HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 AĞUSTOS 2022, ÇARŞAMBA

Arap Birliği’nin Bağdat zirvesi

17.04.2012 00:00:00
Türkiye’de pek de tartışılmayan, İstanbul’daki “Suriye Halkının Dostları” II. Toplantısından hemen önce, Arap Birliği Zirvesi’nin, Bağdat’ta yapılmış olmasıdır. Türkiye’de dışişleri mahfillerinde bile tartışılmayan “Bağdat Arap Birliği Zirvesi” Suriye gündemi nedeniyle, ABD Kuvvetleri çekildikten sonra üç parçaya bölümlenmesi gündemde olan Irak’ın başkentinde yapılması, bu zirvenin önemini bir kat daha arttırmıştır. 20 yıl aradan sonra ilk kez Irak’ta toplanan Arap Birliği Zirvesi hem Irak’taki saflaşmayı, hem de bölgedeki kutuplaşmayı ortaya koymuştur.
Arap Birliği Zirvesi’ni önemli kılan ilk etken, Suriye konusundaki iç değişimi ortaya çıkarmış olmasıdır. Anımsanacağı üzere, Arap Birliği ilk önce Batı–Türkiye ekseni doğrultusunda bir tutum almıştı. Ancak Rusya–Çin–İran bloğunun Suriye konusunda yaptığı hamlelerle Arap Birliği tutum değişikliğine yönelmesine neden olmuştur. Arap Birliği, Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkelerinin tüm itirazlarına karşın, Rusya ile kısmi bir ittifak kurarak, Suriye konusunda Annan Planı sürecini başlatmıştır. Bilinmeyen bir gerçek de Kofi Annan‘ın AKP tarafından İstanbul’daki “Suriye Halkının Dostları” toplantısına davet edildiği, ancak BM Eski Genel Sekreterinin İstanbul’daki toplantıya katılmaktan kaçınmasıdır. Kofi Annan’ın Rusya’ya ve Çin’e gidip, Türkiye’ye gelmemesi, Suriye konusundaki genel saflaşmaya da işaret ettiği düşünülmektedir. Ancak Türkiye açısından daha da vahimi ise, Kofi Annan‘ın, kendisini bizzat telefonla arayarak davet eden Başbakan Erdoğan‘ı, BM’de işleri olduğu gerekçesiyle reddetmesi olmuştur.
Bağdat’taki Arap Birliği Zirvesi’ne Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkeleri alt seviyeden katıldıkları görülmüştür. Dokuz ülke, devlet başkanı düzeyinde zirvede bulunurken, Suudi Arabistan ve Katar’ın büyükelçi düzeyinde toplantıda yer alması gerçekten manidar olmuştur. Suudi Arabistan ve Katar’ın AKP iktidarının bölgedeki en önemli iki müttefiki olduğu da unutulmamalıdır.
22 ülkeden oluşan Arap Birliği, Suriye konusundaki tutum farklılığı nedeniyle üçe bölünmüş durumdadır. Birinci grupta Esad’a dolaylı destek veren ve dış müdahaleye kesinlikle karşı olan ülkeler bulunurken, ikinci grupta Esad’a karşı olan ancak Suriye’ye müdahale edilmemesini isteyen ülkelerin varlığı görülmektedir. Üçüncü grupta ise Suriye’ye savaş açılmasını savunan Körfez ülkeleri bulunmaktadır. Bütün bunlardan sonra ortaya çıkan sonuç ise Türkiye’nin bölgede gittikçe yalnızlaştığıdır. Gözlerden ısrarla kaçırılmağa çalışılan konulardan birisi belki de en önemlisi Bağdat Arap Birliği Zirvesi’ne Türkiye’nin davet edilmemesidir. Son olarak 2011 yılında Kahire’deki Arap Birliği Zirvesi’ne katılan Türkiye’yi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil etmişti. 2007 yılından bu yana Arap Birliği toplantılarına daimi gözlemci olarak katılan Türkiye, Suriye konusundaki tavrı nedeniyle bu yıl ilk kez hem de İstanbul’daki “Suriye Halkının Dostları” toplantısından önce Bağdat Arap Birliği Zirvesi’nden dışlanmıştır. Böylece Rusya ile Annan sürecini başlatan Arap Birliği’nin Körfez ülkeleri dışındaki ana bölümü, açıkça AKP’yi dışarıda tutmuş olduğu tescillenmiştir.
Belki de Başbakan Erdoğan’ın, 1 Nisan 2012 tarihinde İstanbul’da yapılan Suriye Halkının Dostları II. Toplantısında 83 ülke temsilcilerinin gözleri önünde hem Annan Planına, hem de Esad rejimine meydan okuması bu dışlanmadan kaynaklanmaktadır. Öfkeli bir biçimde “Esad rejimini sürdürecek hiçbir planı desteklemiyoruz“ diyen Başbakan Erdoğan, Suriyeli muhaliflerin silahlı mücadelesine de açık destek vererek ”Esad varsa biz yokuz”la meydan okumasına son noktayı koymuştur. Bu meydan okumadan sonra Suriye’nin BM Temsilcisi, Türkiye’nin yürüttüğü politikayı “savaş ilanı” olarak nitelendirmiştir. İran’ın benzer tutumunu bir tarafa bırakacak olsak bile ilginç bir şekilde Nuri el Maliki yönetimindeki Bağdat’ın bile, Suriye–İran bloku yanında yer aldığını gösterir kuvvetli kanıtlar bulunmaktadır.
Arap Birliği, Bağdat Zirvesi sonrası yayınladığı 49 maddelik sonuç bildirgesiyle, Suriye’ye dış müdahaleye set çekilmesini sağlamıştır. Ayrıca Birlik, Suriye’ye 6 maddelik Annan Planı’nı kabul etmeyi de tavsiye etmiştir. Nitekim Beşar Esad Zirve’den önce Annan Planı‘nı kabul ettiğini açıklamıştır. İstanbul’daki Suriye Ulusal Konseyi adı altında birleştirilmeye çalışılan rejim muhalifleri ise ayak sürümeleri de açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Çünkü eğer planı kabul ederlerse, Şam’la oturup müzakere etmek durumunda kalacaklarının da bilincine varmışlardır. Oysa onlara verilen görev Katar ve Suudi Arabistan yardımlarıyla ellerine verilecek silah ve askeri donatım ile Şam’a geri adım attırmak için iç karışıklık çıkartmak olarak belirlenmişti. Yoksa bizi, Katar ve Suudi Arabistan da mı kullanıyor? Neden onlara hesap verir durumuma geldik, bunları sorgulamak lazım, sevgili okurlar.
 
YeniMesaj / diğer yazıları
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- 'Namaz kılan kimse felaha ermiştir' / 10.11.2014
- Saftan Başbakan olur mu? / 06.03.2014
- Ulusal devlet üzerine / 03.03.2014
- Anne sütü / 08.02.2014
- Minik cerrahlar / 20.01.2014
- Doğal yaşam / 13.01.2014
- Basit ve sade / 12.05.2013
- Faiz sarmalı / 24.03.2013
- Topraklarımız elimizden alınıyor / 20.03.2013
- Köylü ne halde? / 19.03.2013
- Tarihi telgraflar / 19.03.2013
- İşgal ile nasıl mücadele edilecek? / 17.03.2013
- İlk direniş hareketleri planlanıyor / 16.03.2013
- Mustafa Kemal Paşa'nın tarihi cevabı-II / 08.03.2013
- Mustafa Kemal Paşa'nın tarih cevabı / 07.03.2013
- 4 Ocak 1920 tarihindeki önemli olaylar-II / 02.03.2013
- Hangi hoca ile? / 28.02.2013
- İstanbulu Vatikan yapma teşebbüsü / 26.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-III / 24.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-II / 23.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-I / 22.02.2013
- Umur Bey’in askeri stratejileri / 19.02.2013
- Umur Bey / 18.02.2013
- Aydınoğlu Beyliği / 09.02.2013
- Çaka Bey-I / 05.02.2013
- Battal Gazi / 28.01.2013
- Bittinya bölgesinin tarihi / 21.01.2013
- İyonlar ve Akdeniz’de kurdukları koloniler / 15.01.2013
- Frigyalılar ve Lidyalılar / 14.01.2013
- Osmanlı halkları / 13.01.2013
- Bugünlere nasıl geldik? / 12.01.2013
- Bir çocukluk hikyesi - Uludere (1) / 13.12.2012
- Suriye konusunda çifte standart / 19.06.2012
- Suriye politikasında neredeyiz? / 18.06.2012
- Sosyal Devlet'in hakikati / 16.06.2012
- Yorumsuz / 15.06.2012
- 27 Mayıs’ı yeniden düşünmek -I- / 01.06.2012
- AKP’nin “Irak Kürdistan’ı” hamiliği / 29.05.2012
- Kedi başkası için fare yakalamaz! / 25.05.2012
- Şefkat Yurdu: Darüşşafaka / 22.05.2012
- Toplumsal gerginlik üzerine / 18.05.2012
- KKTC ilhak edilemez! / 15.05.2012
- KKTC Devleti’nin adının anlamı / 11.05.2012
- KKTC’ nin Adına Elveda mı? / 08.05.2012
- Doğu Akdeniz Dörtlüsü: “Levant IV” / 01.05.2012
- Hangi safta yer almalıyız? / 29.04.2012
- 23 Nisan Resepsiyonu / 27.04.2012
- Türkiye’den uzaklaşan İran / 24.04.2012
- İsrail’in çoklu planı / 21.04.2012
- Arap Birliği’nin Bağdat zirvesi / 17.04.2012
- “4 parça”da Kürdistan’a doğru / 13.04.2012
- “4 parça”da Kürdistan’a doğru / 13.04.2012
- Ekrad Beyleri “Türk”türler! / 10.04.2012
- Esad gitsin, kaos gelsin / 06.04.2012
- Suriye’de yeniden “Sykes-Picot” / 03.04.2012
- “4+4+4” / 30.03.2012
- Vodafone’un cinliği / 27.03.2012
- 18 Mart şehitler günü / 23.03.2012
- Vodaphone’nın Azizliği / 20.03.2012
- Babalar gibi dönüşecek / 16.03.2012
- Urmiye Gölü kuruyor mu, kurutuluyor mu? / 13.03.2012
- 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü / 09.03.2012
- HEK’leşen yeni CHP / 06.03.2012
- Adları değiştirilen kışlalar / 02.03.2012
- Başkent Tebriz ve Çöhreganlı / 28.02.2012
- XX. yılında Hocalı soykırımı / 24.02.2012
- Dersim’li Kemaller / 21.02.2012
- ‘Yaptığı her şey yanlış değildir’ / 17.02.2012
- ‘Yaptığı her şey yanlış değildir’ / 17.02.2012
- Bisturi mi? Müdahale mi? / 14.02.2012
- Suriye Türkmenlerinin Haklı İstemleri / 10.02.2012
- Suriye Türkmenleri / 07.02.2012
- “Olmamak” işte mesele bu / 04.02.2012
- Mukabele–yi misil / 31.01.2012
- Beceriksizliğin adı soğukkanlılık oldu! / 27.01.2012
- Stratejik Derinlik’ten “Osmanlı Commonwealth”ine / 25.01.2012
- "Gazi Babatürk" Rauf R. Denktaş / 22.01.2012
- "Yeşiloba Şehitliği"nde Ermeni vahşeti / 20.01.2012
- Devlet halkına ihanet etmez / 18.01.2012
- Fransa’nın ‘Türkiye’nin Yalnızlaştırılması’ politikası / 13.01.2012
- Çukurova’da Fransız-Ermeni Mezalimi / 10.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

17.04.2011, 17.04.2010, 17.04.2009, 17.04.2008, 17.04.2007, 17.04.2006, 17.04.2005, 17.04.2004, 17.04.2003, 17.04.2002, 17.04.2001, 17.04.2000, 17.04.1999, 17.04.1998, 17.04.1997, 17.04.1996, 17.04.1995, 17.04.1994, 17.04.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.