logo
24 HAZİRAN 2026

Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı

11.05.2026 00:00:00 / Güncelleme: 11.05.2026 01:10:47
Orta Doğu coğrafyası, tarihin en karmaşık ve çok katmanlı krizlerinden birinin içinden geçerken, askeri hareketlilikler sadece sınır güvenliği meselesi olmaktan çıkıp küresel bir stratejinin parçası haline geldi.
 
Son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarına Mısır savaş uçaklarının konuşlandırılması ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin Abu Dabi'deki askeri gövde gösterisi, sıradan bir dayanışma ziyaretinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. 
 
Bu hamle, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin, üçüncü bir aktör olan Mısır üzerinden yeni bir cepheye tahvil edilme riskini barındırıyor.
 

Tehdit algısı ve Amerikan üsleri kıskacı

 
İran'ın bölgedeki askeri doktrini, büyük oranda "yakın çevre tehdidi" üzerine kurulu. 
 
Tahran yönetimi, komşu ülkelerdeki Amerikan askeri varlığını doğrudan kendi ulusal güvenliğine yönelik bir saldırı platformu olarak tanımlıyor. 
 
İran'ın BAE, Kuveyt veya Bahreyn gibi noktalara yönelik gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı saldırıları, bir sebepsiz saldırganlıktan ziyade, bu ülkelerdeki ABD üslerinden kalkan uçaklara ve yapılan operasyonlara bir "misilleme" niteliği taşıyor.
 
İran'ın buradaki mesajı nettir: "Topraklarını bana karşı bir saldırı üssü olarak kullandıran her ülke, hedef tahtasına oturur" 
 
Bu noktada Katar ve Türkiye gibi ülkelerin, kendi topraklarındaki üslerin kullanımına dair sergiledikleri mesafeli ve dengeli duruş, onları İran'ın doğrudan hedefi olmaktan çıkarmıştır. 
 
Ancak BAE'nin bu denklemin içinde daha derin bir askeri angajmana girmesi ve Amerikan stratejilerine lojistik destek sunmaya devam etmesi, onu çatışmanın merkezine taşımaktadır. 
 
İran, sivil bölgeleri hedef almadığını, ancak üslerden kaçan askerlerin sığındığı noktaların "nokta operasyonlarla" vurulduğunu iddia ederek, meşru müdafaa sınırları içinde kaldığını savunmaktadır.
 

Sisi'nin manevrası: Mısır'ın tehlikeli "vekil" rolü

 
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi'nin geçtiğimiz hafta tank namlularını İsrail sınırına çevirip gerçek mermilerle tatbikat yapması, bölgede bir "Mısır gövde gösterisi" olarak okunmuştu. 
 
Ancak bu hamlenin hemen ardından BAE'ye giderek kendi savaş uçaklarını orada konuşlandırması, Mısır'ın stratejik önceliğinin nerede olduğu sorusunu akıllara getirmektedir.
 
ABD'nin Türkiye veya Körfez ülkeleri üzerinden kuramadığı "İran karşıtı blok", şimdi Mısır'ın askeri gücüyle konsolide edilmeye mi çalışılıyor?
 
Mısır savaş uçaklarının, İran'ın misilleme füzelerinin menzilindeki BAE topraklarına konulması, Kahire'yi bilerek veya bilmeyerek bir ateş hattına sürmektedir. 
 
Eğer İran, BAE'deki Amerikan üslerine yönelik bir misilleme yapar ve bu saldırıda Mısır uçakları zarar görürse, Mısır'ın "doğrudan saldırıya uğradığı" tezi işlenecektir.
 
Bu senaryo, Mısır'ın sıcak çatışmaya dahil edilmesi için kurgulanmış bir tuzak niteliğindedir. 
 
Amerika'nın bölgedeki asıl amacı, kendi askerini doğrudan riske atmadan, bölge ülkelerini birbirine karşı birer "vekile" dönüştürmek ve savaşı genişletmektir.
 

"Sahte bayrak" operasyonları ve bölgesel genişleme riski

 
Son bir hafta içinde BAE'ye yönelik gerçekleştirilen ve kaynağı belirsiz olan saldırılar, literatürde "sahte bayrak" (false flag) olarak bilinen provokasyonları akıllara getiriyor. 
 
İran, bu tesisleri vurmadığını net bir şekilde ifade etmesine rağmen, Batı bloğunun tek bir ağızdan İran'ı suçlaması, diplomatik bir kuşatmanın işaretidir. 
 
Bu suçlayıcı dil, BAE'yi ve dolaylı olarak Mısır'ı, İran'a karşı büyük bir savaşa itmek için gereken kamuoyu desteğini oluşturmayı hedeflemektedir.
 
Mısır, tarihsel derinliği ve askeri kabiliyetiyle Orta Doğu'nun en önemli aktörlerinden biridir. 
 
Ancak Mısır'ın, Amerikan üsleri sebebiyle hedefte olan bir coğrafyaya savaş uçağı göndermesi, rasyonel bir güvenlik politikasından ziyade, tehlikeli bir oyunun içine çekilmek anlamına gelmektedir. 
 
Amerika'nın bölgeyi ateşe atma stratejisine karşı Mısır'ın bu oyuna gelmemesi, bölge barışı için hayatidir. 
 
Unutulmamalıdır ki; başkalarının silahıyla girilen bir savaşın kazananı hiçbir zaman o coğrafyanın çocukları olmamıştır.
 
Mısır ve BAE, kendi komşularıyla olan sorunlarını Amerikan askeri şemsiyesi altında değil, bölgesel bir uzlaşı zemininde çözemediği müddetçe, bu "misilleme" döngüsünün yakıcı etkisinden kurtulamayacaktır.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.