logo
09 ŞUBAT 2026

Aşırı dijitalleşme sorunlar doğurabilir

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, Covid-19 sürecinde evde geçirilen zamanda aşırı dijitalleşmeye karşı uyarılarda bulundu

14.11.2020 03:11:00
Aşırı dijitalleşme sorunlar doğurabilir
Aşırı dijitalleşme sorunlar doğurabilir
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Hayat Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, koronavirüs nedeniyle evde geçirilen zamanda aşırı dijitalleşmeye karşı uyarılarda bulundu.
Evde vakit geçiren ailelerin bilgisayar, telefon, tablet ve TV gibi teknolojik ürünleri günlük ne kadar süre kullanmaları gerektiği tavsiyelerinde bulunan Prof. Dr. Tuncay Dilci, "Dijital nesnelerin olumsuz etkilerinden korunmak için, kullanım süresinin önceden belirlenmesi ve sürenin aşılıp aşılmadığının sürekli kontrol edilmesi önemlidir. Kullanım sürelerinin birden kesilmesi yerine aşamalı olarak dijital nesnelerden uzaklaşmak faydalı olacaktır.
Aileler çocuklarını elektronik aletlerin zararlarından korumak isteyebilirler. Bu sebeple prensipli bir davranış sergilemeleri gerekmektedir. Örneğin; evde çok fazla internet, bilgisayar gibi dijital nesneler kullanılıyorsa, çocuklarına sınırlı zamanlarda elektronik araç kullandırmalılar. Amerikan Pediatri Akademisi, iki yaşını doldurmuş her yaştan çocuğun günde en fazla 2 saat teknolojik aletlerle vakit geçirmesinin daha sağlıklı olduğunu belirtmektedir" dedi.

Çocuklar akranlarıyla sosyalleşmeliler

"Özelikle akranlarıyla sosyalleşemeden büyüyen çocuklarda fiziksel ve ruhsal sorunlar da oluşmaktadır" diyen Prof. Dr. Tuncay Dilci, "Akranlarıyla sosyalleşemeyen çocuklar, gerçek hayatın samimi içten ve kucaklayıcı ilişkilerini kavrayamazlar. Bu durum onları yalnızlığa iter. Gittikçe suskunluk sarmalına doğru dönüşen bu durum çocuklarda; kimlik bunalımı, depresif kişilik ve sonrasında hayattan zevk almama, idealize olmuş düşüncelerden uzaklaşma, sosyal izolasyon geliştirme, beğendik algısında tükenmişlik ve hayata dair tutunma enstrümanlarını ortadan kaldıracaktır" dedi.
Prof. Dr. Tuncay Dilci son olarak çocukların akranlarıyla olan ilişkilerini doğru kurabilmeleri için ailelerin dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat çekerek, "Oyun ihtiyacı, hayata hazırlanma ve hayatın pratik uygulamaları bir nevi test edilmesi için önemlidir. Bu anlamda arkadaş ilişkilerini destekleyici güvenli ortamların oluşturulması oldukça önemlidir.
Kitap okuma, hikayeleştirilmiş yaşam öyküleri veya ders verici nitelikte örnek olayların anlatılması çocuklar için gereklidir. Ailelerin milli geleneklerimizden gelen tekerleme, bilmece, masal, hikâye anlatımlarını yoğunlukla kullanacakları bir zaman dilimi oluşturmalarında fayda var. Dijital nesneler karşısında bu zorunlu dönem hariç, gün içerisinde amaçlı kullanımların dışında kullanmak, gereksiz takılmalar, gereksiz oyalanmalar uygun değildir" şeklinde konuştu. İHA



İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu

Uzun yıllardır Eyüp Aksu’nun yönettiği İstanbul Taksiciler Esnaf Odası’nda büyük değişim! İsmet Dalcı, 2 bin 455 oyla zafer kazandı, Aksu’nun dönemi sona erdi. Esnaf odaklı şeffaf yönetim ve komisyon sınırlamaları vaadiyle yeni bir sayfa açılıyor

08.02.2026 22:00:00
Haber Merkezi
İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu
İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanlığı seçimlerinde İsmet Dalcı zafer kazandı. Yaklaşık 20 bin plaka sahibini temsil eden odada, iki dönemdir başkanlık yapan Eyüp Aksu'nun dönemi sona erdi. Seçim, 8 Şubat 2026 Pazar günü Haliç Kongre Merkezi'nde yoğun katılım ile gerçekleştirildi.

Seçim süreci ve adaylar

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın olağan genel kurulu, taksi sektörünün uzun süredir beklediği bir değişim fırsatı olarak görüldü. Seçime üç aday katıldı: 

- Mevcut Başkan Eyüp Aksu (yeniden aday), 

- İsmet Dalcı (değişim ve şeffaflık vurgusuyla öne çıkan aday), 

- Davut Hanoğlu. 

Seçim öncesi dönemde İsmet Dalcı, "RANT DEĞİL, ESNAF KAZANACAK" sloganıyla kampanya yürüttü. Dalcı, taksi plakalarının değer kaybı, uygulama firmalarının yüksek komisyonları, SGK mevzuatındaki mağduriyetler ve oda yönetiminin şeffaflığı gibi konuları sıkça gündeme getirdi. Eyüp Aksu ise iki dönemlik yönetiminin devamını savunmuştu.

Seçim sonuçları

Yoğun katılımlı genel kurulda kullanılan oylar sonucunda net sonuçlar şöyle açıklandı: 

- İsmet Dalcı: 2455 oy 

- Eyüp Aksu: 1471 oy 

- Davut Hanoğlu: 74 oy 

Bu sonuçlarla İsmet Dalcı, taksi esnafının büyük çoğunluğunun desteğini alarak yeni başkan seçildi. Eyüp Aksu'nun yönetimi ise genel kurulda ibra edilmedi.

Eyüp Aksu döneminin sonu

Eyüp Aksu, uzun yıllardır İstanbul taksiciliğini temsil eden odanın başında bulunuyordu. Döneminde taksi ücretlerindeki zam talepleri ve sektördeki bazı uygulamalar tartışma konusu olmuştu. Seçim sürecinde ise yönetiminin bazı kararları (örneğin taksi aplikasyonu satışıyla ilgili iddialar) ve Ticaret Bakanlığı müfettiş raporlarında belirtilen fazla maaş ödemeleri gibi konular gündeme gelmişti. Seçimin ardından Eyüp Aksu dönemi resmen sona erdi ve yönetim değişikliğiyle yeni bir sayfa açıldı.

İsmet Dalcı'dan ilk mesajlar ve beklentiler

Yeni Başkan İsmet Dalcı, Nevşehirli kökenli bir isim olarak esnaf arasında tanınıyor. Seçim zaferinin ardından tebrik mesajları yağarken, Dalcı'nın vaatleri arasında şunlar öne çıkıyor: 

- Uygulama firmalarına komisyon üst sınırı getirilmesi, 

- Taksiciye özel SGK düzenlemeleri, 

- Oda kaynaklarının şeffaf kullanımı ve esnaf odaklı projeler (örneğin İTEO'ya ait uygulama devreye sokulması), 

- Plaka değerlerinin korunması ve taksicilik itibarının yeniden yükseltilmesi. 

Dalcının "esnafın emeğini ve yatırımını koruma" odaklı vizyonu, sektörde değişim beklentisini artırıyor.

Sektör için ne anlama geliyor?

İstanbul'da taksi taşımacılığı, trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık, dijital uygulamalar ve ücret düzenlemeleri gibi sorunlarla boğuşuyor. Yeni yönetimin bu kronik sorunlara çözüm üretmesi, hem esnaf hem de yolcu açısından kritik önem taşıyor. İsmet Dalcı'nın başkanlığı, uzun süredir devam eden Eyüp Aksu yönetiminden sonra taksi sektöründe yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi ve Iğdır'da tefecilere yönelik düzenlenen operasyonda 19 kişi gözaltına alındı

08.02.2026 11:33:00
İhlas Haber Ajansı
Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı
Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi ve Iğdır'da tefecilere yönelik düzenlenen operasyonda 19 kişi gözaltına alındı.



Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince tefecilik suçuyla mücadele kapsamında çalışma yürütüldü.



Bu kapsamda Doğubayazıt ilçesinde 6 ikamet ve 3 iş yeri ile Iğdır'da 1 ikamet olmak üzere toplam 10 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda 1 milyon lira nakit para ve 2 ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınan 19 şüpheli hakkında adli makamlarca tahkikat başlatıldı.

Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede


 
Klasik Japon edebiyatını geniş kitlelerle buluşturan eserleri ve özgün romanlarıyla yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Eiji (Eici) Yoshikawa’nın (Yoşikava) klasik epiğinin ilk cildi "Musashi: Kılıç ve Delikanlı" insanın kendine rağmen mükemmelin peşinden koşmasını anlatırken aynı zamanda Japonya’nın içsavaşlarla sarsıldığı Sengoku döneminin de çarpıcı bir portresini sunuyor. Eser, Japonya’da tüm zamanların en çok satan romanı konumunda.

07.02.2026 19:50:00
AHMET TURAN YİĞİT
Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede
Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede

Can Yayınları şubat ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor. Yayınevinden bu ay çıkacak bazı kitaplar şunlar:

Laszlo Krasznahorkai, Yeşaya Geldi (çev. Leyla Önal)

2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi László Krasznahorkai imzalı "Yeşaya Geldi", yazarın insanlığın hiç bitmeyen savaşını ve yıkımı Savaş ve Savaş'ın başkahramanı György Korin'in iç sesiyle birleştirerek sarsıcı bir bekleyiş duygusuyla anlattığı karanlık bir eşik.

Gaye Keskin, İçimdeki Kilitleri Tek Tek

Gaye Keskin, ilk kitabında insanın kimi zaman kendiyle, kimi zaman yakın çevresiyle arasındaki girift ilişkileri, yabancılaşmayı ve yoksunluğu ele alıyor. İçimdeki Kilitleri Tek Tek, Madam Violet'ten Mümtaz'a, Eleni'den Neriman'a uzanan yolculukta okura yoğun, içten ve güçlü öyküler vaat ediyor.

Guido Morselli, İnsanlığın Sonu (çev. Leyla Tonguç Basmacı)

Guido Morselli'nin kendi hayatına son vermeden hemen önce tamamladığı ve insansız bir dünyayı tasvir ettiği romanı "İnsanlığın Sonu", modern insanın yalnızlık, varoluş, anlam ve özgürlük karşısındaki kırılganlığını sorgulayan sarsıcı bir kıyamet tablosu.

Jacqueline Harpman, Erkek Nedir Bilmeyen Ben (çev. S. İpek Ortaer Montanari)

Jacqueline Harpman, "Erkek Nedir Bilmeyen Ben" romanında uygarlığın çöküşünü, iktidarın doğasını ve cinsiyetler arasındaki görünmez sınırları yalın ama ürpertici bir dille sorgularken, distopyayla felsefi anlatıyı ustalıkla birleştiriyor.

Eiji Yoshikawa, Musashi: I. Kitap - Kılıç ve Delikanlı (çev.   Fatma Çelik İto)

Klasik Japon edebiyatını geniş kitlelerle buluşturan eserleri ve özgün romanlarıyla yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Eiji (Eici) Yoshikawa'nın (Yoşikava) klasik epiğinin ilk cildi "Musashi: Kılıç ve Delikanlı" insanın kendine rağmen mükemmelin peşinden koşmasını anlatırken aynı zamanda Japonya'nın içsavaşlarla sarsıldığı Sengoku döneminin de çarpıcı bir portresini sunuyor. Eser, Japonya'da tüm zamanların en çok satan romanı konumunda.

Atiq Rahimi, Sakalar (çev. Soner Sezer)

Atiq Rahimi, Bamyan'daki Budaların yıkıldığı gün iki farklı şehirde iki Afgan erkeğinin kesişen hikâyesi üzerinden sürgünü, belleği ve inancı çağrışımlarla örülü, şiirsel bir dille anlatıyor. Sakalar'ın geçmişten kaçan karakterleri suyun doğasına benzer biçimde dönüp dolaşıp kendi özlerine varıyor. 

Viyana’da iktisat tarihi yeniden şekilleniyor

 
 
Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli, Viyana Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen uluslararası kongre ile 11. kez dünya gündeminde… İki gün sürecek kongrenin ilk gününde 7 ayrı oturumda tebliğ sunan 36 akademisyen, dünya ekonomisinde yaşanan daralma ve büyük krize karşı Milli Ekonomi Modeli'nin getirdiği çözüm ve önerileri masaya yatırdı.

07.02.2026 19:38:00 / Güncelleme: 07.02.2026 19:46:33
ÖNDER YILMAZ
Viyana’da iktisat tarihi yeniden şekilleniyor
Viyana’da iktisat tarihi yeniden şekilleniyor

11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi Avusturya'nın Başkenti Viyana'da gerçekleştiriliyor. Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan model için düzenlenen uluslararası kongreye Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliği yapıyor. Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği (UBEM) tarafından düzenlenen kongre Avusturya Viyana Teknik Üniversitesi ve Viyana Bilim Kulübü, Malezya Taylor Üniversitesi ve Bosna - Hersek Zenica Üniversitesi katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

MEM insan merkezli bir sistem

21 ülkeden 50'yi aşkın iktisatçı ve akademisyenin katıldığı kongre sinevizyon gösterisi ve UBEMB Başkanı Harun Kayacı'nın açış konuşmasıyla başladı.
Kayacı şunları söyledi: "Küresel sistem, sistemin içinde kalmak koşuluyla yapılan her türlü eleştiriye ve çözüme açıktır. Tek istenen günün sonunda mevcut geminin içinde bulunarak yerini almaktır. Tam da bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş, küresel sistemin dışına çıkarak, tüm insanlığın barış ve esenlik içinde yaşayabileceği bir model, yeni bir gemi inşa etmiştir.
Sayın Baş'ın Sistemi (MEM) insan merkezli bir sistemdir. Sayın Baş'a göre insan, ekonominin temelini oluşturur. Onun için ekonomi ve devlet insana hizmet etmek için vardır. Sayın Baş'a göre ekonomik başarının kriteri, insanın onurlu yaşamına sağladığı katkı oranındadır. Haydar Baş'ın sisteminin matematiği, insanın/bireyin ekonomik bağımsızlığı üzerine
inşa edilmiştir. Sayın Baş'ın sosyal devlet tanımı, vatandaşından topladığı vergilerden daha fazlasını hizmet olarak verebilendir.
MEM; kaynaklara, devlete, paraya, makro ve mikro ekonomiye getirdiği özgün yaklaşımlarıyla, gelir dağılımında adaleti sağlayacak, tam istihdamı gerçekleştirecek, milli paraları devreye koyarak borçlanmadan sürekli büyümeyi ve bireyin ekonomik bağımsızlığını sağlayacak sistemdir."

Milli Ekonomi Modelinin sosyal devlet projelerinden biri olan "vatandaşlık maaşı" Avrupa'da "basic income" veya "temel gelir" başlığı altında uygulama alanı bulmuştur.
Bugün burada XI. Uluslararası MEM kongresinde "Sürdürülebilir Büyüme ve Ekonomik İstikrar için Milli Ekonomi Modeli" başlığı altında, insanın/bireyin ekonomik özgürlüğüne, onurlu yaşamına katkıda bulunmak için çözümler üretilecektir.



Sıradaki kongre için Özbekistan daveti

Azerbaycan Devlet Üniversitesi'nde Ruşen Guliyev ve Buhara Devlet Üniversitesi'nden Prof. Juraev Abror Turobovich da kongrenin açılış konuşmasını yapan isimlerden oldu.
Milli Ekonomi Modeli'nin Türk dünyasının ekonomik bağımsızlığı açısından önemli bir model olduğunu belirten Abror Turobovich bir sonraki kongrenin Özbekistan Buhara Devlet Üniversitesinde yapılmasını önerdi.
Turobovich Milli Ekonomi Modeli'nin geleceği savunmak anlamına geldiğini de ifade etti.

Konoflacher: Prof. Dr. Haydar Baş'ın modeli gelirin daha adil dağıtılmasını sağlıyor

Kongreye ev sahipliği yapan Viyana Teknik Üniversitesi ve Viyana Bilim Kulübü adına da Prof. Hermann Knoflacher de açılışta konuşan akademisyenler arasındaydı.
Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik çıkmaza ilişkin değerlendirmeler yapan Knoflacher, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin gelirin daha adil dağıldığı bir ekonomi modeli geliştirdiğini ifade ederek bu modelin aranan çözümleri içerdiğini belirtti.

"İnsanlığa huzuru getirecek model"

Kongre açılışında konuşan Birleşik Arap Emirlikleri Al Ain Üniversitesi'nden Prof. Mosab Tabash ve Portekiz Évora Üniversitesi'nden Prof. Soumodip Sarkar da ekonomi analizi yaptı.
Prof. Tabash Milli Ekonomi Modeli'nin milli para projesinin ülkelere bağımsızlık yolunu açtığını ifade ederek, " Neden bu model ihtiyaç var. 2026 yılındaki durum 2015'e benzemiyor. Geleceğe daha umutlu bakmak için bir model ihtiyacı var. O nedenle de adalete dayalı, insanlığa huzuru getirecek bir ekonomi modeli arıyoruz ve bu model Milli Ekonomi Modeli'dir" dedi.

Teknolojiyle birlikte ile birlikte kaynaklar sınırsız hale geliyor

Soumodip Sarkar ise "Milli Ekonomi Modeli heyecan verici. Teknolojiyle birlikte, yapay zeka ile birlikte kaynaklar sınırsız hale geliyor. Ben Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaynaklar sınırsızdır diyen modelinden çok şey öğreniyorum" dedi. ABD Boston Üniversitesinden Prof. Dr. Veysel Ulusoy da kongreye video konferans yoluyla mesaj gönderdi.

İlk gün 7 oturumda 36 akademisyen tebliğ sundu

11. MEM kongresinin ilk gününde 2 ayrı salonda eş zamanlı olarak 7 ayrı oturum düzenlendi.
Bu oturumlarda toplam 36 akademisyen ve iktisatçı tebliğ sundu.
Yarın da devam edecek olan kongrenin kapanış konuşmasını BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş yapacak.
Kongreyi Türkiye'den giden çok sayıda basın mensubu gazeteci ve iktisatçı da takip ediyor.
11. MEM kongresi akademisyenlere verilecek katılımcı belgesi ve plaket töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erecek.

Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti


 
Kanserde tanı süreçleri artık günlerle değil, dakikalarla ölçülüyor. Yeni nesil moleküler ve genetik testler sayesinde, normalde yaklaşık bir ay süren analizler çok kısa sürede tamamlanarak tümörün temel biyolojik özellikleri ortaya konabiliyor.

07.02.2026 19:33:00 / Güncelleme: 07.02.2026 19:36:15
AHMET SAFA TERZİ
Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti
Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti

Yeni gelişen teknolojiler sayesinde kanserde teşhis (tanı) süresi oldukça kısaldı. Tanı süreçlerindeki bu hız kazanımı, özellikle cerrahi sırasında alınan kararlar açısından hayati önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, tanıya hız kazandıran bu teknolojilerin klasik patoloji anlayışını kökten değiştirmekte olduğunu belirtiyor. Tanı süreçlerinde gelinen bu ileri noktanın en çarpıcı örneklerinden biri beyin tümörleri alanında yaşanıyor. Artık yalnızca mikroskop altında görülen hücre yapıları değil, tümörün moleküler ve epigenetik imzası da tanının merkezine yerleşiyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) güncel sınıflamalarında da bu yaklaşımın benimsendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, beyin tümörlerinde tanının artık tek bir test ya da tek bir görüntüye dayanmadığını vurguluyor. Tümörün mikroskopik özellikleri, genetik yapısı, hastanın klinik bulguları ve MR görüntüleri birlikte değerlendiriliyor; böylece tanı doğruluğu artıyor ve hastaya en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor.

Tümörün temel moleküler profili ortaya çıkarılıyor

Tanı hızlandıkça tedavi yaklaşımı da değişiyor. "Kansere dakikalar içinde tanı" ifadesi, tüm DNA'nın baştan sona analiz edilmesinden ziyade, hastalık açısından kritik genetik bilgilerin çok kısa sürede elde edilebilmesini ifade ediyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, "Yürütmekte olduğumuz projelerde, 'frozen-dondurulmuş' yöntemiyle ameliyat sırasında tümörden alınan doku örneklerinin anında dondurulup incelenmesiyle, dakikalar içinde tümörün temel moleküler profilini elde edebiliyoruz. Bu yaklaşım, günler sürebilen klasik testlere kıyasla klinik karar süreçlerinde büyük bir dönüşüm anlamına geliyor" dedi.

Hangi alanlarda kullanılıyor?

Moleküler testler bugün en yaygın olarak beyin tümörleri, akciğer kanseri, meme ve kolorektal kanserler ile hematolojik kanserlerde kullanılıyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, mikroskop altında birbirine çok benzeyen iki tümörün moleküler olarak tamamen farklı olabildiğini ve bunun hastanın alacağı tedaviyi kökten değiştirebildiğini belirterek, "Mikroskop altında aynı görünen tümörler biyolojik olarak çok farklı davranabiliyor. Bu fark bilinmeden uygulanan bir tedavi, hastayı yanlış bir yola sürükleyebilir. Özellikle akciğer kanseri gibi bazı tümörlerde, belirli genetik mutasyonlar saptandığında kemoterapi yerine hedefe yönelik akıllı ilaçlarla çok daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. Genetik testler artık yalnızca "Bu tümör nedir?" sorusuna değil, "Bu hastada hangi tedavi işe yarar?" sorusuna da cevap veriyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, "Bazı genetik değişiklikler, belirli ilaçlara duyarlılığı ya da direnç riskini önceden gösterebiliyor. Bu sayede hastalar etkisiz tedavilerden korunurken, en uygun tedaviye daha baştan yönlendirilebiliyor" ifadelerini kullandı. 

İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli, MLKP silahlı terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 77 şüpheli tutuklandı

07.02.2026 11:05:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı
İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı
İstanbul merkezli, MLKP silahlı terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 77 şüpheli tutuklandı.

MLKP silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda örgütün açık ve illegal alan yapılanmaları olan SGDF, SKM, Kaktüs Genç Kadın Derneği, KGÖ, KKÖ, ETHA, LÖB, BEKSAV, EHB yapılarında faaliyet yürüten 121 şahıs tespit edildi.

Şüpheli şahıslardan 6'sının cezaevinde, 6'sının yurtdışında olduğu belirlenirken, 110 şahsın yakalanmasına yönelik İstanbul'da 70 ve 21 ilde 42 şüpheliye yönelik 3 Şubat günü operasyon düzenlendi. Operasyonda yakalanan 102 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan şüpheliler Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Hakimlik tarafından 102 şüpheliden 77'si tutuklanırken, 23 şüpheli adli kontrol şartı 2 şüpheli ise ev hapsi ile serbest bırakıldı.

Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan binanın altında kalan 16 yaşındaki kızının elini hiç bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, depremin 3'üncü yıl dönümünde kızının kabrini ziyaret etti

06.02.2026 15:21:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:29:10
İhlas Haber Ajansı
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, depremin 3. yıl dönümünde Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda bulunan yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde enkazın altında kalan kızının elini bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, 3'üncü yılda da evladının mezarının başından ayrılmadı. Hançer, kızının kabrine karanfil bırakarak dua etti.



16 yaşındaki kızı Irmak Leyla Hançer'in mezarındaki fotoğrafa dokunan baba, "Onlar öldü, kurtuldular ama biz burada yaşayan bir ölü olduk" dedi.

Baba Hançer, "Acılar hiç geçmiyor, dün gibi gözümüzün önünde hiç geçmiyor. O manzarayı hiç tamir etmedik. Çünkü biz bir ümitle enkazın başına gittik. Sağ çıkarız veya yaralı falan çıkarız diye. Ama işte üçüncü günü rahmetli olmuş.

Hiç beklemediğimiz anda kaybettik. Ben o gece fırında çalışıyordum. Fırından ulaşamayınca oraya gittim. Ama işte gördüğümüz manzara felaket oldu bizim için. Çünkü her şey yerle bir olmuş. Dört çocuk vardı. En küçüğüm annemdeydi o gün. Cuma günü gezmeye gitmişti ama annemle beraber hepsi pazartesi geleceklerdi. Annem, ablalarım, yeğenlerim, yengem hepsi vefat ettiler.



En küçük kızım rahmetli oldu. Felaketten sonra işte tabii ki değişti. Her tarafımız yıkıldı. Yani onlar öldü, rahmetli oldular kurtuldular ama biz burada yani yaşayan bir ölü olduk onlarla beraber. Onlar toprağa gitti, biz toprağın içinde canlı ölüyüz yani. Çünkü onların ansızın gitmeleri, hepsinin birden gitmeleri çok felaket etti bizi" diye konuştu.

Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

 

06.02.2026 14:38:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:04:20
Anadolu Ajansı
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde saat 14.16'da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Kemah ilçesi olan 4,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 4,52 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Vali Hamza Aydoğdu, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, "Erzincan Kemah'ta meydana gelen 4,9 şiddetindeki depremde çok şükür herhangi bir can ve mal kaybı yoktur. Rabbim milletimizi, Erzincanlı hemşehrilerimizi her türlü afetten ve beladan muhafaza eylesin. Geçmiş olsun Erzincan" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat'ın yıldönümünde yaptığı paylaşımda, “Mesele bina yapmak değildi, yıkılmayacak binalar yapmaktı; rant için fay hattının göbeğine inşaat izni vermemekti… Acı gerçek bir gün yine yüzünüze çarpacak” ifadelerini kullandı

06.02.2026 10:42:00
Haber Merkezi
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üçüncü yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı açıklama dikkat çekti.

Baş, X hesabından yayınladığı mesajda, depremde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek şu ifadelere yer verdi:

"6 Şubat felaketinin 3. yılında kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Mesele bina yapmak değildi, mesele yıkılmayacak binalar yapmaktı, rant için fay hattının göbeğine inşaat yapmaya izin vermemekti. Hiç anlamadınız, hala anlamıyorsunuz ama acı gerçek yüzünüze bir gün yine çarpacak. Allah bir daha yaşatmasın…"

Felaketin asıl sebebi ihmal ve rant kaygısı

Hüseyin Baş'ın paylaşımı, depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen yapılaşma politikaları, imar afları ve rant odaklı inşaat anlayışına yönelik eleştiriler içermesi nedeniyle gündeme oturdu. Baş, mesajında felaketin asıl sebebinin mühendislik hatalarından ziyade bilinçli ihmal ve rant kaygısı olduğunu vurgulayarak, yetkililere ve ilgili kesimlere yönelik "hala anlamıyorsunuz" uyarısında bulundu.

6 Şubat 2023'te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerde resmi verilere göre on binlerce vatandaş hayatını kaybetmiş, yüz binlerce bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştü. Depremin yıl dönümlerinde sıklıkla gündeme gelen "yıkılmayacak bina" vurgusu, Baş'ın paylaşımında da merkezi bir yer tuttu.

BTP liderinin bu çıkışı, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde hala çözülemeyen sorunlara ve önleyici tedbirlerin yetersizliğine işaret eden benzer yorumların da yeniden tartışılmasını sağladı. Paylaşım, kısa sürede binlerce etkileşim alarak geniş yankı buldu.

Hüseyin Baş ve BTP, daha önceki açıklamalarında da deprem gerçeği karşısında Milli Ekonomi Modeli ve bağımsız politikalar çerçevesinde çözüm önerilerini sıkça dile getirmişti.


Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı

Siber dolandırıcılık eylemlerinin gelirleri Kapalıçarşı'da döviz firmalarına aktarıldı: 48 gözaltı

06.02.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı
Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, siber dolandırıcılık eylemleri sonucu elde edilen suç gelirlerinin Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz firmalarına aktarıldığı tespit edildi.

MASAK tarafından yapılan analizlerde, bu gelirlerin altın alım-satımı yapılmış gibi gösterilerek muhasebeleştirildiği ve yaklaşık 313 milyon TL tutarındaki suç gelirinin yasal finansal sisteme dahil edildiği belirlendi. Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonlar ile 48 şüpheli yakalandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Forex yatırım dolandırıcılığı ile BİMCELL, PTTCELL, İZBAN ve benzeri firmaların internet siteleri birebir kopyalanarak gerçekleştirilen siber dolandırıcılık eylemleri sonucu elde edilen suç gelirlerinin paravan şirketler ve gerçek kişiler adına açılmış hesaplar aracılığıyla Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz firmalarına aktarıldığı tespit edildi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan analizlerde, bu gelirlerin altın alım-satımı yapılmış gibi gösterilerek muhasebeleştirildiği ve bu yöntemle yaklaşık 313 milyon TL tutarındaki suç gelirinin yasal finansal sisteme dahil edildiği belirlendi.

Şüphelilerin 120 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Aklama Suçları Birimi ekipleriyle koordineli şekilde yürütülen soruşturmada, suça iştirak ettiği değerlendirilen bir döviz bürosu ile şüphelilerin suç tarihinden itibaren edindikleri 9 mesken, 4 daire, 14 arsa, 2 depo, 11 otomobil ve 6 motosiklet olmak üzere yaklaşık 120 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu.

İstanbul merkezli olarak Ankara, Antalya, Bolu, Bursa, İzmir, Kocaeli, Mersin, Osmaniye, Sakarya, Siirt ve Yalova'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 59 şüpheli şahsa yönelik işlem gerçekleştirildi. Düzenlenen operasyonlar ile 48 kişi yakalanırken, diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.