Az Uykuyla Çok Şey Kaybediyoruz
Gece geç saatlere kadar çalışanlar, ekran karşısında zaman kaybedenler, ya da sadece zihni dinmeyenler... Türkiye’de her üç kişiden biri kronik uykusuzlukla mücadele ediyor
Ahmet Turan Yiğit





Yetersiz uyku, hipertansiyon, diyabet, obezite ve depresyon gibi kronik hastalıklarla yakından ilişkili. Bir nörolog, "Gece uykusu, bedenin hem onarımı hem de savunmasıdır. Bu fırsatı her gece kaçırmak, vücudu sürekli tehdit altında bırakmak gibidir" değerlendirmesini yapıyor.
Gençler En Büyük Risk Grubunda
Özellikle sınav stresi, sosyal medya ve geç saatlerde ekran başında olma alışkanlığı, genç kuşakta uyku bozukluklarını tetikliyor. Uzmanlara göre, ergenlik döneminde her gün 7-9 saatlik düzenli uyku, hem zihinsel gelişim hem de duygusal denge için hayati.
Erken başlayan mesailer ve sabahçı okul sistemleri, bireylerin doğal uyku döngüleriyle çatışıyor. Bir sağlık politikası araştırmacısı, "Toplum düzenlemeleri halen 'uyanmaya' göre değil, 'verimli görünmeye' göre ayarlanıyor" diyerek bu kopuşa dikkat çekiyor.
Uyku sağlığı konusunda halkı bilinçlendiren kampanyaların artırılması, iş yerlerinde esnek saatlerin teşvik edilmesi ve dijital detoks uygulamaları, bu konuda atılabilecek önemli adımlar arasında.
Uykusuzluk, çağın yorgunluk simgesi olmanın ötesine geçti; artık bir halk sağlığı krizidir. Uykuya ayrılan saat, tembellik değil; sağlık, üretkenlik ve yaratıcılık için bir yatırımdır. Çünkü bazen gözümüzü kapamak, dünyaya daha iyi bakmak için tek yoldur.














































































