logo
20 EKİM 2026

Avrupa'yı saran öfke dalgası: Sistem çıkmazı ve çözüm arayışı

20.10.2026 00:00:00
 

Avrupa kıtasında son dönemde ardı ardına patlak veren ve adeta bir yangın gibi ülkeden ülkeye sıçrayan toplumsal olaylar, yerel veya münferit krizlerin çok ötesinde, derin bir sistemik çöküntünün habercisidir. 

Fransa'dan Belçika'ya, İspanya'dan İtalya'ya, Portekiz'den Yunanistan'a kadar geniş bir coğrafyada milyonlarca insanı sokaklara döken bu gösteriler; hayat pahalılığından konut krizine, eğitimdeki nitelik kayıplarından adaletsiz gelir dağılımına kadar pek çok kronik sorunun aynı anda patlama noktasına geldiğini net bir şekilde göstermektedir.

Fransa'da yağmalanan iş yerlerinin sayısının bin 500'ü aşması, yüz milyonlarca euroluk devasa maddi hasarın meydana gelmesi ve binlerce göstericinin gözaltına alınması, sokaklardaki birikmiş öfkenin ne derece sert bir boyuta ulaştığının en somut kanıtıdır. 

Başkent Paris başta olmak üzere Marsilya, Lyon, Nantes ve Strasbourg gibi kentlerde lüks mağazalardan süpermarketlere kadar uzanan bu eylemler ve kamu binalarının kundaklanması elbette tek başına vandalizmle açıklanamaz. 

Aksine, var olan ekonomik düzenin geniş kitleleri sürüklediği çaresizliğin, geleceksizliğin ve mevcut sisteme duyulan inançsızlığın yıkıcı bir dışavurumudur.

Neo-liberal kemer sıkma politikalarının sonucu

Bugün Avrupa'nın başkentlerinde yükselen feryatların temelinde, yıllardır istikrarlı bir şekilde uygulanan neo-liberal politikaların ve acımasız kemer sıkma tedbirlerinin getirdiği toplumsal yıkım yatmaktadır. 

Vatandaşların en temel anayasal hakları olan eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma hizmetleri birer kamusal görev olmaktan çıkarılmış, piyasa mekanizmalarının ve sermayenin insafına terk edilmiştir. 

Fransa'daki banliyö liselerinde öğretmen eksikliği, bakımsız sınıflar ve kemirgen istilası gibi insan onuruna aykırı koşullarla başlayan öğrenci eylemleri, kısa sürede hayat pahalılığına karşı sokağa inen sarı yeleklilerin, çiftçilerin ve işçi sendikalarının da katılımıyla devasa bir halk hareketine dönüşmüştür.

Benzer şekilde İspanya'da 87 yaşındaki bir kadın kiracının yarım asırlık evinden polis zoruyla çıkarılması, milyonlarca insanın derinleşen konut krizinin ve fahiş kira artışlarının çemberinde nasıl sıkışıp kaldığını gözler önüne sermiştir.

Portekiz'de kamu çalışanlarının alım gücünün erimesi, Belçika'da sendikaların bütçe kesintilerine ve vergi yüküne bayrak açması, ortak bir toplumsal gerçeği haykırmaktadır: Modern Avrupa'da "sosyal devlet" kisvesi altındaki yapılar, halkın refahını, alım gücünü ve geleceğini koruma işlevini tamamen yitirmiştir.

Siyasi iktidarların yönetememe krizi

Protesto dalgası büyürken hükümetlerin takındığı tutum, krizlerin boyutunu daha da derinleştirmektedir. 

Yaşanan toplumsal patlamaları ve ekonomik gerekçeleri doğru okumak yerine; artan polis şiddeti, tazyikli su, göz yaşartıcı gaz ve sersemletici bombalarla meseleyi bastırma yoluna gitmek büyük bir akıl tutulmasıdır. 

Halka savaş açılarak, baskı ve tahakküm kurularak hiçbir toplumsal soruna kalıcı çözüm üretilemez. 

Şiddete şiddetle cevap verme derdinde olan siyasi anlayışlar, sokaklardaki tansiyonu düşürmek yerine daha da körüklemektedir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "yıkanlar bedelini ödemeli" şeklindeki güvenlik odaklı sert çıkışları, sorunun temeline inmekten son derece uzaktır. 

Şiddeti iyi yönetemediği gerekçesiyle istifasını sunan ancak istifası reddedilen İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in durumu veya aşırı sağcı lider Jordan Bardella'nın "ülkede düzen kalmadı" feryatları, Fransız siyasetinin içine düştüğü derin çaresizliği resmetmektedir. 

Benzer şekilde Arnavutluk'tan İtalya'ya kadar yönetimlerin halkın haklı taleplerine kulak tıkaması ve orantısız güç kullanması, demokratik mekanizmaların ve toplumsal barışın ciddi şekilde zedelendiğini kanıtlamaktadır.

Kapitalist sistemin tıkanıklığı ve Milli Ekonomi Modeli reçetesi

Avrupa genelinde yaşanan bu devasa protesto dalgası, arka planındaki temel nedenler detaylıca incelendiğinde, bizzat küresel kapitalist ekonomi politiğinin ve sömürü düzeninin tıkanmasıdır. 

Sadece sermayeyi, serbest piyasayı ve küresel finans çevrelerini önceleyen; insanı, sosyal adaleti ve kamusal refahı ise ikinci plana iten bu düzen; gelir adaletsizliğini uçuruma dönüştürmüş, orta ve alt gelir gruplarını nefes alamaz hale getirmiştir. 

Bugün Avrupa'nın yedi ülkesinde birden patlayan gösteriler, kapitalist sistemin artık toplumlara sunabileceği hiçbir refah veya gelecek vaadinin kalmadığının somut göstergesidir.

Bu noktada, yaşanan krizlerin geçici bütçe revizyonlarıyla, sembolik öğretmen atamalarıyla ya da makyaj tazeleme kabine hamleleriyle çözülemeyeceği açıktır. 

Toplumsal huzurun yeniden tesisi, piyasa ekonomisinin insanı ezen acımasız çarklarının kırılmasıyla mümkündür. 

Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli, tam da bu noktada kapitalist sistemin yarattığı yapısal yıkımlara karşı dünyadaki tek ve en kapsamlı çözümdür.

Modelin merkezinde yer alan Sosyal Devlet - Milli Devlet anlayışı; devletin asli görevine dönerek gelir adaletini sağlamasını, halkın tüm bireylerine yaşanabilir bir asgari gelir sunmasını, vatandaşın tüketim gücünü desteklemesini ve eğitimden sağlığa her türlü kamusal hizmeti ücretsiz olarak sunmasını şart koşar.

Eğer Avrupalı liderler sokaklardaki yüz binlerce insanın çığlığını duymak ve ülkelerinin geleceğini kurtarmak istiyorlarsa, güvenlik güçlerinin arkasına saklanmayı bırakıp kapitalist ezberleri terk etmek zorundadırlar. 

Çözüm; baskı, şiddet, kemer sıkma ve halkı borçlandırma politikalarında değil; insanı merkeze alan, gelir adaletini sağlayan ve sosyal devleti tam manasıyla ayağa kaldıran Milli Ekonomi Modeli ilkelerinin hayata geçirilmesindedir. 

Aksi takdirde, bugün Paris'ten Tiran'a sokakları saran bu büyük öfke dalgası, mevcut sistemin ve bu sistemi ayakta tutmaya çalışan hükümetlerin kaçınılmaz sonunu hızlandırmaya devam edecektir.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.