Ekonomik ve dış politik gelişmeler vahim noktalarda seyrediyor. Abartı yok. Ancak arasıra da Ankara'nın rahatlığını yaşamak lazım.
Derler ki, gaflet de bazen nimettir diye; bu bağlamda Ankara'nın rahatlığı ve aymazlığı da sanki bazen nimettir. İnsanın nefesi kesiliyor aksi halde? Bu sebeple bugün biraz nefes alalım.
Avrupa Birliği, kim ne derse desin, Türkiye'ye, Hitlerin Yahudilere uyguladığı yöntemi uyguluyor. Hani anlatılır ya?
Hitler, üç esir yakalamış... İngiliz, Fransız ve bir Yahudi.
- "Size soru soracağım, bilirseniz serbest bırakacağım" demiş? Aksi halde fırına.
İngiliz'e sormuş:
- "Titanik kaç yılında battı?"
İngiliz hemen cevap vermiş:
- "1912"
Hitler göndermiş İngiliz'i. Fransız'a sormuş bu kez:
- "Titanik'te kaç kişi öldü?"
Fransız cevap vermiş:
- "1050".
Tamam, sen de gidebilirsin, demiş ve serbest bırakmış. Ve Yahudi'ye dönmüş:
- "Say ulan Titanik'te ölenlerin isimlerini!.."
AB, daha önce hiç kimseye dayatmadığı kriterlerle bizi fırına sokuyor şimdi.
Bizim ahvalimize ise teşbih çok. Yüzdük yüzdük, işin kuyruğuna geldik meğer. Halimiz Temel'i andırıyor.
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ilerlemektedir.
Karşılarına küçük bir delik çıkar.
Temel: Ula yatun yere, tavşan deluği!
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar.
Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar.
Temel : Yatun yere, tilki deluği!
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar, onu da vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler, hep birden Temel'e bakar.
Temel : Uşaklar, ne çikacağini bilmeyurum. Ama yatun yere, ne çikarse bahtumuza!
Ertesi günkü gazetelerde manşet:
"Dort avcı tren altında can verdi..."
Bu AB sonucunu herkes kestirebiliyor aslında. Ancak, milli bir duruş sergilemek yerine, güya külah takasları yapılarak gerçekte millet oyalanıyor, vakit kaybediliyor. AB'nin küstahlıkları karşısında üç beş kuru gürültü; değişen bir şey yok, yola devam.
Çoğunluğunu Karadenizli gençlerin teşkil ettiği komando bölüğü 10 gündür ormanda, yağmur çamur, toz toprak içinde, aç susuz eğitim yapmaktadır.
11.nci gün komutan, Dursun Çavuş'u çağırır; "Çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi, biz de onları ödüllendirelim, bugün çamaşır değiştirebilirler artık..."
"Başüstüne Komutanum!"
Dursun Çavus, bir heves koşarak bölüğü toplar:
"Sizlere çok sevineceğunuz bir haber ceturdum uşaklar... Komutan izin verdi, bugün erat çamaşur değisturecek. Siraya geçun, değisturun. Temel, sen İdris'le... İsmail, sen Çemal'le... Sadik, sen Cemal'le"
Sanki 'light' yazı oldu demeyin.
Biraz nefeslenin diye? Ankara'nın çöreklendiği 'rahatlık nimeti'nden arasıra siz de istifade edin diye.
Vah benim memleketim!
Derler ki, gaflet de bazen nimettir diye; bu bağlamda Ankara'nın rahatlığı ve aymazlığı da sanki bazen nimettir. İnsanın nefesi kesiliyor aksi halde? Bu sebeple bugün biraz nefes alalım.
Avrupa Birliği, kim ne derse desin, Türkiye'ye, Hitlerin Yahudilere uyguladığı yöntemi uyguluyor. Hani anlatılır ya?
Hitler, üç esir yakalamış... İngiliz, Fransız ve bir Yahudi.
- "Size soru soracağım, bilirseniz serbest bırakacağım" demiş? Aksi halde fırına.
İngiliz'e sormuş:
- "Titanik kaç yılında battı?"
İngiliz hemen cevap vermiş:
- "1912"
Hitler göndermiş İngiliz'i. Fransız'a sormuş bu kez:
- "Titanik'te kaç kişi öldü?"
Fransız cevap vermiş:
- "1050".
Tamam, sen de gidebilirsin, demiş ve serbest bırakmış. Ve Yahudi'ye dönmüş:
- "Say ulan Titanik'te ölenlerin isimlerini!.."
AB, daha önce hiç kimseye dayatmadığı kriterlerle bizi fırına sokuyor şimdi.
Bizim ahvalimize ise teşbih çok. Yüzdük yüzdük, işin kuyruğuna geldik meğer. Halimiz Temel'i andırıyor.
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ilerlemektedir.
Karşılarına küçük bir delik çıkar.
Temel: Ula yatun yere, tavşan deluği!
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar.
Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar.
Temel : Yatun yere, tilki deluği!
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar, onu da vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler, hep birden Temel'e bakar.
Temel : Uşaklar, ne çikacağini bilmeyurum. Ama yatun yere, ne çikarse bahtumuza!
Ertesi günkü gazetelerde manşet:
"Dort avcı tren altında can verdi..."
Bu AB sonucunu herkes kestirebiliyor aslında. Ancak, milli bir duruş sergilemek yerine, güya külah takasları yapılarak gerçekte millet oyalanıyor, vakit kaybediliyor. AB'nin küstahlıkları karşısında üç beş kuru gürültü; değişen bir şey yok, yola devam.
Çoğunluğunu Karadenizli gençlerin teşkil ettiği komando bölüğü 10 gündür ormanda, yağmur çamur, toz toprak içinde, aç susuz eğitim yapmaktadır.
11.nci gün komutan, Dursun Çavuş'u çağırır; "Çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi, biz de onları ödüllendirelim, bugün çamaşır değiştirebilirler artık..."
"Başüstüne Komutanum!"
Dursun Çavus, bir heves koşarak bölüğü toplar:
"Sizlere çok sevineceğunuz bir haber ceturdum uşaklar... Komutan izin verdi, bugün erat çamaşur değisturecek. Siraya geçun, değisturun. Temel, sen İdris'le... İsmail, sen Çemal'le... Sadik, sen Cemal'le"
Sanki 'light' yazı oldu demeyin.
Biraz nefeslenin diye? Ankara'nın çöreklendiği 'rahatlık nimeti'nden arasıra siz de istifade edin diye.
Vah benim memleketim!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019