‘Bana, kardeşimi çağırın’
Resulûllah durumu iyice ağırlaşınca, “Bana kardeşimi ve arkadaşımı çağırın” buyurdu
12.09.2024 18:42:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Resulûllah durumu iyice ağırlaşınca, "Bana kardeşimi ve arkadaşımı çağırın" buyurdu.
Aişe, Ebubekir'i, Hafsa Ömer'i çağırdı. Ancak Resulûllah şöyle buyurdu: "Dağılın, eğer size ihtiyacım olursa sizi çağırırım."
Efendimiz tekrar, "Bana kardeşimi ve yardımcımı çağırın" buyurdu.
Ümmü Seleme, "Ali'yi çağırın, Efendimiz O'ndan başkasını istemiyor" dedi. Ali'yi çağırdılar.
Resulûllah O'na yaklaşmasını işaret etti. Hz. Ali, O'na sarıldı. Ve uzun süre Resulûllah Hz. Ali'nin kulağına bir şeyler söyledi. Artık Resulûllah'ın vefatı an meselesiydi.
Ruhunu teslim etmeden az önce Ali'ye, "Ya Ali, başımı kucağına al, Allah'ın emri gerçekleşmek üzeredir. Ruhumu teslim edince başımı kendine doğru çek. Beni kıbleye doğru yatır. Bana, kendin gusül ver ve sen kefenle. Herkesten önce sen, Bana namaz kıl ve Beni defnetmeden önce Benden ayrılma ve bütün bunları yaparken de Allah'tan yardım dile" buyurdu.
Bu esnada Hz. Fatıma, babasının üzerine kapanarak ağlamaya başladı. Resulûllah O'na yaklaşmasını söyledi. Hz. Fatıma kendisine iyice yaklaşınca Efendimiz kızına yavaşca bir şeyler söyledi. Ve Hz. Fatıma'nın ağlaması hafifledi.
Ebu Eyyub el-Ensari şöyle der:
"Hz. Resulûllah hastalandı. Fatıma, O'nun ziyaretine gelerek ağladı. Resulûllah O'nun bu durumunu görünce şöyle buyurdu:
"Ey Fatıma! Allah, seni çok sevmektedir. Seni geçmişi herkesten parlak olan ve ilmi herkesten daha çok olan biriyle evlendirdi.
Allah, yeryüzündeki insanlara özel bir şekilde teveccüh edip onların arasından Beni seçti. Beni mürsel bir peygamber kıldı, yine yeryüzüne teveccüh etti.
Onların arasından kocanı seçti. Ve seni onunla evlendirmek ve onu vasi kılmam için Bana vahyetti.
Ey Fatıma! En üstün peygamber bizdendir. O da Babandır.
En üstün vasi bizdendir. O da eşindir.
En üstün şehitler bizdendir. Onlar da babanın amcası Hamza ve iki kanadıyla cennette uçan ve cennette istediği yere giden babanın amcasının oğlu Câfer'dir.
Cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin bizdendir. Ve senin evlatlarındır.
Canım elinde olan Allah'a hamd olsun ki, bu ümmetin Mehdisi bizdendir. O da senin torunlarındandır."
Allah Resulü ruhunu teslim etti. Ali sağ eliyle Efendimizin çenesini tutuyordu. O'nu kıbleye doğru yatırıp çenesini bağladı. Üzerini örterek gusül ve kefen işlerine başladı.
Hz. Ali, Hz. Peygambere gusül verdi, hanut yaptı ve Allah Resulü'nü kefenledi. Fazl b. Abbas bu işlerde kendisine yardım ediyordu. Gusül ve kefen işlerini bitirince Hz. Ali tek başına O'na namaz kıldı.
Ardından dışarıda bekleyen kalabalığa şöyle dedi: "Resulûllah sağlığında da öldükten sonra da bizim imamımızdır. Kimse imamlık etmeden grup grup efendimize namaz kılın. Allah hangi peygamberin ruhunu nerede alırsa onun defnedileceği yerdir. Ben Efendimizi vefat ettiği odasına defnedeceğim" dedi.
Daha sonra Mekke'nin mezar kazıcısı Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Medine'nin mezar kazıcısı Zeyd b. Salh'i çağırarak mezar kazdırdı.
Mezar hazır olunca Hz. Ali, Hz. Abbas ve Fazl b. Abbas, Usame b. Zeyd ve Ensar'dan Avs b. Huli Peygamberimizin mübarek naaşını mezara yerleştirdiler. Hz. Ali bizzat kendi eliyle baş taraftan açıp yüzünün sağ tarafına yatırıp kıble yönüne doğrulttu. Ve avucuyla toprak alıp üzerine kapattı.
Bu acı olay Hicret'in 11. yılında Safer ayının 28'inde Pazartesi günü meydana geldi.
Enes şöyle dedi: "Hz. Peygamberi kabre koyup geri döndükten sonra Fatıma'nın yanına geldim. "Resulûllah'ın yüzüne toprak örtmeye gönlünüz razı oldu mu?" dedi ve ağladı."
Hz. Fatıma o gün büyük üzüntüler içinde, "Ben ne kötü bir günde sabahladım" diyerek ağıt yakmaktaydı.
Cenab-ı Hak, âlemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ehl-i Beyti'nin şefaatlerinden cümlemizi nasibdar kılsın! (Prof. Dr. Haydar Baş Rahmet-el lil Alemin eseri 2 cilt)
Aişe, Ebubekir'i, Hafsa Ömer'i çağırdı. Ancak Resulûllah şöyle buyurdu: "Dağılın, eğer size ihtiyacım olursa sizi çağırırım."
Efendimiz tekrar, "Bana kardeşimi ve yardımcımı çağırın" buyurdu.
Ümmü Seleme, "Ali'yi çağırın, Efendimiz O'ndan başkasını istemiyor" dedi. Ali'yi çağırdılar.
Resulûllah O'na yaklaşmasını işaret etti. Hz. Ali, O'na sarıldı. Ve uzun süre Resulûllah Hz. Ali'nin kulağına bir şeyler söyledi. Artık Resulûllah'ın vefatı an meselesiydi.
Ruhunu teslim etmeden az önce Ali'ye, "Ya Ali, başımı kucağına al, Allah'ın emri gerçekleşmek üzeredir. Ruhumu teslim edince başımı kendine doğru çek. Beni kıbleye doğru yatır. Bana, kendin gusül ver ve sen kefenle. Herkesten önce sen, Bana namaz kıl ve Beni defnetmeden önce Benden ayrılma ve bütün bunları yaparken de Allah'tan yardım dile" buyurdu.
Bu esnada Hz. Fatıma, babasının üzerine kapanarak ağlamaya başladı. Resulûllah O'na yaklaşmasını söyledi. Hz. Fatıma kendisine iyice yaklaşınca Efendimiz kızına yavaşca bir şeyler söyledi. Ve Hz. Fatıma'nın ağlaması hafifledi.
Ebu Eyyub el-Ensari şöyle der:
"Hz. Resulûllah hastalandı. Fatıma, O'nun ziyaretine gelerek ağladı. Resulûllah O'nun bu durumunu görünce şöyle buyurdu:
"Ey Fatıma! Allah, seni çok sevmektedir. Seni geçmişi herkesten parlak olan ve ilmi herkesten daha çok olan biriyle evlendirdi.
Allah, yeryüzündeki insanlara özel bir şekilde teveccüh edip onların arasından Beni seçti. Beni mürsel bir peygamber kıldı, yine yeryüzüne teveccüh etti.
Onların arasından kocanı seçti. Ve seni onunla evlendirmek ve onu vasi kılmam için Bana vahyetti.
Ey Fatıma! En üstün peygamber bizdendir. O da Babandır.
En üstün vasi bizdendir. O da eşindir.
En üstün şehitler bizdendir. Onlar da babanın amcası Hamza ve iki kanadıyla cennette uçan ve cennette istediği yere giden babanın amcasının oğlu Câfer'dir.
Cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyin bizdendir. Ve senin evlatlarındır.
Canım elinde olan Allah'a hamd olsun ki, bu ümmetin Mehdisi bizdendir. O da senin torunlarındandır."
Allah Resulü ruhunu teslim etti. Ali sağ eliyle Efendimizin çenesini tutuyordu. O'nu kıbleye doğru yatırıp çenesini bağladı. Üzerini örterek gusül ve kefen işlerine başladı.
Hz. Ali, Hz. Peygambere gusül verdi, hanut yaptı ve Allah Resulü'nü kefenledi. Fazl b. Abbas bu işlerde kendisine yardım ediyordu. Gusül ve kefen işlerini bitirince Hz. Ali tek başına O'na namaz kıldı.
Ardından dışarıda bekleyen kalabalığa şöyle dedi: "Resulûllah sağlığında da öldükten sonra da bizim imamımızdır. Kimse imamlık etmeden grup grup efendimize namaz kılın. Allah hangi peygamberin ruhunu nerede alırsa onun defnedileceği yerdir. Ben Efendimizi vefat ettiği odasına defnedeceğim" dedi.
Daha sonra Mekke'nin mezar kazıcısı Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Medine'nin mezar kazıcısı Zeyd b. Salh'i çağırarak mezar kazdırdı.
Mezar hazır olunca Hz. Ali, Hz. Abbas ve Fazl b. Abbas, Usame b. Zeyd ve Ensar'dan Avs b. Huli Peygamberimizin mübarek naaşını mezara yerleştirdiler. Hz. Ali bizzat kendi eliyle baş taraftan açıp yüzünün sağ tarafına yatırıp kıble yönüne doğrulttu. Ve avucuyla toprak alıp üzerine kapattı.
Bu acı olay Hicret'in 11. yılında Safer ayının 28'inde Pazartesi günü meydana geldi.
Enes şöyle dedi: "Hz. Peygamberi kabre koyup geri döndükten sonra Fatıma'nın yanına geldim. "Resulûllah'ın yüzüne toprak örtmeye gönlünüz razı oldu mu?" dedi ve ağladı."
Hz. Fatıma o gün büyük üzüntüler içinde, "Ben ne kötü bir günde sabahladım" diyerek ağıt yakmaktaydı.
Cenab-ı Hak, âlemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ehl-i Beyti'nin şefaatlerinden cümlemizi nasibdar kılsın! (Prof. Dr. Haydar Baş Rahmet-el lil Alemin eseri 2 cilt)















































































