logo
20 EKİM 2026

Bahçeli: 'Organize bir şekilde harama el uzatıldı'

"Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" diyen MHP lideri Devlet Bahçeli, milletin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımların uygulanacağını dile getirdi 

20.10.2026 14:10:00
AA
 
Bahçeli: 'Organize bir şekilde harama el uzatıldı'
Bahçeli: 'Organize bir şekilde harama el uzatıldı'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına, İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesindeki bazı illerde aşırı yağış sonrası yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yağmur ve selden etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı.

Afetle mücadele eden kurum ve çalışanlarına teşekkür eden Bahçeli, "Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplininin belirleyici olduğu da ortadadır." diye konuştu.

Yaşananların planlama, risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkardığına dikkati çeken Bahçeli, "Afetlerle mücadele, bütün kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı, yer seçiminden riskli alanların dönüştürülmesine ve ıslah projelerine kadar doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın behemehal karşılanacağına ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, Allah, ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum." ifadesini kullandı.

Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesinin finansal sistemin sağlıklı işlemesine bağlı olduğunu vurgulayan Bahçeli, sermaye piyasalarının gelişiminin, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eşgüdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirdiğini vurguladı.

"Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" diyen Bahçeli, milletin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımların uygulanacağını dile getirdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

"Suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle 'fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini' söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Milletimiz emin olsun. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir."

Bahçeli, partisinin milletin hak ve hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların takipçisi olacağını belirterek, dar gelirli vatandaşların beklentilerinin karşılanması için gerekli hamlelerin yapılacağını söyledi.

Bazı belediyelere yönelik yürütülen soruşturmaları ve devam eden yargılama süreçlerini hatırlatan Bahçeli, "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil savunma hakkının esas alındığı yerlerdir." değerlendirmesinde bulundu.


"Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir"


Milletin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve adaletin bir an evvel tecellisini beklediğini belirten Bahçeli, soruşturmalar kapsamındaki bir başka konunun da basın özgürlüğü tartışmalarına yönelik olduğunu aktardı.

Özgür basını demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olarak nitelendiren Bahçeli, "Medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar hukukun da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır." görüşünü paylaştı.

Medya kuruluşlarının da diğer kurumlar gibi hukuk karşısında sorumlu olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin, güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir."

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, partisinin, tarihin omuzlarına yüklediği mesuliyet şuuru ile Türk milliyetçiliği meşalesini taşıdığını belirtti.

Türk milliyetçiliğini etnik şovenizme ve ırkçılığa mahkum ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığının bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Milliyetçilik evvel emirde duruş ve şahsiyet meselesidir. Nice münevverlerin ilim ve düşüncesi, ülküdaşlarımızın emek ve gözyaşı ile yeşerttiği Türk milliyetçiliğinin bereketli topraklarına kaçak yapı kurmaya çalışanlar. Siz hangi fitne senaryosunun gönüllü kalemlerisiniz? Tarihin coğrafyada Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım, Türk milliyetçiliği, Türklüğü arkaik ve etnik asabiyete hapsetmek değil, onu güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır. Kelamı Türkçe söylemek, kalemi Türkçe yazmak, istikbale Türkçe bakmaktır."

Kendisini Türk milliyetçisi addeden ülküdaşlarına "Orada burada vaktinizi heba etmeyin" sözleriyle çağrıda bulunan Bahçeli, "Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın. Gelin bir olalım, diri olalım, Lider Ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim." diye konuştu.


"Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz"


"Terörsüz Türkiye" hedefinin, büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

"Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç haline gelmektir."

Türkiye'de 129'u devlet üniversitesi olmak üzere 208 üniversitenin bulunduğunu ve yükseköğretimde toplam öğrenci sayısının 6 milyon 554 bin 312 olduğunu aktaran Bahçeli, 2026-2027 öğretim yılında öğrencilere ve akademisyenlere başarılar diledi.

Üniversitelerin, bilimsel rekabetin, fikir egemenliğinin ve kültürel bağımsızlığın kaleleri olduğunu kaydeden Bahçeli, "Türkçe bilim dili değildir" diyen anlayışların ve kültürel emperyalizmin yerli unsurlarının, üniversiteleri arka bahçeye dönüştürmemesi gerektiğini söyledi.

Devlet Bahçeli, üniversitelere yapılan yatırımın gençliğe, geleceğe, ülkenin aklına, üretim ve teknik kapasitesine yapılan yatırım olduğunu belirterek, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa edecek irade ve cesaretin Türk gençliğinde bulunduğunu dile getirdi.


"Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir"


İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendep Boğazı'na uzanan istikrarsızlık sarmalının, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiğine dikkati çeken Bahçeli, Suriye ve Irak'ta yaşanan bazı olumlu gelişmelerin, bölgenin barış ve huzuru açısından umut verici olduğunu anlattı.

Bahçeli, Bağdat yönetiminin, silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimlerinin, Irak devletinin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olduğunu belirtti.

Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"SDG/YPG'nin askeri varlığının sona erdirilerek Suriye devletinin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe katedilen 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz, bölgesel bir boyut da kazanmaktadır."

Komşu ülkelerde yaşanan gelişmelerin "Terörsüz Türkiye" hedefinin bölgesel bir boyut kazandığını gösterdiğini dile getiren Bahçeli, İran İçişleri Bakanının eylül ayında Ankara ziyareti sırasında yaptığı "PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır" açıklamasının gereğinin yerine getirilmesinin, bölgesel barış için yeni bir adım olacağını vurguladı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge'ye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta provokasyonlar da devam etmektedir. Türkiye'nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan'ın stratejik merkezi olan Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz.

Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğünün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin, İsrail'in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum ve diyorum ki Kıbrıs asırlardan beri Türk'tür, ebediyen Türk kalacaktır."


13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi


Türk Devletleri Teşkilatının 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek 13. Zirvesi ile Türk dünyasının kalbinin Ankara'da atacağını belirten Bahçeli, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünün tüm Türk dünyasıyla birlikte kutlanacağını, birlik ve beraberliğin bir kez daha ilan edileceğini ifade etti. Bahçeli, "Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü tüm Türk Dünyası olarak hep birlikte kutlayacak, böylece birlik ve beraberliğimizi dosta düşmana bir kez daha ilan edeceğiz." dedi.

2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ve Sayıştay raporlarının TBMM Başkanlığına sunulduğunu hatırlatan Bahçeli, öngörülebilirliği artıran, üretim kapasitesini genişleten ve sosyal devlet ilkesini güçlendiren bir bütçe olarak tanımladığı 2027 yılı merkezi yönetim bütçesinin millete, ülkeye, devlet ve toplum hayatına hayırlı olmasını diledi.

Bahçeli, milletvekillerinden komisyon görüşmelerini yakından takip ederek görüş ve düşüncelerini açıklamalarını, anlamsız tartışmalardan kaçınarak Cumhur İttifakı'nın siyasi doğasına uygun hareket etmelerini ve bütçe sürecine olumlu katkıda bulunmalarını beklediğini söyledi.

Devlet Bahçeli'nin, geleneksel Türk motifleriyle süslenmiş, üst kısmında ay yıldızlı Türk bayrağı simgesinin yer aldığı yüzük ve rozet taktığı dikkati çekti.

Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de

Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı

20.10.2026 13:33:00
Haber Merkezi
 
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması TBMM’de
Mekke İttifakı Anlaşması'na ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Anlaşmanın Meclis gündemine gelmesiyle birlikte Türkiye'nin askerî sorumlulukları, Suudi Arabistan'la ilişkileri ve olası bölgesel çatışmalardaki rolü yeniden tartışılmaya başlandı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasında savunma ve güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak anlaşmanın Türkiye'ye hangi somut yükümlülükleri getireceği ve olası bir savaş durumunda nasıl uygulanacağı merak konusu.

ANLAŞMADA NELER VAR?

1. Bir ülkeye saldırı, üç ülkeyi de ilgilendirecek

Anlaşmanın kamuoyuna açıklanan çerçevesinde, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer tarafları da ilgilendiren ortak bir tehdit olarak değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu yönüyle anlaşma, NATO'nun kolektif savunma ilkesine benzetiliyor. Ancak bu durum, diğer ülkelerin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmiyor.

2. Ortak savunma ve askerî iş birliği

Anlaşmayla üç ülke arasında savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, askerî eğitim, savunma teknolojileri ve güvenlik koordinasyonunun artırılması hedefleniyor. Tarafların bölgesel güvenlik sorunlarına karşı birlikte hareket etmesi amaçlanıyor.

3. Suudi Arabistan'a askerî güç konuşlandırılması gündemde

İttifak kapsamında askerî kuvvetlerin ve savunma kabiliyetlerinin Suudi Arabistan'a konuşlandırılmasına yönelik hazırlıklar da gündeme geldi. Bu gelişme, Türkiye'nin hangi askerî sorumlulukları üstleneceği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin olası görevlerinin kapsamı konusunda soru işaretleri doğurdu.

TÜRK ASKERİ YEMEN'DEKİ ÇATIŞMALARIN TARAFI OLACAK MI?

Anlaşmayla ilgili en önemli tartışmalardan biri, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a verebileceği askerî desteğin bölgesel çatışmalara etkisi.

Özellikle Yemen'deki savaş ve Suudi Arabistan'ın bölgedeki askerî rolü dikkate alındığında, Türkiye'nin bu ittifak üzerinden yeni askerî sorumluluklar üstlenip üstlenmeyeceği tartışılıyor.

Ancak anlaşmanın imzalanması, Türkiye'nin Yemen'de savaşa katılacağı veya bölgeye kesin olarak asker göndereceği anlamına gelmiyor. Böyle bir görevlendirmenin şartları, hukuki dayanağı ve kapsamı ayrıca değerlendirilmek zorunda.

EN KRİTİK SORU: TÜRKİYE HANGİ DURUMDA SAVAŞA GİRECEK?

Kanun teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte yanıt bekleyen soruların başında Türkiye'nin askerî yükümlülüklerinin sınırları geliyor.

- Taraflardan birine saldırı olduğunda Türkiye hangi adımları atmak zorunda kalacak?

- Askerî destek otomatik mi olacak, yoksa her olay için ayrı karar mı alınacak?

- Türk askerinin yurt dışında görevlendirilmesinin kapsamı ne olacak?

- Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik politikaları Türkiye'nin askerî sorumluluklarını nasıl etkileyecek?

- Anlaşmanın uygulanmasında komuta ve karar alma mekanizması nasıl işleyecek?

Anlaşmanın bütün uygulama ayrıntıları kamuoyuna açık bilgilerden henüz net biçimde anlaşılamıyor. Bu nedenle Meclis görüşmelerinde yükümlülüklerin açıkça ortaya konulması önem taşıyor.

GÖZLER MECLİS'TE

Kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasıyla süreç parlamentoya taşındı. Teklifin komisyon ve Genel Kurul aşamalarında nasıl ele alınacağı, Türkiye'nin üstleneceği sorumlulukların kapsamının anlaşılması açısından belirleyici olacak.

Mekke İttifakı, yalnızca diplomatik bir yakınlaşma değil, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikası ve olası askerî yükümlülükleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir anlaşma. Kamuoyunun yanıt beklediği temel soru ise şu: Türkiye bu ittifakla bölgesel güvenliğe katkı mı sağlayacak, yoksa kendisini yeni çatışmaların içinde bulma riskiyle mi karşı karşıya kalacak?

Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde sahil güvenlik ve emniyet ekiplerince karada 39 kaçak göçmen yakalandı

20.10.2026 11:22:00
İHA
 
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine ilçesinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Bölgeye Sahil Güvenlik İstihbarat Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Kumkale/Koldestim) ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 19'u çocuk olmak üzere toplam 39 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne (GÖKSEM) teslim edildi.

MEB, ortak yazılı sınav sistemi kılavuzunu yayımladı

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), okullarda gerçekleştirilen yazılı sınavların hazırlanması ve değerlendirilmesi süreçlerinde ortak standartların güçlendirilmesi amacıyla geliştirilen Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu yayımlandı

 

20.10.2026 11:10:00 / Güncelleme: 20.10.2026 11:16:59
Anadolu Ajansı
 
MEB, ortak yazılı sınav sistemi kılavuzunu yayımladı
MEB, ortak yazılı sınav sistemi kılavuzunu yayımladı

Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, yeni Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden öğretmenlerin kullanımına sunulacak sistemle sınav planlamasından soru hazırlamaya, değerlendirmeden öğrenci, sınıf ve şube bazında analizlere kadar uzanan bütüncül bir ölçme ve değerlendirme süreci yürütülecek.

Sistemle öğretmenlerin sınav hazırlama süreçlerinin desteklenmesi, farklı güçlük düzeylerinde hazırlanmış beceri temelli açık uçlu sorulara erişimin sağlanması ve okul geneli ortak yazılı sınavların öğretim programlarındaki öğrenme çıktılarıyla ilişkilendirilmesi amaçlanıyor.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi, 2026-2027 eğitim öğretim yılı birinci dönem birinci yazılı sınavlarından itibaren resmi ve özel ortaokulların 5, 6 ve 7. sınıflarında Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi ile İngilizce, liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında ise Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi, felsefe ile İngilizce derslerinde uygulanacak. Ancak 7 ve 11. sınıf İngilizce dersleri uygulama kapsamında yer almayacak.

Soru havuzuna yaklaşık 8 bin soru aktarılacak

Soru havuzunu geliştirme çalışmaları kapsamında birinci dönem birinci ortak yazılı sınavları öncesinde sisteme yaklaşık 8 bin sorunun aktarılması, her sınav döneminde de yaklaşık 8 bin yeni sorunun geliştirilmesi hedefleniyor.

Sınavlar, konu soru dağılım tablolarında yer alan ve alan zümre öğretmenleri tarafından belirlenen senaryolara göre hazırlanacak.

Seçilen senaryodaki iki öğrenme çıktısına yönelik iki açık uçlu soru ve puanlama anahtarı öğretmenler tarafından hazırlanacak, diğer sorular sistemdeki soru havuzundan seçilecek.

Soruların kolay, orta ve zor olmak üzere güçlük düzeyleri ile puan değerleri öğretmenler tarafından belirlenecek. Soru havuzundaki sorular, sınavdan 4 gün önce öğretmenlerin kullanımına açılacak.

Öğrencilerin akademik gelişimleri izlenebilecek

Sınavların değerlendirilmesinin ardından öğretmenler, öğrencilerin her sorudan aldıkları puanları e-Okul sistemine işleyecek. Böylece öğrenci, sınıf ve şube düzeyinde analizler yapılarak öğrenme çıktılarına ilişkin geri bildirim sağlanacak.

Öğretmenler, öğrencilerin hangi öğrenme çıktılarında güçlü olduklarını ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduklarını görebilecek.

Öğrenciler de yalnızca sınavdan aldıkları toplam puanı değil, öğrenme çıktıları temelinde güçlü oldukları ve gelişime ihtiyaç duydukları alanları görebilecek.

Ayrıca öğrencilerin aynı ders kapsamında farklı zamanlarda girdikleri sınav sonuçlarının karşılaştırılmasıyla akademik gelişimlerinin zaman içerisindeki değişimi izlenebilecek.

Sistem 26 Ekim'den itibaren kullanılacak

Ortak Yazılı Sınav Sistemi'nin kullanımına ilişkin bilgilendirme ve eğitimler 19-23 Ekim'de tamamlanacak.

Öğretmenler, 26 Ekim'e kadar sistem üzerinden deneme uygulamaları gerçekleştirebilecek. Bu tarihten itibaren ise okul geneli ortak yazılı sınavlara ilişkin iş ve işlemler sistem üzerinden yürütülecek.

2026-2027 eğitim öğretim yılı birinci dönem birinci yazılı sınavları, yayımlanan uygulama takvimi doğrultusunda gerçekleştirilecek.

Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi


 
Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı belli oldu: Muhammed Emin Sarıoğlu... Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.

20.10.2026 11:04:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi
Üsküdar'da Yeni Parti sürprizi

Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın adayı Muhammed Emin Sarıoğlu oldu.
Üsküdar Belediye Meclisi, Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gülketin'in 15 Ekim'de Düzce'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından yeniden başkan vekili seçmek üzere belediye meclis salonunda toplandı.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Cumhur İttifakı'nın adayının Muhammed Emin Sarıoğlu olduğunu bildirdi.

Başkan vekilliği seçiminde CHP ve Yeni Parti aday çıkarmadı.Dolayısyla Sarıoğlu'nun başkan vekili seçilmesi bekleniyor. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ise hapse atılmış durumda.

Migrenin 7 belirtisine dikkat!


 
Migren, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen en yaygın nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her yüz kişiden 16 ila 21’i migren hastası. Ülkemizde 13 milyondan fazla kişi migren ağrısı çekiyor! Ancak her baş ağrısı migren değil!

20.10.2026 10:44:00
Murat Çorbacı
 
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!

Baş ağrısı, çoğunlukla migren sanılarak geleneksel yöntemlerle tedavi etme yoluna gidilen karmaşık bir durum. Mevsim geçişlerinde görülme sıklığı artan migrenle karıştırılan baş ağrılarının yanlış tedavi edilmesi, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi doğru tedaviyi de geciktiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni diğer baş ağrılarından ayıran belirtileri ve atakların sıklığını azaltmaya yönelik tedavi seçeneklerini anlattı. İlaç tedavilerinin yanı sıra sinir blokajı gibi girişimsel yöntemlerin de uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Gül, doğru tanının tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti.

Migrende ataklar yaşanıyor!

Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde migren atakları genellikle 4 ila 72 saat sürüyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, orta veya şiddetli düzeye ulaşarak günlük aktiviteleri zorlaştırabiliyor.

İşte belirtileri

Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni düşündüren başlıca belirtileri şöyle sıralıyor:

Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
Zonklama: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların, yüksek seslerin ve bazen kokuların rahatsızlık vermesi.

Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından konulmalıdır.

Bazı gıdaları tüketmemek gerekiyor

Migren ataklarını arttıran yiyeceklerin başında ise çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli işlenmiş ürünler, deniz ürünleri, işlenmiş et grubu ve turunçgiller geliyor. Migren denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de aura. Ancak migren hastalarının büyük çoğunluğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde ise baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte, ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler yalnızca migrene bağlanmamalı. Bu durum acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

15 günden fazla süren baş ağrısına dikkat!

Prof. Dr. Gül, şunları söyledi: "Baş ağrısının sıklaşması, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini artırabiliyor. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8'inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor. Bu nedenle baş ağrısının ne sıklıkta yaşandığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını takip etmek, tanı ve tedavi planlamasına yardımcı olabiliyor. Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak kişinin yaşam kalitesini yükseltmek. Bu doğrultuda atak tedavilerinin yanı sıra gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaçlar arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve diğer ilaç grupları bulunuyor."

Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, yardımcısının adının karıştığı milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk skandalının ardından görevinden alındı. Aksoy'un yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan getirildi

19.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta sular durulmuyor. CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Ekim 2024'te tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi Başkanvekilliği ve kayyumluk görevine getirilen İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy görevden alındı. Can Aksoy'un asli görevi olan İstanbul Vali Yardımcılığına geri çekildiği öğrenilirken, yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.

Bu ani görev değişikliğinin arkasında, geçtiğimiz günlerde belediyede patlak veren ve adeta bir "servet operasyonuna" dönüşen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması yatıyor.


Sağ kolunun evinden servet çıktı


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarıyla 7 Ekim 2026'da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi.

Gözaltına alınan 19 kişi arasında, bizzat kayyum Can Aksoy'un göreve getirdiği Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş da yer alıyordu.

Polis ekiplerinin Yusuf Ulutaş'ın kullandığı adreslerde yaptığı aramalar, rüşvet çarkının boyutunu gözler önüne serdi.

Ulutaş'ın ikamet ettiği evde yapılan aramalarda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 euro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para ile lüks saatler ele geçirildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 15 Ekim'de Küçükçekmece'de boş bir daireye operasyon düzenledi. Ulutaş'ın rüşvet paralarını saklamak için adeta bir "zula ve kasa odası" olarak kiraladığı bu dairede iki adet dev çelik kasa bulundu. Kasalar açıldığında içinden tam 7 milyon dolar ve 400 bin euro nakit para çıktı.

Operasyonların ardından Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi 10 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.


MASAK raporu rüşvet çarkını belgeledi


Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialara göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları yolsuzluğun boyutunu resmiyete döktü. Rapora göre, Yusuf Ulutaş'ın para hareketliliği 2024 yılında 10,6 milyon lira seviyesindeyken, kayyum yönetiminde başkan yardımcılığı yaptığı 2025 yılında tam 231 milyon liraya fırladı. Soruşturma dosyalarındaki iddialara göre Ulutaş'ın, müteahhitlerden yapılan her hakediş üzerinden yüzde 20 pay aldığı ileri sürülüyor.


"Erdoğan 'bu işe karışmayın' dedi"


Skandalın Ankara kulislerine de sıçradığı iddia edildi. Şamil Tayyar, tutuklanan Yusuf Ulutaş'ı kurtarmak için "hatırlı bazı isimlerin" devreye girerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak Erdoğan'ın bu talebi sert bir dille reddederek "Bu işe karışmayın" talimatı verdiği belirtildi.


Süreç nasıl başlamıştı?


Esenyurt Belediyesi'ne giden süreç, 30 Ekim 2024 tarihinde seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından 31 Ekim 2024'te Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Ahmet Özer 12 Kasım 2025'te cezaevinden tahliye edilse de kayyum yönetimi görevine devam ediyordu.

Kayyum yönetiminin birinci yılı geride kalırken ortaya çıkan bu devasa rüşvet skandalı, Can Aksoy'un da görevden alınarak merkeze çekilmesiyle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı'nın belediyedeki rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına yönelik incelemeleri devam ediyor.

Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu

Şişli'deki 5 bin kişilik konserde fenalaşarak hayatını kaybeden Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun kesin ölüm nedeni Adli Tıp raporuyla netleşti. İstanbul Valisi Davut Gül, trajik olayın konser alanındaki yiyecek veya içeceklerden değil, uyuşturucu kullanımından kaynaklandığını duyurdu

19.10.2026 16:10:00 / Güncelleme: 19.10.2026 16:12:19
Haber Merkezi
 
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
İstanbul Şişli'deki İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Unreal x Jeton" adlı elektronik müzik konserinde yaşanan ve tüm Türkiye'nin gündemine oturan trajik ölümlerin ardındaki sır perdesi aralandı.

Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı etkinlikte fenalaşarak hastaneye kaldırılan üç gençten ikisi hayatını kaybetmişti. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve sahte alkol ya da zehirlenme şüphelerini doğuran olayın kesin nedeni, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ilk raporla kesinleşti.


Olay nasıl gelişti?


17 Ekim gecesi, saat 21.00 ile 04.00 arasında gerçekleştirilen ve yalnızca 18 yaş üstü katılımcıların alındığı elektronik müzik partisinde saat 03.15 sıralarında Furkan Aksu (29), Mahmud Sami Ramazanoğlu (24) ve T.M. (33) isimli üç genç aniden fenalaştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine hızlıca olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından gençleri Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk etti.

Hastanede doktorların gösterdiği yoğun çabaya rağmen Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yoğun bakımda tedavisi süren T.M.'nin ise hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.


Vali Davut Gül'den son açıklama: "Uyuşturucu kaynaklı"


Olayın ardından başlatılan geniş çaplı adli ve idari soruşturma devam ederken, İstanbul Valisi Davut Gül basın mensuplarına yaptığı açıklamada konuya dair resmi detayları paylaştı. Valiliğin yaptığı açıklamaya göre, ölümlerin konser alanı veya organizasyonla bir ilgisi bulunmuyor.

Vali Davut Gül, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Konu konserle ilgili değil. Konsere giden üç hemşehrimiz maalesef farklı uyuşturucular kullanmışlar. Bunlar adli tıp raporlarında tespit edildi. Dolayısıyla uyuşturucudan kaynaklı bir ölüm hadisesi meydana geldi. Konserle ya da konserde yenilen ve içilen ürünlerle ilgili bir problem yok. Tarım Müdürlüğümüz numuneleri aldı. Ayrıca ölüm ve yaralanma olduğu için adli süreç devam ediyor."

Soruşturma kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin konser alanında yaptığı aramalarda ise herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı belirtildi. Organizasyon firmasının tüm yasal izin ve belgelerinin eksiksiz olduğu kaydedildi.


Cenazeler ailelerine teslim edildi


Hayatını kaybeden gençlerin cenazeleri, Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından acılı ailelerine teslim edildi.

Furkan Aksu'nun (29) cenazesi, tören ve defin işlemleri için memleketi Zonguldak'a gönderildi. Aksu bugün memleketinde toprağa verildi.

İşlemleri tamamlanan Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun (24) cenazesi de ailesi tarafından teslim alınarak son yolculuğuna uğurlanmak üzere nakledildi.

Gözler şimdi, hastanede yaşam mücadelesi veren T.M.'den gelecek iyi haberlere ve olayla ilgili yürütülen adli soruşturmanın yargı aşamasına çevrilmiş durumda.

CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu

CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu. 2 haftadır görevini bağımsız sürdüren Kotan, Yeni Parti’ye üye oldu. Kotan’a parti rozetinin salı günü düzenlenecek törenle takılacağı bildirildi

18.10.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu
CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu
CHP'den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan'ın yeni partisi belli oldu. 2 haftadır görevini bağımsız sürdüren Kotan, Yeni Parti'ye üye oldu. Kotan'a parti rozetinin salı günü düzenlenecek törenle takılacağı bildirildi.

Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, 1 Ekim 2026 tarihinde CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partisinden istifa etti. Kotan'ın istifasının hemen ardından gerçekleştirilen Konyaaltı Belediyesi'nin ekim ayı meclis toplantısı tartışmalara neden oldu.

2 hafta boyunca bağımsız olarak görev yapan Cem Kotan, bugün Yeni Parti'ye üye oldu. Kotan'a salı günü düzenlenecek törende Yeni Parti rozeti takılacağı belirtildi.

Oktay Saral hangi sözleri verdi?

Ankara’da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın verdiği sözlere çevrildi

17.10.2026 17:40:00
Haber Merkezi
 
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Ankara'da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın verdiği sözlere çevrildi. Eylemlerine çözüm beklentisiyle ara veren platform, ekim ayının sonuna kadar somut adım atılmaması hâlinde kasım ayında yeniden meydanlara çıkma kararı aldı.

Peki, Oktay Saral hangi sözleri verdi? Meclis açıldığında gündeme taşınması beklenen talepler için neden henüz somut bir sonuç açıklanmadı?

OKTAY SARAL HANGİ SÖZLERİ VERDİ?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 28 Ağustos'ta gazilerle yaptığı görüntülü görüşmede, Meclis açıldığında taleplerin Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere iletilmesi için girişimde bulunacağını belirtti.

Saral'ın açıklaması şöyleydi:

"Meclis açıldığında da bizzat Cumhurbaşkanımıza da inşallah bizzat yetkili arkadaşlara da sonuna kadar sizin almanız gereken haklar hususunda, sizin bir kardeşiniz olarak elimden ne geliyorsa yapacağım."

Saral, konuşmasının devamında da şu ifadeleri kullandı:

"Ben bir kardeşiniz olarak ekimde Meclis açıldığında inşallah sizlerin haklarını iade noktasında, verilmesi noktasında ne gerekiyorsa bunun sözünü ben size veriyorum."

Bu görüşmenin ardından gaziler, çözüm için ekim ayının sonuna kadar beklemek üzere eylemlerine ara verdi.

HANGİ HAKLAR İSTENİYOR?

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu'nun temel talebi, rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların sağlanması.

Platform, aynı vatan savunması için mücadele eden er gazileri ile rütbeli askerler arasındaki hak farklılıklarının giderilmesini istiyor. Talepler, gazilerin özlük ve sosyal haklarının yanı sıra şehit er yakınlarının haklarının da iyileştirilmesini kapsıyor.

SÖZLER TUTULMADI MI?

16 Ekim itibarıyla platformun açıklamalarına ve basına yansıyan bilgilere göre, gazilerin beklediği somut bir adım henüz duyurulmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ekim ayında çalışmalarına başlamasına rağmen taleplerin karşılanmasına yönelik somut bir gelişme yaşanmadığı bildirildi.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Oktay Saral'ın kamuoyuna yansıyan sözleri, hakların belirli bir tarihte kesin olarak yasalaşacağı garantisinden ziyade, konuyu Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere taşıma ve çözüm için girişimde bulunma taahhüdüydü.

Dolayısıyla şu aşamada verilen girişim sözünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkin kamuya açık, kesin bir sonuç bulunmuyor. Buna karşılık gazilerin taleplerinin karşılandığını gösteren bir düzenleme de açıklanmış değil.

KASIMDA YENİDEN MEYDANLARA ÇIKACAKLAR

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu, ekim ayının sonuna kadar somut bir adım atılmaması ve yetkili makamlardan olumlu yanıt gelmemesi durumunda kasım ayında yeniden eylem yapacağını duyurdu.

Platformun mesajı açık: 48 gün boyunca sürdürülen hak arayışına çözüm beklentisiyle ara verildi; şimdi verilen sözlerin karşılığının görülmesi bekleniyor.

Şimdi gözler Oktay Saral'da, Cumhurbaşkanlığı'nda ve Meclis'te. Er şehit aileleri ile gazilerin eşit özlük hakları talebi için ekim sonuna kadar hangi somut adımların atılacağı, kasım ayında yeni bir eylem sürecinin başlayıp başlamayacağını belirleyecek.

Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, kış mevsiminde Türkiye genelinde normallerin üzerinde sıcaklıklar ve artan yağışların öne çıkmasının beklendiğini belirterek, kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar, yoğun kar ve tipi riskine karşı uyarıda bulundu

17.10.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

Tağıl, iklim değişikliğinin artık yalnızca sıcaklıkların artması anlamına gelmediğini, mevsimlerin alışılmış düzenini de değiştirdiğini söyledi.

Bir yanda uzun süren sıcak ve kurak dönemler, diğer yanda kısa sürede etkili olan şiddetli yağışların yaşandığını aktaran Tağıl, bu nedenle 2026-2027 kışını değerlendirirken yalnızca hava sıcaklıklarına değil, atmosfer ve okyanuslarda yaşanan büyük ölçekli değişimlere de bakmak gerektiğini anlattı.

"Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor"

Prof. Dr. Şermin Tağıl, bu yıl kış seyrini anlamak için özellikle El Nino, Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Kutup Girdabı arasındaki etkileşimin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu üç büyük sistemin etkileşimi, Akdeniz Havzası ve ülkemizde hava koşullarını ve ekstrem hava olaylarını etkiliyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) modelleri, Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında yağışlı ve ılık koşulları öne çıkıyor. Modeller kurak bir kıştan ziyade, yağışların arttığı bir döneme işaret ediyor. Buna ek olarak, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının 1980'lerden bu yana kaydedilen en yüksek değerlere ulaşması da dikkati çekiyor. Denizlerin normalden sıcak olması, atmosfere aktarılan nem ve enerji miktarını artırarak uygun atmosferik koşullarda şiddetli yağışları ve kış fırtınalarını destekleyebilir. Model sonuçları, kışın ilk yarısında Türkiye'de sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğini gösteriyor. Ancak bu, kurak bir kış yaşanacağı anlamına gelmemeli. Güneyli rüzgarlarla taşınan nem, özellikle kıyı kesimlerinde ve batı bölgelerinde yağışları artıracaktır. Sıcaklıkların yüksek seyretmesi, karın alçak kesimlerde azalmasına, yüksek dağlık alanlarda ise daha fazla tutunmasına yol açacaktır."

Bu anlamda asıl dikkat çekici değişimi kış ortasından itibaren beklediklerini bildiren Tağıl, ocak ayının sonuna ve şubat ayına ilişkin model senaryolarında Kutup Girdabı'nın zayıflamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

"Şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir"

Tağıl, Kutup Girdabı'nın zayıflamasının, kutup çevresindeki dondurucu soğukların orta enlemlere doğru ilerlemesini kolaylaştıracağını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu atmosferik koşulların yaşanması, şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir. Akdeniz'den gelen nemli hava ile kuzeyden ilerleyen soğuk hava kütlelerinin uygun koşullarda karşılaşması, kuvvetli yağışlara ve bazı bölgelerde yoğun kar yağışı ile tipiye yol açabilir. 2026-2027 kışında kar açısından, ılık koşullar karın yerde tutunmasını zorlaştırabilir. Kışın ikinci yarısında kar yağışlarının artması, özellikle Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek kesimlerinde kar örtüsünü güçlendirebilir. Ancak modeller, ülkemizin diğer kesimlerinde kar kuraklığının devam edebileceğine işaret ediyor."

"Farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor"

Kışın büyük bölümünün ılık ve bol yağışlı geçmesinin, uzun yıllardır kuraklık baskısı altındaki Türkiye için sevindirici bir gelişme olduğuna dikkati çeken Tağıl, ancak kış genelinde ılık ve yağışlı koşulların öne çıkmasının risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğine işaret etti.

Tağıl, "İlk yarıda şiddetli sağanaklar ve kısa sürede yoğunlaşan yağışlar bazı şehirlerimizde sel ve su baskınlarına neden olabilir. İkinci yarıda ise kuzeyden gelen soğuk hava kütleleriyle birlikte ani sıcaklık düşüşleri ve yoğun kar yağışları yaşanabilir. Elbette mevsimsel tahminler kesin bir takvim değil, atmosferin olası seyrini gösteren bir ihtimal haritasıdır. Kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar ve kar fırtınaları şehir yaşamını ciddi biçimde aksatabilir. Bu nedenle farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.