logo
07 KASIM 2026

Barrack'a göre ‘Büyük İsrail’ yokmuş!

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Büyük İsrail hedefi bulunduğu yönündeki iddiaları “yanılsama” olarak nitelendirdi

07.11.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Barrack'a göre ‘Büyük İsrail’ yokmuş!
Barrack'a göre ‘Büyük İsrail’ yokmuş!
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Büyük İsrail hedefi bulunduğu yönündeki iddiaları "yanılsama" olarak nitelendirdi.

Ancak Siyonist hareketin tarihsel belgeleri, İsrailli siyasetçilerin açıklamaları ve Netanyahu'nun kullandığı haritalar, tartışmanın yalnızca siyasi propaganda başlığı altında geçiştirilemeyeceğini gösteriyor.

BARRACK'IN AÇIKLAMASINDA ÖZELLİKLE İKİ İFADE DİKKAT ÇEKİYOR:



- İsrail'in Büyük İsrail kurma rotasında olmadığı, bu düşüncenin İsrail'in siyasi düşmanları tarafından yayıldığı.

- 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail'in sınırları çevresindeki durumu yeniden düzenleme hakkı bulunduğu ve bunun zaman alacağı.

Peki, Büyük İsrail düşüncesi gerçekten bir yanılsama mı? Yoksa Siyonist hareketin tarihinden günümüze uzanan siyasi hedeflerin bir parçası mı?

SİYONİZMİN KURUCUSU HERZL'İN GÜNLÜKLERİNDEKİ SINIR TARTIŞMASI



Siyasi Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl'in günlüklerinde, Nil'den Fırat'a uzanan sınır fikrini ortaya atan Max Bodenheimer'in önerisini olumlu değerlendirdiği aktarılıyor.

Herzl'in bu sınırları resmî bir devlet programı olarak ilan ettiği söylenemez. Ancak bu kayıtlar, geniş toprak hedeflerinin Siyonist hareketin tarihindeki tartışmalardan biri olduğunu gösteriyor.

JABOTINSKY'NİN HEDEFİ: ÜRDÜN'ÜN İKİ YAKASI

Revizyonist Siyonizmin önde gelen isimlerinden Ze'ev Jabotinsky, Ürdün Nehri'nin iki yakasını da Yahudi ulusal yurdunun parçası olarak gören bir siyasi anlayışı savundu.

Betar hareketinin marşında da Ürdün'ün iki yakasına yönelik sahiplenme ifadesi kullanıldı. Bu yaklaşım, Büyük İsrail tartışmasının tarihsel köklerinden birini oluşturuyor.

SMOTRICH'İN ÜRDÜN'Ü KAPSAYAN HARİTASI

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Mart 2023'te Paris'te katıldığı bir etkinlikte konuşurken arkasındaki kürsüde Ürdün'ü de kapsayan Büyük İsrail haritası bulunuyordu. Harita Ürdün ile diplomatik tartışmaya yol açtı.

Smotrich, 2024 yılında Fransız-Alman kanalı ARTE'ye verdiği röportajda Kudüs'ün geleceğinin Şam'a doğru genişlemek olduğunu söyleyerek Suriye başkentini de tartışmanın içine dahil etti.

Bu açıklamalar, İsrail hükümetindeki bazı isimlerin bölgesel genişleme düşüncesini açıkça dile getirdiğini gösteriyor.

NETANYAHU'NUN BM KÜRSÜSÜNDEKİ HARİTASI



22 Eylül 2023'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşurken yeni Orta Doğu haritası gösterdi.

Haritada Batı Şeria ve Gazze, İsrail'in parçası gibi gösterilmişti. Filistin'in ayrı bir devlet olarak yer almaması dikkat çekmişti.

Bu görüntü, Filistin'in geleceği ve İsrail'in bölgesel hedefleri konusunda uluslararası tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

NETANYAHU: BÜYÜK İSRAİL VİZYONUYLA BAĞIM VAR

Netanyahu, Ağustos 2025'te i24NEWS kanalına verdiği röportajda Büyük İsrail vizyonuyla güçlü bir bağ hissettiğini ifade etti. Bu açıklama sonrasında Mısır ve Ürdün İsrail'den açıklama istedi.

İsrail Başbakanı'nın bu sözleri, Barrack'ın Büyük İsrail düşüncesini yalnızca İsrail'in siyasi düşmanlarının ürettiği bir yanılsama olarak nitelendirmesini daha da tartışmalı hale getirdi.

İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!


Sahte reklamlar, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle her zamankinden daha inandırıcı hâle geliyor. Sosyal medya akışlarında, uygulamalarda ve arama sonuçlarında karşılaşılan bu reklamlar, güvenilir markaları taklit ederek kullanıcıları dolandırıcılık tuzağına çekebiliyor. 

07.11.2026 14:53:00
Ömer Nezir
 
 İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!
 İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!

Dolandırıcılık reklamları arama motoru sayfalarında, e-ticaret pazar yerlerinde ve alışveriş sitelerinde, mobil uygulamalarda ve oyunlarda, video sitelerinde, mesajlaşma platformlarında ve daha pek çok web sitesinde karşınıza çıkabilir. Ancak belki de en büyük risk sosyal medya sitelerinden kaynaklanıyor. 2025 yılında  dolandırıcılık nedeniyle para kaybettiğini bildiren kişilerin yaklaşık üçte biri  dolandırıcılığın sosyal medyada başladığını söyledi.

Sosyal medyadaki her reklam göründüğü kadar masum değil

Bu reklamlar kendini meşru bir şirket gibi gösterir ve gerçek siteyi taklit etmek için tasarlanmış bir oltalama sitesine yönlendirir. Aciliyet duygusu yaratmak için ürünlerde sınırlı süreli özel fırsatlar sunar. Kripto para girişimlerinde, hiçbir risk taşımadan yüksek getiri vaat eden yatırım fırsatları paylaşır. Bankalar gibi meşru şirketlerin müşteri destek hizmetlerini taklit eder. Büyük para ve ödül çekilişleri vaat eder. Kurbanı, bilgisayarına veya cihazına virüs bulaştığına dair sahte güvenlik uyarılarıyla korkutur. Kurbanın ilgisini sansasyonel başlıklı akıl almaz haberler gibi tık tuzaklarıyla çeker. Kötü amaçlı reklam olarak da bilinen bu tür bir reklama tıklamak, tarayıcı veya yazılım açıklarından yararlanabilir ya da sizi kandırarak bir uygulama indirmeniz yoluyla farkında olmadan kötü amaçlı yazılım yüklemenize neden olabilir.

Sahte reklamları nasıl tanırsınız?

Dolandırıcılık reklamlarının bir diğer kategorisi doğrudan paranızı hedef alır. Hayalî bir yatırım planına para yatırmanızı, var olmayan bir ürünün bedelini ödemenizi ya da sahte bir ücret için para göndermenizi isteyebilirler. Bu girişimler genellikle dijital ortamda gerçekleşse de reklamlardaki telefon numaralarını aramaktan da kaçının. Bu numaralar sizi, çalışanları paranızı veya kişisel ya da finansal bilgilerinizi elinizden almak üzere eğitilmiş dolandırıcı bir çağrı merkezine bağlayabilir. Sahte bir güvenlik uyarısıyla kandırıldığınızda genellikle olan budur.

Reklam dolandırıcılığının uyarı işaretleri nelerdir?

Yapabileceğiniz en iyi şey, dolandırıcılığın uyarı işaretlerini fark etmek ve şüpheli reklamlardan uzak durmaktır. Birkaç yaygın uyarı işaretine dikkat ederek bu reklamları fark edebilirsiniz:
* Hızlı hareket etmenizi teşvik eden, aciliyet içeren ifadeler. Bu ifadeler bizi, kişisel bilgilerimizi paylaşmak gibi normalde vermeyeceğimiz kararları aceleyle vermeye iter.
* Fırsatı kaçırma korkumuzu tetikleyen, gerçek olamayacak kadar iyi teklifler. Bunlar aciliyeti artırmak için çoğu zaman sınırlı süreli olarak sunulur.
* Dolandırıcıların kimlik dolandırıcılığında kullanmak üzere hakkımızda bir profil oluşturmasına yardımcı olabilecek hassas kişisel bilgi talepleri. Bunlar e-posta/ev adresi, telefon numarası ve tam ad gibi zararsız görünen bilgiler bile olabilir.
* Sizi büyük olasılıkla dolandırıcı bir çağrı merkezine yönlendirecek, reklamlardaki telefon numaraları. Meşru şirketlerin çoğu destek taleplerini ilk etapta dijital kanallar üzerinden yürütür.
* Bilgisayarınızdaki veya cihazınızdaki bir sorunu gidermek için yazılım indirmeniz yönünde baskı.
* Merakınızı kamçılamak ve sizi tıklamaya ikna etmek için tasarlanmış sansasyonel haberler.
* Satıştaki ürün ve hizmetler ya da yatırım fırsatları için ünlülerin verdiği destekler (bazen deepfake ile oluşturulmuş).


Sahte reklama tıkladıysanız ne yapmalısınız?

Bir dolandırıcılık reklamına tıkladıysanız veya reklamdaki numarayı aradıysanız ve ardından bir şey indirdiyseniz; kişisel veya finansal bilgilerinizi verdiyseniz, kartınızla bir şey satın aldıysanız ya da banka havalesi yaptıysanız paniğe kapılmadan şunları yapın:
Dolandırıcıdan gelen başka mesajlara yanıt vermeyin ve hesaplarınızı şüpheli faaliyetlere karşı izleyin.
Gerekiyorsa hemen bankanızla veya kart sağlayıcınızla iletişime geçip ne olduğunu anlatın. Bankanız, inceleme yaparken kartınızı veya hesabınızı dondurabilir.
Parolalarınızı verdiyseniz ilgili sitede ve bu parolaları tekrar kullandığınız diğer tüm yerlerde hemen değiştirin. Bu siteler için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin ve her hesap için güçlü, benzersiz parolalar saklamak üzere bir parola yöneticisi kullanmayı düşünün.
Herhangi bir şey indirdiyseniz saygın bir sağlayıcının güvenlik yazılımıyla tarama yapın. Ayrıca işletim sisteminizin ve tüm uygulamalarınızın güncel olduğundan emin olun.
Mümkünse dolandırıcılığa ait kanıtları saklayın. Buna reklamın kendisi ve tüm URL'ler, ekran görüntüleri, e-postalar/mesajlar, ödeme kayıtları veya dolandırıcıyla yapılan yazışmalar dâhildir. Bu, geri ödeme talebinde bulunabilmeniz için yardımcı olacaktır.
Reklamı, platformun yerleşik bildirme seçeneğini kullanarak gösterildiği platforma bildirin ve dolandırıcılığı yetkililere,  ilgili birimlere iletin.

El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!


 
Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. 

07.11.2026 14:26:00
Murat Çorbacı
 
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!

Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, El Cerrahisi Uzmanı Dr. Mehmet Çavuş, "Geçmişte daha çok ofis çalışanlarında görülen karpal tünel sendromu, tetik parmak ve baş parmak kök eklem kireçlenmesi hastalıkları son yıllarda dijitalleşmenin etkisiyle gençlerde de sık görülüyor. Djital alışkanlıkların bu şekilde devam etmesi halinde önümüzdeki yıllarda 20'li yaşlardaki hastaların oranının da hızla artacağını öngörüyoruz" diyor. Dr. Mehmet Çavuş, günümüzde elleri tehdit eden 3 hastalığı anlattı, el sağlığımıza destek olacak basit ama etkili 7 egzersizi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ellerimizi güçlendirmek için basit ama etkili 7 önlem!

Tedavinin geciktirilmesinin; hastalığın türüne ve şiddetine bağlı olarak kalıcı kas erimesine, geri dönüşü zor sinir hasarına ve ince motor becerilerinin kaybına dek ilerleyebildiğini belirten Dr. Çavuş, aktivite düzenlemesi, atel kullanımı, ilaç tedavileri, enjeksiyonlar ve egzersiz gibi yöntemlerle sonuç alınamayan veya ileri sinir hasarı bulunan hastalarda cerrahi yönteme başvurulabildiğini belirtiyor.  Dr. Çavuş, el sağlığı için basit ama etkili 7 egzersizi şöyle sıralıyor;

• Klavye ve fare (mouse) kullanırken ön kolunuzla eliniz aynı hizada olsun. Gerekirse jel destekli ped veya klavye altlığından yararlanın. Bileğinizi düz tutun.
• Her 30-40 dakikada bir mola vererek, ellerinizi klavyeden çekip kollarınızı aşağı doğru serbest bırakın ve yaklaşık bir dakika hafifçe sallayın.
• Telefonda bütün işlemleri başparmakla yapmak yerine iki elinizi veya işaret parmağınızı kullanın.
• Fareyi (mouse) hafif tutun, sıkmayın.
• Basit bir paket lastiğini parmaklarınızın dışına geçirip yavaşça açın, kapatın. 
• Kolunuzu dirseği bükmeden öne uzatın. Diğer elinizle parmaklarınızı nazikçe kendinize doğru çekip 10 saniye bekleyin. Ardından elinizi ters çevirerek hareketi diğer yönde tekrarlayın.
• Egzersiz sırasında ağrı, uyuşma veya yakınmalarda artış gelişirse hareketi bırakın ve hekime danışın. 

Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Samsun'un Atakum ilçesinde 5. kattaki evinin yatak odası balkonundan düşen 39 yaşındaki sağlık çalışanı hayatını kaybetti

07.11.2026 11:56:00 / Güncelleme: 07.11.2026 11:59:12
İHA
 
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Olay, Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın 5. katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde acil tıp teknisyeni (ATT) olarak görev yapan evli 1 çocuk babası Sinan Keleş (39), ikametinin yatak odasının balkon penceresinden aşağı düştü.

Sabah saatlerinde vatandaşlar yerde bir kişinin hareketsiz halde yattığını fark edince olay sağlık ekiplerine ve polise haber verildi.

Olay yerine ekipler sevk edildi. Yapılan incelemede sinen Keleş'in hayatını kaybettiği belirlendi.



Evli ve 1 çocuk 10 babası Sinan Keleş'in cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına gönderildi.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı

07.11.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Türkiye'de yakalandı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde narkotik polisinin yaptığı çalışmada kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu yakalandı.

Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde yaptığı çalışmada kente gelen Özbekistan uyruklu uyuşturucu baronu Odil Fakhrıdınovich Khudayberdıev'in peşine düştü.

Özbekistan makamlarınca "Uyuşturucu" suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan şüphelinin uzun süredir Mersin'de olduğunu ve bölgedeki tarım alanlarında çalışarak gizlendiğini belirleyen polis baskın yaptı. Düzenlenen operasyonda şüpheli seraların olduğu bölgedeki bir evde yakalandı.

Gözaltına alınan kırmızı bültenle aranan şüpheli emniyete götürülerek işlemleri yapılmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor

06.11.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçlarının açıklandığını duyurdu.

GSB Burs ve Öğrenim Kredisi almaya hak kazanan öğrenciler, 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.

18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DİKKAT

Burs/kredi tahsis edilen 15-18 yaş arası öğrencilerin anne veya babalarının önce kendi e-Devlet'i üzerinden veli onayı vermesi ve ardından öğrencinin taahhütnameye onayı şart koşuluyor.

15 yaşından küçük ya da anne-babası olmayan öğrenciler ise, kanuni vasileri ile birlikte kendilerine en yakın gençlik ve spor il müdürlüğü ya da yurt müdürlüğüne belgeleri (kimlik, vasi kararı vb.) ile giderek taahhütnamelerini onaylatabiliyor.

YURT DIŞINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLER İÇİN SON TARİH 5 ARALIK

Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin taahhütname onayı ve kefaletname işlemlerini tamamlama süresi 5 Aralık Cumartesi günü saat 23.59'da sona eriyor.

Yurt dışı öğrencilerinin de öncelikle e-Devlet üzerinden taahhütnameyi onaylaması gerekiyor. Daha sonra yurt içinde ikamet eden bir kefil vasıtasıyla Türkiye'deki noterlerden kefaletname hazırlatması gerekiyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi

06.11.2026 11:50:00
AA
 
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yürütülen bir araştırmada, kentteki havanın partikül madde (PM10) konsantrasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığı belirlendi
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarının ekim aylarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırdığı bir çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu incelendi.

Kentte ekimdeki PM10 konsantrasyonu, 26 istasyonda metreküp başına ortalama 35,2 mikrogram olarak belirlendi. Bu değer, geçen yılın aynı ayında ortalama 31,9 mikrogram olarak ölçüldü. Böylece PM10 kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 10 arttığı tespit edildi.

PM10 konsantrasyonu​​​​​​​nun kentteki 6 istasyonda azaldığı, 20 istasyonda arttığı görüldü. Ekimde kentte PM10 konsantrasyonunun en yüksek olduğu istasyon metreküp başına 71,3 mikrogramla "Sultangazi 3", en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 18,1 mikrogramla "Üsküdar 1" oldu.

Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, hava kirliliğiyle mücadelenin insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, toplumun ortak çözümler geliştirmesi ve harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'daki 26 ölçüm istasyonunun verilerini değerlendiren Toros, hava kirliliğinin bu yılın ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,3 arttığını belirtti.

Bu artıştaki ana faktörün meteorolojik değişkenler olduğunu aktaran Toros, "Geçen yılın eylül ayı ile bu yılın aynı dönemindeki yağışları karşılaştırdığımızda, bu yıl eylülde geçen yıla göre yüzde 50 daha fazla yağış meydana geldi. Çok yağış almamıza rağmen geçen yıl yağışlar daha uzun süre etkili olduğu ve arka planda alçak basınç alanları daha etkili olduğu için geçen yıl bu yıla göre daha temiz bir hava ile karşı karşıyaydık. Bu sene ise maalesef havamız daha kirli çıkmış oldu." dedi.

Toros, rüzgarın hava kirliliği üzerindeki etkisine dikkati çekerek, yüksek basıncın hakim olduğu dönemlerde hava hareketlerinin azalmasının kentlerde kirliliğin artmasına neden olduğunu kaydetti.

İstanbul'da hava kirliliğinin büyük çoğunluğunun araçlardan kaynaklandığını belirten Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonun üzerinde olduğunu ifade etti.

Trafik yoğunluğu nedeniyle kısa sürede katedilebilecek mesafelerde yolculuk süresinin 20-30 dakikaya uzayabildiğini belirten Toros, araçların trafikte daha uzun süre kalmasının egzoz gazı salımını artırdığına dikkati çekti.

Toros, havaların soğumaya başlamasıyla ısınma kaynaklarının da devreye girdiğini aktararak, çoğu binada doğal gaz kullanılmasına rağmen bazı küçük mahallelerde veya sanayi sitelerinde doğal gaz dışındaki yakıtlarla ısınmanın sürdüğünü, bunun da hava kirliliğini artırdığını dile getirdi.

Şehirlerin, caddelerin ve sokakların temiz olmasının önemine değinen Toros, hava kirliliğine yol açan kaynakların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Günlük sınır değer 5 istasyonda aşıldı
Toros, ekim ayındaki ortalama PM10 konsantrasyonunun geçen yıl 3 istasyonda, bu yıl ise 5 istasyonda metreküp başına 50 mikrogramın üzerinde olduğunu anlattı.

Sağlık açısından havadaki günlük PM10 değerinin metreküp başına 50 mikrogramın altında olması gerektiğini belirten Toros, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yıllık ortalama PM10 değerinin ise metreküp başına 15 mikrogramın altında olmasını önerdiğini aktararak, "Bu değerin iki katından fazla kirli olduğumuzu görüyoruz." dedi.

Toros, hava kirliliğinin bugünden yarına temizlenecek bir olay olmadığını, uzun vadeli çalışmalar yapılması gerektiğini, Türkiye'nin 2053 karbon sıfır hedefinin bu açıdan son derece değerli olduğunu söyledi.

Atmosfere karbon salınımına neden olan maddelerin genellikle diğer kirleticilerin de kaynağı olduğunu belirten Toros, bunların tamamının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Toros, sanayi öncesi dönemde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 300 ppm'in altında olduğunu, günümüzde ise 430 ppm seviyesine yükseldiğini belirterek, bu artışın insan sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini kaydetti.

"COP31 hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet"
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'in hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir uluslararası faaliyet olduğunu dile getiren Toros, dünyanın farklı yerlerinden yöneticilerin, bilim insanlarının, öğrencilerin ve farklı kuruluşların Antalya'da bir araya geleceğini vurguladı.

Toros, hava kirliliğinin iklimi olumsuz etkilediğini, iklim değişikliğinin de taşkınlar, kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi ve susuzluk gibi sonuçlara yol açtığını, atmosferin kirlenmesinin bu sorunların arka planındaki ana nedenlerden biri olduğunu ifade etti.

Toros, hava kirliliğinin okullarda, iş yerlerinde ve evlerde gündem maddelerinden biri olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Her birimiz evimizin önünü temiz tutarsak, iş yerimizin önünü temiz tutarsak, evimizde veya iş yerimizde veya ulaşımda herhangi alanda atmosfere zarar vermeyecek kirleticiler, yani atmosferin kirlenmesine katkı sağlamayacak yakıtlar kullanırsak, kaynakları verimli kullanırsak, atmosferimiz temizlenmiş olur, doğrudan sağlığımızı korumuş oluruz. Dolaylı olarak da şu anda tüm insanları tehdit eden küresel iklim değişikliğiyle ciddi anlamda mücadele etmiş oluruz. Hem de 2053 karbon sıfır hedefimize bir adım daha yaklaşmış oluruz."

Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde 8 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin ağır yaralandığı silahlı saldırıyı gerçekleştiren Arif Sefa Özdemir’in ifadesindeki detaylar ortaya çıktı. Zanlının, 3 kişiyi biçerdöver alacağından kaynaklanan anlaşmazlık nedeniyle, diğer 5 kişiyi ise araçlarını gasp etmek amacıyla öldürdüğü iddia edildi   

06.11.2026 11:31:00
İHA
 
Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı
Afyonkarahisar'daki cinayetlerin sebebi ortaya çıktı
Afyonkarahisar'da dün pompalı tüfekle 8 kişiyi öldüren, 1 kişiyi de ağır yaralayan Arif Sefa Özdemir'in ilk ifadesinde kan donduran detaylar yer aldı.

İddiaya göre, Özdemir, geçtiğimiz yıl Ahmet Uzel'den 40 bin Euro karşılığında biçerdöver satın aldığını ve bu biçerdöverle Manisa ve İzmir çevresinde çalışmaya başladığını anlattı. Ancak biçerdöverin İzmir'de tarlada çalıştığı sırada aniden yanarak kullanılamaz hale geldiğini, bu olayın ardından Uzel ile aralarında anlaşmazlık yaşandığını ifade etti.

Özdemir'in ifadesine göre Uzel, geçtiğimiz hafta kendisiyle görüşerek biçerdöverden kalan 11 bin Euro alacağını istedi. Özdemir ise borcunun 4 bin Euro olduğunu ve kısa süre içerisinde ödeme yapacağını söyledi. Taraflar arasında borç miktarı konusunda başlayan anlaşmazlığın büyüdüğü, telefonda karşılıklı küfür ve tehditlerin yaşandığı öne sürüldü.

3 kişiyi Ayazini köyü çıkışında öldürdü

İddiaya göre, Özdemir, olay günü ödeme yapmak üzere Ahmet Uzel'i Afyonkarahisar'a davet etti. Uzel, yanına Bekir ve Noman Toprak'ı da alarak kente geldi. Taraflar Ayazini köyü çıkışında buluştu. Burada çıkan tartışmanın ardından Özdemir'in yanında getirdiği pompalı tüfekle ateş açarak üç kişiyi öldürdüğü iddia edildi.

Diğer 5 kişiyi araçlarını gasp etmek için öldürdüğü öne sürüldü

Üç kişiyi öldürdükten sonra olay yerinden kaçan Özdemir'in, güzergâhı üzerinde karşılaştığı diğer kişileri ise araçlarını gasp etmek amacıyla hedef aldığı iddia edildi. Zanlının bu şekilde 5 kişiyi daha öldürdüğü, 1 kişiyi de ağır yaraladığı belirtildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya fon soruşturması kapsamında tutuklandı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında hakimliğe sevk edilen eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı

06.11.2026 04:02:00
AA
 
Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya fon soruşturması kapsamında tutuklandı
Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya fon soruşturması kapsamında tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması devam ediyor.

Soruşturma kapsamında "şüpheli" sıfatıyla savcılıkta ifadesinin alınmasının ardından "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından tutuklanması talebiyle hakimliğe sevk edilen Kaya'nın işlemleri tamamlandı.

Sulh ceza hakimliği, Kaya'nın bu suçlardan tutuklanmasına karar verdi. 

Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında tutuklanması talep edilen Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki savcılığın sevk yazısında, Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanının 2026 yılının nisan ayı, satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı belirtildi

06.11.2026 00:30:00
AA
 
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı
Fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya hakkında savcılığın sevk yazısına ulaşıldı

Savcılığın nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, Özata Denizcilik San. ve Tic. AŞ isimli şirket hissesindeki işlem verileri ve bulgular neticesinde, şüpheli Kaya'nın kamuya açıklanmamış ve sermaye piyasası aracının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilere sahip olduğu yönünde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından rapor düzenlendiği belirtildi.

Bu kapsamda savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu kaydedilen yazıda, "İlgili hissede yapılan işlemler ve Kamu Aydınlatma Platformu'ndaki (KAP) sermaye ve ortaklık yapısı incelendiğinde, Tera Grubunun şirket ve fon bazında OZATD hissesinde yoğun miktarda hisse alım işlemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir." denildi.

Kaya'nın ifadesine yer verilen sevk yazısında, Tera Grubu yöneticilerinden Erdin Özel'le geçmişten de tanışıklığının bulunduğu, yine hisse yatırım sürecinde de bu görüşmenin yoğun bir şekilde devam ettiği, ayrıca Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'le görüştüğünü belirttiği kaydedildi.

Sevk yazısında, ayrıca şüpheli Kaya'nın Tera Grubu'na yatırım hesabı açtığının da işlem ve beyanlarla doğrulandığı ifade edildi.

İlgili hissenin hisse değerinin yükselişinin 2026 yılının nisan ayında başladığı, düşüş eğiliminin ise fonlarla ilgili olarak alınan tasfiye kararı tarihi olan 17 Eylül'den bir gün öncesi olan 16 Eylül'e kadar devam ettiği belirtilen yazıda, "Şüpheli Fatma Betül Sayan Kaya'nın OZATD hissesini alış zamanı 2026 yılının nisan ayı olup, almış olduğu hissenin satış tarihinin ise 16 Eylül olduğu, ayrıca bu tarihte hissenin piyasada satılmayıp virman şeklinde Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından alındığı ve hisse değerinin de şüphelinin hesabına aynı gün yatırıldığının anlaşıldığı" değerlendirmesi yapıldı.

Sevk yazısında, öncelikle OZATD hissesinin T+2 pozisyonunda olduğu, yani hisse satış işleminin gerçekleşmesinden sonraki 2 iş günü süren takas süresinde satış sonucu elde edilen miktarın hesaba geçtiği bir durum söz konusu olmasına rağmen, şüpheli Kaya'ya ait hisselerin satışının T+0 pozisyonunda yani virman şeklinde yapılarak bakiyenin aynı gün içerisinde hesaba geçtiği belirtildi.

"Tasfiyeden 1 gün önce bu işlem gerçekleşti"

Yazıda, bu virmanın Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ'ye yapıldığı, aynı gün içerisinde de bu şirket tarafından şüphelinin hesabına hisse satış bedelinin yatırıldığının tespit edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Burada yapılan satış işleminin 16 Eylül tarihi olduğu, yani tasfiyeden 1 gün önce bu işlemin gerçekleştiği, belirtildiği üzere şüphelinin Tera Grubu yöneticileriyle diyalog halinde oluşu, ilk defa borsa yatırımcısı olmasına rağmen yatırım miktarının yüksek değerde oluşu dikkate alındığında şüphelinin hissenin fiyat hareket aralığını bildiği ve yine tasfiye kararının verileceğini de bilerek işlemler yaptığı görülmektedir."

Bu kapsamda kaçma ve delil karartma şüphesi dikkate alındığında şüpheli hakkında uygulanacak adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz olacağı aktarılan yazıda, açıklanan gerekçeler doğrultusunda da üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.