Gaflet uykusunun derinliklerinde debelenmiyorsa, bağnazlık derecesinde partizanlık nöbetlerine tutulmamışsa bir kişi, son on yıllık tek parti dönemine baktığında görecektir ki, mevcut iktidar kadrosu oyunu alarak iktidar olduğu tabana sürekli takiyye yapmıştır.
Miting meydanlarında, salon toplantılarında atılan nutuklarda bol keseden mesajlar verilmiş, her cümle arasında "biz sizdeniz, siz de bizdensiniz" anlamında gözler kırpılmış ama icraata gelince sürekli sırt dönülmüş ve dirsek çevrilmiştir.
Bizim hacı-hoca takımı da on seneyi aşkın bir süreden beri "iyi şeyler olacak" umudu ile beklemektedirler.
Her defasında önlerine çıkan aksi durumları bir gün düzelecek beklentisi içerisinde görmemeyi ve göstermemeyi tercih etmektedirler.
Ülkenin koskoca bir on yılı ne yazık ki bu beklentilerle heba olup gitmiştir.
Sayın Başbakan mesela Almanya'ya gidip Türkiye'deki azınlıklarla ilgili neler yaptığını madde madde anlatıyor, hangi kiliselerin restorasyonu için devlet bütçesinden ne kadar harcama yaptığını, hangilerinin kendi talimatıyla ibadete açıldığını, imar yasasındaki "cami" kelimesini ""ibadethane" olarak nasıl değiştirdiklerini, Heybeli Ada'daki Yetimhaneyi bir talimatla nasıl devrettiklerini tek tek anlatıyor ve fakat kendi tabanına konuştuğunda şunları da sizin için yaptık diyemiyor.
Domuz etini kasaplık hayvanlar listesine aldık, zinayı suç olmaktan çıkardık, dinler bahçesi kurdelesini kestik, şu kadar kilise açılmasına zemin hazırladık diyemeyeceğine göre, şu kadar yol yaptık, şu kadar hastane yaptık deyip muhalefet partilerine çatarak saatleri dolduruyor.
İslam coğrafyasının bir parçası olan Irak'ı işgale gelen haçlı askerleri için sayın başbakan tarafından dua edildiğinde hacı-hoca takımı bir anlık bir şok yaşadı ve dur bakalım ne olacak dedi beklemeye başladı.
İçerde özelleştirmeler başlayıp, yüz yıllık kurumlar üç-beş yıllık karları karşılığında elden çıkarıldığında, tüm birikimler "babalar gibi" satılmaya başlandığında alkışçılar "ne oluyor" demeden yandaş-diyalogcu medya hemen kılıf hazırlayıp minareyi saklamayı başarıyordu.
Orta yerde fol yokken yumurta yokken, gidip papa heykelinin gölgesinde Avrupa anayasasını imzaladıklarında, imza sahiplerini çok iyi tanıyan hacı-hoca takımı, onların AB aleyhinde söylediklerini hatırlayarak önce şaşırdılar sonra "dur bakalım ne olacak" moduna girdiler.
Bizimkiler on yıldan beri hala beklemektedirler.
Anlayana bin bir delil, anlamadın oldun zelil.
Miting meydanlarında, salon toplantılarında atılan nutuklarda bol keseden mesajlar verilmiş, her cümle arasında "biz sizdeniz, siz de bizdensiniz" anlamında gözler kırpılmış ama icraata gelince sürekli sırt dönülmüş ve dirsek çevrilmiştir.
Bizim hacı-hoca takımı da on seneyi aşkın bir süreden beri "iyi şeyler olacak" umudu ile beklemektedirler.
Her defasında önlerine çıkan aksi durumları bir gün düzelecek beklentisi içerisinde görmemeyi ve göstermemeyi tercih etmektedirler.
Ülkenin koskoca bir on yılı ne yazık ki bu beklentilerle heba olup gitmiştir.
Sayın Başbakan mesela Almanya'ya gidip Türkiye'deki azınlıklarla ilgili neler yaptığını madde madde anlatıyor, hangi kiliselerin restorasyonu için devlet bütçesinden ne kadar harcama yaptığını, hangilerinin kendi talimatıyla ibadete açıldığını, imar yasasındaki "cami" kelimesini ""ibadethane" olarak nasıl değiştirdiklerini, Heybeli Ada'daki Yetimhaneyi bir talimatla nasıl devrettiklerini tek tek anlatıyor ve fakat kendi tabanına konuştuğunda şunları da sizin için yaptık diyemiyor.
Domuz etini kasaplık hayvanlar listesine aldık, zinayı suç olmaktan çıkardık, dinler bahçesi kurdelesini kestik, şu kadar kilise açılmasına zemin hazırladık diyemeyeceğine göre, şu kadar yol yaptık, şu kadar hastane yaptık deyip muhalefet partilerine çatarak saatleri dolduruyor.
İslam coğrafyasının bir parçası olan Irak'ı işgale gelen haçlı askerleri için sayın başbakan tarafından dua edildiğinde hacı-hoca takımı bir anlık bir şok yaşadı ve dur bakalım ne olacak dedi beklemeye başladı.
İçerde özelleştirmeler başlayıp, yüz yıllık kurumlar üç-beş yıllık karları karşılığında elden çıkarıldığında, tüm birikimler "babalar gibi" satılmaya başlandığında alkışçılar "ne oluyor" demeden yandaş-diyalogcu medya hemen kılıf hazırlayıp minareyi saklamayı başarıyordu.
Orta yerde fol yokken yumurta yokken, gidip papa heykelinin gölgesinde Avrupa anayasasını imzaladıklarında, imza sahiplerini çok iyi tanıyan hacı-hoca takımı, onların AB aleyhinde söylediklerini hatırlayarak önce şaşırdılar sonra "dur bakalım ne olacak" moduna girdiler.
Bizimkiler on yıldan beri hala beklemektedirler.
Anlayana bin bir delil, anlamadın oldun zelil.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026




























































