HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 TEMMUZ 2021, PAZAR

"Baş" Manifestom

04.04.2021 00:00:00
'"Baş" Manifestom ' seslendirme dosyası:
Nisan ayına girdiğimiz için özellkle 14 Nisan haftasında, onun hakkında ister istemez  basında çok şey yazılacak, hatıraları daha çok konuşulacak,  anlatılacak biliyorum. Haftalık olarak yazdığım için ben şimdiden yazmak istedim. 
 
Hatta 14 Nisan ileride  "Kutlu Vuslat haftası" olarak anılacak eminim. Gelecek nesiller çok nadir olan bu bilim, ilim ve irfan insanını " Mevlana gibi Gazali gibi, Hacı Bektaş gibi anacaklar biliyorum. 
 
Şahsım olarak hem İlahiyat hem Felsefe lisans mezunuyum. ÖSYM"nin 1994 Üniversite sınavında  ilk 10 bine girmeme rağmen  (Ki ülkemizde hatırı sayılır bir derecedir.)  Gazetemizin mümtaz yazarlarından (Doç. Dr Ahmet Hamdi Kepekçi Bey vasıtasıyla ki kendileri şahitlerdir.) Onunla aynı okuldan mezun olmak için E.Ü. İlahiyat fakültesini bitirdim. Daha sonra Onun ufuk insanlığına olan hayranlığım yüzünden Onunda uzmanlık alanları olduğu için Felsefe bölümünü de okudum. Ve yine  Tasavvufta yüksek lisans ve doktora çalışmalarımda " Ömer Hüdai Baba/ Hüdai Aşk" ve " Unutulan Halife/ İmam Hasan " romanlarımda bizzat "alan" hocamdı .

Tezlerimde Danışman hocalığımı yaptı fahri olarak.. Bizzat yönlendirmeleriyle telkin ve düzeltmeleriyle yazdım bu kitapları. Üstelik çocuklarımında bu anlamda hocası oldu. Sadece bana ve çocuklarıma mı? Yüzbinler eğitim aldı ondan. Yıllarca bir ders niteliğinde her hafta canlı ders gördü hem de Meltem tv ekranlarından. Her öğrencisi kitaplarını okudu ev- okul modeliyle . O da yüz yüze eğitim vermek için yılmadan usanmadan Anadolu'yu karış karış dolaştı, ders verdi konferans verdi kitlelere mitingler bile yaptı. Milli birlik ve beraberliği , Atatürk'ü,  Ehli beyti, Vatan sevgisini,  Türklüğü, Denizi Geçmişi,  birleştirci unsurları ve tüm insanlık için ahlakı anlattı hep. Böylece herbir arkadaş  İcmal Üniversitesi mezunu oldu adeta. İmkanım olsa fahri lisans diploması veririm herbirine. Hatta, kimi ekonomide, kimi tasavvufta, kimi tarihte kimi felsefede, kimi edebiyatta akademik ünvanlar aldı, uzmanlaştı onun bilgi penceresinde. 
Peki ben ? Neler mi öğrendim ?
 
* Allah' tan başka kimseyi tabulaştırmamayı nesnel düşünceyi öğrendim.
*Yargılamamayı özellikle din adına kimseyi yargılamadan kucaklamayı öğrendim.
* Hiçbir kınayıcının kınamasaından korkmadan Hak yolunda dik durmayı öğrendim.
* Fikir üretmeyi olayları değerlendirmeyi ve çözüm bulmayı öğrendim
* Gönül kırmamayı gönle girmeyi, gönül diliyle konuşmayı öğrendim.
* 21. yy da ticarette siyasette ilimde ve ibadette rol model insanı nasıl olur ondan öğrendim. 
* Siyasi rantlar önüne serilmesine rağmen (ABD elçilikleri tarafından) ki buna yine gazetemizin  gözde yazarlarından Av. Ahmet Erimhan  şahittir.) * * *Dünyanın makam ve mülkünün elinin tersiyle nasıl itildiğini, dürüstlüğün nasıl tercih edildiğini öğrendim.
* Egolara kibirlere, kendini mutlak hakikat zannedenlere bazen şefkatle yaklaşmayı buna rağmen ders çıkarmayanlara da  vakarla davranmayı  öğrendim.
* Bir Müslüman basiret ve feraset sahibi nasıl olur, proaktif düşünceye nasıl erişilir ? Ondan öğrendim.
* Kabeyi görenler oradaki maneviyatı, tecelliyi o muhteşem enerjiyi çok iyi bilirler. (Buna da gazetemizin genel koordinatörü   Sabri Terzi Bey organizatörlükleriyle şahitlik edecektir) Onun bir insanda nasıl vücut bulduğunu -modern deyimle bir insanın  ""aura"" sının  nasıl çevreyi ve insanları sardığını öğrendim.
* Ehli beyti, Ehli beyt İslam'ını, Atatürk'ü ve şahsiyetini, hem  dindar  Atatürk'ü, bağımsızlığı, bağımsızlık ekonomisinin modelini, Türklüğü, milleti ve  sevgiyi öğrendim 
* Tasavvufun kitaplarda kalmadığını, babadan oğula geçen bir veraset sistemi olmadığını, sadece kan bağını değil gönül bağını, kısacası babalığı ve evlatlılığı öğrendim.(vefatıyla ispat ederek hem de)
* Beni bile tabulaştırmayın. Bilim, akı,l ruh, felsefe, cemaat veya kişi veya grup. Neyi tabulaştırırsan o senin dinin olur mantığını Allah'tan başka tabu haline getirilen hiç bir şeyi kabul etmemeyi, yani eleştirel düşünceyi öğrendim.
* Cemaatcilik, grup, siyasal İslam, particilik, mezhep tassubundan kurtulmayı ve sonucunda alevi sunni-şii kardeşliğini öğrendim.
* Din anlayışının metodolojisinin şekilde, şemalde olmadığını, Allah Resulu ve Ehli beytinde olduğunu öğrendim.  Zira  " De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun da Allah da sizi sevsin" (Ali imran-31), Beni Allah'ı sevdiğiniz için seviniz. Ehl-i Beyt'imi de beni sevdiğiniz için seviniz." (Tirmizî, Menâkıb, 32; Hâkim, Müstedrek, III, 150.) 
* Hurafelere, mesnetsiz bilimsel değeri olamayan dini açıdan gerçeklik taşımayan uyduruk bilgilere, kendi dogmalarını  din gibi satanlardan uzak durmayı  öğrendim.
* Hukuka bağlılığı, akıl ve bilime güveni, ve bu sebepler silsilesine nasıl sarılmak gerektiğini öğrendim.
 * Hatta  benim  için arkamdan "bu delikanlı benim fikirlerimi yazacak" yine benden için   " tam yazar " dediğinde "yazar" olduğumu öğrendim.
Şimdi bana diyorlar ki niçin her yazında ondan bahsetmiyor, Ona atıfta bulun muyorsun? 
 
Kimseyi memnun etmek için yazmayacağımı, kimsenin kınamasından korkmamayı da ondan öğrendiğim için izah edeyim. Buna gerek olduğunu düşünmüyorum. Zira ben onun binlerce eserinden biriyim ... Ve ben eserin kendisiyim. Hem doğru tespitleri yaptığımda hocasından, yanlış teşhis yaptığımda kendi hatamdan olduğunu bilen ve şimdiden bunu kabul ve itiraf eden bir talebesiyim.
 
Haydar Baş ismi; her satırda ismini tekrarlayarak değil, ünvanıyla hiç değil, fikirlerini hayata geçirmekle, üretmekle ve o fikirlerin evrenselleştirilmesiyle yaşar. 
 
Evet, uzmanlık alanım ve bilim dallarım ile  bizzat onun şahsi talebesi olmak şansına sahip oldum. Zira O benim hem Yunusum, hem Farabim, hem  Gazalim aynı zamanda Hacı Bektaşımdı 
"Onu tanımak övüncüm, ondan ders almak, talebesi olmak şerefim, onun yaşatmak ise sevincimdir." 
 
 Sözün Özü 
 
Ayrıca geçen 14 Nisan'da son birşey daha öğrendim. Hicret ederken son bir şey daha öğretti bana. Hemde kendi anne ve babam aracılığıyla. Şehit annesi olan Annem, Hocam'ın vefat ettiği gün " Şehidimden sonra en çok yüreğimin yandığı gün oldu " Hatta  babam'a " Oğlumun babası vefat etti" dediğinde annem ve babamın bana taziye verdikleri zaman Haydar Baş Hoca'nın sadece  Hocam değil, candan olan "Baş" babam olduğunu öğrendim.
 
Yılmaz Türk milletinin Baş'ı Sağolsun...
 
Arda Karani / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.