logo
28 EYLÜL 2026

'Atatürk'ün hayatı cephelerde geçti'

Afyon'da düzenlenen geleneksel İcmal Gençlik Yaz Kampı'nda konuşan, gazeteci yazar Muharrem Bayraktar, "Mustafa Kemal masa başında oturmadı. Yani diplomatlıktan gelerek masa başında oturup dış politika üretmedi. Mustafa Kemal'in hayatı cephelerde geçti. Savaşmadığı gâvur kalmadı. Ve bu savaşlardan sonra geldi bir dış politika koydu ortaya" dedi.

21.08.2017 00:00:00
 
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan gazetemizin başyazarı Muharrem Bayraktar, "Atatürk, Balkan Savaşı'nda, Trablusgarp Savaşı'nda gitti cephede babalar gibi savaştı. Trablusgarp'ta İtalyanlarla savaştı. Bitlis cephesinde Ruslarla savaştı. Çanakkale'de İngilizlerle savaştı, Kurtuluş Savaşı'nda Yunan'la savaştı. Savaşmadığı gâvur kalmadı. Ve bu savaşlardan sonra geldi bir dış politika koydu ortaya" diye konuştu. 
Muharrem Bayraktar'ın bu önemli konuşmasından bazı bölümleri siz değerli okuyucularımızın dikkatlerine sunuyoruz:
Şimdi insanların karnının nasıl doyurulduğu ile ilgili sizlere 50-60 sene öncesine giderek bir olay anlatacağım.
Olayı anlatan kim?
Prof. Dr. Haydar Baş Bey anlatıyor bunu? Yeni Mesaj gazetesinde yazmış, 23 Haziran 2017. Burada, "dedemin cömertliği" diye başlıyor ilk cümle. Bahsettiği kişi dedesi Rasim Ağa. Ben kendisini tanıma fırsatı buldum, büyük dedem olduğu için. Rasim Ağa'ya, Çarıkçı Rasim deniliyor. Ben Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in makalesinden okuyayım. İnsanların karnı nasıl doyuyor:
"Dedemin cömertliğini unutmak mümkün değil. Bayram sabahı evi dolar, namazdan çıkanların ilk adresi olurdu. Yenilir, içilir, büyük küçük herkes bayram sevincini orada yaşar, bayramlaşırlardı. Allahümme Salli Gavze Nine diye anılan Ninem neler yapmazdı ki, bayram sabahı camiden çıkan misafirleri için. Yağlı koyun etinden hazırlanmış lahana sarmaları, pilavlar, kahvaltılıkların yanında yer alırdı. Büyük çömleklerde yoğurtlar, çorbalar ve tabi ki ninemin meşhur sütlaçları... Ve kimseye niye yedin denmez, herkes gönlünce doyana kadar yer ve dua ile kalkardı gönül sofrasından. Büyüklerin sayıldığı, küçüklerin kollandığı günlerdi geçmişimiz, şimdi bu kalmadı. Herhalde halk mahkemeleri denilen şey o günlerde dedemin uyguladığı mahkeme biçimiydi."
"Rahmetli Hüseyin Amcam" diyor yazısında Prof. Dr. Haydar Baş Bey, "Biz babamın yerini dolduramadık diye hayıflanır, benim için de, bu hoca babamın yerini dolduracak" derdi.
Yani rahmetli Hüseyin Amca, babası Rasim Ağa'dan gördüğü o uygulamayı, o insanların karnını doyurma âdetini, bugün Haydar Hoca'nın sosyal devlet diye şekillendirdiği şeyi anlatıyor. "Bu Haydar Hoca milletin karnını doyuracak" diyor.
1940'lar 1950'ler yoksulluğun ayyuka çıktığı bir ortamda Haydar Baş Hoca'nın dedelerinin o yokluk ortamında bayram namazından çıkan yüzlerce insanı doyuran bir nesilden gelen bir liderden bahsediyoruz.
Dolayısıyla millet gerçekten karnının doyurulmasını istiyorsa, bunun anahtarının kimde olduğu belli.
Atatürk'e kimler saldırıyor?
Gelelim Atatürk bahsine... Atatürk'e sövenler, durdular dindiler zannediyoruz. Dün de bir meczuptan bahsediyorlar. Şanlıurfa'da eline balta almış, Atatürk'ün büstüne saldırdı. Büstünü kırdı. Diyorlar ki: "Bir meczup Atatürk'ün büstüne saldırdı, Atatürk'e hakaret etti." Sanki bu ülkede sadece meczuplar Atatürk'e saldırıyormuş gibi bir durum var.
Sonra adamın adına baktım. Bu kimdir diye? Adamın adı Mehmet Malbora. Malbora soyadı! Şimdi bu Malbora'ya, soyadındaki Amerikan sigarasından baksam tamamen Amerika'ya oturuyor. Kim vermiş bu soyadı? Atatürk'ün soyuna sopuna sövüyorlar ya, adamın soyuna soyadına bak: Malbora. Soyadı Malbora olan adam Atatürk'ün heykeline saldırıyor.
Kadir Mısıroğlu'na bakıyorsunuz; sövenlerin başında geliyor. "Keşke Yunan gelseydi de daha iyi olurdu, Atatürk'ün yaptığı tahribatı yapmazdı" diyor. Yani gâvur gelip işgal etseydi bu ülkeyi daha iyi olurdu anlamı çıkıyor. Bir insan, bir Müslüman "gâvur bizi işgal etseydi, Müslüman'ın eline geçirmesinden daha iyi" derse bunun hükmü nedir? İlahiyatçı arkadaşlar bunun fetvasını versinler.
Sövenlerden bir tanesi de Rıza Nur? Adamın hatıratını okuduk, ben birkaç defa yazdım, sansürleyerek söyleyeyim; o tarihte, "keşke ameliyat eden birini bulsam da cinsiyet değiştirsem" diyor. Atatürk'e sövenlerden biri de bu.
Said Nursi'ye bakıyoruz? Atatürk'e "deccal" diyenlerden biri. Adam kaç sene akıl hastanesinde kalmış, şizofren raporu var. Bugün onun arkasından giden birçok insan var, Mehdi diye ilan ediyorlar. Onun talebelerinden biri FETÖ diye ülkenin başına bela oldu, hala onun hocasını kutsuyorlar, bu ayrı bela.
Bir tarih dergisinin editörü var bir de, Mustafa Armağan. Adamın geçmişte Fetullah lehine yazdığı kitaplar var. Yani Fetullah'a bugün Feto diyorsunuz, bugün onu öven insanlar çok önemli mevkilerde.
Hep merak ediyoruz, Atatürk ne yaptı? Atatürk bunların hangisinin tavuğuna kışt dedi? Hangisinin namusuna dil uzattı? Hangisinin namusunu başkasına peşkeş çekti? Hangisinin toprağını başkasına verdi? Tam tersi geldi, bunların "keşke gavur gelseydi" dediği Yunan'dan İzmir'i, Afyon'u aldı, bunları bize hediye etti.
Atatürk'ün dış politikası
Şimdi asıl konuma geleyim? Atatürk'ün dış politikası, milli dış politika nasıldı? Mustafa Kemal masa başında oturmadı. Yani diplomatlıktan gelerek masa başında oturup dış politika üretmedi. Mustafa Kemal'in hayatı cephelerde geçti. Bugün Türkiye'nin dost olduğu birçok ülke ile o günün şartlarında, Balkan Savaşı'nda, Trablusgarp Savaşı'nda gitti cephede aslanlar gibi savaştı. Trablusgarp'ta İtalyanlarla savaştı. Bitlis cephesinde Ruslarla savaştı. Çanakkale'de İngilizlerle savaştı, Kurtuluş Savaşı'nda Yunan'la savaştı. Savaşmadığı gâvur kalmadı.
Ve bu savaşlardan sonra geldi bir dış politika koydu ortaya. Yani cephede savaşarak, kanını akıtarak, kan dökerek, o tecrübenin kendisine verdiği kazanımlarla bir dış politika ortaya koydu. Ve dedi ki:
"Size dört şey tavsiye ediyorum dış politikada:
1- Komşularınızın içişlerine karışmayın.
Bugün Arap Baharı'ndan bahsediliyor. Bunlar keşke Atatürk'ün dış politikasına baksalardı: "Komşularınızın içişlerine karışmayın."
Biz bugün bırakın komşularımızın içişlerine karışmayı, ciğerine elimizi soktuk, operasyon yapıyoruz elimizle, midede bağırsakta çeviriyoruz.
2- Rusya'yı tahrik etmeyin.
Atatürk bunu 1930'larda söylüyor. Bugün bırakın biz Rusya'yı tahrik etmemeyi, uçağını düşürdük, Başbakanımız dedi ki: "Ben talimat verdim." Sen talimat verdin, bu senin 3 senene, milyarlarca dolarına mâl oldu. Rusya hala Türkiye'ye barış elini uzatmış değil, temkinli yaklaşıyor.
3- Arap ülkeleriyle tarihi-sosyal-kültürel ilişkilerinizi geliştirin fakat aralarındaki anlaşmazlıklara çok fazla müdahil olmayın.
Olursanız ne olur? Bugün Türkiye'nin başına gelenler gibi olur. Selam verecek bir tane Arap ülkesi kalmaz.
4- Batının emperyalist emellerine alet olmayın.
Yani Amerika'nın, bugün kavga ettiğimiz AB'nin emperyalist emellerine alet olmayın. Siz kalkıyorsunuz Gümrük Birliği'ne imza atıyorsunuz. Kopenhag Kriterlerine imza atıyorsunuz. Leiken Kararlarına imza atıyorsunuz. Sonra, "Ey Avrupa sen bize yanlış yaptın" diyorsunuz. Atatürk diyor ki: "Batının emperyalizminin oyununa düşmeyin." Dediği yıl 1930. Duymuyorsun bu tavsiyeyi; AB diyorsun, ABD ile anlaşma diyorsun, ondan sonra başımıza neden bunlar geldi diyorsun.
Bu 4 maddede özetlenecek Atatürk'ün dış politikasını aslında bugün Atatürk yaşasaydı şu maddeyi de ilave ederdi diye düşünüyorum. Derdi ki: "Türk düşmanı Jirnovski'ye 'Ne mutlu Türk'üm diyene' dedirten bir politika uygulayan liderin peşinden gidin." Atatürk yaşasaydı 5. dış politika düsturu bu olurdu.
Dış politikada hata yapmak, çok ciddi derecede insanın başını ağrıtır. Çok olağanüstü boyutlarda... Bugün Avrupa Birliği ile Almanya ile kavgamızı biliyorsunuz. Önce Almanya'nın şirketlerinde casusluk yaptığını iddia ettik. Almanya şu cümleyi söyledi: "Şirketlerimize pozisyonlarını düzeltmelerini, Türkiye'deki yatırımlarını gözden geçirmeleri talimatını verdik."
Tek cümle, çok sessiz sakin bağırmadan! Almanya'nın Türkiye'de yaptığı milyar dolarlık yatırımlar var. Bu açıklamanın ertesinde bizim en üst düzeyde açıklamalarımız geldi: "Ya, pardon biz öyle bir şey dememiştik ki! İletişim hatası oldu." Resmi olarak açıklama yapıyorsunuz "Alman şirketlerinde casusluk yapılıyor" ertesi gün çark ediyorsunuz, "yok efendim biz öyle bir şey demedik." Ya bu nasıl iletişim hatası? Hayatınız iletişim hatası ile mi gelecek? Topluyorsunuz Alman şirketlerinin yöneticilerini, yemek yiyorsunuz, şirinlik yapıyorsunuz. Ne diyorsunuz: "Biz sizi zaten Türk şirketi gibi görüyoruz." Böyle dış politika olmaz. Deneme yanılma ile dış politika olmaz.
Biz 1000 yıldan beri bu coğrafyadayız. Rahmetli Kazım Mirşan bunu ProtoTürkler, ÖnTürkler diyerek 5000 yıla uzatıyor. Bizim 5000 yıllık devlet tecrübemiz, dış politika tecrübemiz varken kalkıp bu tecrübesizlikleri yaşamamız lazım. Bu tecrübeyi dışişlerinde uygulayacağız, yine abi devlet, baba devlet olacağız.
Denktaş'ın devlet anlayışı
Rahmetli Rauf Denktaş ölümüne kısa bir süre kala kendisini ziyarete gelen gençlere şu konuşmayı yapıyor: "Beni yalnız bırakmadınız, en zor günlerde devamlı surette dualarınızla, mesajlarınızla, mektuplarınızla, telefonlarınızla bana moral verdiniz. Başınız daima yukarıda olsun. Hiçbir şekilde Türklüğünüzden Atatürk ilkelerinden taviz vermeyen sizler gelecek yıllarda da taviz vermeyeceksiniz. Unutmayınız ki devlet demek hürriyet demektir, kendimize hakim olmak demektir. Kimsenin boyunduruğuna girmemek, ayakta durmak demektir. Devlete sahip olmak mal sahibi olmak demektir, bunları unutmayın. Devletsiz iseniz çulsuz bir insan gibisiniz. Atatürk devlet dedi, bağımsızlık dedi, bağımsızlık benim karakterimdir dedi."
Aslında Rauf Denktaş diyor ki; ey gençler, ben size bağımsızlıktan, devletin nasıl olmasından bahsediyorum, Atatürk'ten bahsediyorum, ben size aslında Haydar Hoca'dan bahsediyorum.
Çünkü bugün bunları Haydar Baş Hocamızdan başka söyleyen yok. O'ndan başka anlatan yok.
Onun bütün konuşmalarına bakın. Bütün konuşmalarında devlet, bayrak, vatan, bağımsızlık, Ehl-i Beyt; örgü bu. Çatı böyle kuruldu. Ama başka yerlere bakın, başka konuşmaları dinleyin, başka yerlerde nasıl dalgalar geldiğini görün mideniz bulanır, tiksinirsiniz.
Kısaca; adres belli, reçete belli, bu sözlerin, bu mesajın sahibi olan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in gölgesinde gölgelenmeye devam ettiğimiz müddetçe emin olun, toplumun da, devletin de, milletin de hiçbir sorunu kalmayacak. 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.