30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da kazanılan büyük zafer, Millî Mücadele'nin askerî bakımdan en önemli dönüm noktalarından birini oluşturdu. Ancak savaş henüz tamamen sona ermemişti. Şimdi Türk ordusunun önünde yeni bir görev vardı: Düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği emir doğrultusunda Türk ordusu, geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip etmeye başladı. Bu takip, yalnızca askerî bir harekât değildi. Yıllardır işgal altında bulunan Anadolu topraklarının yeniden özgürlüğüne kavuşması için başlayan büyük bir kurtuluş yürüyüşüydü.
Türk ordusu kısa sürede büyük bir hızla ilerledi. Birbiri ardına yerleşim merkezleri işgalden kurtarılırken, Anadolu insanının yıllardır beklediği günler artık gerçeğe dönüşüyordu.
2 Eylül'de Eskişehir, 6 Eylül'de Bilecik, 7 Eylül'de Aydın ve 8 Eylül'de Manisa'nın kurtuluşuyla birlikte Türk ordusunun ilerleyişi sürdü.
Her kurtarılan şehir, yalnızca bir toprağın işgalden temizlenmesi anlamına gelmiyordu.
O şehirlerde yaşayan insanların yeniden kendi vatanlarında hür bir şekilde yaşayabilmeleri anlamına geliyordu.
Yıllarca hasretle beklenen bayrak yeniden göndere çekiliyor, ezanlar yeniden özgürce okunuyor, insanlar Mehmetçiği büyük bir coşkuyla karşılıyordu.
Fakat ordunun hedefi belliydi: İzmir.
15 Mayıs 1919'da başlayan işgal, Türk milletinin hafızasında unutulmaz bir acı bırakmıştı. İzmir'in işgali, Anadolu'da Millî Mücadele'nin ateşini harlayan en önemli gelişmelerden biri olmuştu.
Şimdi ise aynı şehir, kurtuluşun sembolü olacaktı. 9 Eylül 1922 sabahı Türk ordusu İzmir'e girdi.
İzmir'in kurtuluşuyla birlikte Yunan ordusunun Anadolu'daki varlığı büyük ölçüde sona erdi. Türk milleti, yıllardır sürdürdüğü varoluş mücadelesinde askerî bakımdan büyük bir başarıya ulaşmıştı.
9. Eylül, yalnızca İzmir'in kurtuluş günü değildi.
Aynı zamanda 15 Mayıs 1919'da başlayan büyük acının sona erdiği gündü.
İşgal ile başlayan süreç, bağımsızlıkla sonuçlanıyordu.
Bir millet, dört yıl önce içine düştüğü karanlıktan kendi iradesiyle çıkmıştı.
Fakat şimdi önümüzde yeni bir soru vardı: Askerî zafer nasıl kalıcı bir barışa dönüşecekti?
Çünkü savaş meydanında kazanılan zaferin, masa başında diplomasiyle taçlandırılması gerekiyordu.
Anadolu kurtulmuştu.
Şimdi sıra, bu büyük mücadelenin hukukî ve siyasî sonuçlarını ortaya koymaya gelmişti.
Zafere giden kutlu yol, İzmir'de bitmiyor; yeni bir dönemin kapısını aralıyordu.
Çünkü bir milletin bağımsızlığı yalnızca savaş meydanında kazanılmaz; kazanılan zafer, doğru bir irade ve sağlam bir devlet anlayışıyla geleceğe taşınır.
(Devam edecek…)
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği emir doğrultusunda Türk ordusu, geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip etmeye başladı. Bu takip, yalnızca askerî bir harekât değildi. Yıllardır işgal altında bulunan Anadolu topraklarının yeniden özgürlüğüne kavuşması için başlayan büyük bir kurtuluş yürüyüşüydü.
Türk ordusu kısa sürede büyük bir hızla ilerledi. Birbiri ardına yerleşim merkezleri işgalden kurtarılırken, Anadolu insanının yıllardır beklediği günler artık gerçeğe dönüşüyordu.
2 Eylül'de Eskişehir, 6 Eylül'de Bilecik, 7 Eylül'de Aydın ve 8 Eylül'de Manisa'nın kurtuluşuyla birlikte Türk ordusunun ilerleyişi sürdü.
Her kurtarılan şehir, yalnızca bir toprağın işgalden temizlenmesi anlamına gelmiyordu.
O şehirlerde yaşayan insanların yeniden kendi vatanlarında hür bir şekilde yaşayabilmeleri anlamına geliyordu.
Yıllarca hasretle beklenen bayrak yeniden göndere çekiliyor, ezanlar yeniden özgürce okunuyor, insanlar Mehmetçiği büyük bir coşkuyla karşılıyordu.
Fakat ordunun hedefi belliydi: İzmir.
15 Mayıs 1919'da başlayan işgal, Türk milletinin hafızasında unutulmaz bir acı bırakmıştı. İzmir'in işgali, Anadolu'da Millî Mücadele'nin ateşini harlayan en önemli gelişmelerden biri olmuştu.
Şimdi ise aynı şehir, kurtuluşun sembolü olacaktı. 9 Eylül 1922 sabahı Türk ordusu İzmir'e girdi.
İzmir'in kurtuluşuyla birlikte Yunan ordusunun Anadolu'daki varlığı büyük ölçüde sona erdi. Türk milleti, yıllardır sürdürdüğü varoluş mücadelesinde askerî bakımdan büyük bir başarıya ulaşmıştı.
9. Eylül, yalnızca İzmir'in kurtuluş günü değildi.
Aynı zamanda 15 Mayıs 1919'da başlayan büyük acının sona erdiği gündü.
İşgal ile başlayan süreç, bağımsızlıkla sonuçlanıyordu.
Bir millet, dört yıl önce içine düştüğü karanlıktan kendi iradesiyle çıkmıştı.
Fakat şimdi önümüzde yeni bir soru vardı: Askerî zafer nasıl kalıcı bir barışa dönüşecekti?
Çünkü savaş meydanında kazanılan zaferin, masa başında diplomasiyle taçlandırılması gerekiyordu.
Anadolu kurtulmuştu.
Şimdi sıra, bu büyük mücadelenin hukukî ve siyasî sonuçlarını ortaya koymaya gelmişti.
Zafere giden kutlu yol, İzmir'de bitmiyor; yeni bir dönemin kapısını aralıyordu.
Çünkü bir milletin bağımsızlığı yalnızca savaş meydanında kazanılmaz; kazanılan zafer, doğru bir irade ve sağlam bir devlet anlayışıyla geleceğe taşınır.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
























































