HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 EYLÜL 2021, PAZAR

Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir?

30.03.2010 00:00:00
Son zamanlarda devletin zirvesindeki kavgalara bakınca siyaset ve devlet adamlığı ne demektir, siyaset niçin yapılır? diye bir temel sorunun kimseyi rahatsız etmediğini düşünmekten insan kendisini alamıyor. Ortada bir millet, bir devlet, bir medeniyet ve koskoca bir tarih ve altyapı var. Ama tepeden tabana kavgasız, gürültüsüz, problemsiz ve krizsiz bir günümüz yok. Çözüm ve çare artık hayal bile edilemiyor. Yokluk, kıtlık, yoksulluk, fakirlik, işsizlik sanki milletin değişmez kaderi olmuş. Yalan, dolan, talan, yağma günü birlik ve alışılagelmiş olaylar olmuş. Utanma, haya, mahremiyet, mahcubiyet nerede ise suç sayılır hale gelmiş. Toplum sadece siyasi ve ekonomik açıdan çökmemiş, ortak değerler, aidiyet duygusu ve ahlaki bakımdan da tükenme noktasına gelmiş. Siyaset sahnesinde boy gösterenlerin konuşmaları, üslupları, davranışları, ihtirasları, iddia ve ithamları, uzlaşmaz ve anlaşmaz tutumları, çaresizlikleri yanında bir de dışa bağımlılıkları iç ve dış politikada bütün dengeleri ve ortak değerleri maalesef ciddi manada zaafa uğratmıştır. Gelinen bu noktada millet ve devlet geleneğimizin temel harcı olan güven, itimat, sadakat, vefa ve fedakarlık inanç ve kültürü yerine güvensizliğe, itimatsızlığa, sadakatsizliğe, vefasızlığa ve nemelazımcılığa bırakmıştır. Bütün bunlar ister istemez bize; "balık baştan kokar" gerçeğini hatırlatıyor. Ve biz başa bağlı, devlete bağlı bir medeniyetten geliyoruz. Bugün "reddi miras" yaptığımızı o medeniyeti merak etme şansından bile mahrumuz. Ama yaşanan ve yaşanacak olaylardan yola çıkarak artık, baştaki suali sormak hayati önem arzetmektedir. Evet bir kere değil yüzlerce, binlerce defa soralım; "Siyaset ve devlet adamlığı nedir, ne değildir? Siyasi partiler niçin vardır? Siyaset niçin yapılır? Siyasetin alanı ve sorumlulukları nedir? Herhangi bir meslekle, iş ve uğraşı ile mukayese edilebilir mi?" Ben şahsen merak ettim ve elimdeki bir sözlükten baktım. Gerek resmi olması, gerek detay bilgi vermesi bakımında Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı Örnekleri ile Türkçe Sözlük'ten siyaset maddesine beraber bakalım : "Siyaset; Devlet işlerini düzenlemek ve yürütme sanatı; bir sanatla ilgili özel görüş veya anlayış, politika." Tarihten bir misalle konuya bir başka açıklık getiriliyor. "Milleti doyurmak ve fakirlikten korumanın, Türk hakimiyetinde temel prensip olduğu bilgisi veriliyor." Devamla siyaseti; "Akıllı, tedbirli ve ihtiyatlı davranış" olarak tarif ediyor ve M. Akif Ersoy'dan çok ciddi ve can alıcı bir misal veriyor: "Arnavutluk'la, Araplıkla bir millet yürümez... Son siyasetse bu, hiç böyle siyaset yürümez. Sizi bir aile efradı yaratmış, Yaradan ; Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan." Ve siyasetin bir başka manasının da: "Kurnazca iş veya hareket, kurnazlık ; asli düşüncesinden farklı davranış" olduğu yazılıyor. Şimdi devletin resmi lügatinde siyasetin üç tarifi veriliyor. Siyasetçiyi de; "Devlet işlerini düzenlemek ve yürütmekle uğraşan kimse, politikacı" ve "Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan, kurnazca davranan kimse" diye iki ayrı tarif veriyor... Bu tariflerden yola çıkarak; devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı maddesine bakıyoruz, maalesef kavgadan, kargaşadan, düzensizlikten başka bir şey göremiyoruz. Akıllı, tedbirli ve ihtiyatlı davranış maddesine bakıyoruz, burada da akıldan, tedbirden ve ihtiyattan bir eser yok. Ülkede kimin eli kimin cebinde belli değil. Kaostan kaosa, krizden krize sürüklenip gidiyoruz. Geriye kala kala; "Kurnazca iş veya hareket, kurnazlık; asli düşüncesinden farklı davranış" kalıyor ki, burada şahsen bir yorum yapmak yerine takdiri milletimize bırakmayı daha uygun görürüm. Aynı şekilde lügatin siyasetçi tarifinde de, takdiri yine milletimize bırakıyorum. Ancak şunu da belirtmekten kendimi alamıyorum. Çok partili dönemden yani demokrasiye geçtiğimizi iddia ettiğimiz zamandan bugüne millet ve devlet olarak yaşananlar ve başımıza gelenler öyle yenilir ve yutulur cinsten şeyler değildir. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanat ve mahareti ile milleti doyurmak ve fakirlikten kurtarmak... Manzara ortada. Başta siyasetçiler olmak üzere herkes aynaya baksın. Ne görecek? Devletin zirvesindeki kurumlar ve idarecilerin bitmez tükenmez kavgalarını ne ile izah edebiliriz? Bırakın milletin karnını doyurmayı, fakirlikten kurtarmayı... Bugün kaç milyon insan açlık ve yoksulluk sınırındadır. Gerçek manada kaç milyon insan işsiz, güçsüz ve sahipsiz? Artık siftahsız dükkan kapatanlar, bugün bir bir iflas ediyorlar. Borç batağına saplananlar, kredi kartı faciası yaşayanlar, organlarını, namusunu satanlar. Çiftçi perişan, köylü perişan, sanayici perişan, esnaf perişan. Bütün bunlar ve benzeri olaylar hangi siyaset ve siyasetçi tarifine uyuyor? Öyle veya böyle bugüne kadar meclise gitmiş, iktidar veya muhalefet olmuş hangi siyasetçi ve partisi devlet işlerini kırmadan, dökmeden, yıpratmadan, zaafa uğratmadan düzenleme ve yürütme sanatını göstermiş? Bugüne kadar "Fakirliği suç sayan" bir lider duydunuz mu? Gördünüz mü? Devleti 4 temel üzere bina etmek istediler, bir türlü başaramadılar. Ne demokratik temelini, ne laik temelini, ne sosyal temelini ve ne de hukuki temelini doğru dürüst düzenleyemediler. Türkiye'de ve hatta dünyada ilk defa her millet için geçerli olan "Sosyal Devlet - Milli Devlet" tezini Prof. Dr. Haydar Baş kaleme alarak devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatının kıstaslarını yazdı. "Milli Ekonomi Modeli" ile de insanlığın karnının nasıl doyurulacağının, fakirlikten nasıl kurtulacağının yollarını gösterdi. "İhtiyaçlar sınırsız, imkanlar sınırlıdır" yalanını, yanlışını reddederek, "İhtiyaçların sınırlı, imkanların sınırsız." olduğu gerçeği ile ekonomik devrim yaparak, dünya hazinelerini insanlığın hizmetine sunan Haydar Baş, bu tezi ile devletin resmi lügatindeki tarifin tek örneği olduğunu da göstermiş oldu. Eğer devlet işleri düzene konmayacak, milletin karnı doyurulmayacak, fakirlikten kurtarılmayacak ise ömür kaoslarla, krizlerle, başkalarına hele hele Batıya el açmak, yalvarmakla geçecekse bu siyaset niçin yapılır? Her gün bir "son dakika" gelişmesi ile gündem değiştirenler, açılımlar peşinde koşanlar, birbirleri ile kavga edenler, devlet işlerini nasıl düzenleyip yürütecekler? Milletin iş - aş problemini, işsizliğini, yoksulluğunu nasıl düzenleyip çözecekler? Niçin bu hususta elle tutulur, gözle görülür ve anlaşılır bir tek çözüm ortaya koymazlar? Eğer siyaset millet ve devlet için ise, nerede bu millet, nerede bu devlet? Hayır eğer siyaset şahsi bir iş, şahsi bir menfaat olarak görülüyor ise... Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Burada anahtar cümle; "Siyaset niçin yapılır?" Sorusunun cevabındadır. Yüce Türk milletinin tarihi bir sorumluluk olarak, bu suali herkese ve bilhassa siyasetçilere sorması, artık kaçınılmaz bir vecibe olmuştur.
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

30.03.2009, 30.03.2008, 30.03.2007, 30.03.2006, 30.03.2005, 30.03.2004, 30.03.2003, 30.03.2002, 30.03.2001, 30.03.2000, 30.03.1999, 30.03.1998, 30.03.1997, 30.03.1996, 30.03.1995, 30.03.1994, 30.03.1993, 30.03.1992, 30.03.1991


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.