logo
21 HAZİRAN 2026

BAYRAKSIZ OLAMAYIZ!

12.06.2001 00:00:00
Ağardı tan, söktü şafak, doğdu güneş, uyandı Anadolu... Trabzon Atatürk Meydanı'ndaki, İstanbul Çağlayan Meydanı'ndaki mitingler gibi kavurucu sıcağa rağmen Ankara Tandoğan'daki miting de görkemli geçti. Miting alanını dolduran yüzbinler, "Haziranın bu sıcağında da miting mi yapılır" yaklaşımını tarumar ettiler. Eline bayrağı alan her kesimden, her yaştan genç yaşlı, kadın erkek yüzbinler Tandoğan Meydanı'nı yine gelincik bahçesine çevirdiler.

Prof.Dr. Haydar Baş, mitingde yaptığı konuşmada yine net tespitlerde bulundu. Prof. Dr. Baş'ın konuşmasında başlıca vurgu yaptığı kavramlar 'egemenlik ve bağımsızlık' idi. Prof.Dr. Haydar Baş, egemenliğin Avrupa Birliği'ne devredilemeyeceğini, bunun 'vatana ihanet' anlamına geleceğine işaret etti.

Aşağıda Prof.Dr. Haydar Baş'ın mitingteki konuşmasında dile getirdiği düşüncelerini ve tespitlerini, sorular eşliğinde bulacaksınız.

Bu mitingin amacı nedir?

* Bu miting, manası, katılanları ve de fikriyatı itibarıyla aylarca, yıllarca konuşulacak, belki de melekler ervahı tarafından bizlere iftihar vesilesi olarak takdim edilecek olan muazzam bir mitingtir.

Bağımsızlık nedir ve Türk milleti açısından önemi nedir?

* Bir millet ki hayatını adalete, müsavata, sevgiye, hoşgörüye vakfetmiştir; onun hayatında esaretin yeri olabilir mi? Onun için o uçan kuşlar kadar hürdür, müstakildir, bağımsızdır. Bağımsızlık, bir milletin, hiç bir dış gücün etkisinde kalmadan kendi kararlarını vermesi ve kendini yönetmesidir. Kendi değerleriyle istediği tarz ve biçimde hayatını yaşamasıdır. Can, mal, namus, din ve vicdan emniyetinin, okuma, seyahat etme hürriyetinin, emniyetinin temin edilmesi demektir. Her sahada, kültüründe, örfünde, adetinde, geleneğinde, her şeyinde bir milletin bağımsız olması demektir. Bağımsız olmayan milletlerin çöküntüye maruz kalmaları kaçınılmazdır. Bağımsız olmayan milletler, maneviyatlarını da, kültür hayatlarını da, örflerini de, adetlerine de devam ettiremezler. Bağımsızlığını kaybetmiş bir millet egemenlikten hiç ama hiç bahsedemez. Bağımsız olmayan milletlerin ne yer altı ve ne de yer üstü kaynağı vardır.

Her konuda bağımsız olabilmek için nasıl bir politika izlenmeli?

* Her konuda bağımsız olmamız gerektiği gibi siyasi konularda da bağımsız olmamız lazımdır. Bağımsızlık Türk milletinin karakteridir. Atatürk'ün de ifadelerinde beyan buyurduğu gibi "bağımsızlık benim karakterimdir. Türk milletinin karakteridir." Bu karakter, ticarette de, siyasette de, hukukta da, içtimai konularda da bağımsız olması lazımdır. Her konuda mutlaka bağımsız olması lazımdır. Onun için diyoruz ki kendimize has milli bir siyasi politikayı hayata geçirmemizin zamanı gelmiş ve de geçmek üzeredir.

Batı dünyası ile ilişkilerimiz

nasıl olmalı?

* Dünya coğrafyasında yeri bulunan bizlerin dünya ülkeleriyle iktisadi, içtimai, hukuki vs. birtakım irtibatlarımız ve de anlaşmalarımız olması kaçınılmazdır. Ama medeniyetleri kardeş yapmak, aynı kültürün, aynı adetin, aynı geleneğin, aynı maneviyatın birer unsuru imiş gibi takdim etmek yanlış olan bir husustur. Siz Batılıyı Şarklı yapamazsınız. Şarklıyı da Batılı yapamazsınız. Batılıyı kabul ederken eğer siz insan haklarına değer veriyorsanız, olduğu gibi kabul ederek, ona inanarak, kendi dünyanızda ona yer vereceksiniz. Şayet Batılı da bizi kabul etmek istiyorsa bizim değerlerimizle, şahsiyetimizle, kimliğimizle, örfümüzle, adetimizle, geleneğimizle, maneviyatımızla birlikte kabul edecektir.

Türkiye yönünü nasıl tayın etmeli?

* Özellikle 1990'dan sonra önümüze koskocaman bir Türk dünyası açıldı. Orada uranyum, petrol, doğalgaz, altın, kömür, istediğinizden istemediğinize kadar her türlü maden adeta bakire yataklar halinde işlenmeyi beklemektedir. Şayet biz kendi kanımızdan ve canımızdan ve de maneviyatımızdan olan bu kardeşlerimizle siyasi, iktisadi ve de askeri birliktelikler yapmış olsa idik veya bu yolda adım atmaya gayret etse idik -çok samimi konuşuyorum- ne Türk dünyasının manzarası bu şekilde olurdu, ne de bizim üzerimizde bu kadar serbest hesaplar yapılabilirdi. Bu hesapları bozmak bizim boynumuzun borcudur.

Avrupa Birliği'nin amacı nedir?

* Avrupa Birliği ilk defa gündem olduğu zamanlarda bendeniz ortaokul talebesi idim. O günlerde bir film seyretmiştik. Avrupa'nın göbeğinde bir haç var. Bundan çıkan şualar o coğrafyanın hududunu meydana getiriyor. Filmi seyrettikten sonra yorumu yapan ağabeyimiz, "bundan ne anladınız?" diye sordu. Biz, "Bizim burada anladığımız o ki medeniyetlerin bir tek çıkış noktası vardır. O da Batının medeniyet anlayışıdır, din anlayışıdır" dedik ve bir aferin aldık. Daha sonra Helmuth Kohl, bunu açık ve seçik olarak ifade ettiler ve dediler ki, "Avrupa haçsız olmaz." "Şayet sen buraya gireceksen bu esası kabul ederek girmek mecburiyetindesin. Tevhid akidesinden zuhur etmiş olan tarihin, örfün, adetin, geleneğin ne olacak? Onu asimile edeceksin. Sana 'evet' diyene kadar da kapının eşiğinde bekleyeceksin" diyorlar. Şimdi siz, örfünüzden, adetinizden, geleneğinizden, bayrağınızdan, maneviyatınızdan vaz mı geçeceksiniz?

* Avrupa Birliği'ne üyeliğin pratik anlamı nedir?

AB'yı oluşturan anlaşmalara göre tam üyelik şartı kabul edilip, imza altına alındıktan sonra artık mesuliyet dönemine giriyorsunuz. O sana isterse hak verir. Ama sen onun istediğini, o sana bir şey vermediği takdirde de mutlaka mecburiyet ve de mükellefiyetindesin. Burası çok hassas bir konudur. Şayet, bu anlaşma gereği sen attığın imzadan vazgeçersen, derhal Roma Anlaşması devreye giriyor. Üye ülkeye her türlü müeyyide uygulanacağı ifade ediliyor. Bu müeyyidenin içinde bir askeri müdahale şartı da vardır. Bu takdirde devrettiğimiz egemenliği geri almak için -Allah muhafaza eylesin- tekrar bir Çanakkale, bir Sakarya, bir Dumlupınar, bir İstiklal Savaşı mı vermek mecburiyetinde kalacağız? AB geriye dönüşü olmayan bir yoldur. Bu anatomide ister seni ayağının topu yapar, ister elinin tırnağı yapar, gösterdiği yeri rıza ile kabul mecburiyetin vardır. "Hayır!" diyemezsin.

Fransa'nın Ermeni meselesindeki tavrının anlamı nedir?

* "Batı dünyası bize karşı çok şefkatli ve merhametli oldu" deniliyor. İnşallah deyip dua edelim. Kırk yıllık Yani bir anda nasıl Kani oluyor? Bunlar, bu insanlar, Ermeni soykırımı iddiasını ortaya atıp Fransız Meclisinden geçiren bu Fransızlar, dün Maraş'ta, benim anamın eline, örtüsüne elini uzatan el değil midir? Peki bunlar ne zaman dost oldular? Buna bizim literatürümüzde "Oğlum, sen rüya görüyorsun" derler.

Küreselleşmenin gelinen noktada anlamı nedir?

* Emperyalist devletler geri kalmış ülkelerdeki tasarruflarını devam ettirirken onların oyununu bozacak bir kümeleşmenin de, bir birliğin de olması esastır ve de şarttır. Bunu da bozmak için yine bu güçlerin iktisadi yardımlarını o memleketlerin üzerine sağnak sağnak yağdırdıklarını görürsünüz. Mesela, Kuzey Irak'a 100 binlerce dolar para akıyor. Oradaki Müslüman kardeşlerimizi sevdikleri için mi bu paraları gönderiyorlar? Cezayir'de 70 bin insan Allah'ın rahmetine kavuştu. IMF ve onun başındaki güç, Cezayir'in yönetimine 5 milyar dolar yardım etti. Bunu aynı zulüm devam etsin diye yaptı. Düşünce, "Akarlar benim olsun da ne olursa olsun"dur. Yine Mısır, Arap-İslam alemine açılan büyük bir kapıdır. Mısır'a her yıl bir milyar dolar yardım yapılmaktadır. Körfez Harbi esnasında Mısır'ın, ABD'ye olan 20 milyar dolar borcu silinmiştir. Peki bütün bunları bir araya topladığımız zaman önümüzdeki fotoğraf bize neyi gösteriyor? Bu insanlar çok şefkatli, merhametli, adaletli, rifkatli de ondan mı bu yardımı yapıyorlar? Yoksa sülük gibi bunların kanını emmek için mi yapıyorlar? Şayet bu merhamet varsa Filistin'de nerededir? Bosna'da nerede idi? Afganistan'da, Çeçenistan'da nerededir? Demek ki bu bir merhamet göstergesi değil bir çıkar savaşıdır.

Birlik ve beraberliğimizi nasıl sağlarız?

* Gittikçe artan bu durumlar karşısında bize düşen vazife bir vücudun organları gibi birbirine kenetlenmek, birbirimizin hatasını, kusurunu, vebalini, günahını araştırmadan bir bünye haline gelmektir. Siviliyle, askeriyle, bürokratıyla, memuruyla, işçisiyle, çiftçisiyle, hamalıyla, hülasa dağdaki eşkıyasıyla bile bir ve beraber olmaktır. Aynı ruhu, aynı birlikteliği, aşkı, muhabbeti, vücudumuzun her zerresinde, gönlümüzün her köşesinde yaşamamız lazımdır. Her zaman söylerim, birbirimizin Leylası ve de Mecnunu olmamız gerekmektedir. Bilirsiniz, Leyla, Mecnun'una, Mecnun'da Leyla'sına aşıktır. Amma kaderin hikmeti bu ya, Leyla, Mecnun'a birtakım cilveler yapar. Mecnun'un kolunu ister. Bunu Mecnun'a iletirler. Bıçağı alıp tam vuracağı zaman, "Ben kolumu kesemem" der. Bunu Leyla'ya haber verirler. Çok üzülür. "Hani beni çok sevmişti. Dağlara düşmüştü. Deli olmuştu. Bu kadar seven insan kolunu kesip göndermez mi? Bir kolu maşukundan esirger mi?" der. Bunun üzerine Mecnun, "Leyla'ya söyleyin. Ondan kolumu esirgediğim yok. Bıçağı alıp kolumu kesmeye kalktığım zaman baktım ki kol Leyla'nın kolu. Kimin kolunu kesip kime göndereyim" der. O halde bayraklar kimin kolu ile ayağa kalksın. Benim kolumla ayağa kalkacak. Sizin kolunuz benim kolum, benim kolum sizin kolunuz olacak. Yürüyüşümüze Trabzon'dan başlamıştık. Bu yolculuk çok güzel. Devam etmeye var mısınız? Bu birliktelik ruhu ile, bu aşk ile, bu vecd ile, bu muhabbetle hepinizi selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum.

Egemenlİk devredİlemez

Kaldı ki Anayasamızın 6. Maddesi böyle bir egemenlik devri hakkını Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiç bir kurumuna vermemektedir. Bu maddede şöyle diyor: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiç bir surette, hiç bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz." Yani TBMM de olsa bu egemenliği devretme yetkisine sahip değildir. Anayasa'nın 5. Maddesi de devletin temel amaç ve görevlerini anlatırken, "Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak" ifadesine yer vermektedir. O halde Meclis'in ve vücuda getirdiği bütün kurumların vazifesi, bu bağımsızlığı korumaktır. Bu vazifeyi yerine getirmek üzere TBMM'den içeriye ayağını atan her muhterem vekilimiz ve de sayın Cumhurbaşkanımız aynen şu yemini yapmaktadır: "Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, namusum ve şerefim üzerine and içerim." Bu yeminde, "Ben bunu devredeceğim" şeklinde şayet bir ibare olmuş olsaydı, onu bir üst kuruluşa, veya devletlere devretme hakkına sahip olurduk. Ama böyle bir şey yoktur. Sadece TBMM'ye değil devletin bütün kurumlarına düşen vazife Türk milletinin istiklalini, istikbalini, egemenliğini korumaktır.

Şayet gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde bulunurlar ise, şartlı konuşuyoruz, "bulunacaklar" demiyoruz, bulunurlar ise, TCK'nun 125. Maddesine göre vatana ihanet suçundan bu milletin yargı gücünün yargılama hakkı doğacaktır.

Bir milletin bağımsızlığına ulaşabilmesi, bu hakkı elde edebilmesi öyle kolay iş değildir. Sürünerek, ezalar, cefalar, çileler çekerek, meşakkatle, anadan, oğuldan, yardan, evlattan, dededen mahrum olarak, öksüz kalarak elde edilen bir haktır. Nasıl olur da bacak bacak üstüne atarak, "Benim paşa gönlüm böyle istedi. Ben sana göstereyim" dercesine bunu başkasına takdim edeceksin! Vallahi de, billahi de, tallahi de bu millet bunu yutmaz ve affetmez.

Misyonerler bölücük yapıyor

Milletler tarih boyunca sahip oldukları kültürlerin etrafında bir araya gelmişler ve varlıklarını devam ettirmişlerdir. Şayet siz, bir milleti içten çökertmek istiyorsanız onun tarihi, dili, örfü, adeti, geleneği ile, herşeyi ile oynayacaksınız ki hedefinize nail olasınız. Onun için 1700'lü yıllardan itibaren Osmanlıyı Hicaz bölgesinden çıkartabilmek için, İngilizler, çok ciddi misyonerlik oyunlarına başvurmuşlar, oradaki Arap kardeşlerimizi bizim dedelerimize karşı çıkarmışlardır. Ben buraya gelmişken hemen şunu ifade edeyim. Hiç bir zaman bir insanın kendi dinini yaşamasına, anlatmasına, Allah'ı ile olan hukukunun arasına girilmesine vicdanen kesinlikle rıza gösteremeyiz. Zaten bizim akaidimize göre dinde zorlama yoktur. İsteyen istediği yolu seçebilir. "Senin dinin sana benim dinim bana"dır. Bizim derdimiz, "Filancı Hıristiyan olacak" derdi değildir. Bizim derdimiz çok farklıdır. Biz tarihten bunun dersini aldık, gördük, yaşadık. Bizim derdimiz şudur: Bunu daha Trabzon'da yeni yaşadık. İki ay oldu, olmadı; canlı şahidi de yanımızdadır. Arkadaşlarımızı Hıristiyan yapıyorlar. Ondan sonra da bu arkadaşlara, "Kardeşim! Senin aslın Rum değil mi?" diyorlar. Biraz daha ileriye gidiyor, "Senin aslın da Ermenidir. Sen Türk değilsin" diyorlar. Bu, bu toprakların Türk toprağı değil, "Rum toprağıdır, Ermeni toprağıdır, Süryani toprağıdır, Sırp toprağıdır" anlamına geliyor. Yani saman altından su yürütüyorlar. Yürütmekle de kalmıyorlar. Topraklarımıza göz dikiyorlar. Elimizden almak istiyorlar. İşte biz, bunun karşısındayız.

Nitekim, az evvel bahsettiğim Hicaz bölgesinden birtakım örneklerle ne demek istediğimi daha açık ve seçik olarak ortaya koyayım. Goldziher, bir müşteşriktir. Müslümanlıkla alakası yoktur. Mısır'daki El-Ezher üniversitesinde okumuş, doktorasını yapmıştır. O, Kur'an'ın vahiy olmadığını iddia etti. "Hz. Muhammed'in güçlü bir enerji gücü var. O güçten kaynaklandı. Dolayısıyla Kur'an'daki ayetlerin doğruluk ihtimali zayıftır" dedi.

Yine Fransız asıllı Renan, Mısır ve Anadolu'yu dolaştı. Hicaz, Kudüs, Halep, Şam ve İstanbul'a gitti. Bu milletin öz değeri olan Tasavvufa dil uzattı. "Böyle bir kurum yoktur" dedi. Yani kimi inkar etti biliyor musunuz? Mevlana'yı,Yunus'u, Hoca Ahmet Yesevi'yi, Kaşgarlı Mahmut'u, Hacı Bayram-ı Veli'yi inkar etti. Akıl ve nakil çatışmasını iddia aderek aklın nakilden üstün olduğu iddiası ile fitne çıkarttı. Aynı düşünceler, aynı görüşler, bugün, maalesef akademisyen dediğimiz arkadaşlarımızın arasında da ciddi bir surette yayılmaktadır. Hollandalı müsteşrik Hurgrand da bizzat Mekke ve Cidde'ye yaşamış ve çalışmıştır. "Hac ve Kurban İslam'ın ibadet kurallarından değil, cahiliyye adetlerindendir" demiştir. Bunlar tuttu mu tutmadı mı? Şimdi bu oyunu biz bozacağız. Ben bir kaç tanesinin ismini zikrettim. Onbinlerce misyoner o mukaddes topraklar üzerinde dolaştılar. Hicaz bölgesindeki bedevi Arap kardeşlerimizi ikna ettiler. Ve maalesef bizi arkadan vurdurdular. "Hocam niçin sen bugün Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerine karşı çıkıyorsun?"un cevabını aldık mı? Yarın da -Allah göstermesin- oyuna gelen kardeşlerimiz, "Bizim aslımız Rum'dur. Ermenidir. Sırptır" diyerek silahlanmaya gider ve bizi arkadan vurmaya kalkarsa bunun önüne hangi güç çıkabilir. Bu, resmen Türkiye'yi bölme hareketidir. O bakımdan Milli eğitimimize çok büyük vazifeler düşüyor. Bu milletin kimliğini, bu milletin tahsil çağındaki evladına okutup eğitmek görevi düşüyor. Bizim gençliğimizden beklenilen, istenilen, arzu edilen bir Müslüman Türk gençliği kimliği değil midir? İşte bu kimliği, bu karakteri, bu şahsiyeti ona vermek elbette ki bizi idare edenlerin en kutsal vazifesi olacaktır.

Beyoğlu ve Şişli'de bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul'un Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde güvenlik tedbirleri kapsamında trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar açıklandı

21.06.2026 08:15:00
İHA
Beyoğlu ve Şişli'de bazı yollar trafiğe kapatılacak
Beyoğlu ve Şişli'de bazı yollar trafiğe kapatılacak
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube ekiplerince, bugün güvenlik tedbirleri kapsamında saat 10.00 itibariyle Beyoğlu ve Şişli'de kapanacak yollar ve alternatif güzergahlar açıklandı.

Bu kapsamda; İstiklal Caddesi, Sıraselviler Caddesi, Atıf Yılmaz Caddesi, Turnacı Başı Caddesi, Hamalbaşı Caddesi, Kamer Hatun Caddesi, Yeni Çarşı Caddesi, Meşrutiyet Caddesi, Bostanbaşı Caddesi, İlk Belediye Caddesi, Hayriye Caddesi, Asmalı Mescit Caddesi, Cihangir Caddesi, Tak-ı Zafer Caddesi, Galip Dede Caddesi, Zambak Sokak, Meşelik Sokak, Mis Sokak, Billurcu Sokak, Balo Sokak, Sadri Alışık Sokak, Akarsu Yokuşu Sokak, Defterdar Yokuşu Sokak, Kazancı Yokuşu Sokak, Kumbaracı Yokuşu Sokak, Osmanlı Sokak, Dünya Sağlık Sokak, Akyol Sokak, Halas Sokak ile Nuri Ziya Sokak trafiğe kapatılacak.

Ayrıca, Selime Hatun Cami Sokak, Çiftevav Sokak, Miralay Şefikbey Sokak, İnönü Caddesi, Mete Caddesi ile Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu Caddesi gerek duyulması halinde trafiğe kapatılacak.


Alternatif güzergahlar



Taksim'de kapanan yollar için alternatif güzergahlar da açıklandı. Bu kapsamda, Meclis-i Mebusan Caddesi, Barbaros Bulvarı, Cumhuriyet Caddesi, Yedikuyular Caddesi, Irmak Caddesi, Piyalepaşa Bulvarı, Bülent Demir Caddesi, Bahriye Caddesi, Fişekhane Deresi Caddesi, Dereboyu Caddesi, Melek Sokak, Evliya Çelebi Caddesi, Irmak Caddesi (Taksimden Dolapdere İstikameti, Akağalar Caddesi, Kurtuluş Caddesi, Tarlabaşı Bulvarı, Elmadağ Caddesi, Abdulhak Hamit Caddesi, Dolapdere Taksim Caddesi kullanılabilecek.

Şişli'de de gerek duyulması halinde, Taşkışla Caddesi ile Askerocağı Caddesi trafiğe kapatılacak. Alternatif güzergah olarak ise, Abdi İpekçi Caddesi, Mim Kemal Öke Caddesi, Kadırgalar Caddesi, Dolmabahçe Gazhane Caddesi, Maçka Caddesi, Teşvikiye Caddesi, Vali Konağı Caddesi ile Cumhuriyet Caddesi trafiğe açık olacak.

YKS'nin ilk oturumu TYT sona erdi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT) sona erdi

20.06.2026 13:20:00 / Güncelleme: 20.06.2026 14:01:21
AA
YKS'nin ilk oturumu TYT sona erdi
YKS'nin ilk oturumu TYT sona erdi

Bu yıl 2 milyon 425 bin 628 adayın başvurduğu, saat 10.15'te başlayan YKS'nin ilk oturumu TYT'de adaylara, Türkçe testinde 40, Sosyal Bilimler testinde 20, Temel Matematik testinde 40, Fen Bilimleri testinde 20 olmak üzere 120 soru soruldu ve 165 dakika süre verildi.

TYT, Türkiye'nin 81 ili ve KKTC'nin başkenti Lefkoşa dahil olmak üzere 254 sınav merkezinde ve Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da uygulandı. 7 bin 202 bina ve 134 bin 675 salonda gerçekleştirilen ilk oturumda 340 bin 321 kişi görev aldı.

Antalya'nın Gazipaşa, Konya'nın Ilgın, Aydın'ın Kuşadası ve Trabzon'un Of ilçelerindeki sınav merkezlerinde bu yıl ilk kez YKS gerçekleştirildi.

"Bilgiye dayalı sorular vardı"

Sınava giren adaylardan Elif Cantürk, sınava daha önce de girdiğini belirterek, sınavın eleyici nitelikte olduğunu ifade etti.

Cantürk, "Şıklar arasında kalma olayı artmış. Önceden iki şık arasında kalıyorduk, şimdi beş şık arasında kaldığım sorular oldu. Ama güzeldi, umarım bütün gençler emeklerinin karşılığını alır." dedi.

Zorluk seviyesinin arttığı değerlendirmesinde bulunan Cantürk, "Ben sözelciyim. Türkçe sorularında zorlaşmaya gitmişler gerçekten. Gramer ağırlığı verilmişti mesela. Bu da hoşuma gitti bir yandan, eleyiciliği artmış sınavın." ifadelerini kullandı.

Ayçelen Dodurga, 13 yıl önce de üniversite sınavına girdiğini, şimdi ise podoloji bölümünü okumak istediğini söyleyerek, "13 yıl sonrasında tekrar böyle bir tecrübe oldu. Formüle dayalı bir sistemden böyle bir sisteme geçmek bizim için tuhaftı açıkçası. Zorlandım aslına bakılırsa çünkü sayısalda bile paragraf sorusu çözüyormuşum gibiydi. Ama yine de çok tedirgin olacak veya korkulacak bir şey yoktu." diye konuştu.

Alper Tuğra Yıldız ise sınavının güzel geçtiğini ve iyi sonuçlar beklediğini ifade ederek, "Sınavda zorlayıcı sorular vardı. Umarım herkes emeğinin karşılığını alır. Sosyal kısmı biraz zordu, bilgiye dayalı sorular vardı. Sayısal geçen seneye kıyasla biraz daha kolaydı." dedi.

Veliler de sınavın yapıldığı okullara gelerek çocuklarını yalnız bırakmadı. Dışarıda bekleyen veliler, sınav bitiminde adayları alkışlarla karşıladı.

AYT ve YDT yarın yapılacak

YKS'nin ikinci oturumu olan Alan Yeterlilik Testleri (AYT), yarın saat 10.15'te başlayacak.

AYT'de adaylara Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 testinde 40 soru, Sosyal Bilimler-2 testinde 40 soru, Matematik testinde 40 soru, Fen Bilimleri testinde 40 soru sorulacak ve 180 dakika süre verilecek.

1 milyon 627 bin 960 adayın katılacağı AYT, 4 bin 400 bina ve 86 bin 761 salonda düzenlenecek.

Üçüncü ve son oturum olan Yabancı Dil Testi (YDT) ise yarın saat 15.45'te başlayacak ve adaylara 120 dakika süre verilecek. Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusça olmak üzere 5 dilde yapılacak sınavda 80 soru yer alacak.

YDT'ye İngilizceden 195 bin 51, Arapçadan 4 bin 178, Almancadan 2 bin 550, Rusçadan 941, Fransızcadan 919 kişi olmak üzere toplam 203 bin 639 aday başvurdu.

Adaylara hatırlatmalar

Sınavlardan 15 dakika önce kapılar kapatılarak sınav salonuna aday alımı tamamlanacak. Adaylar, sınavın sabah oturumu olan AYT'de saat 10.00'dan, öğleden sonraki oturumu olan YDT'de saat 15.30'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

Adayların, sınava gelirken sınav giriş belgeleri ile fotoğraflı nüfus cüzdanlarını veya fotoğraflı T.C. kimlik kartlarını yanlarında bulundurmaları gerekiyor.

T.C. kimlik kartını, nüfus cüzdanını kaybeden veya nüfus cüzdanında fotoğraf, T.C. kimlik numarası bulunmayan adaylar için sınav merkezi olan il ve ilçelerde nüfus müdürlükleri, yarın 07.00-15.30 saatlerinde açık tutulacak.

YKS sonuçları, 22 Temmuz'da açıklanacak. 

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin gözaltı sayısı 10'a yükseldi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin olayda gözaltına alınanların sayısı 10'a yükseldi

20.06.2026 12:07:00
İHA
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin gözaltı sayısı 10'a yükseldi
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin gözaltı sayısı 10'a yükseldi
Edinilen bilgiye göre, İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, 17 Haziran Çarşamba günü İstanbul Maltepe'de kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmıştı.

Olayla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri, şehir kameralarını mercek altına aldı.

Kurulan ekip tarafından Erhan Karaal'ı kurtarmak için çalışma başlatılmıştı. Maltepe'de evinin yakınlarında kaçırıldığı öğrenilen Karaal, düzenlenen operasyonla Tuzla'da bir inşaat alanındaki atıl şekildeki bir prefabrikte elleri kolları bağlı halde bulunmuştu.

Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, ekiplerce yürütülen çalışmada 2 kişi daha gözaltına alındı.

Olaya ilişkin gözaltı sayısı ise 10'a yükseldi.

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















YKS'nin ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) Türkiye'deki 81 ilin yanı sıra Lefkoşa ve Belgrad'da düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT) başladı

20.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 20.06.2026 11:18:04
AA
YKS'nin ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi başladı
YKS'nin ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi başladı

TYT'de ter dökecek adaylar, sabah saatlerinden itibaren aileleriyle sınava girecekleri okullara geldi.

Ailelerine sarılarak, sınav hakkında son konuşmaları yapan adaylar, sınav giriş kağıtları ile kimlik kartlarının kontrol edilmesi ve güvenlik kontrollerinin ardından salonlara yönlendirildi.

Öğrenciler daha önce sınava alınmayacağı duyurulan eşyalarını ailelerine ve emanet noktalarına bıraktı.

YKS için salonlara girişler saat 10.00'da sona ererken okul görevlileri, kapının kapanmasına sayılı dakikalar kala adayları uyardı.

Bazı öğrencilerin okullara geç kalmamak için koşarak geldiği görüldü.

Diğer veliler, sınava son anda yetişen adaylara alkışlarla moral verdi.

Giriş saatinin sona ermesinin ardından kapılar kapatıldı. Sınava geç kalan bazı adaylar bu andan itibaren binalara alınmadı.

Çocukları sınava giren bazı veliler okulların önünde Kur'an-ı Kerim okuyup dua etti.

Bazı veliler, okul çevresinde taburelerde otururken bazıları da araçlarında heyecanla çocuklarını beklemeye başladı. 

2.5 milyona yakın aday başvurdu

2026-YKS kapsamında saat 10.15'te başlayan, 2 milyon 425 bin 628 adayın başvurduğu TYT, bu yıl 7 bin 202 bina ve 134 bin 675 salonda uygulanıyor.

TYT'de adaylara Türkçe Testi'nde 40, Sosyal Bilimler Testi'nde 20, Temel Matematik Testi'nde 40, Fen Bilimleri Testi'nde 20 soru olmak üzere toplam 120 soru sorulacak ve 165 dakika süre verilecek.

Türkiye genelindeki 81 il, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ve Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da düzenlenen TYT'de 340 bin 321 kişi görev alıyor.

Adaylar, saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmadı. T.C. kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında T.C. kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri sınav günleri açık bulunduruluyor.

TYT'ye, ihtiyaca göre oluşturulan erişilebilir binalardaki uygun sınav salonları için 15 bin 360 engelli aday başvurdu.

4 ilçede ilk kez YKS uygulanıyor

Antalya'nın Gazipaşa, Konya'nın Ilgın, Aydın'ın Kuşadası ve Trabzon'un Of ilçelerindeki sınav merkezlerinde bu yıl ilk kez YKS gerçekleştirilecek.

Ayrıca, 10 bin 880 şehit ve gazi yakını ile gaziler sınav ücretinden muaf tutuldu.

 

Seferihisar Belediyesine yönelik rüşvet operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheli tutuklandı

İzmir'in Seferihisar Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı İ.G.P'nin de olduğu gözaltına alınan 5 şüpheli tutuklandı

20.06.2026 02:00:00 / Güncelleme: 20.06.2026 02:36:34
AA
Seferihisar Belediyesine yönelik rüşvet operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheli tutuklandı
Seferihisar Belediyesine yönelik rüşvet operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheli tutuklandı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan 7 şüpheli, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesindeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Şüphelilerden Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı İ.G.P, inşaat firması yetkilileri S.B. ve R.K.B, kamu görevlisi Ö.A. ile şirket yetkilisi R.Ö. çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

Tutuklandıktan sonra görevden uzaklaştırılan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın eşi Nermin Günay hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, şirket çalışanı M.C.H. ise serbest bırakıldı.

Soruşturma

Seferihisar Belediyesi ile bağlantılı bazı kişi ve kuruluşların, inşaat ve imar süreçlerine ilişkin işlemler karşılığında menfaat temin ettiklerine yönelik soruşturmada, 17 Haziran'da aralarında Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı İ.G.P'nin de olduğu 6 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerle bağlantısı olduğu öne sürülen Güzelbahçe'nin daha önce tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın eşi Nermin Günay ile şirket çalışanı M.C.H. de 18 Haziran'da yakalanmıştı.

Söz konusu 8 şüphelinin dün İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemleri tamamlanmış, şüphelilerden '''''''S.Y. sağlık sorunları nedeniyle ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı. Diğer şüpheliler ise adliyeye sevk edilmişti. 

Başakşehir'de tüyler ürpertici cinayet


 
Başakşehir'de başına taşla vurularak öldürülmüş kadın cesedi bulundu. Kadının nişanlısı olduğu öğrenilen şüpheli gözaltına alındı.

20.06.2026 01:18:00
HABER MERKEZİ/AA
Başakşehir'de tüyler ürpertici cinayet
Başakşehir'de tüyler ürpertici cinayet

Başakşehir'de boş arazide başına taşla vurularak öldürülmüş kadın cesedi bulundu. Şahintepe Mahallesi İstiklal Caddesi'ndeki boş arazide hareketsiz yatan bir kadını gören vatandaşlar polise ihbarda bulundu.
Olay yerine gelen ekipler kadının kafasına taşla vurularak öldürüldüğünü belirledi. Yapılan incelemelerde cesetin Sultan Ç'ye ait olduğu tespit edildi.

Nişanlısı gözaltında

Olay yeri inceleme ekipleri ve cumhuriyet savcısının incelemelerinin ardından cenaze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Polis, kadının nişanlısı olduğu öğrenilen şüpheli Vedat Ç.'yi gözaltına aldı.

Bartın'da 5 gün içinde ikinci insansız hava aracı bulundu

Bartın'da sahilde 5 gün içinde ikinci insansız hava aracı (İHA) bulundu

20.06.2026 00:27:00
İhlas Haber Ajansı
Bartın'da 5 gün içinde ikinci insansız hava aracı bulundu
Bartın'da 5 gün içinde ikinci insansız hava aracı bulundu
Bartın'da sahilde 5 gün içinde ikinci insansız hava aracı (İHA) bulundu. Sahilde yoğun tedbir alınırken, parça incelenmek üzere Ankara'ya gönderildi.

Bartın'ın Amasra ilçesine bağlı Çakraz Plajı'nda saat 16.00 sıralarında insansız hava aracı bulundu. Bölgede geniş güvenlik tedbirili alan jandarma ekipleri yaptıkları incelemede, üzerinde mühimmat bulunmadığını belirledi. Jandarma ekipleri tarafından sahilden alınarak, incelenmek üzere Ankara'ya gönderildi. Çakraz Plajı'nda bulunan İHA'nın 5 gün önce Kurucaşile ilçesine bağlı Kapısuyu Plajı'nda bulunan insansız hava aracı ile aynı olduğu öğrenildi.



Uzun süre suda kaldığı ve parçalanmış halde bulunan dronun, gövde ve pervaneleri strafor köpükten, pervaneleri ağaçtan eklenti vidalarının ise plastikten yapıldığı tespit edildi. Rus yapımı olduğu tahmin edilen insansız hava aracının kesin menşeinin ise Ankara'da yapılacak incelemede belirlenmesi bekleniyor. Bulunan insansız hava aracının, mühimmat taşıma özelliğinin bulunduğu fakat saldırı dronları için önceden gönderilerek, hava savunma sistemleri ve radarları aldatmak için kullanıldığı tahmin ediliyor.

CHP'li vekilden Kılıçdaroğlu'na suç duyurusu

CHP Ankara Milletvekili Beker, CHP genel başkanlığına dönen Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. Kılıçdaroğlu, "Adnan Beker'in militanlarının orada ne işi var?" demişti.
 

19.06.2026 12:00:00
Haber Merkezi
CHP'li vekilden Kılıçdaroğlu'na suç duyurusu
CHP'li vekilden Kılıçdaroğlu'na suç duyurusu
CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker'in avukatı, mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına dönen Kemal Kılıdaroğlu hakkında Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Beker, başvuruyu Kılıçdaroğlu'nun kendisine yönelik sarf ettiği sözler sebebiyle yaptı.

24 Mayıs'ta CHP Genel Merkezi önünde Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler ile mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel'i destekleyenler arasında arbede yaşanmıştı. Aynı saatlerde genel merkezin girişine iki adet parti otobüsü çekilmişti.

27 Mayıs'ta konuya dair konuşan Kılıçdaroğlu, "Adnan Beker'in otobüsünün orada ne işi var, bir akıl var ya akıl. Bunların orada ne işi var? Bunların çoğu partili değil. Taş atmak, olay çıkarmak için mi? CHP'yi yaralamak için mi? Adnan Beker'in militanlarının orada ne işi var?" demişti.

Başvuruda, "Şüpheli, beyanlarıyla müvekkilimin bir grup militan ile parti genel merkezine geldiği, bu kişilere taş atma ve şiddet eylemi gerçekleştirme talimatı verdiği veya azmettirdiği yönünde açıkça gerçek dışı, hiçbir somut delile dayanmayan bir vakıa isnat etmiştir" denildi. Dilekçede öte yandan Beker'in, 24 Mayıs günü iki danışmanı eşliğinde ve "seçilmiş genel başkanına destek vermek amacıyla" CHP Genel Merkezi'ne gittiği vurgulandı.

Açlık grevindeki öğretmenlerden ikisi hastaneye kaldırıldı

Süresiz açlık grevine başlayan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerden ikisi 18 Haziran'da sağlık durumlarının kötüleşmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı

19.06.2026 11:26:00 / Güncelleme: 19.06.2026 11:29:03
Haber Merkezi
Açlık grevindeki öğretmenlerden ikisi hastaneye kaldırıldı
Açlık grevindeki öğretmenlerden ikisi hastaneye kaldırıldı
Süresiz açlık grevine başlayan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerden ikisi 18 Haziran'da sağlık durumlarının kötüleşmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

Özel sektör öğretmenleri uzun süredir taban maaş hakkı, iş güvencesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi için çeşitli eylemler düzenliyor.

Sendika, eğitim emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması için yasal düzenleme çağrısı yapıyordu.

Sendika 16 Haziran'da açlık grevini "Bize verilen sözler tutulana kadar, bize hak verdiğini söyleyen ve çözüm sözleri veren başta Yusuf Tekin, Ayşen Gürcan olmak üzere bürokratlar bizimle aynı masaya oturana kadar aç kalacağız" diyerek duyurmuştu.

Açıklamada mülakat mağduru öğretmenlerinin atanma hakkı ile özel sektör öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları talebinin bu mücadelenin parçası olduğu belirtilmişti.

Sendikanın sosyal medya hesabından da "Yoksulluğu, güvencesiliği iliklerimize kadar yaşıyoruz biz! Sizin öğretmenlere reva gördüğünüz iki lokma yemeği reddediyoruz! Sözler tutulana, eğitim komisyonu toplanana, o masa kurulana kadar açlık grevindeyiz!" denilmişti.

Açlık grevi devam ederken 18 Haziran'da hastaneye kaldırılan iki öğretmene gerekli sağlık müdahalelerinin yapıldığı duyuruldu.
Ardından açlık grevinin 5. gününde de devam ettiği belirtildi.

Sendika, "Bu hayat elbette insanca koşullarda yaşanmalı. Yaşamak için önce direnmek gerek!" şeklinde bir paylaşım yaparken Milli Eğitim Komisyonu toplanması çağrısında bulundu.

Sendikanın çağrısıyla öğretmenler, sektördeki güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve atama sorunlarına dikkat çekmek için 14 Haziran'da Ankara'da bir araya geldi.

TBMM önünde ve Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanıp Meclis önünde basın açıklaması yapmak isteyen öğretmenlere polis müdahale etti.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, aynı gün 41 kişinin gözaltına alındığını ve ardından herkesin serbest bırakıldığını açıkladı.

Gözaltılar sonrasında sendikanın sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, "Güvenpark'ta polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınan arkadaşlarımız ve bize verilen sözlerin tutulduğunu görene kadar vazgeçmiyoruz!" denildi.

Sendika, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı.

Sendika, eylem öncesinde yaptığı açıklamada, "Öğretmenler, insanca çalışma ve yaşam koşulları talebini bir kez daha güçlü biçimde dile getirecek. Çünkü eğitim emekçilerinin karşı karşıya bırakıldığı güvencesizlik, düşük ücretler ve hak kayıpları artık ertelenebilecek meseleler değildir" ifadelerine yer verilmişti.

Sorunlar için çözüm üretmek yerine yetkililerin "beklemek, oyalamak ve sorumluluğu ertelemek" yönünde tercih yaptığı ifade edilen açıklamada, "Öğretmenler haklı taleplerinden vazgeçmeyecek" denildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.