logo
12 EYLÜL 2026

Batman'da kafe ve oyun salonunda korkutan yangın

Batman GAP Mahallesi'nde bir kafe ve oyun salonunun mutfak bölümünde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülürken yangın sonrası maddi hasar meydana oluştu

12.09.2026 12:06:00
İHA
 
Batman'da kafe ve oyun salonunda korkutan yangın
Batman'da kafe ve oyun salonunda korkutan yangın
Edinilen bilgiye göre, dün gece saatlerinde iş yerinin mutfak kısmından dumanların yükseldiğini fark eden işletme sahipleri ve çevre sakinleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis , sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.






Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemleri alarak caddeyi yaya ve araç trafiğine kapatırken, itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Alevlerin salonun diğer bölümlerine sıçramasını önleyen ekipler, yangını kısa sürede kontrol altına alarak söndürdü.








Yangında yaralanan olmazken, iş yerinin mutfak bölümünde maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor

12.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 12.09.2026 12:54:09
İHA
 
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı'nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.








"Apartmandaki herkes korkup kaçtı"

Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.








"Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım"

Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.








Temel iki parça atılmış, oturma sınırı aşılmış

Öte yandan, mahkeme sürecinde dosyaya giren bilirkişi heyeti ve itiraz tutanakları ise binadaki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İtiraz dilekçelerinde yer alan Turgutlu mahkemelerinin raporlarına göre; binada zemin-yapı ilişkisinin doğru kurulamadığı belirlendi. Tanıklara ve raporlara yansıyan en çarpıcı detay ise binanın temelinin iki parça halinde dökülmüş olması. Birlikte hareket etmesi gereken temelin ayrı hareket etmesi nedeniyle binanın ara sokağa doğru yattığı ifade edildi. İnşaat mühendisliği açısından maksimum 2,50 santimetre olması gereken zemin oturmasının söz konusu binada 5,92 santimetreye ulaştığı ve yapının statik açıdan ciddi şekilde zorlandığı kayıtlara geçti.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.

Türkiye ve iç güvenlik

Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir

12.09.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ve iç güvenlik
Türkiye ve iç güvenlik
Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir.

Bu bağlamda milli birlik ve milli bütünlük, ne kadar korktukları iki esas ise; bunlarla ayakta duran "ulus devlet" de o derece globalizmi tehdit eden bir devlet tipidir.

Milli Devlet'in muhafazasında en önemli ve öncelikli unsur, elbette içteki birliğin temin edilebilmesidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti farklı etnik gruplardan vücut bulmuştur.

Ancak gelenekleri, örf ve adetleri, siyaseti, dini, tarihi ve kültürü bir olarak bir medeniyet birikimi ile şekillenen Türk kimliğimiz, tüm etnik grupları bünyesinde toplamış, yekvücut ve tek kimlik haline getirmiştir; bunun adı Türk milletidir.







Artık burada farklılıklardan değil, tek olan bünyenin asla birbirinden kopartılamayacak ehemmiyeti haiz uzuvlarından, başından, elinden ve ayağından bahsedilebilir.

Gelinen bu noktada asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır.

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek hassas bir nokta olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.







Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemelerin talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı– gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında hakları korunması gereken azınlıklar olarak tarif edilmesi küresel bölücü yaklaşımın bir uzantısıdır.

Türkiye haricinde hiçbir devlet için AB üyelik müzakereleri şartları arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen azınlıklara ilişkin düzenlemeler, aslında etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.







Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır.

Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.

Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil–asker ve devlet–millet birliği esastır.

Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.







Hangi etnik gruptan olursa olsun, her bireyi kucaklayacak, onu dış tahriklere ve toplum mühendisliği oyunlarına karşı uyanık tutacak olan milli şuur ve değerleri muhafaza edecek, asker–sivil birliği ve dayanışmasını temin edecek, devleti ile milletini kenetleyecek bir siyaset anlayışı, bu tür ayrımcılık hareketlerinin önünü kesecek tek yoldur. Asayişin temininin asıl yolu da budur.

İç güvenliğin sağlanmasını engelleyen bir diğer manevra ise dinler arası diyalog çalışmaları ve misyonerlik faaliyetleridir. En az etnik azınlıklar meselesinin gündem edilmesi kadar tehlikeli olan bu konu, dininden edilen vatandaşların Türklüğünü ve kimliğini inkâr noktasına sürükleyerek ayrımcılık ve bölücülüğe itmektedir.

Gayr– ı Müslimlerin her türlü can, mal namus, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşadıkları medeniyet tarihimizde olduğu gibi; bugün de bizim, elbette hiç kimsenin dini inancı ile bir sorunumuz yoktur, olamaz.

Ancak 'dinimi anlatıyorum' aldatmacasının arkasında sergilenen "etnik alt kimlikleri kaşıma ve etnik parselasyon" planları, işin sadece din anlatmak olmadığını göstermektedir.







Son dönemde özellikle AB'ye uyum sürecinde, misyonerlik faaliyetleri ile binlerce gencimiz, dinini değiştirmiştir. Bu projenin ikinci adımı ise İslam dininden kopartılan Türk gençlerine, Sen Türk değilsin, aslın Rum'dur veya aslın Ermeni'dir, aslı şudur, aslın budur, şeklindeki bölücü etnik telkindir.

Böylece Türk olmadığına ikna edilen bir vatandaşımızın ise, Anadolu toprakları aslında Türk yurdu değildir, söylemlerine karşı bir tepki vermesi elbette beklenemez.

Can, mal ve namus emniyetinin devlet eliyle temin edilmesi de bir ülkede iç güvenlik vardır, demek için, olmazsa olmaz hususlardır.

Eğer bu temel haklar, devlet tarafından korunamazsa; o zaman her şahıs için, kendi hakkını kendi kurallarına göre koruma yolu açılır ki, bu da huzur ve düzeni bozacak çok sakıncalı bir durumdur. Bu bakımdan Milli Devlet anlayışında, hakların koruyucusu ve teminatı yalnızca devlettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

İstanbul Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan ortak operasyonda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan ve yurtdışında 2 tonluk uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

11.09.2026 07:00:00 / Güncelleme: 11.09.2026 11:09:34
İHA
 
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT Başkanlığı ve EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının destekleriyle yürütülen çalışmalarda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan İslam Yakut'un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu yerlerden suç faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi.








2 ton uyuşturucudan sorumlu

İslam Yakut'un kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiği, liderliğini yaptığı suç örgütü aracılığıyla uluslararası uyuşturucu madde sevkiyatını organize ettiği, yurt içinde ve yurt dışında ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucu maddeden sorumlu olduğu tespit edildi.

Sarıyer'de yakalandı

Yapılan çalışmalar sonucunda şahsın İstanbul'da bulunduğu ve Sarıyer ilçesindeki bir adreste saklandığının belirlenmesi üzerine İslam Yakut dün düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın saklandığı adreste yapılan aramalarda; İslam Yakut için düzenlenen D.G. adıyla hazırlanan sahte yurtdışı kimlik belgesi ele geçirildi. Konu ile ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ettiği öğrenildi.









Örgütü 2024 yılında çökertilmişti
 
Öte yandan 2024 yılında suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda, örgütün diğer lideri E.Y. ile birlikte örgüt yönetici ve üyeleri yakalanarak tutuklanmış, suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerine el konulmuştu. Emniyet kaynaklarından operasyona yönelik yapılan açıklamada, "2024 yılında gerçekleştirilen operasyonla suç örgütünün faaliyetlerine son verilerek örgüt yapısı çökertilmiş, firari durumda bulunan İslam Yakut isimli şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. Yürütülen çalışmalar neticesinde İslam Yakut isimli şahsın da yakalanmasıyla suç örgütü tamamen etkisiz hale getirilmiştir." ifadelerine yer verildi.İHA

MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" dedi

10.09.2026 16:36:00
İHA
 
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.






42 ülkeden 542 iletişimci NATO İletişimciler Konferansı'nda buluştu

NATO İletişimciler Konferansı'nda stratejik iletişim, dezenformasyonla mücadele ve müttefikler arası koordinasyonun ele alındığını aktaran MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Sahip olduğu tecrübe ve uzmanlıkla NATO'nun yüksek hazırlık seviyesinin desteklenmesine katkı sağlayan Komutanlığımız, değişen güvenlik ortamı, gelişen konseptler ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda müttefiklerin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığımız, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğimizin koordinatörlüğünde, 7-10 Eylül tarihleri arasında 42 ülkeden alanında uzman 542 iletişimcinin katıldığı NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yapmıştır. NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyona karşı dayanıklılığın artırılması ve müttefikler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulan söz konusu konferansta, güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları, stratejik iletişimin geleceğine yönelik eğilimler, değişen bilgi ve iletişim ortamının beraberinde getirdiği fırsat ve sınamalar, bilişsel alandaki gelişmeler ile yapay zeka araçlarından etkin şekilde yararlanılmasına ilişkin hususlar ele alınmıştır."

2 PKK'lı terörist teslim oldu

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele kapsamında çalışmaların azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Tuğamiral Aktürk, "Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" diye konuştu.









"Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama ve tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi"

Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Aktürk, "Hudutlarımızda ise; sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 790 şahıs yakalanmış, 887 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 10 bin 445, engellenen kişi sayısı da 49 bin 394 olmuştur. Ayrıca bu hafta içerisinde Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" şeklinde konuştu.

"Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır"

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ikili ilişkiler ve NATO başta olmak üzere uluslararası görevler kapsamında bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirterek, "40'ıncı Komando Eğitim Tugay Komutanlığımız tarafından Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır. Libya'nın birlik ve bütünlüğü ile kalıcı istikrarına büyük önem veren ülkemiz, 'Tek Libya, Tek Ordu' hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeye ve askeri eğitim ve iş birliği faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır"

Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail'in Lübnan ve Filistin'de sivillere yönelik saldırılarını kınadıklarını vurgulayan Aktürk, "İsrail, Lübnan ve Gazze'ye yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde sürdürmekte ve bölge halkını göçe zorlamaya devam etmektedir. Lübnan'da, 2 Mart tarihinden bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'ü, yaralananların sayısı ise 12 bin 300'ü aşmıştır. Filistin'de ise sadece ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bin 300'den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş; Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır. Dünya Gıda Programı, Gazze nüfusunun üçte ikisinin kritik veya acil düzeyde açlıkla karşı karşıya olduğunu bildirmiştir. İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

SOLOTÜRK, Fransa'da düzenlenecek Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne katılması planlanıyor

Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni düzenleneceğini söyleyen Aktürk, "11 Eylül'de Mehteran Birlik Komutanlığımızca 'Yaşayan Miras Festivali' kapsamında Kütahya'da, Deniz Kuvvetleri Bando Komutanlığımız tarafından "Kültür Yolu Festivali" çerçevesinde Kayseri'de, 12 Eylül'de ise 6'ncı Kolordu Bölge Bando Komutanlığımız tarafından 'Kültür Yolu Festivali' çerçevesinde Kahramanmaraş'ta konserler düzenlenecektir. Ayrıca Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni icra edilecektir. 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen "2'nci El-Alameyn Hava Fuarı" kapsamında Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşları gerçekleştirilmekte, 12-13 Eylül'de Fransa'da düzenlenecek 'Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne ise SOLOTÜRK Gösteri Ekibimiz tarafından katılım sağlanması planlanmaktadır" ifadelerinde bulundu.

"ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza Hassas Güdüm Kiti ve Lazer Güdüm Kiti teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir"

Savunma sanayiindeki son teslimatlara da değinen Aktürk, "Yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları da devam etmektedir. Son bir hafta içerisinde; MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmat; savunma sanayi paydaşlarımıza orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankı ana silah sistemi, ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza "Hassas Güdüm Kiti" (HGK-84) ve "Lazer Güdüm Kiti" (LGK-82) teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir" açıklamasında bulundu.

"MKE ile PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır"

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından gerçekleştirilen uluslararası fuar katılımları ve savunma sanayisi alanındaki iş birliklerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "MKE tarafından; 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen 2'nci El-Alameyn Hava Fuarı'na, 8-11 Eylül tarihleri arasında Polonya'da gerçekleştirilen MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katılım sağlanmaktadır. Söz konusu fuar kapsamında MKE ile Polonya'nın savunma sanayi kuruluşlarından PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır" dedi.

Deniz Kuvvetleri, Girne ve Silivri açıklarında batan gemiler için arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor

Girne açıklarında ve Marmara Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarının ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Aktürk, "30 Ağustos'ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisinde kaybolan vatandaşlarımız ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan geminin kayıp mürettebatına yönelik arama kurtarma faaliyetlerimiz, Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sürdürülmektedir. Söz konusu kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımız ile Kıbrıs Türkü kardeşlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet; kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz" şeklinde konuştu
İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 104'üncü yıl dönümünü kutlayan Aktürk, Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından Sakarya Zaferi'nin 105'inci yıl dönümünü de şimdiden kutladıklarını belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele kahramanları, aziz şehitler ve ebediyete irtihal eden gazileri rahmet, minnet ve saygıyla andıklarını ifade etti.

Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor

Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği olduğunu belirterek, "Hava kirliliği çok geniş alanlara yayıldığı için uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor" dedi

10.09.2026 12:33:00
İHA
 
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak Aladağ ve İmamoğlu ilçelerine yayılan orman yangını nedeniyle kent merkezinde de is kokusu ve hava kirliliği etkili oldu. Yangın çok geniş alanlara yayıldığı için felaketin boyutu uydudan da görülebiliyor. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları sonrasında oluşan hava kirliliği ve dumanın kent merkezlerine ulaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.






"Hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor"

Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları ciddi hava kirleticileri olduğunu söyleyerek, "Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği var. Hava kirliliğinin çok geniş alanlara yayıldığı uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor. Hava kirliliğinin özellikle çocuklar bebekler kronik hastalıkları olanlar ve yaşlılar üzerinde çok ciddi manada olumsuz etkileri var. Şehirler üzerinde hava kirliliği açısından çok ciddi olumsuz etkiler olduğunu söyleyebiliriz. Pencerelerin kapalı tutulması her zaman tavsiye ediliyor. Şu anda bizde pencereleri kapalı tutacak kadar yoğun bir hava kirliliği olduğunu söylemek doğru değil dedi.








"Orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır"

Orman yangınlarının kendi içerisinde pek çok ciddi çevresel problemleri olduğunu dile getiren Başıbüyük, "Orman yangınlarının ekosisteme toprağa havaya su kaynaklarına ve hava üzerinden doğrudan insanlar üzerine verdiği zararlar var. Bunun dışında ormanda yaşayan hayvan ve bitki türleri gibi diğer canlılara olan olumsuz etkileri saymakla bitmez. Ülkemizde son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve meteorolojik şartlar orman yangınlarını daha zor kontrol edilebilir bir hale getirdi. Vatandaşlarımızdan sigara izmaritleri ve cam atıkları gibi konularda dikkatli olmalarını orman alanlarında piknik yapmamalarını ve orman alanlarına yakın tarım alanlarında anız yakmamalarını rica ediyoruz. Bu konularda belli bir hassasiyet oluştuğunu görsek de ülkemizde çıkan orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır" ifadelerini kullandı.








"Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor"

Vatandaşlardan Savaş Sözcü ise yangın uzakta da olsa dumanını burada hissettiklerini ifade ederek, "Ormanların yanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etsin. Sigara izmaritini atarken ormanımıza zarar vermeyelim. Bu sıcakta çalışanlara ormanımıza ve insanlara yazık. Sigara izmaritini atarken söndürerek atalım. Piknik yaparken rastgele yerlerde ateş yakmayalım. Zaten bu sıcak geçmiyor bir de yangınla ve dumanla uğraşıyoruz. Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor. Buna dikkat etmeliyiz. Bunun zararını hepimiz görüyoruz. Yazık günahtır. Bu suçları işleyenlerin en ağır cezayı almalarını isterim" şeklinde konuştu.








"Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum"

Mina Erdem ise Adana'nın Kozan ilçesinde oluşan yangın bütün Adana ilçelerini merkezlerini etkilediğini aktararak, "İnsanlar Adana'da hem Adana sıcağıyla hem de Adana yangınıyla uğraşmak zorunda kaldı. Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum. İnsanlarımız sigara izmaritini çöpleri yerlere attığı için yangınlar daha da çoğalıyor. Parklarımızı bahçelerimizi kirlettiği için yangınlarımız daha da çoğalıyor. İnsanlarımızı daha hijyene daha temiz sokaklara davet ediyorum" dedi.






Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu

Kocaeli'de jandarma ekiplerince Dilovası ve Gebze'de 3 araçta yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin TL olan kaçak ürünler ele geçirildi. Operasyonda 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı

09.09.2026 14:28:00
İHA
 
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli İl Jandarma Komutanlığınca kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar kapsamında, Dilovası ve Gebze ilçelerinde 3 araçta arama gerçekleştirildi. 6-7 Eylül tarihlerinde yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin lira olan çok sayıda kaçak ürün ele geçirildi.






Ekiplerce yapılan aramalarda 500 paket ısıtılmış elektronik sigara tütünü, bin paket kaçak sigara, 238 elektronik sigara ve ünlü markalara ait bin 500 çift gümrük kaçağı terlik bulundu. 






Operasyon kapsamında 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

Antalya'da 15 katlı binada can pazarı

Antalya'da 15 katlı binanın dış cephesini boyayan iki işçi, iskele halatının boşalması sonucu 13'üncü katta asılı kaldı. Emniyet halatları sayesinde ölümden dönen işçiler, kendi imkanlarıyla dairenin balkonuna girdi

09.09.2026 14:17:00
İHA
 
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Olay, dün öğle saatlerinde Muratpaşa ilçesi Meltem Mahallesi Dumlupınar Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, isimleri öğrenilemeyen iki işçi 15 katlı binanın dış cephesinde boyama yaptığı sırada iskele henüz belirlenemeyen bir nedenle düşmeye başladı. Bu sırada iki işçi emniyet kemerlerinden halatlara tutulu vaziyette asılı kaldı. Büyük bir tehlike atlatan işçiler, kendi imkanlarıyla 13'üncü kattaki dairenin balkonuna girdiler. İskele ise apartmanın dördüncü katındaki klima ve balkon demirlerine takılı vaziyette durdu.






İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, işçilerin güvenli bölgede olduğunu görünce, bina etrafında şeritlerle güvenli alan oluşturdu.

Dairede oturanların olmaması nedeniyle bir süre balkonda bekleyen işçiler, ardından ev sahibinin gelmesi sonrası aşağı indi. İşçilerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.








"Çok korktum"

Olayın görgü tanıklarından Gülefer Anlak, "Yemek yemeye geliyordum. Karşı yoldan geçip kaldırımın dibine ulaştığımız sırada apartmandan iskeleler yuvarlandı. Bir baktım, iki beyefendi asılı halde kalmış. O anda çok korktum. Yanımdan geçen, yandaki inşaatta çalıştığını öğrendiğim beyefendiye, 'Lütfen hemen yardım çağırın' dedim. O da bana, 'Abla, bu iskelenin böyle olması ikinci kez oluyor' dedi. Ben de 'Neden aynı iskeleyi tekrar tekrar kullanıyorlar' İnsanların canı bu kadar mı değersiz' diye tepki gösterdim. Çok üzüldüm. Allah'tan canları kurtuldu. İtfaiye çağrıldı, şimdi müdahale ediliyor" dedi.




















Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor

Mersin'in Bozyazı ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

08.09.2026 13:46:00
İHA
 
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Edinilen bilgiye göre, Tekeli Mahallesi Akdam mevkisinde, seraların bulunduğu alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.






Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede çevredeki ormanlık alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.








Yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, ekiplerin alevleri kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.













Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi

Okula uyum süreci, çocukların aile ortamından çıkıp kurumsal bir sosyal yapıya geçiş yaptığı ilk kritik eşiktir

07.09.2026 13:11:00
Hasan Gündoğdu
 
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için düzenlenen bu süreç, akademik bir başlangıçtan ziyade psikolojik ve duygusal bir güven alanı inşa etme amacı taşır.






Ayrışma Kaygısını Güvenli Bağlanmaya Dönüştürme
 
Aileden İlk Kopuş: Özellikle anaokulu çağındaki çocuklar için okul, ebeveyn korumasından ilk kez uzun süreli uzaklaşma anlamına gelir. Uyum haftası, çocuğun "Ebeveynim beni buraya bırakıyor ama mutlaka geri alacak" algısını geliştirmesini sağlar.

Aşamalı Süreç: İlk günlerde ders saatlerinin kısa tutulması ve ebeveynlerin okul bahçesinde/bekleme alanlarında bulunması, çocuğun kaygı düzeyini kademeli olarak düşürür.







Güvenli Alan ve Fiziksel Mekânı Tanıma
 
Bilinmezliği Giderme: Çocukların tanımadıkları mekânlara karşı doğal bir çekincesi vardır. Uyum sürecinde sınıfın, tuvaletlerin, yemekhanenin ve oyun alanlarının gezilip tanıtılması, ortamı öngörülebilir kılar.
 
Öğretmenle İlk Temas: Birebir iletişim sayesinde öğretmen, otorite figüründen ziyade ihtiyaç anında sığınılacak güvenli bir rehber olarak algılanmaya başlar.







Sosyal Kurallar ve Akran İletişiminin Temelleri
 
Akran Etkileşimi: İlk kez kendi yaş grubuyla yoğun bir paylaşım alanına giren çocuklar; sırasını bekleme, paylaşma, dinleme ve ortak hareket etme gibi temel sosyal becerileri bu süreçte deneyimler.
 
Baskısız Rutin: Akademik yükün ve katı kural listelerinin bulunmadığı ilk günlerde oyun temelli etkinlikler kullanılarak okul rutinine yumuşak bir geçiş yapılır.







Uzun Vadeli Okul Algısı ve Akademik Başarıya Etkisi
 
Uyum süreci başarılı geçtiğinde ya da uyum süreci ihmal edildiğinde neler olur, karşılaştırmalı olarak değerlendirelim:
 
Okul Algısı: Okul, keşfedilecek ve eğlenilecek bir yer olarak görülür. Okul, ebeveynden ceza olarak ayırma mekânı gibi algılanabilir.
 
Duygusal Durum: Özgüven artar, okula gitme isteği (motivasyon) yüksek olur. Okul fobisi, somatik ağrılar (karın/baş ağrısı) ve ağlama krizleri görülebilir.
 
Öğrenme Becerisi: Zihinsel enerji kaygıya değil, derse ve etkinliklere odaklanır. Kaygı seviyesi yüksek olduğu için odaklanma ve öğrenme güçleşir.
 
Ebeveynlerin bu dönemde sergileyeceği kararlı, sakin ve tutarlı tutum ile okulun esnek ve şefkatli yaklaşımı birleştiğinde; uyum haftası çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkileyecek sağlam bir temel oluşturur.

2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi

Mersin'de polis ekiplerince kapı kilidi kesilerek girilen adreste 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik hap ele geçirildi. Olaya ilişkin 4 şüpheli yakalandı

07.09.2026 11:56:00
İHA
 
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi ekiplerince yüklü miktarda uyuşturucu madde bulunduğu değerlendirilen merkez Yenişehir ilçesi Batıkent Mahallesi'nde paravan olarak kullanılan dükkan tespit edildi.








Operasyon için harekete geçen polis ekipleri kapı kilidi kesilerek girilen iş yerinde 97 adet koli içerisinde 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik ecza hapı ele geçirdi. Operasyonda aralarında hırsızlık, yaralama gibi çeşitli suç kayıtları olan şüphelilerin de bulunduğu K.S., İ.A., H.S. ve K.K. yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyete götürülen 4 şüphelinin uyuşturucu ticaretinden ifadelerinin alınıp adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.