Bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde benzer bir tespitte bulunmuş ve şayet Yavaş veya İmamoğlu aday gösterilmezse, Erdoğan banko kazanır demiştim.
Yanıldık mı?
Ben İmamoğlu veya Yavaş için olağanüstü bir güzelleme yapmadım. Sadece seçimi kazanabilirler dedim ve fakat ülkeyi uçururlar demedim!
Bu ikisi ne yazık ki Türkiye'de çokça karıştırılıyor. Bunun en somut göstergesi Erdoğan'dır.
Erdoğan her girdiği seçimi kazanıyor ama her kazandığında ülke biraz daha baş aşağı gidiyor.
Yani kazanmakla milletin refahını artırmak veya ülkeyi topyekûn kalkındırmak farklı şeylerdir.
O zaman da Kılıçdaroğlu'nun asla kazanamayacağını, kazansa bile ülkeyi arzu edilen şekilde yönetemeyeceğini ileri sürmüştük.
Ülkeyi bulunduğu derin ekonomik krizden kurtaracak olan kişiler değil, farklı ve ispatlanmış yeni modellerdir.
Bakın bakalım hangi adayın veya partinin böyle bir modeli var?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarına göre Türkiye'de faaliyet gösteren 188 siyasi parti bulunmaktadır.
Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre, 2025 yılı başı itibarıyla seçime katılma yeterliliğine sahip 38 siyasi parti belirlenmiştir.
Bu kadar parti enflasyonuna rağmen dünyaya deklare edilmiş ve üzerinde 11 Uluslararası kongre yapılmış tek bir bilimsel model öne çıkmaktadır.
Bu model, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modelidir.
Benim tanımlamama göre iktisadi ve sosyal politikalar bağlamında bu model, insanlık tarihinin en büyük inkılabıdır.
Kim bu model sahibi parti ile ittifaka girerse hem çok kolaylıkla seçimi kazanır ve hem de Türkiye sonsuza dek kurtulmuş olur.
Muhtemel bir erken seçime karşın CHP'den aday kim olur sorusu neden halen daha yanıt bulmuş değildir.
İktidar medyasında çok dikkat çekici bir oyun sahneye konulmaktadır.
Bu cenahta bir önceki seçim için Mansur Yavaş değil, bilinçli bir şekilde Kılıçdaroğlu kazanır algısı oluşturulmuştu.
Bugün de aynısı Özgün Özel için yapılmaktadır.
Mansur Yavaş bilinçli bir şekilde veya nokta operasyonla geri planda tutulmaya çalışılmaktadır.
110'u aşkın mitingde konuşan ve doğrusu yüksek bir performans gösteren Özgür Özel'in, özellikle de Anadolu'da Yavaş'tan daha fazla oy alması imkansız.
Ayrıca Özgür Özel her ne kadar ben aday olmayacağım demişse de, belli ellerin müdahalesinin açık olduğu anketlerde Yavaş ile arasında ki makasın kapatılmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir.
Erdoğan'ın karşısında görmek istediği aday, çok net olarak Özgür Özel'dir.
Anadolu seçmeni üzerinde Özgür Özel'in değil, Mansur Yavaş'ın etkisi bulunmaktadır.
Kusura bakmasın ama Özgür Bey'in bagajında, özellikle de Anadolu seçmenine kolay kolay izah edemeyeceği fasofiso işler vardır.
Oysa Mansur Yavaş için AK Parti'li seçmen bile çok olumlu konuşmakta, aday olursa da oyumu verebilirim demektedir.
Öte yandan Ekrem İmamoğlu için benim edindiğim bilgilere göre dosya kapanmıştır.
Burada en büyük ve bariz hatayı, İmamoğlu'nu çok önceden aday gösteren CHP yönetimi yapmıştır.
Belki de sonuçlarını bilerek yapmıştır ama kanıtım yok.
İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla birlikte piyasalara 60 milyar dolar gibi bir müdahalede bulunulduğu şeklinde ki bilgi veya haberlerin, pek bir kıymeti yoktur.
Atlantik ötesinin İmamoğlu projesi henüz erkendir.
Mevcut iktidarla gayet uyumlu ve sorunsuz yol yürünmektedir.
Hatta basında, İmamoğlu'nun tutuklanması öncesinde Trump'ın arandığı ve olurunun alındığı iddia edilmektedir.
Şayet bu bilgi doğru ise sizce neden aranmış ve oluru alınmış olabilir?
Tabi ki piyasalarda ki denge açısından.
İşte CHP yönetiminin bir türlü hazmedemediği ve hazırlıksız olduğu konu tam olarak buydu.
ABD derin yapılanmasının, Erdoğan'dan bıkmış usanmış olabileceğini hesaba kattılar.
AK Parti'yi bırakın bizimle devam edin mesajları verilmiş ve buna göre pozisyon alınmıştı.
Umulan olmadı çünkü her şey zaten ABD ve İsrail'in dediği gibi oluyor ve işler tıkırında gidiyordu.
Yani ABD, yeni bir maceraya gerek yok dedi.
Biz halimizden ve Türkiye'de ki mevcut siyasetten gayet memnunuz demeye getirdi.
İmamoğlu'nun tutukluluk halini ise, Erdoğan'ın başının üzerinde sallanan kılıç gibi kullanmayı daha stratejik ve akılcı buldular.
Ne zaman dediğimizde en küçük bir direniş görürsek, o zaman İmamoğlu'nu devreye koyarız şeklinde bir alternatif oluşturdular.
Sanırım senaryoyu daha yeni kavramış gibi gözüken Özgür Özel, satır aralarında ABD'ye sallamaya başladı.
Nasılsa bir umut ve beklentilerinin kalmadığını anlamış olmalılar.
Ne diyelim, Allah milletimizi bu gibi gayri milli siyasetten ve siyasetçilerden korusun.
İşte tüm bu saiklerle demem o ki, Mansur Yavaş için ABD'nin bir hesabı bulunmamaktadır.
Mansur başkan milletin adamıdır ve bundan sonra da öyle kalacaktır.
İşin bir diğer gerçek yanı da şudur.
ABD artık eski prestijinden çok uzak bir noktaya savrulmuştur.
Özellikle de İran savaşında bunu açıkça görmüş olduk.
1944 yılından bu tarafa karşılıksız olarak basıp dünyaya ihraç ettiği yeşil kağıdı olan doların, ömrü bitmek üzeredir.
Dünyada yepyeni denklemler kurulmakta ve ülkeler buna göre pozisyon almaktadır.
Türkiye'nin bundan böyle alması gereken pozisyonun, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, tam bağımsız Türkiye ideali ile uyumlu olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Artık seçimlerde iki anlayış yarışacaktır.
Ya tam bağımsız Türkiye diyenler, ya da ABD'nin kadrolu müstemlekecileri.
Kararı Türk milleti verecek.
Yanıldık mı?
Ben İmamoğlu veya Yavaş için olağanüstü bir güzelleme yapmadım. Sadece seçimi kazanabilirler dedim ve fakat ülkeyi uçururlar demedim!
Bu ikisi ne yazık ki Türkiye'de çokça karıştırılıyor. Bunun en somut göstergesi Erdoğan'dır.
Erdoğan her girdiği seçimi kazanıyor ama her kazandığında ülke biraz daha baş aşağı gidiyor.
Yani kazanmakla milletin refahını artırmak veya ülkeyi topyekûn kalkındırmak farklı şeylerdir.
O zaman da Kılıçdaroğlu'nun asla kazanamayacağını, kazansa bile ülkeyi arzu edilen şekilde yönetemeyeceğini ileri sürmüştük.
Ülkeyi bulunduğu derin ekonomik krizden kurtaracak olan kişiler değil, farklı ve ispatlanmış yeni modellerdir.
Bakın bakalım hangi adayın veya partinin böyle bir modeli var?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarına göre Türkiye'de faaliyet gösteren 188 siyasi parti bulunmaktadır.
Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre, 2025 yılı başı itibarıyla seçime katılma yeterliliğine sahip 38 siyasi parti belirlenmiştir.
Bu kadar parti enflasyonuna rağmen dünyaya deklare edilmiş ve üzerinde 11 Uluslararası kongre yapılmış tek bir bilimsel model öne çıkmaktadır.
Bu model, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modelidir.
Benim tanımlamama göre iktisadi ve sosyal politikalar bağlamında bu model, insanlık tarihinin en büyük inkılabıdır.
Kim bu model sahibi parti ile ittifaka girerse hem çok kolaylıkla seçimi kazanır ve hem de Türkiye sonsuza dek kurtulmuş olur.
Muhtemel bir erken seçime karşın CHP'den aday kim olur sorusu neden halen daha yanıt bulmuş değildir.
İktidar medyasında çok dikkat çekici bir oyun sahneye konulmaktadır.
Bu cenahta bir önceki seçim için Mansur Yavaş değil, bilinçli bir şekilde Kılıçdaroğlu kazanır algısı oluşturulmuştu.
Bugün de aynısı Özgün Özel için yapılmaktadır.
Mansur Yavaş bilinçli bir şekilde veya nokta operasyonla geri planda tutulmaya çalışılmaktadır.
110'u aşkın mitingde konuşan ve doğrusu yüksek bir performans gösteren Özgür Özel'in, özellikle de Anadolu'da Yavaş'tan daha fazla oy alması imkansız.
Ayrıca Özgür Özel her ne kadar ben aday olmayacağım demişse de, belli ellerin müdahalesinin açık olduğu anketlerde Yavaş ile arasında ki makasın kapatılmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir.
Erdoğan'ın karşısında görmek istediği aday, çok net olarak Özgür Özel'dir.
Anadolu seçmeni üzerinde Özgür Özel'in değil, Mansur Yavaş'ın etkisi bulunmaktadır.
Kusura bakmasın ama Özgür Bey'in bagajında, özellikle de Anadolu seçmenine kolay kolay izah edemeyeceği fasofiso işler vardır.
Oysa Mansur Yavaş için AK Parti'li seçmen bile çok olumlu konuşmakta, aday olursa da oyumu verebilirim demektedir.
Öte yandan Ekrem İmamoğlu için benim edindiğim bilgilere göre dosya kapanmıştır.
Burada en büyük ve bariz hatayı, İmamoğlu'nu çok önceden aday gösteren CHP yönetimi yapmıştır.
Belki de sonuçlarını bilerek yapmıştır ama kanıtım yok.
İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla birlikte piyasalara 60 milyar dolar gibi bir müdahalede bulunulduğu şeklinde ki bilgi veya haberlerin, pek bir kıymeti yoktur.
Atlantik ötesinin İmamoğlu projesi henüz erkendir.
Mevcut iktidarla gayet uyumlu ve sorunsuz yol yürünmektedir.
Hatta basında, İmamoğlu'nun tutuklanması öncesinde Trump'ın arandığı ve olurunun alındığı iddia edilmektedir.
Şayet bu bilgi doğru ise sizce neden aranmış ve oluru alınmış olabilir?
Tabi ki piyasalarda ki denge açısından.
İşte CHP yönetiminin bir türlü hazmedemediği ve hazırlıksız olduğu konu tam olarak buydu.
ABD derin yapılanmasının, Erdoğan'dan bıkmış usanmış olabileceğini hesaba kattılar.
AK Parti'yi bırakın bizimle devam edin mesajları verilmiş ve buna göre pozisyon alınmıştı.
Umulan olmadı çünkü her şey zaten ABD ve İsrail'in dediği gibi oluyor ve işler tıkırında gidiyordu.
Yani ABD, yeni bir maceraya gerek yok dedi.
Biz halimizden ve Türkiye'de ki mevcut siyasetten gayet memnunuz demeye getirdi.
İmamoğlu'nun tutukluluk halini ise, Erdoğan'ın başının üzerinde sallanan kılıç gibi kullanmayı daha stratejik ve akılcı buldular.
Ne zaman dediğimizde en küçük bir direniş görürsek, o zaman İmamoğlu'nu devreye koyarız şeklinde bir alternatif oluşturdular.
Sanırım senaryoyu daha yeni kavramış gibi gözüken Özgür Özel, satır aralarında ABD'ye sallamaya başladı.
Nasılsa bir umut ve beklentilerinin kalmadığını anlamış olmalılar.
Ne diyelim, Allah milletimizi bu gibi gayri milli siyasetten ve siyasetçilerden korusun.
İşte tüm bu saiklerle demem o ki, Mansur Yavaş için ABD'nin bir hesabı bulunmamaktadır.
Mansur başkan milletin adamıdır ve bundan sonra da öyle kalacaktır.
İşin bir diğer gerçek yanı da şudur.
ABD artık eski prestijinden çok uzak bir noktaya savrulmuştur.
Özellikle de İran savaşında bunu açıkça görmüş olduk.
1944 yılından bu tarafa karşılıksız olarak basıp dünyaya ihraç ettiği yeşil kağıdı olan doların, ömrü bitmek üzeredir.
Dünyada yepyeni denklemler kurulmakta ve ülkeler buna göre pozisyon almaktadır.
Türkiye'nin bundan böyle alması gereken pozisyonun, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, tam bağımsız Türkiye ideali ile uyumlu olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Artık seçimlerde iki anlayış yarışacaktır.
Ya tam bağımsız Türkiye diyenler, ya da ABD'nin kadrolu müstemlekecileri.
Kararı Türk milleti verecek.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Uyan Türkiye’m bölünüyorsun! / 12.06.2026
- Cumhuriyetin vidaları söküldü! / 11.06.2026
- AK Parti iktidar olursa faizi indirecek! / 08.06.2026
- Siyasetçilerin göremediği büyük fotoğraf / 04.06.2026
- Küresel müesses nizamcılar AK Parti ile yola devam diyor / 01.06.2026
- Bahçeli ve Öcalan ölürse ne olur? / 21.05.2026
- ‘Tekel’i işletemeyenlere devleti teslim ettik’ / 18.05.2026
- Milleti için yaşayan tek insan: ATATÜRK / 16.05.2026
- CHP’yi Atatürk çarptı / 15.05.2026
- Askerler atamalardan rahatsız! / 13.05.2026
- Cumhuriyetin vidaları söküldü! / 11.06.2026
- AK Parti iktidar olursa faizi indirecek! / 08.06.2026
- Siyasetçilerin göremediği büyük fotoğraf / 04.06.2026
- Küresel müesses nizamcılar AK Parti ile yola devam diyor / 01.06.2026
- Bahçeli ve Öcalan ölürse ne olur? / 21.05.2026
- ‘Tekel’i işletemeyenlere devleti teslim ettik’ / 18.05.2026
- Milleti için yaşayan tek insan: ATATÜRK / 16.05.2026
- CHP’yi Atatürk çarptı / 15.05.2026
- Askerler atamalardan rahatsız! / 13.05.2026

























































