Ömrünü hak davaya adadığını iddia etmek ayrıdır, yaşantısı, ameli ile son nefese kadar bunu göstermek ayrıdır. Yarabbi sana giden vuslat yolunda nefsimle olan mücadeleye hazırım diyen insan, iddiada bulunmaktadır.
Allah'a kavuşma noktasında nefsi ile mücadeleye hazır olduğunu iddia etmektedir. Eğer dediğinde samimi ise kul bu iddia ile seyr-i süluk yoluna girmiş olur.
İnsan-ı kâmile tam bir teslimiyetle başlayan bu yolda teslimiyet, istikamet ve hizmet yüce Allah'adır. Teslim olduğunu iddia eden bir insan nasıl olur da terbiyecisi olan insan-ı kâmile ayrı arkasındansa ayrı hareket eder. İnanan insanın yüzü bir olur. Birkaç yüzü olmaz. 40 yıl hizmet edersin bir gün şaşarsın imanın gider. Allah'ın yolu ile davası ile dalga geçilmez.
Dünya kadar ilmin olsa kitap yüklü merkep olmaktan öteye gidemezsin. Bu mübarek yol her türlü hatayı affeder ancak niyet hatasını asla affetmez. Allah'ın velisine yalan konuşmak ile onun Rabbine yalan konuşmak arasında ne fark var.
Peygamber varisini aldatmak ile Peygamberi aldatmak arasındaki fark ne? Hem Yüce Allah'ın, hem Habibullah'ı Muhammed Mustafa (s.a.a)'in varisleri olan Allah'ın dostlarıyla dalga geçmek ile yüce Allah (c.c) ile dalga geçmenin ne farkı var. Sonuçta Allah'ın velileri adı üstünde Allah'ın velisi. O'nun velisi ha onu aldattın, ha vekilini. Adam olan hizmet ettiği yere ihanet etmez.
Millet, Allah dostunun ayağını koyduğu yeri öpüyor, iz koyduğu yere yüzün sürüyorken onun kokusunun sindiği mekânlarda yıllarca oturup sonra o mekânlarla dalga geçer mi? O mekânları kendi nefsi çıkarları için kullanıp işi bitince o mekânlara ateş püskürür mü? Yıllarca dergâhlarda Allah'ı andığını sanan karakaçanlar anırmakla zikretmeyi karıştırıyorlar. Allah dostunun yanında en ela derviş pozunda, dışarda kardeşlerine karşı sırtlan pozunda. Ulan şerefsiz sen kimi kandırdığını sanıyorsun. Külah düşünce kel ortaya çıkıyor.
Kaçınılmaz son. Yalana, fitneye sarılan insandan daha zayıf ve alçağı yoktur. Kendi emellerine kavuşmak için Allah (c.c) dostlarını kullanmaktan bile çekinmeyen yaratıkların tek adı vardır. MÜNAFIK. Sen ne zannettin Allah'ın dostları seni tanımıyor, anlattığın mavallara kanıyor mu sandın be ahmak!
Resullah'ın yanında senin gibi onlarcası vardı. Resulullah (s.a.a) onlara aynı üstadın sana davrandığı gibi davrandı. Allah'ın da, Resullullah'ın da ve Allah'ın dostlarının da sizin gibilerin ne olduğundan haberi var.
Senin Allah (c.c) dostlarının yanında sağ veya sol tarafında oturman senin O'nun için çok değerli olduğun manasına gelmez. Yıllarca hizmet ettim ben diyorsan bu da bir iddiadır.
Kime hizmet ettin. Allah'a mı? Allah (c.c) senin hizmetine ihtiyacı mı var. Ol deyince olduran yüce Allah'ın (c.c) hiç kimsenin hizmetine ihtiyacı yoktur. Eden kendine eder. İyi ederse karşılığı cennet, kötü ederse layığı cehennemdir. Her kul kendi ettiğinin mükâfatını alacaktır.
Sen Hakk'a varmak için hakkın yoluna kul olacağına, nefsin için hak yolunu kullandın. Kimi nefsin istemedi onu Allah (c.c) yolundan bir oyunla ekarte ettin. Ancak Allah'ın hesabını unuttun, tabi unutursun çünkü Allah (c.c) senin gönlünde yok. Olsaydı insanları harcamak için değil, dağıtmak için değil, kazanmak, derleyip toparlamaya, insanların hatalarından faydalanmak yerine gece gibi örtmeye çabalardın. Hezeyanlarına kapılarak nereden ve nasıl geldiği belli olmayan maddiyatla kendine mekân kurarak etrafına topladığın menfaat için her şeyini satmaya alışmış zümreye 'veli' mi olabileceğini zannediyorsun. Seni bu camiada herkes iyi tanır, şizofreni ruh hastasısın.
Diğer bir ahmak da dünya kendi etrafında dönüyor sanan bütün hakkı, doğruyu kendisinin bildiğini izlenimiyle güya kimsenin bilmediği bilgileri bu derinden biliyor, kimsenin görmediklerini birileri buna istihbaratını veriyormuş algısı veya ruhi bir vaziyetle kendini ve yanındakileri kandırıyor.
Lan sen adam olsan sakın benden aldığını kimseye demeyin diye hak yüklediğin insanları kendin satmazdın. Sen kendini gizleyerek temiz insanları ateşe atarak onları harcamaya kalkmazdın. Madem paylaşılanlar sıkıntısız, problemsiz o halde kendin niye paylaşmayarak temiz insanların samimiyetini kullandın, onları sıkıntıya soktun. Bir gram hayrının olmadığı yere milyonlarca zarar verdin. İnsanlar arasında fitneye sebep oldun. Birine demediğin sözü bırakmadın, adamı hain, ajan ruh hastası olmakla suçladın, birbirinizin validesini yâd ederek akraba bile oldunuz. Sonra oturup beraber çay içerek sohbet ettiniz. Akrabalık bağı her halde. Sen de haklısın, herkesin bir vazifesi var, sen de vazifeni yaptın, yapacaksın da. Allah dostuna bağlı gönüller sana nasıl inanır da peşine düşer. Ya onlar da senin gibi ya da senden daha beter münafıklardır.
Yazıklar olsun ahdinden dönene. Allah'ın davası kimsenin babasının çiftliği değildir. Haddi aşan hesabını verir. Allah'ın adaleti ile…
Allah'a kavuşma noktasında nefsi ile mücadeleye hazır olduğunu iddia etmektedir. Eğer dediğinde samimi ise kul bu iddia ile seyr-i süluk yoluna girmiş olur.
İnsan-ı kâmile tam bir teslimiyetle başlayan bu yolda teslimiyet, istikamet ve hizmet yüce Allah'adır. Teslim olduğunu iddia eden bir insan nasıl olur da terbiyecisi olan insan-ı kâmile ayrı arkasındansa ayrı hareket eder. İnanan insanın yüzü bir olur. Birkaç yüzü olmaz. 40 yıl hizmet edersin bir gün şaşarsın imanın gider. Allah'ın yolu ile davası ile dalga geçilmez.
Dünya kadar ilmin olsa kitap yüklü merkep olmaktan öteye gidemezsin. Bu mübarek yol her türlü hatayı affeder ancak niyet hatasını asla affetmez. Allah'ın velisine yalan konuşmak ile onun Rabbine yalan konuşmak arasında ne fark var.
Peygamber varisini aldatmak ile Peygamberi aldatmak arasındaki fark ne? Hem Yüce Allah'ın, hem Habibullah'ı Muhammed Mustafa (s.a.a)'in varisleri olan Allah'ın dostlarıyla dalga geçmek ile yüce Allah (c.c) ile dalga geçmenin ne farkı var. Sonuçta Allah'ın velileri adı üstünde Allah'ın velisi. O'nun velisi ha onu aldattın, ha vekilini. Adam olan hizmet ettiği yere ihanet etmez.
Millet, Allah dostunun ayağını koyduğu yeri öpüyor, iz koyduğu yere yüzün sürüyorken onun kokusunun sindiği mekânlarda yıllarca oturup sonra o mekânlarla dalga geçer mi? O mekânları kendi nefsi çıkarları için kullanıp işi bitince o mekânlara ateş püskürür mü? Yıllarca dergâhlarda Allah'ı andığını sanan karakaçanlar anırmakla zikretmeyi karıştırıyorlar. Allah dostunun yanında en ela derviş pozunda, dışarda kardeşlerine karşı sırtlan pozunda. Ulan şerefsiz sen kimi kandırdığını sanıyorsun. Külah düşünce kel ortaya çıkıyor.
Kaçınılmaz son. Yalana, fitneye sarılan insandan daha zayıf ve alçağı yoktur. Kendi emellerine kavuşmak için Allah (c.c) dostlarını kullanmaktan bile çekinmeyen yaratıkların tek adı vardır. MÜNAFIK. Sen ne zannettin Allah'ın dostları seni tanımıyor, anlattığın mavallara kanıyor mu sandın be ahmak!
Resullah'ın yanında senin gibi onlarcası vardı. Resulullah (s.a.a) onlara aynı üstadın sana davrandığı gibi davrandı. Allah'ın da, Resullullah'ın da ve Allah'ın dostlarının da sizin gibilerin ne olduğundan haberi var.
Senin Allah (c.c) dostlarının yanında sağ veya sol tarafında oturman senin O'nun için çok değerli olduğun manasına gelmez. Yıllarca hizmet ettim ben diyorsan bu da bir iddiadır.
Kime hizmet ettin. Allah'a mı? Allah (c.c) senin hizmetine ihtiyacı mı var. Ol deyince olduran yüce Allah'ın (c.c) hiç kimsenin hizmetine ihtiyacı yoktur. Eden kendine eder. İyi ederse karşılığı cennet, kötü ederse layığı cehennemdir. Her kul kendi ettiğinin mükâfatını alacaktır.
Sen Hakk'a varmak için hakkın yoluna kul olacağına, nefsin için hak yolunu kullandın. Kimi nefsin istemedi onu Allah (c.c) yolundan bir oyunla ekarte ettin. Ancak Allah'ın hesabını unuttun, tabi unutursun çünkü Allah (c.c) senin gönlünde yok. Olsaydı insanları harcamak için değil, dağıtmak için değil, kazanmak, derleyip toparlamaya, insanların hatalarından faydalanmak yerine gece gibi örtmeye çabalardın. Hezeyanlarına kapılarak nereden ve nasıl geldiği belli olmayan maddiyatla kendine mekân kurarak etrafına topladığın menfaat için her şeyini satmaya alışmış zümreye 'veli' mi olabileceğini zannediyorsun. Seni bu camiada herkes iyi tanır, şizofreni ruh hastasısın.
Diğer bir ahmak da dünya kendi etrafında dönüyor sanan bütün hakkı, doğruyu kendisinin bildiğini izlenimiyle güya kimsenin bilmediği bilgileri bu derinden biliyor, kimsenin görmediklerini birileri buna istihbaratını veriyormuş algısı veya ruhi bir vaziyetle kendini ve yanındakileri kandırıyor.
Lan sen adam olsan sakın benden aldığını kimseye demeyin diye hak yüklediğin insanları kendin satmazdın. Sen kendini gizleyerek temiz insanları ateşe atarak onları harcamaya kalkmazdın. Madem paylaşılanlar sıkıntısız, problemsiz o halde kendin niye paylaşmayarak temiz insanların samimiyetini kullandın, onları sıkıntıya soktun. Bir gram hayrının olmadığı yere milyonlarca zarar verdin. İnsanlar arasında fitneye sebep oldun. Birine demediğin sözü bırakmadın, adamı hain, ajan ruh hastası olmakla suçladın, birbirinizin validesini yâd ederek akraba bile oldunuz. Sonra oturup beraber çay içerek sohbet ettiniz. Akrabalık bağı her halde. Sen de haklısın, herkesin bir vazifesi var, sen de vazifeni yaptın, yapacaksın da. Allah dostuna bağlı gönüller sana nasıl inanır da peşine düşer. Ya onlar da senin gibi ya da senden daha beter münafıklardır.
Yazıklar olsun ahdinden dönene. Allah'ın davası kimsenin babasının çiftliği değildir. Haddi aşan hesabını verir. Allah'ın adaleti ile…
Gökhan Demir / diğer yazıları
- Yanlışta ısrar etmek / 12.06.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026

























































