HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir?

30.03.2010 00:00:00
Son zamanlarda devletin zirvesindeki kavgalara bakınca siyaset ve devlet adamlığı ne demektir, siyaset niçin yapılır? diye bir temel sorunun kimseyi rahatsız etmediğini düşünmekten insan kendisini alamıyor. Ortada bir millet, bir devlet, bir medeniyet ve koskoca bir tarih ve altyapı var. Ama tepeden tabana kavgasız, gürültüsüz, problemsiz ve krizsiz bir günümüz yok. Çözüm ve çare artık hayal bile edilemiyor. Yokluk, kıtlık, yoksulluk, fakirlik, işsizlik sanki milletin değişmez kaderi olmuş. Yalan, dolan, talan, yağma günü birlik ve alışılagelmiş olaylar olmuş. Utanma, haya, mahremiyet, mahcubiyet nerede ise suç sayılır hale gelmiş. Toplum sadece siyasi ve ekonomik açıdan çökmemiş, ortak değerler, aidiyet duygusu ve ahlaki bakımdan da tükenme noktasına gelmiş. Siyaset sahnesinde boy gösterenlerin konuşmaları, üslupları, davranışları, ihtirasları, iddia ve ithamları, uzlaşmaz ve anlaşmaz tutumları, çaresizlikleri yanında bir de dışa bağımlılıkları iç ve dış politikada bütün dengeleri ve ortak değerleri maalesef ciddi manada zaafa uğratmıştır. Gelinen bu noktada millet ve devlet geleneğimizin temel harcı olan güven, itimat, sadakat, vefa ve fedakarlık inanç ve kültürü yerine güvensizliğe, itimatsızlığa, sadakatsizliğe, vefasızlığa ve nemelazımcılığa bırakmıştır. Bütün bunlar ister istemez bize; "balık baştan kokar" gerçeğini hatırlatıyor. Ve biz başa bağlı, devlete bağlı bir medeniyetten geliyoruz. Bugün "reddi miras" yaptığımızı o medeniyeti merak etme şansından bile mahrumuz. Ama yaşanan ve yaşanacak olaylardan yola çıkarak artık, baştaki suali sormak hayati önem arzetmektedir. Evet bir kere değil yüzlerce, binlerce defa soralım; "Siyaset ve devlet adamlığı nedir, ne değildir? Siyasi partiler niçin vardır? Siyaset niçin yapılır? Siyasetin alanı ve sorumlulukları nedir? Herhangi bir meslekle, iş ve uğraşı ile mukayese edilebilir mi?" Ben şahsen merak ettim ve elimdeki bir sözlükten baktım. Gerek resmi olması, gerek detay bilgi vermesi bakımında Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı Örnekleri ile Türkçe Sözlük'ten siyaset maddesine beraber bakalım : "Siyaset; Devlet işlerini düzenlemek ve yürütme sanatı; bir sanatla ilgili özel görüş veya anlayış, politika." Tarihten bir misalle konuya bir başka açıklık getiriliyor. "Milleti doyurmak ve fakirlikten korumanın, Türk hakimiyetinde temel prensip olduğu bilgisi veriliyor." Devamla siyaseti; "Akıllı, tedbirli ve ihtiyatlı davranış" olarak tarif ediyor ve M. Akif Ersoy'dan çok ciddi ve can alıcı bir misal veriyor: "Arnavutluk'la, Araplıkla bir millet yürümez... Son siyasetse bu, hiç böyle siyaset yürümez. Sizi bir aile efradı yaratmış, Yaradan ; Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan." Ve siyasetin bir başka manasının da: "Kurnazca iş veya hareket, kurnazlık ; asli düşüncesinden farklı davranış" olduğu yazılıyor. Şimdi devletin resmi lügatinde siyasetin üç tarifi veriliyor. Siyasetçiyi de; "Devlet işlerini düzenlemek ve yürütmekle uğraşan kimse, politikacı" ve "Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan, kurnazca davranan kimse" diye iki ayrı tarif veriyor... Bu tariflerden yola çıkarak; devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı maddesine bakıyoruz, maalesef kavgadan, kargaşadan, düzensizlikten başka bir şey göremiyoruz. Akıllı, tedbirli ve ihtiyatlı davranış maddesine bakıyoruz, burada da akıldan, tedbirden ve ihtiyattan bir eser yok. Ülkede kimin eli kimin cebinde belli değil. Kaostan kaosa, krizden krize sürüklenip gidiyoruz. Geriye kala kala; "Kurnazca iş veya hareket, kurnazlık; asli düşüncesinden farklı davranış" kalıyor ki, burada şahsen bir yorum yapmak yerine takdiri milletimize bırakmayı daha uygun görürüm. Aynı şekilde lügatin siyasetçi tarifinde de, takdiri yine milletimize bırakıyorum. Ancak şunu da belirtmekten kendimi alamıyorum. Çok partili dönemden yani demokrasiye geçtiğimizi iddia ettiğimiz zamandan bugüne millet ve devlet olarak yaşananlar ve başımıza gelenler öyle yenilir ve yutulur cinsten şeyler değildir. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanat ve mahareti ile milleti doyurmak ve fakirlikten kurtarmak... Manzara ortada. Başta siyasetçiler olmak üzere herkes aynaya baksın. Ne görecek? Devletin zirvesindeki kurumlar ve idarecilerin bitmez tükenmez kavgalarını ne ile izah edebiliriz? Bırakın milletin karnını doyurmayı, fakirlikten kurtarmayı... Bugün kaç milyon insan açlık ve yoksulluk sınırındadır. Gerçek manada kaç milyon insan işsiz, güçsüz ve sahipsiz? Artık siftahsız dükkan kapatanlar, bugün bir bir iflas ediyorlar. Borç batağına saplananlar, kredi kartı faciası yaşayanlar, organlarını, namusunu satanlar. Çiftçi perişan, köylü perişan, sanayici perişan, esnaf perişan. Bütün bunlar ve benzeri olaylar hangi siyaset ve siyasetçi tarifine uyuyor? Öyle veya böyle bugüne kadar meclise gitmiş, iktidar veya muhalefet olmuş hangi siyasetçi ve partisi devlet işlerini kırmadan, dökmeden, yıpratmadan, zaafa uğratmadan düzenleme ve yürütme sanatını göstermiş? Bugüne kadar "Fakirliği suç sayan" bir lider duydunuz mu? Gördünüz mü? Devleti 4 temel üzere bina etmek istediler, bir türlü başaramadılar. Ne demokratik temelini, ne laik temelini, ne sosyal temelini ve ne de hukuki temelini doğru dürüst düzenleyemediler. Türkiye'de ve hatta dünyada ilk defa her millet için geçerli olan "Sosyal Devlet - Milli Devlet" tezini Prof. Dr. Haydar Baş kaleme alarak devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatının kıstaslarını yazdı. "Milli Ekonomi Modeli" ile de insanlığın karnının nasıl doyurulacağının, fakirlikten nasıl kurtulacağının yollarını gösterdi. "İhtiyaçlar sınırsız, imkanlar sınırlıdır" yalanını, yanlışını reddederek, "İhtiyaçların sınırlı, imkanların sınırsız." olduğu gerçeği ile ekonomik devrim yaparak, dünya hazinelerini insanlığın hizmetine sunan Haydar Baş, bu tezi ile devletin resmi lügatindeki tarifin tek örneği olduğunu da göstermiş oldu. Eğer devlet işleri düzene konmayacak, milletin karnı doyurulmayacak, fakirlikten kurtarılmayacak ise ömür kaoslarla, krizlerle, başkalarına hele hele Batıya el açmak, yalvarmakla geçecekse bu siyaset niçin yapılır? Her gün bir "son dakika" gelişmesi ile gündem değiştirenler, açılımlar peşinde koşanlar, birbirleri ile kavga edenler, devlet işlerini nasıl düzenleyip yürütecekler? Milletin iş - aş problemini, işsizliğini, yoksulluğunu nasıl düzenleyip çözecekler? Niçin bu hususta elle tutulur, gözle görülür ve anlaşılır bir tek çözüm ortaya koymazlar? Eğer siyaset millet ve devlet için ise, nerede bu millet, nerede bu devlet? Hayır eğer siyaset şahsi bir iş, şahsi bir menfaat olarak görülüyor ise... Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Burada anahtar cümle; "Siyaset niçin yapılır?" Sorusunun cevabındadır. Yüce Türk milletinin tarihi bir sorumluluk olarak, bu suali herkese ve bilhassa siyasetçilere sorması, artık kaçınılmaz bir vecibe olmuştur.
 
Ali Gedik / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.