logo
12 EYLÜL 2026

Uzayda silahlanma-2: Göğün kontrol hakkı

12.09.2026 00:00:00
 

Geçen yazıda uzayın hiç barışçıl olmadığını, değişenin altmış yıl tutan bir frenin sökülmesi olduğunu konuşmuştuk. Şimdi asıl soru: bu freni söken devletler ne düşünüyor? Tahmin etmeye gerek yok. Üçünün de doktrin belgeleri, ders kitapları ve askerî dergileri ortada. Ve yan yana konduğunda ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor: üç ordu neredeyse aynı cümleleri kuruyor, ama her biri diğerini suçlayarak.

Çin: "Göğün kontrol hakkı"

Çin askerî literatürünün merkezinde tek bir kavram var: 制天权. Türkçeye "göğün kontrol hakkı" diye çevirebiliriz. Tanımı, Halk Kurtuluş Ordusu'nun en önemli düşünce kuruluşu olan Askerî Bilimler Akademisi'nin "Uzay Harekâtı Çalışma Ders Kitabı"nda geçiyor: kendi uzay kabiliyetini tam kullanabilmek, aynı anda rakibin uzay güçlerini sınırlamak, zayıflatmak ve imha etmek. Çinli yazarlar uzayı "nihai yüksek zemin" diye tarif ediyor ve şu formülü tekrarlıyor: uzayı kontrol eden dünyayı kontrol eder.

Peki Çin bu sonuca nasıl vardı? Amerika'yı okuyarak.

Çin kaynaklarında dolaşan rakamlar şunlar: Amerikan ordusu navigasyon ihtiyacının yüzde 100'ünü, muhaberesinin yüzde 80-90'ını, istihbaratının yüzde 70-90'ını uydulardan karşılıyor. Pekin, rakibinin en güçlü tarafını aynı zamanda en kırılgan tarafı olarak okumuş. Bir orduyu yenmenin en ucuz yolu, onu kör etmek. Bu kavramın yörüngedeki karşılığı Shijian uyduları. Shijian-21, 2021'de fırlatıldı ve bir yıl sonra arızalı bir Beidou navigasyon uydusuna kenetlenip onu "mezarlık yörüngesi" denen bölgeye çekti. Çin bunu enkaz temizliği olarak duyurdu. 2025'te Shijian-25 ile buluştu, aylarca yaklaşma manevraları yaptı, kenetlendi, yakıt aktardı, kasım sonunda ayrıldı. Ne Çin uzay otoriteleri ne üretici firma tek kelime açıklama yaptı.

Geçen yazının dersini hatırlayın. Yörüngede bir cisme nazikçe kenetlenip yakıt aktarabilen araç, aynı hareketle onu itebilir, kavrayabilir, sürükleyebilir. Bir uyduyu kurtaran teknoloji ile bir uyduyu kaçıran teknoloji aynı teknolojidir.

Bir de literatür var. Nisan 2022'de, ordunun Pekin İzleme ve Telekomünikasyon Enstitüsü'nden Ren Yuanzhen liderliğindeki ekip, "Modern Savunma Teknolojisi" adlı hakemli Çin dergisinde bir makale yayımladı. Makale, bazı Starlink uydularının işlevini yitirmesi ve işletim sisteminin çökertilmesi için yumuşak ve sert imha yöntemlerinin birlikte kullanılmasını öneriyordu. Basında haber olunca makale dergiden kayboldu, ama bir Amerikalı diplomat metni çoktan çevirmişti.

En ilginç yanı, hangi yöntemi tercih ettiği. Çinli araştırmacılar fiziksel imha yerine yumuşak imhayı öneriyor. Gerekçe ahlaki değil, pratik: uyduları parçalamak enkaz üretiyor ve o enkaz Çin'in kendi faaliyetlerini de engelliyor.

Rusya: Savaş uzayda başlar

Rus askerî düşüncesinin ana damarı "Voennaya Mısl" (Askerî Düşünce) dergisidir. Genelkurmay'ın yayımlanmasını uygun gördüğü makaleleri taşır; yani bu dergideki metin, Rusya'nın resmî aklına en yakın metindir. Rusya'nın tezi Çin'inkinden farklı. Çin uzayı "kontrol edilecek yüksek zemin" görüyor. Rusya ise "savaşın başlayacağı yer" görüyor.

Mareşal Mahmut Gareyev 2011'de silahlı mücadelenin karakterinin köklü değiştiğini, çatışmanın ağırlık merkezinin havacılık-uzay alanına kaydığını savundu; Savunma Bakanı Şoygu da bu pozisyonu benimsedi. Ama Gareyev'in asıl kritik cümlesi şuydu: havacılık-uzay harekâtları savaş patlak vermeden önce planlanmalı ve çatışmanın en başında uygulanmalıdır.

Şimdi bu doktrini birinci yazıdaki Ankara-İstanbul listesiyle yan yana koyun. Baltık'ta ve Karadeniz'de her gün süren sinyal karıştırma, sinir bozucu bir taciz değil. Doktrinin barış zamanındaki uygulaması. Litvanya 2026'da Kaliningrad'daki sahte sinyal altyapısının 2025 başındaki birkaç antenden birkaç düzineye çıktığını bildirdi. Sistem büyüyor.

Yörüngedeki dosya daha ağır. Amerikan istihbaratı, Şubat 2022'de fırlatılan Kosmos 2553 uydusunun Rusya'nın nükleer bir uydu-avcısı programına destek verdiğini değerlendiriyor. Uydu, hiçbir aracın girmediği, radyasyonu yüksek bir yörüngede. Rusya bunun bilimsel araştırma olduğunu söylüyor. Amerikan Uzay Komutanlığı ise 2024'te fırlatılan Kosmos 2576 için doğrudan "karşı-uzay silahı" dedi ve bir Amerikan uydusuyla aynı yörüngeye konduğunu açıkladı. Moskova'nın cevabı Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov'dan geldi: Amerikalılar ne isterse söyleyebilir, Rusya'nın politikası değişmez; Moskova alçak yörüngeye vurucu silah yerleştirilmesine her zaman karşı çıkmıştır.

Amerika: Uzay üstünlüğü

Amerika'nın konumu ilginç, çünkü kelimeyi ilk telaffuz eden o oldu. Nisan 2025'te Uzay Kuvvetleri'nin yayımladığı doktrin belgesi, "uzay kontrolü"nü hizmetin çekirdek işlevi ilan etti. Tanım açık: uzay kontrolü saldırgan ve savunmacı eylemlerden oluşur ve bunlara karşı-uzay operasyonları denir. Üç muharebe alanı sayılıyor: yörüngesel savaş, elektromanyetik savaş, siber savaş. Aynı ay yayımlanan planlama çerçevesi saldırı biçimlerini tek tek listeliyor: rakip uzay aracının yakınına manevra yapıp silah kullanmak, menzil dışı vuruş, uydu-yer bağlantısına saldırı.

Bu dilin ne kadar yeni olduğunu anlamak gerekiyor. Karşı-uzay operasyonları, Amerikan uzay operatörlerinin yıllarca kamuoyu önünde konuşmaktan kaçındığı bir konuydu. Uzay Kuvvetleri Komutanı General Chance Saltzman ise açıkça yazdı: uzay üstünlüğü, sivil bir uzay ajansı ile savaşan bir uzay kuvveti arasındaki temel farktır.

Kanıtı parada. Altın Kubbe'nin yirmi yıllık maliyeti 1,2 trilyon dolar hesaplandı, yüzde 70'i yörüngeye konacak önleyicilere ait. Uzay Kuvvetleri'nin 2027 bütçe talebi 71 milyar dolar, önceki yıla göre yüzde 40 artış; 22 milyar doları doğrudan "uzay kontrolü" başlığında.

İş belgeden sahaya da geçti. L3Harris yapımı Meadowlands adlı mobil uydu karıştırma sistemi 8 Haziran 2026'da faal ilan edildi. Uyduyu imha etmiyor; sinyalini boğuyor, enkaz bırakmıyor. Yani Amerika, Çinli araştırmacıların tercih ettiği yöntemin aynısını konuşlandırdı.

Peki bu üçü hiç anlaşmıyor mu? Anlaşıyorlar. Ama ikişer ikişer, üçüncüye karşı. Çin ve Rusya, uzaya silah yerleştirilmesini yasaklayan bir antlaşma taslağını yıllardır birlikte savunuyor. Kısaca PPWT denen bu metni Birleşmiş Milletler'e sundular ve her yıl arkasında duruyorlar. Mayıs 2025'te de ortak bildiri yayımlayıp Amerika'nın Altın Kubbe projesini "derinden istikrarsızlaştırıcı" ilan ettiler; bildiride projenin uzayı silah yerleştirme sahasına ve silahlı çatışma arenasına çevireceği yazıyordu. Yani şimdilik, üç büyük gücün ittifakları, silahlanmayı durdurmak için değil, rakibin silahlanmasını sınırlamak için kuruluyor.

Bu doktrinleri yan yana koyduğunuzda ortaya üç ayrı stratejik akıl değil, aynı aklın üç kopyası çıkıyor. Çin, Amerika'nın uydulara bağımlılığını hesaplayıp "onu kör edersem yenerim" dedi. Amerika bu hesabı görüp "beni kör etmesini engellemeliyim, o halde ben de körleştirebilmeliyim" dedi. Rusya, Batı'nın üstünlüğünü görüp "savaş başlamadan bunu bozmalıyım" dedi. Üçü de saldırgan olduğunu reddediyor. Üçü de gerekçe olarak diğerini gösteriyor.

Bunun bir adı var: güvenlik ikilemi. Bir tarafın kendini güvende hissetmek için attığı her adım, diğerini daha güvensiz hissettirir ve o da adım atar. Kimse savaş istemez, ama herkes hazırlanır ve hazırlığın kendisi savaşı yaklaştırır.

Uzaydaki hâli ise özel bir tehlike taşıyor. Çünkü yörüngede bir uydunun sizi mi izlediğini, size mi yaklaştığını, yoksa geçip mi gittiğini anlamak çok zor. Shijian-21 arızalı uyduyu çekerken Pentagon bunu hem enkaz temizliği hem potansiyel saldırgan manevra olarak yorumladı. İkisi de doğru olabilir. Ve yanlış yorumlanan tek bir manevra, yeryüzünde başlamamış bir savaşı başlatabilir.

Yarınki yazıda geri kalan dünyaya bakacağız: kimin kimin yanında saf tuttuğunu, hiçbir tarafta olmayanların ne yaptığını ve Birleşmiş Milletler'in bu işi neden durduramadığını.

 
İbrahim Yıldız / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.