Ankilozan spondilit nedir?
Ankilozan spondilit, yaşam boyu sürebilen ancak doğru yaklaşımla yönetilebilen bir hastalıktır. Bilinçli takip, hareketli bir yaşam ve tıbbi destek sayesinde kişiler eğitim, spor ve günlük yaşamlarına aktif şekilde devam edebilir.
29.12.2025 15:55:00 / Güncelleme: 29.12.2025 15:58:34
Bayram ÇOŞGUN
Bayram ÇOŞGUN





Ankilozan spondilit (AS), bağışıklık sisteminin kendi vücuduna karşı hatalı bir tepki vermesi sonucu ortaya çıkan, kronik ve iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. En çok omurgayı ve omurganın leğen kemiğiyle birleştiği sakroiliak eklemleri etkiler. Hastalığın temel özelliği, eklemlerdeki iltihabın zamanla kemikleşmeye yol açabilmesi ve bu nedenle omurganın esnekliğini kaybedebilmesidir.
Ankilozan spondilit genellikle genç yaşlarda başlar. En sık görülen belirti, istirahatle artan, hareketle azalan bel ağrısı ve sabah tutukluğudur. Kişi sabahları yataktan kalktığında belinde ve sırtında sertlik hisseder; bu sertlik hareket ettikçe açılır. Bu yönüyle AS, mekanik bel ağrılarından ayrılır. Hastalık ilerledikçe omurganın doğal eğriliği azalabilir ve duruş bozuklukları ortaya çıkabilir.
AS yalnızca omurgayla sınırlı değildir. Kalça, diz, topuk gibi eklemleri; nadiren de göz, bağırsak veya cilt gibi organları etkileyebilir. Özellikle gözde görülen iltihap (üveit), ani kızarıklık ve ağrı ile kendini gösterebilir ve tıbbi değerlendirme gerektirir.
Hastalığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. HLA-B27 adı verilen gen, ankilozan spondilit ile sık ilişkilidir; ancak bu geni taşıyan herkesin hastalığa yakalanacağı anlamına gelmez. Çevresel ve bağışıklık sistemiyle ilgili faktörlerin birlikte etkili olduğu düşünülmektedir.
Ankilozan spondilit tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir; ancak erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilir. Tedavide amaç ağrıyı ve iltihabı azaltmak, omurganın hareketliliğini korumak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. İlaç tedavisinin yanı sıra düzenli egzersiz, duruşu korumaya yönelik çalışmalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşır.
Ankilozan spondilit genellikle genç yaşlarda başlar. En sık görülen belirti, istirahatle artan, hareketle azalan bel ağrısı ve sabah tutukluğudur. Kişi sabahları yataktan kalktığında belinde ve sırtında sertlik hisseder; bu sertlik hareket ettikçe açılır. Bu yönüyle AS, mekanik bel ağrılarından ayrılır. Hastalık ilerledikçe omurganın doğal eğriliği azalabilir ve duruş bozuklukları ortaya çıkabilir.
AS yalnızca omurgayla sınırlı değildir. Kalça, diz, topuk gibi eklemleri; nadiren de göz, bağırsak veya cilt gibi organları etkileyebilir. Özellikle gözde görülen iltihap (üveit), ani kızarıklık ve ağrı ile kendini gösterebilir ve tıbbi değerlendirme gerektirir.
Hastalığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. HLA-B27 adı verilen gen, ankilozan spondilit ile sık ilişkilidir; ancak bu geni taşıyan herkesin hastalığa yakalanacağı anlamına gelmez. Çevresel ve bağışıklık sistemiyle ilgili faktörlerin birlikte etkili olduğu düşünülmektedir.
Ankilozan spondilit tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir; ancak erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilir. Tedavide amaç ağrıyı ve iltihabı azaltmak, omurganın hareketliliğini korumak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. İlaç tedavisinin yanı sıra düzenli egzersiz, duruşu korumaya yönelik çalışmalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşır.
















































































