselleşme"nin asıl maksadı ve hedefi nedir? Böyle bir iddianın sosyolojik ve hukuk açısından geçerliliği var mıdır? Yoksa bu iddia küresel bir işgalin ve hâkimiyetin bahanesi midir? Yine aynı çerçevede "evrensel değerler" diye ileri sürülen ve adeta kutsanan, hakim ve bağlayıcı unsurların gerçek manada din, ırk ve renk ayrımı yapmadan bütün insanlığı kuşatıp kucaklayacak kabiliyette insani değerler midir? Bölgemizi ve ülkemizi yakinen ilgilendiren ve hedef alan "Büyük Ortadoğu Projesi"nin gerçek mana ve mahiyeti nedir? Bunun cevabını İsrail'in "arz-ı mevud" inanç ve ideali ile beraber düşünerek, Filistin ve Irak'ta yaşanan işgal ve zulümlerden sonra vermek gerekirse bölgemizde ve ülkemizde nasıl bir gelecek bizi bekliyor olabilir? Bütün bunlara ilaveten; "Stratejik ve model ortaklık" gibi ABD'ye bağımlı dış politikaları "Büyük Ortadoğu ve arz-ı mevud" projelerinin dışında tutmak mümkün müdür? Yine bu cümleden olarak AB hayalleri ve uğruna verilen tavizler, "medeniyetler arası uzlaşma ve Dinler arası diyalog" gibi dini ve milli bütünlüğümüze yönelik projelerde "eş başkanlık" görevi yapmak ve nihayet "Kürt açılımından Ermeni açılımına yelken açıp ve demokratik açılıma demir atmak..." Ve bir türlü Anavatan diyemediğimiz için "Yavru Vatan" diyerek adeta gözden çıkardığımız Kıbrıs meselemiz ve içeriden, dışarıdan beslenen ve her türlü iç ve dış dayatmalarda koz olarak kullanılan PKK terörü... Daha yüzlerce, binlerce konu başlığı saymak elbette mümkün. Hal böyle iken iktidarın ve muhalefetin adeta birbirlerinden beslenerek ve de paslaşarak ürettikleri "düşman kardeşlerin" gerginlik politikaları. Sanki yukarda sadece bir kaçını zikrettiğimiz olayların, plan ve projelerin hiç biri yokmuşçasına "havanda su döven", "al gülüm ver gülüm" politikaları ile ülkeyi ve milleti yönettiğini zanneden siyasilerin koltuk ve iktidar kavgaları. Ve son zamanlarda devletin zirvesine sıçrayan kavgalar.  Şimdi yine başa dönerek önceliği de ülkemize vererek, tekrar soralım. İçte ve dışta yaşanan sıcak gelişmelere bakarak bizi nasıl bir yarın bekliyor olabilir? Siyasi, ekonomik ve ahlaki açıdan nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Herkes kendi imanı ve vicdanı ile cevapları düşünürken, gerçek cevabı bulmak için bir tespit yapmakta zaruret vardır. O da şudur;  Ülkemizde yaşanan ve yaşanacak olan olayları, bölgemizden ve dünyamızdaki gelişmelerden ayrı tutamayız. O halde cevap ülkemiz kadar bölgemizi ve dünyamızı da ilgilendirmektedir. Yani cevap hem ülkemizi ve hem de bölgemizi ve dünyamızı kuşatıp kucaklayacak kabiliyette olmak zorundadır. Dolayısıyla bugün renk, ırk ve din ayrımı yapmadan bütün insanlığı kuşatıp kucaklayacak bir anlayışa, bir kültüre ve bir medeniyete ihtiyaç vardır. Çünkü insanlığın yaşadığı bütün problemlerin temelinde ister kapitalizm ister sosyalizm olsun bu sistemlerin insanlığı kuşatıp kucaklayamadığını görüyoruz. Zira sermaye gücünün belirli bir zümre ile devlet elinde olmasının toplum açısından bir farkı yok. Her ikisinde de halk mahkûm ve mağdur. "Milli Ekonomi Modeli'nde" ise bütün hesaplar ve dikkat edilen hassasiyetlerin merkezinde "İnsan" var. Rengi, ırkı ve dini ne olursa olsun hesaplar insanın karnının doyurulması, sırtının giydirilmesi, barınabilmesi, iş, aş ve meslek sahibi olabilmesi başta eğitim ve sağlık olmak üzere bütün ihtiyaçlarının en üst düzeyde giderilmesi ve bir başkasına muhtaç olmaması üzerine yapıldığı için barışın da, mutluluğun da, can - mal - namus, din ve vicdan emniyetinin de teminatıdır. "Milli Ekonomi Modeli'nde" ihtiyaçların sınırsız değil sınırlı, bununla beraber imkânların da sınırlı değil sınırsız olduğu gerçeğinden yola çıkıldığı için. Ve yine Milli Ekonomi Modeli'nde imkânlar her hangi bir zümrenin veya kurumun tekeline bırakılmayıp adil bir paylaşımla bütün insanlara sunulduğu için de bütün kavgaların önünü tıkamış oluyor ve barışın, mutluluğun tek ve alternatifsiz adresi oluyor. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın çeşitli zamanlarda ve ülkelerde yüzlerce akademisyen, ekonomist ve sahasında uzman kişilerin katılımıyla gerçekleştirdiği uluslararası konferans ve kongrelerle insanlığa sunduğu Milli Ekonomi Modeli renk, ırk ve din ayrımı yapmadan bütün insanlığı kuşatıp kucakladığı için, her ülke için "Milli Ekonomi Modeli"dir. Yani Türkiye için ne kadar "Milli Ekonomi Modeli" ise Yunanistan, Almanya, Fransa, İngiltere, Irak, Mısır, Libya, Hollanda, ABD ve bütün dünya ülkeleri için de o kadar "Milli Ekonomi Modeli"dir.
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

06.05.2009, 06.05.2008, 06.05.2007, 06.05.2006, 06.05.2005, 06.05.2004, 06.05.2003, 06.05.2002, 06.05.2001, 06.05.2000, 06.05.1999, 06.05.1998, 06.05.1997, 06.05.1996, 06.05.1995, 06.05.1994, 06.05.1993, 06.05.1992, 06.05.1991
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.