logo
07 KASIM 2026

Avrupa kıskaca alındı


 
Avrupa'da süpermarketlerin soğutma sistemlerine yönelik siber saldırının ardından bu kez havalimanı ve havayolu şirketleri hedef alındı. Londra'daki Heathrow Havalimanı hariç tüm ihbarlarda söz konusu uçakların rotası değiştirildi. İtalya'da ise bir yolcu uçağına eşlik etmesi için savaş jetleri kaldırıldı. Olayın perde arkası ise netleşmiş değil ancak kışkular Rusya, İsrail ve Kuzey Kore üzerinde yoğunlaşıyor!

07.11.2026 13:47:00
Ömer Nezir
 
 Avrupa kıskaca alındı
 Avrupa kıskaca alındı

Ticari yolcu uçaklarını hedef alan bomba ihbarları, Avrupa ordularını teyakkuza geçirdi. Salı günü başlayan ihbarlar, önceki gün art arda yapılan yeni ihbarlarla yeni bir boyut kazandı. En az 14 ticari uçak için yapılan bomba ihbarları, İtalya, Fransa ve Bulgaristan hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının havalanıp, ilgili uçakların güvenli bir şekilde inmelerine eşlik etmelerine yol açtı.

Düşük maliyetli havayolları hedefte

Asılsız çıkan ihbarların özellikle düşük maliyetli havayolu şirketlerini hedef aldığı açıklandı. Sahte ihbarlar, hava trafiğini aksatıyor, uçakları uçuş güzergahını tamamlamadan acil iniş yapmaya zorluyor.
Örneğin İrlanda havayolu şirketi Air Lingus'un Dublin'den Roma'ya uçan EI402 sefer sayılı uçağın rotası, güvenlik endişesi nedeniyle değiştirildi. Fransız savaş uçaklarının, uçağın Paris'in 100 kilometre batısındaki Evreux Askeri Havalimanı'na güvenli bir şekilde iniş yapmasına eşlik ettiği bildirildi. Bulgar savaş uçaklarının da havalanarak, bomba ihbarı yapılan üç uçağın Balkan ülkesine acil iniş yapmalarına eşlik ettikleri açıklandı.

Hepsi sahte çıktı

Mevcut tüm ihbarların sahte olduğu ortaya çıktı ancak bu gelecekteki ihbarların da asılsız olacağı anlamına gelmiyor. Avrupa'daki birkaç diğer kötü niyetli eylemle birlikte düşünüldüğünde havayolu ulaşımını hedef alan bu eş zamanlı ve koordineli ihbarlar bazılarının Rusya'dan şüphelenmesine yol açtı. İsrail, Çin ve Kuzey Kore de şüphenilenilen ülkeler arasında yer alıyor. Ancak olayın perde arkası ise netleşmiş değil. Bu yılın başında Avrupa'ya yönelik siber saldırılar düzenlendiği, hassas bölgeler üzerinde gizemli insansız hava araçlarının uçtuğu ve geçtiğimiz günlerde süpermarketlerin dondurucuları ile bir kan bankası bilgisayarının siber korsanlarca hedef alındığı görülmüştü.
Ağustos'ta Almanya'nın Leipzig Halle Havalimanı'na yapılan İHA saldırısında içişleri bakanı kamuoyu önünde Rusya'yı suçlamıştı.

Rusya mı var?

Peki gerçekten bunların arkasında Rusya mı var? Bunu savunan birçok kişi tamamen tesadüfi kanıtlara dayanarak bu vakaların "hibrit savaş", "gri bölge savaşı" ya da "eşik altı savaş" örneği olduğunu savunuyor. Moskova'nın Ukrayna'ya olan desteği nedeniyle NATO'ya çok kızgın olduğu aşikar. Bu destek Kremlin'in Ukrayna'yı ele geçirerek bağımsızlığını fiili olarak yok etme planlarını bozuyor.

Bazı Rus bloggerlar da "Ukrayna'nın İHA'ları Rusya'daki havalimanlarını güvensiz hale getiriyorsa, Batı yaptırımları Rus havayolu şirketlerinin Avrupa hava sahasını kullanmasını engelliyorsa neden Batılı ülkeler de aynı acıyı tatmasın?" diye sorguluyor. Roma'daki havalimanı yetkililerine Perşembe sabahı gönderilen bir tehdit e-postası ise kendilerini "Erkek Devleti Savaşçıları" (Fighters of the Male State) olarak tanıtan bir grubun imzasını taşıyor.

Bu isim büyük olasılıkla Rusların Mujskoi Legion (Erkek Lejyonu) adlı aşırı sağcı gruba referans veriyor. Grup, aşırılıkları nedeniyle 2021'de Moskova'da bir mahkeme tarafından yasaklanmıştı.

Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi


 
Kartal'da kuyumcudan yaklaşık 150 bin liralık ziynet eşyası çalan ve yurt dışına kaçmak üzereyken havalimanında yakalanan yabancı uyruklu tutuklandı.

07.11.2026 13:19:00
AA
 
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 4 Kasım'da Orhantepe Mahallesi'ndeki bir kuyumcuda meydana gelen hırsızlık olayıyla ilgili çalışma yürüttü. Yapılan incelemelerde, saat 00.10 sıralarında bir şüphelinin kuyumcunun kepenk sistemini kumandayla açıp işletme kapısının camını kırarak içeri girdiği ve hırsızlık olayını gerçekleştirdiği tespit edildi. Kuyumcudan yaklaşık 150 bin lira değerinde altın olmayan 200 demo yüzük, 3 altın küpe ve 3 altın bileklik çalındığı belirlendi.

7 Ekim'den bu yana Türkiye'de

Kamera incelemeleri ve saha çalışmaları neticesinde şüphelinin Moldova uyruklu N.M. (32) olduğu ve Türkiye'ye 7 Ekim'de giriş yaptığı tespit edildi. Yurt dışına kaçış hazırlığında olduğu belirlenen şüpheli, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Samsun'un Atakum ilçesinde 5. kattaki evinin yatak odası balkonundan düşen 39 yaşındaki sağlık çalışanı hayatını kaybetti

07.11.2026 11:56:00 / Güncelleme: 07.11.2026 11:59:12
İHA
 
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Olay, Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın 5. katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde acil tıp teknisyeni (ATT) olarak görev yapan evli 1 çocuk babası Sinan Keleş (39), ikametinin yatak odasının balkon penceresinden aşağı düştü.

Sabah saatlerinde vatandaşlar yerde bir kişinin hareketsiz halde yattığını fark edince olay sağlık ekiplerine ve polise haber verildi.

Olay yerine ekipler sevk edildi. Yapılan incelemede sinen Keleş'in hayatını kaybettiği belirlendi.



Evli ve 1 çocuk 10 babası Sinan Keleş'in cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına gönderildi.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol

Fon soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden Tera Holding İdari İşler Direktörü Ümit Sincanlı, BDDK Uygulama 4. Daire Başkanı Mustafa Alper Taş, eski SPK Piyasa Gözetim ve Denetim Daire Başkanı Ercan Urkan ve eski SPK Kurul Başkan Vekili Enver Usca tutuklandı. Eski SPK Ortaklar Finansmanı Dairesi Başkanı Kürşat Sait Babuçcu hakkında imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, eski SPK Kurul Üyesi Bülent Murat Haholu savcılıktan serbest bırakıldı

07.11.2026 11:51:00
İHA
 
Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol
Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlanmış, şüpheliler İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilmişti.

Adli işlemlerin ardından Ümit Sincanlı, "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklandı. Mustafa Alper Taş ise "rüşvet" suçlamasıyla tutuklandı. Eski SPK yöneticileri Ercan Urkan ve Enver Usca,"rüşvet alma" suçundan tutuklandı.

Kürşad Sait Babuçcu hakkında imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, Bülent Murat Haholu savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı

07.11.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı.

Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde yaptığı çalışmada kente gelen Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Odil Fakhrıdınovich Khudayberdıev'in peşine düştü.

Özbekistan makamlarınca "Uyuşturucu" suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan şüphelinin uzun süredir Mersin'de olduğunu ve bölgedeki tarım alanlarında çalışarak gizlendiğini belirleyen polis baskın yaptı. Düzenlenen operasyonda şüpheli seraların olduğu bölgedeki bir evde yakalandı.

Gözaltına alınan kırmızı bültenle aranan şüpheli emniyete götürülerek işlemleri yapılmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı

06.11.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti'de 8 Kasım'da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı.

Özgür Özel, partisinin kuruluş kurultayı öncesinde 17 ana başlıktan oluşan çalışma programını kamuoyuyla paylaştı. Parti içi demokrasiden ekonomik reformlara, seçim hazırlıklarından yargı bağımsızlığına kadar birçok alanda hedeflerini açıklayan Özel, ilk seçimlerde partisinin cumhurbaşkanı adayının seçilmesini ve TBMM'de çoğunluğu elde etmeyi amaçladıklarını belirtti.

Çalışma programında parti içi demokrasiye geniş yer ayıran Özel, genel başkan, il ve ilçe başkanı seçimlerinde üyelerin doğrudan katıldığı eğilim yoklamalarının geliştirileceğini belirtti.

Üyelerin parti kararlarına ve mali bilgilere erişiminin kolaylaştırılması, yöneticilere yazılı soru yöneltebilmesi ve politika önerilerini iletebilmesi için yeni mekanizmalar oluşturulacağı açıklandı.

Mahalle, ilçe ve il meclislerinin yaygınlaştırılması, dijital katılım platformunun kurulması ve parti üyesi olmayan gönüllülerin de çalışmalara katılması programın hedefleri arasında yer aldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

06.11.2026 11:50:00
AA
 
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarının ekim aylarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırdığı bir çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu incelendi.

Kentte ekimdeki PM10 konsantrasyonu, 26 istasyonda metreküp başına ortalama 35,2 mikrogram olarak belirlendi. Bu değer, geçen yılın aynı ayında ortalama 31,9 mikrogram olarak ölçüldü. Böylece PM10 kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 10 arttığı tespit edildi.

PM10 konsantrasyonu​​​​​​​nun kentteki 6 istasyonda azaldığı, 20 istasyonda arttığı görüldü. Ekimde kentte PM10 konsantrasyonunun en yüksek olduğu istasyon metreküp başına 71,3 mikrogramla "Sultangazi 3", en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 18,1 mikrogramla "Üsküdar 1" oldu.

Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, hava kirliliğiyle mücadelenin insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, toplumun ortak çözümler geliştirmesi ve harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'daki 26 ölçüm istasyonunun verilerini değerlendiren Toros, hava kirliliğinin bu yılın ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığını belirtti.

Bu artıştaki ana faktörün meteorolojik değişkenler olduğunu aktaran Toros, "Geçen yılın eylül ayı ile bu yılın aynı dönemindeki yağışları karşılaştırdığımızda, bu yıl eylülde geçen yıla göre yüzde 50 daha fazla yağış meydana geldi. Çok yağış almamıza rağmen geçen yıl yağışlar daha uzun süre etkili olduğu ve arka planda alçak basınç alanları daha etkili olduğu için geçen yıl bu yıla göre daha temiz bir hava ile karşı karşıyaydık. Bu sene ise maalesef havamız daha kirli çıkmış oldu." dedi.

Toros, rüzgarın hava kirliliği üzerindeki etkisine dikkati çekerek, yüksek basıncın hakim olduğu dönemlerde hava hareketlerinin azalmasının kentlerde kirliliğin artmasına neden olduğunu kaydetti.

İstanbul'da hava kirliliğinin büyük çoğunluğunun araçlardan kaynaklandığını belirten Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonun üzerinde olduğunu ifade etti.

Trafik yoğunluğu nedeniyle kısa sürede katedilebilecek mesafelerde yolculuk süresinin 20-30 dakikaya uzayabildiğini belirten Toros, araçların trafikte daha uzun süre kalmasının egzoz gazı salımını artırdığına dikkati çekti.

Toros, havaların soğumaya başlamasıyla ısınma kaynaklarının da devreye girdiğini aktararak, çoğu binada doğal gaz kullanılmasına rağmen bazı küçük mahallelerde veya sanayi sitelerinde doğal gaz dışındaki yakıtlarla ısınmanın sürdüğünü, bunun da hava kirliliğini artırdığını dile getirdi.

Şehirlerin, caddelerin ve sokakların temiz olmasının önemine değinen Toros, hava kirliliğine yol açan kaynakların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Günlük sınır değer 5 istasyonda aşıldı
Toros, ekim ayındaki ortalama PM10 konsantrasyonunun geçen yıl 3 istasyonda, bu yıl ise 5 istasyonda metreküp başına 50 mikrogramın üzerinde olduğunu anlattı.

Sağlık açısından havadaki günlük PM10 değerinin metreküp başına 50 mikrogramın altında olması gerektiğini belirten Toros, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yıllık ortalama PM10 değerinin ise metreküp başına 15 mikrogramın altında olmasını önerdiğini aktararak, "Bu değerin iki katından fazla kirli olduğumuzu görüyoruz." dedi.

Toros, hava kirliliğinin bugünden yarına temizlenecek bir olay olmadığını, uzun vadeli çalışmalar yapılması gerektiğini, Türkiye'nin 2053 karbon sıfır hedefinin bu açıdan son derece değerli olduğunu söyledi.

Atmosfere karbon salınımına neden olan maddelerin genellikle diğer kirleticilerin de kaynağı olduğunu belirten Toros, bunların tamamının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Toros, sanayi öncesi dönemde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 300 ppm'in altında olduğunu, günümüzde ise 430 ppm seviyesine yükseldiğini belirterek, bu artışın insan sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini kaydetti.

"COP31 hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet"
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'in hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet olduğunu dile getiren Toros, dünyanın farklı yerlerinden yöneticilerin, bilim insanlarının, öğrencilerin ve farklı kuruluşların Antalya'da bir araya geleceğini vurguladı.

Toros, hava kirliliğinin iklimi olumsuz etkilediğini, iklim değişikliğinin de taşkınlar, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi ve susuzluk gibi sonuçlara yol açtığını, atmosferin kirlenmesinin bu sorunların arka planındaki ana nedenlerden biri olduğunu ifade etti.

Toros, hava kirliliğinin okullarda, iş yerlerinde ve evlerde gündem maddelerinden biri olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Her birimiz evimizin önünü temiz tutarsak, iş yerimizin önünü temiz tutarsak, evimizde veya iş yerimizde veya ulaşımda herhangi alanda atmosfere zarar vermeyecek kirleticiler, yani atmosferin kirlenmesine katkı sağlamayacak yakıtlar kullanırsak, kaynakları verimli kullanırsak, atmosferimiz temizlenmiş olur, doğrudan sağlığımızı korumuş oluruz. Dolaylı olarak da şu anda tüm insanları tehdit eden küresel iklim değişikliğiyle ciddi anlamda mücadele etmiş oluruz. Hem de 2053 karbon sıfır hedefimize bir adım daha yaklaşmış oluruz."

Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin ağır yaralandığı silahlı saldırıyı gerçekleştiren Arif Sefa Özdemir’in ifadesindeki detaylar ortaya çıktı. Zanlının, 3 kişiyi biçerdöver alacağından kaynaklanan anlaşmazlık nedeniyle, diğer 5 kişiyi ise araçlarını gasp etmek amacıyla öldürdüğü iddia edildi   

06.11.2026 11:31:00
İHA
 
Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı
Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı
Afyonkarahisar'da dün pompalı tüfekle 8 kişiyi öldüren, 1 kişiyi de ağır yaralayan Arif Sefa Özdemir'in ilk ifadesinde kan donduran detaylar yer aldı.

İddiaya göre, Özdemir, geçtiğimiz yıl Ahmet Uzel'den 40 bin Euro karşılığında biçerdöver satın aldığını ve bu biçerdöverle Manisa ve İzmir çevresinde çalışmaya başladığını anlattı. Ancak biçerdöverin İzmir'de tarlada çalıştığı sırada aniden yanarak kullanılamaz hale geldiğini, bu olayın ardından Uzel ile aralarında anlaşmazlık yaşandığını ifade etti.

Özdemir'in ifadesine göre Uzel, geçtiğimiz hafta kendisiyle görüşerek biçerdöverden kalan 11 bin Euro alacağını istedi. Özdemir ise borcunun 4 bin Euro olduğunu ve kısa süre içerisinde ödeme yapacağını söyledi. Taraflar arasında borç miktarı konusunda başlayan anlaşmazlığın büyüdüğü, telefonda karşılıklı küfür ve tehditlerin yaşandığı öne sürüldü.

3 kişiyi Ayazini köyü çıkışında öldürdü

İddiaya göre, Özdemir, olay günü ödeme yapmak üzere Ahmet Uzel'i Afyonkarahisar'a davet etti. Uzel, yanına Bekir ve Noman Toprak'ı da alarak kente geldi. Taraflar Ayazini köyü çıkışında buluştu. Burada çıkan tartışmanın ardından Özdemir'in yanında getirdiği pompalı tüfekle ateş açarak üç kişiyi öldürdüğü iddia edildi.

Diğer 5 kişiyi araçlarını gasp etmek için öldürdüğü öne sürüldü

Üç kişiyi öldürdükten sonra olay yerinden kaçan Özdemir'in, güzergâhı üzerinde karşılaştığı diğer kişileri ise araçlarını gasp etmek amacıyla hedef aldığı iddia edildi. Zanlının bu şekilde 5 kişiyi daha öldürdüğü, 1 kişiyi de ağır yaraladığı belirtildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi yaralayan zanlı kente getirildi

Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi ağır yaraladıktan sonra kaçtığı Eskişehir'de yakalanan şüpheli, Afyonkarahisar'a getirildi

 

06.11.2026 11:02:00
Anadolu Ajansı
 
8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi yaralayan zanlı kente getirildi
8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi yaralayan zanlı kente getirildi

Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldürüp 1 kişiyi ağır yaraladıktan sonra kaçtığı Eskişehir'de yakalanan şüpheli, kente getirildi.

Zanlı Arif Sefa Ö, Eskişehir'in Odunpazarı İlçe Jandarma Komutanlığındaki işlemlerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı ekiplerine teslim edildi.

Kente getirilen zanlının jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Afyonkarahisar Devlet Hastanesindeki morgda işlemleri tamamlanan 8 kişinin cenazeleri, yakınlarına teslim edildi.

Olay

Afyonkarahisar'da dün düzenlenen silahlı saldırıda 8 kişinin hayatını kaybetmesi ve 1 kişinin ağır yaralanması üzerine, 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunulmasıyla bölgeye jandarma ekipleri sevk edilmişti.

Ayazini köyü mevkisinde 3 kişinin, Kıyır köyü mevkisinde de 3 kişinin silahla öldürüldüğü belirlenmişti.

Yukarıtandır köyünde ise yaralı bulunan 2 kadın, kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetmişti.

Ağır yaralı bulunan başka bir kişi ise tedavi altına alınmıştı.

Olayda hayatını kaybedenlerin Ahmet Uzel (57), Bekir Toprak (50), Noman Toprak (56), Seydi Ahmet Aydoğmuş (73), Satı Aydoğmuş (68), İsmail Şen (61), Hilal Mete (31) ve Ayşe Sena Demir (46) olduğu öğrenilmişti.

Eskişehir'e kaçan şüpheli, Seyitgazi ilçesi kırsal Kırka Mahallesi'nde bir aracı gasbetmiş, vatandaşlar, şüphelinin ilçeye bağlı kırsal Taşlık Mahallesi'nde olduğu yönünde 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunmuştu. Jandarma ekipleri, şüphelinin kullandığı aracı kırsal Taşlık Mahallesi'nde çamura saplanmış şekilde bulmuştu'''''''. Araçta pompalı tüfek ile çok sayıda fişek ele geçirilmişti.

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada beklenen Adli Tıp Kurumu raporu tamamlandı. Fethi kabir ve otopsi verilerini inceleyen kurul, Denizolgun'un zehirlenme veya dış müdahale ile değil, yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği kanaatine vardı

05.11.2026 20:40:00
Haber Merkezi
 
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünde yeni gelişme
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada kritik bir aşama geride bırakıldı. Adli Tıp Kurumu (ATK) 1. İhtisas Kurulu, Denizolgun'un otopsi kayıtları, radyolojik görüntüleri ve mezarından alınan örnekler üzerindeki kapsamlı incelemesini tamamlayarak nihai raporunu hazırladı.

Zehirlenme bulgusu yok

7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunan Denizolgun'un vefatının yıllar sonra şüpheli bulunması üzerine, soruşturma kapsamında 19 Ağustos 2026 tarihinde Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılarak (fethi kabir) kemik, doku ve toprak örnekleri alınmıştı.

ATK raporunda yer alan toksikolojik analizlere göre, mezardan çıkarılan kemiklerde, mezar toprağında ve karşılaştırma amacıyla alınan referans toprak örneklerinde molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum gibi ağır metaller tespit edildi. Ayrıca bir kemik örneğinde antimon maddesine rastlandı. Ancak kurul, hem ilk otopside hem de fethi kabir işleminde elde edilen dokulardaki ağır metal oranlarının normal düzeylerde olduğunu ve aranan diğer toksik maddelere rastlanmadığını belirtti. Bu veriler ışığında, Denizolgun'un zehirlenerek öldürüldüğüne dair herhangi bir tıbbi delil bulunmadığı vurgulandı.

Boyundaki kırık ve göğüsteki morluklara açıklık getirildi

Soruşturma dosyasında tartışma konusu olan fiziksel bulgular da raporda tek tek değerlendirildi. Mezardan çıkarılan örneklerin stereomikroskopik incelemesinde, boyun kemiği gövdesinin sağlam olduğu ancak boyun kıkırdağında (tiroid kartilaj) kırık ve şekil bozuklukları bulunduğu kaydedildi. Uzmanlar, söz konusu kırığın dışarıdan bir müdahale sonucu değil, mezara gömme ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında meydana geldiğini bildirdi.

Göğüs bölgesindeki morlukların ise ölümden günler önce oluştuğu ve tek başına ölüme sebep olmayacağı kaydedildi.

"Ölüm nedeni yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması"

Raporda, boğulma veya travmatik bir etkiye dair delil bulunmadığı net bir şekilde vurgulanırken, Denizolgun'un ölümünün 6 Eylül 2016'da yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucunda gerçekleştiği mütalaa edildi. Raporda yer alan tam metin ve detaylı bulgular ilgili web belgelerinde görülebilir.

Soruşturmanın geçmişi

7 Eylül 2016'daki ilk otopsi raporunda da ölümün travmatik olmayan beyin kanamasından kaynaklandığı belirtilmişti. Ancak yıllar sonraki yeni iddialar üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı genişleterek yeniden açmıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.