logo
07 KASIM 2026

Arkadaşlık ve vefa

07.11.2026 00:00:00
 

Akıl kuşunun nereye uçup gideceği belli olmuyor. Bazen eski günlerde beraber olduğumuz insanların bir sabah sonsuzluğa kanat açtığını, geride sadece güzel anılar veya çektikleri acıların kaldığına şahitlik ediyoruz. İçimizde derin boşluklar açılıyor, o mağaraları hiçbir şey dolduramıyor.

Etrafımızda kullandığımız her şeyin bir mantığı var da, insanın mantığını çözemedik. Ağaç, demir, taş gibi bu dünyada var olmuş maddelerde, kendini devam ettirmiş, aratıp buldurmuş. Daha bulamadığımız kim bilir neler var? Onlardan üretilmiş yüzlerce şey, varlığını sessiz sedasız hizmet yolunda sürdürüyor. Bir taş kolay kolay ihtiyarlamıyor. Bir ağaç balta kesmedikçe meyve vermekten vaz geçmiyor. Su akıyor, sürekli bir devinim içinde. Ekin, kendi tohumunda yaşamaya devam ediyor. Her şey kendisine verilen görevleri yerine getiriyor. 

İnsan da devam ediyor ama doğada ki hiçbir şeyin yerini tutamıyor. Taş desen taş değil, demir desen demir değil. Etten, Kandan, kemikten mükellef olağanüstü bir varlık! Çevresinde yaratılmış olan canlılardan daha akıllı ve kural koyucu, kurala uyucu. Yaratılanlara bakıyorsunuz, fil de, deveden büyük ama insan kadar akıllı değil… Yaradan insana layık gördüğü akıl ve zekâyı onlara vermemiş. 

İşin garip tarafı pek çok canlı tek başına hayat mücadelesinde bulunurken; insan doğarken de, yaşarken de, ölürken de bir başkasına muhtaç. Hayatı boyunca birlikte olacağı bir eş seçmekle, kendine yol gösterecek, akıl danışacağı bir mürşidi kâmile muhtaç. İnsan ne kadar lığa alışırım dese de bir nefes, bir ses arıyor.

Bizler gibi çok arkadaş edinmiş, her derdini paylaştığı dostları olanlar bu hayatta çok şanslıdır. Günümüzde parayı dost edinmiş, onun peşinde ağlayarak koşanlar ne yazık ki özledikleri mutluluk ve huzuru bulamıyorlar. Aksine bazen para en büyük dertleri ve sıkıntıları haline geliyor. 

Bir arkadaş ile buluşup bir bardak çay içmek, ihtiyacı olduğunda yardımına koşmak, yalnızlığını paylaşmak, yaşanmışlıklardan deneyimler aktarmak veya deneyimlerinden yararlanmak en büyük zenginlik. İnsan gençliğinde böyle şeyleri pek fark etmiyor. Ancak yaşlanıp hayatına yön veren seçilmişler terki dünya edince çok sarsılıyor. Üç beş kişi kaldığımızda kafasına dank ediyor. 

Savaşlara, dolandırıcılara, güveni kötüye kullananlara, başkasının malının üstüne konanların çoğaldığı, yalan ve riyanın yaygınlaştığı vefanın kaybolduğu olayları ibretle seyrediyoruz. İnsanın en önemli görevi, kendisinden sonra gelenlere, kendi deneyimlerinden yararlanmalarını sağlamak, yaşamın tuzaklarına düşmemek için eğitimci rolünü devralmaktır. İyiliği, güzelliği, dürüstlüğü ve arkadaşlarını sevmeyi öğretmek şimdiki zamanda çok zor. Ancak imkansız değil. Bunun için çocukluktan itibaren ortak anılar biriktirmelerine izin vermeliyiz.  

Bu dünyayı sevmek, iyiliği ve güzelliği paylaşmak için bir araya gelip güç birliği yapmak; bencillik, hodkâmlık gibi kötü hisleri yok etmek özel bir çabayı ve kararlı olmayı gerektiriyor. Bu kıyıdan denizyıldızlarını toplayıp dalgalara doğru atarak hiç olmazsa birinin hayatta kalmasını sağlamak kadar zor bir iş.  

Ara sıra fırsat yaratıp ilkel dünyanın ilk aydınlanma aracı olan bir ateş çukurunun başında oturup yalımların sıcaklığı ile evreni incelememiz bile yeter. Yabancı ülkelere gitmeseniz bile yurdum insanının zorluklar içinde yaşadığı yerleri gezip görmeniz ve sadece biraz düşünmeniz bile yaradanın büyüklüğünü fark etmeye, bu dünyaya neden geldiğinizi sorgulamaya yeterlidir. 

Açık havayı sevenler bilir. Uzun kamp gecelerinde ateş başında yıldızları seyretmek, ağaçların arasından geçen rüzgârın sesini işitmek, gece kuşlarının ötüşlerini, güneşin doğuşunu, küçük dereciğin şırıltısını ruhunuzda hissetmek, alevlerin dans edişini görüp ısınmak, karanlıktan korkmamak için gece yürürken arkadaşının koluna sıkı sıkı sarılmak, onun güven veren duygusunu hissetmek önemlidir.  

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insanın yarın ölecekmiş gibi hazır olması, dünya hayatına fazla kendini kaptırmaması kendi öz güvenindendir... 

Lütfen arkadaşlarınızı, sevdiklerinizi ihmal etmeyin. Yarın onları göremeyecek, sesini duyamayacak olabilirsiniz. Sevgi ve vefa dünyada ki en önemli hazinedir.  İçinize doğdukça arkadaşlık özlemi arayın, sorun, yoklayın, seslerini duyun.

Bir gün mutlaka geç olacaktır.

 
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.