logo
12 EYLÜL 2026

Almanya-Rusya : Diplomasinin kapılarını kapatırken

12.09.2026 00:00:00
 
Devletler arasındaki ilişkilerin ne kadar kötüleştiğini anlamak için büyükelçiliklerin kapısına kilit vurulmasını beklemek gerekmiyor. Bazen bir başkonsolosluğun kapatılması, bir kültür merkezinin faaliyetlerinin sona erdirilmesi ya da diplomatik personelin ülkeden ayrılmasının istenmesi, ilişkilerin geldiği noktayı anlatmaya yetiyor.
 
Almanya ile Rusya arasında son günlerde yaşananlar da bu açıdan dikkat çekici. Berlin, Bonn'daki Rusya Başkonsolosluğu'nun kapatılması yönünde karar aldı. Moskova ise buna St. Petersburg'daki Alman Başkonsolosluğu'nu kapatma ve Rusya'daki Goethe Enstitüsü merkezlerine yönelik karşı tedbirlerle yanıt verdi. Burada önemli bir ayrıntı var: Berlin'deki Rusya Büyükelçiliği kapanmış değil. Yani iki ülke arasındaki diplomatik ilişki kopmuş değil; ancak bu ilişkinin taşıdığı kurumsal temas alanı giderek daralıyor.
 
Bence tartışmanın asıl önemli tarafı da burada. Çünkü devletler arasındaki ilişkiler yalnızca liderlerin telefon görüşmelerinden veya dışişleri bakanlarının açıklamalarından ibaret değil. Konsolosluklar, kültür kurumları ve diplomatik temsilcilikler, ilişkiler kötüleştiğinde daha da önemli hale gelen temas noktaları. Bunların birer birer devre dışı kalması, bugün için sembolik bir misilleme gibi görülebilir. Fakat yarın ortaya çıkabilecek bir krizin yönetilmesini de zorlaştırabilir.
 

İHA olayı gerilimi hızlandırdı

 
Son gerilimin arkasında Leipzig/Halle Havalimanı çevresinde yaşanan İHA olayı bulunuyor. Almanya, 4 Ağustos'ta patlayıcı düzenek taşıdığı değerlendirilen bir İHA'nın Ukrayna'ya ait bir kargo uçağının yakınında bulunmasının ardından yürütülen soruşturmanın Rusya'yı işaret ettiğini açıkladı. Moskova ise suçlamayı reddetti. Dolayısıyla olayın bütün ayrıntıları ve sorumluluk zinciri konusunda iki tarafın açıklamaları birbirinden oldukça farklı. Bu nedenle soruşturmanın tüm sonuçları ortaya çıkmadan kesin bir hüküm vermek doğru olmaz.
 
Ancak diplomatik açıdan sonuçların ortaya çıkması için soruşturmanın bitmesini beklemek gerekmedi. Almanya'nın Bonn'daki Rusya Başkonsolosluğu'na yönelik kararı ve Berlin'deki Rus Evi konusunda attığı adımların ardından Rusya da Alman diplomatik ve kültürel kurumlarına karşılık verdi. Böylece güvenlik tartışması, kısa sürede iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin günlük işleyişine ve toplumlar arasındaki temaslara yansıdı.
 
Burada beni asıl düşündüren konu İHA'nın kendisinden çok, olayın ardından oluşan zincir. Çünkü bir ülkenin aldığı karar diğerinin misillemesine, o misilleme de yeni bir kararın gerekçesine dönüşmeye başladığında artık ortada yalnızca iki ayrı devlet kararı bulunmuyor. Kriz kendi ritmini oluşturmaya başlıyor.
 

Misilleme bir noktadan sonra kontrolden çıkabilir

 
Devletler birbirlerine karşı misilleme yapabilir. Bunun diplomaside ve uluslararası siyasette örnekleri sayısız. Bir ülkenin attığı adıma karşılık vermek, karşı tarafa siyasi bir maliyet yüklemek veya caydırıcılık oluşturmak açısından zaman zaman gerekli de olabilir.
 
Fakat bunun bir sınırı var. Çünkü misilleme sürekli hale geldiğinde tarafların attığı her adım bir sonraki karşılığın gerekçesine dönüşebilir. Bir süre sonra ilk kararın ne olduğu, kimin neyi neden yaptığı ikinci plana düşer. Herkes bir sonraki hamleye odaklanır.
 
Berlin ile Moskova arasındaki gelişmelerde benim gördüğüm risk tam olarak bu. Bugünkü kararların her biri kendi içinde açıklanabilir. Fakat bunların üst üste binmesi, iki ülke arasındaki temas alanını sürekli küçültürse ortaya daha farklı bir sorun çıkar: Krizleri yönetmek için kullanılan kanallar da krizle birlikte aşınmaya başlar.
 
Bu, özellikle güvenlik alanında önem taşıyor. Çünkü yanlış anlaşılmaların ve yanlış hesaplamaların en tehlikeli olduğu dönemler, tarafların birbirine en az güvendiği dönemlerdir. Böyle zamanlarda doğrudan iletişim kurabilecek kanalların bulunması bir zayıflık değil, tam tersine güvenlik mekanizmasının parçasıdır.
 

Güvenlik ile diplomasi birbirinin alternatifi değil

 
Almanya'nın Rusya karşısında güvenlik tedbirlerini artırması kendi politik tercihidir. Leipzig/Halle olayına ilişkin Alman makamlarının değerlendirmeleri de Berlin'in güvenlik endişelerini açıkça ortaya koyuyor. Ancak güvenlik tedbirlerini artırmak ile diplomatik temasları mümkün olduğunca korumak arasında zorunlu bir tercih olduğunu düşünmüyorum.
 
Tam tersine, ilişkiler kötüleştikçe diplomasiye duyulan ihtiyaç artıyor.
 
Konsoloslukların her koşulda açık tutulması gerektiğini söylemek de gerçekçi olmaz. Devletlerin güvenlik gerekçeleri olabilir, diplomatik statüler konusunda karşılıklı anlaşmazlıklar yaşanabilir. Fakat her kriz sonrasında ilk akla gelen yöntemin karşı tarafın temas noktalarını azaltmak olması, uzun vadede iki ülkenin birbirini anlamasını daha da zorlaştırabilir.
 
Goethe Enstitüsü konusunda yaşananlar bu nedenle yalnızca kültür politikası açısından değerlendirilmemeli. Kültür kurumları hükümetler arasındaki sorunları çözmez. Ancak toplumlar arasındaki bağların korunmasına katkı sağlar. Siyasi ilişkiler düzeldiğinde yeniden konuşabilmek için de bir zemin bırakır. O zemin tamamen ortadan kalktığında normalleşme yalnızca siyasi iradeye değil, yeniden kurulması gereken ilişkilere de bağlı hale gelir.
 

Asıl tehlike kopuş değil, düşük temas

 
Berlin ile Moskova arasında yakın zamanda tam bir diplomatik kopuş yaşanacağını düşünmek için henüz ortada yeterli neden yok. Büyükelçilikler açık kaldığı sürece iki ülkenin resmi diplomatik ilişkisi devam ediyor.
 
Fakat daha sessiz bir ihtimal var ve bana göre asıl üzerinde durulması gereken de bu: düşük temas dönemi.
 
Büyükelçilikler çalışmaya devam eder, ancak konsoloslukların sayısı azalır. Kültürel faaliyetler kısıtlanır. Diplomatik temaslar daha seyrek hale gelir. Siyasi açıklamalar sertleşir, doğrudan iletişim ise mümkün olduğunca sınırlı tutulur. Böyle bir tablo bir gecede ortaya çıkmaz. Küçük görünen kararların zaman içinde üst üste binmesiyle oluşur.
 
İşte bu nedenle bugün Bonn'daki bir konsolosluğun kapanmasını yalnızca Almanya ile Rusya arasındaki mevcut gerilimin bir sonucu olarak görmek yeterli değil. Bu karar aynı zamanda gelecekte iki ülkenin hangi şartlarda yeniden normalleşebileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
 
Avrupa'nın Rusya konusunda güvenlik kaygıları olabilir ve Almanya bunlara karşı daha sert önlemler alabilir. Bu, güvenlik politikası açısından ayrı bir tartışma. Fakat güvenlik ile diplomasi birbirinin alternatifi değil. Bir ülke hem kendisini koruyabilir hem de karşı tarafla konuşabileceği kanalları açık tutmaya çalışabilir.
 
Çünkü kriz çıktığında diplomasiye ihtiyaç duyulur. İlişkiler iyiyken konuşmak kolaydır; asıl mesele, ilişkiler kötüleştiğinde konuşacak bir yolun hala bulunup bulunmadığıdır.
 
Berlin ile Moskova arasındaki gerilimde bugün tartışılması gereken yalnızca kimin daha sert karşılık verdiği değil. Daha önemli soru şu: Bu karşılıklı misillemeler nerede duracak ve iki ülke, bir sonraki krizde birbirine ulaşabilecek kaç kanal bırakacak?
 
Diplomasinin değeri tam da burada ortaya çıkıyor. İlişkiler iyiyken konuşmak kolaydır. Önemli olan, ilişkiler kötüleştiğinde konuşacak bir yol bırakabilmektir.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.