logo
11 HAZİRAN 2026

Bel ağrısında pandemi uyarısı

İnsanların yaklaşık yüzde 80'inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısı yaşadığını belirten Prof. Dr. Muharrem Çidem, "Oturarak veya ayakta çalışarak tekrarlayıcı hareketler yapmak, bel ağrısı için önemli bir risk faktörüdür. Omurgamız uzun süre oturmayı veya ayakta aynı pozisyonda hareketsiz kalmayı sevmez. Kilo da ayrıca bele binen yükü arttırmaktadır" uyarısında bulundu

20.02.2025 11:52:00 / Güncelleme: 20.02.2025 11:57:03
İHA
Bel ağrısında pandemi uyarısı
Bel ağrısında pandemi uyarısı
Baş ağrısından sonra en sık görülen ağrı türü olan bel ağrısı, tüm dünyada sanayileşme ve teknolojinin ilerlemesiyle pandemi derecesinde yaygın bir halk sorunu olarak değerlendiriliyor. Uzun süre oturarak çalışmak veya uzun süre hareketsiz şekilde ayakta kalmanın bel ağrısı riskini artırdığına dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Çidem, bel ağrısına ilişkin açıklamalarda bulundu.



Yaşam kalitesini düşürüyor, iş gücü kaybına neden oluyor



Bel ağrısının sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Çidem, "İnsanların yaklaşık yüzde 80'inde hayatlarının bir döneminde bel ağrısı meydana gelmektedir ve baş ağrısından sonra en sık görülen ağrı türüdür. Tüm dünyada sanayileşme ve teknolojinin ilerlemesiyle daha sık görülen pandemi derecesinde bir halk sorunu olmaya da devam etmektedir. Çalışanlarda iş gücü kaybının en sık nedenidir. Bel ağrısı olan bir bireyde tanı ve tedavi giderleri, iş gücü kaybı gibi durumlar göz önüne alındığında hem sosyal hem de ekonomik kayba neden olmaktadır" dedi.

Tekrarlayan hatalı hareketler kronik travmaya yol açıyor



Bel ağrısının en sık nedeninin bel kaslarının zorlanması ve spazmından kaynaklandığını belirten Çidem, "Bu kasların zorlanması ve spazmı, çeşitli faktörlerle olabilmektedir. En önemli faktörlerden biri sürekli olarak beli zorlayacak tekrarlayan hareketlerdir. Bir örnekle açıklayacak olursak bir su damlasının sürekli bir yere damlaması zaman içinde damladığı yeri deforme edecektir, tıpkı su damlası gibi bele zararlı olabilecek bir hareket düşük yoğunlukta yapılsa bile süreklilik arz ettiğinde daha çok zararlı olabilmektedir. Sürekli sandalyede oturan bir ofis çalışanı sandalye ile değil de belden sürekli bir şekilde dönüyorsa veya fabrika çalışanı her gün aynı zararlı olabilecek hareketi makine başında düşük yoğunlukta bile yapıyorsa bel bölgesi için yine kronik bir travma olacaktır. Hastaların birçoğu eğilirken veya beli zorlamadan birdenbire tutulduğu şikâyetiyle doktora başvurmaktadır. Oysa öncesinde bele zararlı olabilecek kronik travmaya maruz kalmışlardır" diye konuştu.

Her bel ağrısı, bel fıtığı habercisi değil



Bel kaslarının zorlanması ve spazmında diğer önemli bir faktörün stres ve gerginlik olduğunu belirten Prof. Dr. Çidem, "Bu durum da kas spazmına yol açarak tek başına bel ağrısına neden olabilmektedir. Ağır bir yükü aniden dikkatsiz bir şekilde kaldırmak da kas spazmına ve tutulmaya yol açabilir. Diğer taraftan bel ağrısı olan hastalarda bel fıtığı olma oranı yaklaşık yüzde 4 oranındadır yani her bel ağrısında acaba bel fıtığı mı oldum diye kaygılanmak doğru değildir" uyarısında bulundu.

Stres, bel ağrısı yapıyor



Bel ağrısı için risk faktörlerine değinen Prof. Dr. Çidem, hareketsiz yaşam tarzı ve stresin önemli faktörler olduğunu belirterek, "Stresin kendisi direkt bel ağrısı yapan bir sebeptir. Stresle kaslarda gerginlik ve sertleşme meydana gelmektedir. Ofis çalışanı olmak da tek başına önemli bir risk faktörüdür. Zira ofis ortamında uygun olmayan postürde durma veya uzun süre aynı pozisyonda çalışma, ayrıca iş yaşamında ortaya çıkan stres gibi etkenler birleşince bel ağrısı riski daha çok artmaktadır" dedi.

Omurgamız uzun süre oturmayı sevmez



Uzun süre oturarak çalışmak veya uzun süre hareketsiz bir şekilde ayakta kalmanın da bel ağrısı için risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Çidem, "Oturarak veya ayakta çalışarak tekrarlayan zorlayıcı hareketler yapmak bel ağrısı için önemli bir risk faktörüdür. Omurgamız uzun süre oturmayı veya ayakta aynı pozisyonda hareketsiz kalmayı sevmez. Kilo da bele binen yükü arttırmaktadır. Sigara kullanımı da bir başka risk faktörüdür" diye konuştu.

Hareketsiz kalmak disklerde yıpranmaya yol açıyor



Hareketsiz kalmanın omurga üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Çidem, "Omurgamızın temel yapı taşı olan disklerin beslenmesi hareketle olmaktadır. Hareketsiz durumda omurgamızdaki diskler beslenemeyerek zaman içinde yıpranır. Hareketsiz bir yaşamla belimize binen yük artar. Ayrıca hareketsiz yaşam obezite ve strese de neden olarak bel sağlığını bozar" uyarısında bulundu.

Bel ağrısı istirahatle azalmıyorsa veya gece uyandırıyorsa dikkat



Bel ağrısında mutlaka dikkate alınması gereken durumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Çidem, "Gece uykudan uyandırıyorsa, ağrı süreklilik arz ediyorsa ve tedavilere yanıt vermiyorsa uzmana başvurulmalıdır. Bel ağrılı hastaların büyük kısmı bir ile üç hafta içinde düzelme eğilimine girer, eğer bu süre zarfında düzelme olmuyorsa veya daha da kötüleşmeye doğru gidiyorsa bu durum dikkate alınmalıdır. Bel ağrısı istirahatte azalmıyorsa, herhangi bir düşme çarpma gibi bir durum sonrası başlamışsa, bel ağrısıyla beraber idrar ve/veya gaita tutamama meydana gelmişse, bel ağrısıyla beraber başlayan ani kilo kaybı varsa ve bacaklarda güçsüzlük olmuşsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.

Bel ağrısı ihmal edilmemelidir



İhmal edilen bel ağrılarının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydeden Prof. Dr. Çidem, "Bel ağrısını önemsemeyip tekrar tekrar aynı işleri ve hareketleri yapmak bel ağrısının kronikleşmesine, kireçlenme ve fıtığa neden olabilir" dedi.

Erken dönemde tedavi daha başarılı oluyor



Bel ağrısında tedavinin başarılı bir şekilde yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Çidem, "Özellikle yeni başlayan bel ağrısının çoğu zaman nedeni, kas zorlanması ve spazmı olduğu için erken dönemde tedavi daha kolay olmaktadır. Diğer taraftan bel fıtığı, bel kayması, bel kireçlenmesi, bel darlığı gibi hastalıkların da birçok tedavi seçenekleri bulunmaktadır. İlaç tedavileri, fizik tedavi uygulamaları, kuru iğne, manuel terapi, geleneksel tıp yöntemleri akupunktur ve çeşitli girişimsel tedaviler sayılabilir. Fizik tedavi uygulamaları bel ağrısı için ilk akla gelen tedavi yöntemidir. Başarılı ve etkili olarak kullanılmaktadır" diye konuştu.

Bu önerilere kulak verilmeli



Bel sağlığını korumak için günlük yaşamda yapılması gerekenlere değinen Prof. Dr. Muharrem Çidem, ofis çalışanları için zaman zaman kısa molalar vererek kalkıp bir tur atmanın yararlı olduğunu söyledi. Çidem, diğer tavsiyelerini şöyle sıraladı:

"Günlük yaşamda doğru bir şekilde hareket edilmesi bel sağlığı için koruyucudur. Özellikle ofis çalışanlarında sandalyenin döner olması ve bir tarafa dönerken oturulan koltukla beraber dönülmesi önemlidir. Sandalyeden kalkmadan yere düşen bir objeyi almaya çalışmak, bele makaslama bir yük bindirerek ciddi bel sorunlara yol açabilir, böyle bir durumda sandalyeden kalkıp çömelerek almak en uygun harekettir. Otururken dizle kalçanın aynı yükseklikte olması yani kalça bacak açısı yaklaşık 90 derece olmasına dikkat edilmelidir, ayak altına basamak konması veya sandalye yüksekliğinin düşürülmesi ile bu ayarlama yapılabilir.

Otururken ayak yere tam temas etmelidir, herhangi bir açılanma olmamalıdır. Belimizde ve sırt bölgemizde doğal bir eğrilik vardır. Otururken bu eğriliklerin korunması gerekir. Bel desteği kullanarak ve sırt destekli sandalye ile bu doğallığın korunması ve belde boşluk bırakılmaması gerekir. Otururken, cep telefonu kullanırken, monitöre bakarken başın ağırlığı omurga tarafından taşınmalıdır, daha dik pozisyonda durulmalıdır. Başın öne eğilerek çalışılması durumunda hem bele hem de boyuna yük binerek bel ve boyun ağrısı meydana gelebilir. Aynı şekilde klavye de vücuda uzak bir mesafede olmamalıdır. Yerden bir şey kaldırırken veya indirirken yük vücudumuza yakın olmalıdır. Omurga dik açıda olmalı, dizler ve kalçalar bükülmeli ve yük ortalanmalıdır. Yükü belden dönerek kaldırmak ağır zararlar verebileceğinden çok dikkat edilmesi gereken başka bir husustur."

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu

11.06.2026 14:43:00
AA
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu.

TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurul'un, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.

Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının da yüzde 35,5'te sabit tutulduğu bildirilen duyuruda, şu ifadelere yer verildi:

"Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyir sürmektedir. İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir."

Duyuruda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği belirtildi.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği vurgulanan duyuruda, Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği kaydedildi.

Duyuruda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir."

Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği ve kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacağı belirtilen duyuruda, Para Politikası Kurulu Toplantı Özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi.

YKS'ye son 9 gün: Büyük maratonun son düzlüğüne girildi

Milyonlarca adayın geleceğine yön verecek olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), bu yıl 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Büyük bir maratonun son düzlüğüne girerken, geride kalan ayların emeğini taçlandırmak artık sadece çok çalışmaya değil, mevcut birikimi doğru yönetmeye bağlı

11.06.2026 13:47:00 / Güncelleme: 11.06.2026 13:52:24
Hasan Gündoğdu
YKS'ye son 9 gün: Büyük maratonun son düzlüğüne girildi
YKS'ye son 9 gün: Büyük maratonun son düzlüğüne girildi
Bu kritik dönemeçte hem akademik hazırlığı zirveye taşımak hem de zihinsel dayanıklılığı korumak için izlenmesi gereken stratejik yol haritasını iki temel başlık altında ele alalım






1) Akademik ve Pratik Hazırlık: Son Virajda Doğru Hamleler

Artık sıfırdan kalın konu kitaplarına başlayıp her şeyi öğrenmeye çalışmak yerine, eldeki sermayeyi en verimli şekilde kullanma zamanıdır.

Deneme Analizi" Altın Anahtardır

Bu aşamada sadece deneme çözmek yetmez; denemeden sonra yapılacak analiz, çözme eyleminden çok daha kıymetlidir.

Hata Defteri: Yanlış yapılan veya boş bırakılan soruları tespit edip anında o konunun püf noktalarına geri dönün. Aynı hatayı gerçek sınavda yapmamak için bu soruları bir "hata defteri" veya panosunda toplayın.

Zaman Yönetimi: Denemeleri kronometre eşliğinde, tıpkı gerçek sınav saatinde (sabah 10.15) başlatarak çözün. Hangi teste kaç dakika ayırdığınızı sabitleyin ve sınav anında asla radikal bir strateji değişikliğine gitmeyin.






Nokta Atışı Tekrarlar ve MEB Kazanımları

* Büyük konu anlatımlarından ziyade formül kağıtları, kısa özetler ve kavram haritaları üzerinden hızlı turlar atın.
* Özellikle AYT kısmında net getirisinin yüksek olduğunu bildiğiniz, tam oturmamış mini konulara (örneğin biyolojide bir sistem, fizikte bir formül veya edebiyatta nokta atışı bir dönem) odaklanın.
* Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) son yıllardaki soru tarzlarını ve kazanım testlerini mutlaka gözden geçirin.

Biyolojik Saati Sınava Senkronize Etmek

Vücudun da bir hafızası vardır. Sınavdan en az 10-12 gün önce biyolojik saatinizi 20-21 Haziran sabahına uyarlamalısınız.

* Her sabah en geç 07.30'da uyanmış olun.
* Zihninizin en açık, odaklanmanızın en yüksek olması gereken 10.15 - 13.00 saatleri arasını kesinlikle masada soru çözerek ya da deneme üzerinde geçirin. Bu saatlerde uyuklama veya yayılma alışkanlığınız varsa hemen terk edin.






2) Psikolojik Hazırlık: Zihni Sınavın Hakimi Yapmak

YKS sadece bir bilgi sınavı değil, aynı zamanda bir duygu yönetimi sınavıdır. Bilgiyi kağıda dökecek olan mekanizma, sakin ve odaklanmış bir zihindir.

Kaygıyı Yok Etmeye Değil, Yönetmeye Odaklanın

Uzmanların da belirttiği gibi, kaygı beynin doğal bir alarm sistemidir ve belirli bir düzeyde olması sizi zinde tutar.

Düşünceyi Dönüştürün: Zihninize üşüşen "Bu sınavda başarısız olursam hayatım biter" gibi yıkıcı cümleleri, gerçekçi olanlarla değiştirin: "Bu sınav geleceğim için önemli bir basamak ancak benim tek varlık sebebim ve hayatımın tek belirleyicisi değil. Ben elimden gelen emeği verdim."

Gerçekçi Olun: Her düşünce bir gerçeklik barındırmaz. Felaket senaryoları yazmayı bıraktığınız an, omuzlarınızdaki yükün hafiflediğini göreceksiniz.






Sosyal İzolasyon ve Kıyaslama Tuzağı

* Sosyal medyada dolaşan "Günde 15 saat çalışıyorum", "Denemelerde 115 netin altına düşmüyorum" tarzı paylaşımlardan ve forumlardan bu dönemde tamamen uzak durun.
* Sizin tek rakibiniz, bir önceki denemede yaptığınız hatalardır. Başkalarının süreçleri sadece sahte bir yetersizlik hissi doğurur.

Nefes ve Gevşeme Egzersizleri

Deneme çözerken veya durup dururken kalbinizin hızlı çarptığını, nefesinizin daraldığını hissettiğiniz anlarda **4-4-4 tekniğini** uygulayın:

1. 4 saniye boyunca burnunuzdan derin bir nefes alın.
2. Bu nefesi 4 saniye boyunca içinizde tutun.
3. Ardından 4 saniyede ağzınızdan yavaşça üfleyerek verin.
Bu pratik, otonom sinir sisteminizi sakinleştirerek beyninize "her şey yolunda" mesajı gönderir.






Sınavdan Hemen Önceki Günler İçin Kısa Hatırlatmalar

* Ders Çalışmayı Ne Zaman Bırakmalı? Sınavdan 1-2 gün önce (genellikle Perşembe akşamı veya Cuma sabahı) yoğun akademik çalışmayı bırakın. Cuma gününü tamamen zihni dinlendirmeye, hafif yürüyüşler yapmaya ve sınav belgelerini kontrol etmeye ayırın.

* Beslenme ve Fiziksel Koruma: Daha önce hiç denemediğiniz yemekleri yemeyin. Sakatlanma riski barındıran ağır sporlardan veya fiziksel aktivitelerden uzak durun.

* Sınav Anı Taktikleri: Sınavda turlama tekniğini mutlaka kullanın. İnatlaştığınız bir soru size zaman kaybettirir ve moralinizi bozar. Soruyla kavga etmeyin; yanına bir işaret koyup geçin, vaktiniz kalırsa geri döneceksiniz.

Unutmayın; 20-21 Haziran tarihlerinde o kitapçık önünüze geldiğinde, sorulan sorular uzaydan gelmiş olmayacak. Aylardır çözdüğünüz, üzerine kafa yorduğunuz kavramların birer benzeri olacak. Kendinize, uykusuz kaldığınız sabahlara ve akıttığınız alın terine güvenin.

12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı

Adana'da apartmanın 12. katındaki pencereden düşmesi sonucu ağır yaralanan 14 yaşındaki çocuğun sağlık durumu iyiye gidiyor

 

11.06.2026 13:30:00
Anadolu Ajansı
12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı
12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı

Adana'nın merkez Yüreğir ilçesi Dadaloğlu Mahallesi'nde 4 Haziran'da Ecrin Karaca, apartmanın bahçesinde oynayan kardeşini kontrol etmek için 12. katın koridorundaki pencereden sarktığı sırada düştü.

Bina girişindeki metal sundurmaya çarpıp zemine düşmesi nedeniyle ağır yaralanan Karaca, evinin yakınındaki özel hastanede yapılan müdahalelerin ardından Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

Hastanede ameliyat edilen kız çocuğu, hayati tehlikeyi atlattı.

Çocuğun, metal sundurmaya çarparak zemine düşmesi binanın güvenlik kamerasınca kaydedildi. Kayıtta, annenin aralarında olduğu bina sakinlerinin çocuğun başında toplanması da yer aldı.

"Kızım elini uzatarak 'Baba sizi bırakmayacağım' dedi"

Baba Hakan Harput Karaca, hastanede gazetecilere, olay sırasında apartmanın bahçesinde bulunan eşinin düşen kişinin kızları olduğunu fark edince şoke olduğunu söyledi.

Sağlık çalışanı komşularının kızının yardımına koştuğunu, sonrasında hastaneye gittiklerini dile getiren Karaca, "Hastanede polis kardeşlerimizden biri beni çağırdı. İşte umutlar o zaman yeşerdi. Bana kızımın bilincinin yerinde olduğunu ve konuştuğunu söylediler. Çok kısa görüntüsünü gösterdikten sonra mucizelerin devamı geldi çok şükür, elhamdülillah." dedi.

Karaca, kızını görme şansı bulduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kızım sürekli 'Babamı istiyorum' demiş. Çok kısa süreliğine beni çağırdılar. Kızım elini uzatarak 'Baba sizi bırakmayacağım' dedi. Hayatımın çok farklı bir dönüm noktasıydı. Şu an çok şükür iyi. 12. kattan düşmesine rağmen herhangi bir solunum cihazına bağlanmadı, bilinç kaybı yaşamadı. Gece 4 saat süren ameliyat oldu. Çok şükür kısa süre sonra da doktorumuz çocuğumuzun kalkıp rahat şekilde yürüyebileceğini söyledi."

"12. kattan düşüp de böyle olanıyla ilk defa karşılaştım"

Ameliyatı gerçekleştiren ekipte yer alan Op. Dr. Mesut Uluöz de düşen çocuğun çarpmasıyla çöken metal sundurmanın "hava yastığı" görevi gördüğünü anlattı.

Ecrin'in vücudunda ciddi kırıklar olmasına rağmen hayatta kaldığını ve genel durumunun iyi olduğunu aktaran Uluöz, şunları kaydetti:

"Uyluk ve kaval kemiğinde, dirseğinde iki ayrı kemikte parçalı kırıkları var. Dün akşam itibarıyla iki ekip girdik ve başarılı şekilde ameliyatlarını tamamladık. Çocuk olduğu için yaralanması kötü ama inşallah biz muvaffak olacağımıza inanıyoruz. İyi bir rehabilitasyonla işi çözeceğiz inşallah. 12. kattan düşüp de böyle olanıyla ilk defa karşılaştım. Dünya literatüründe de tahmin ediyorum çok olan bir vaka değil. Çok büyük bir şans." 

Nevşehir merkezli dolandırıcılık operasyonu: 41 gözaltı

Nevşehir merkezli 19 ilde düzenlenen ve yaklaşık 120 milyon liralık dolandırıcılık ağının deşifre edildiği operasyonda 41 şüpheli gözaltına alındı

11.06.2026 12:55:00
İHA
Nevşehir merkezli dolandırıcılık operasyonu: 41 gözaltı
Nevşehir merkezli dolandırıcılık operasyonu: 41 gözaltı
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 13 ay süren projeli çalışma kapsamında, sosyal medya üzerinden vatandaşları dolandıran şüphelilere yönelik geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Bir vatandaşın Facebook üzerinden gördüğü faizsiz kredi ilanı nedeniyle iletişime geçtiği kişilerce toplam 1 milyon 255 bin 900 lira dolandırıldığı yönündeki başvurusu üzerine yapılan çalışmalarda aynı dosya kapsamında 3 kişinin daha ürün satışı ve yatırım vaadiyle dolandırıldığı belirlendi. Ekiplerin yürüttüğü teknik ve fiziki takip sonucunda, şüphelilerin ülke genelinde çok sayıda vatandaşı benzer yöntemlerle yaklaşık 120 milyon lira dolandırdığı tespit edildi. 






Dolandırıcılıktan elde edilen paraların ödeme kuruluşları ve banka hesapları aracılığıyla kripto para borsalarına aktarıldığı, ardından soğuk cüzdanlar arasında transfer edilerek izinin kaybettirilmeye çalışıldığı belirlendi. Ayrıca suçtan elde edilen gelirlerle ev ve araç satın alındığı, şüphelilerin lüks yaşam sürdükleri tespit edildi. Nevşehir merkezli olmak üzere Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Düzce, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Manisa, Mardin, Mersin, Osmaniye, Tokat ve Van'da 52 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 45 şüpheliden 41'i yakalanırken, firari 4 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.








Şüphelilere ait çok sayıda dijital materyale el konulurken, emniyetteki işlemleri tamamlanan 31 şüpheli adliyeye sevk edildi.

Diyarbakır'da Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırıyla ilgili 2 tutuklama

Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesindeki Yapı Kredi Bankası şubesine düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin 2 kişi şüpheli tutuklandı

11.06.2026 08:00:00
İHA
Diyarbakır'da Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırıyla ilgili 2 tutuklama
Diyarbakır'da Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırıyla ilgili 2 tutuklama
Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesindeki Yapı Kredi Bankası şubesine düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin 2 kişi şüpheli tutuklandı

İl Emniyet Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda şunlar ifade edildi:

"Sur ilçesindeki bir banka şubesine yönelik 8 Haziran 2026 günü 02.20 sıralarında gerçekleştirilen kurşunlama olayı ile ilgili olarak; Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ile çevre iş yeri kameraları üzerinden yapılan tespitler ve araştırmalar neticesinde başlatılan operasyonda, kurşunlama olayındaki silahı kullanan Ö.M. ve olaya iştirak ettiği anlaşılan M.K. isimli şahıslar Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği tarafından aynı gün içerisinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.



Emniyetteki işlemlerinin ardından 10 Haziran 2026 günü adliyeye sevk edilen her iki şüpheli de çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir."

Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturmasında iddianame kabul edildi. 862 sayfalık dev dosyada Bozbey için "suç örgütü kurmak ve yönetmek" ile "rüşvet" suçlarından 402 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem için istenen ceza 946 yılı buldu

10.06.2026 17:20:00
Haber Merkezi
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fahiş rüşvet, usulsüzlük ve organize suç örgütü soruşturmasında çok önemli bir eşik daha aşıldı. Geçtiğimiz Nisan ayında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırılan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkındaki iddianame, mahkeme tarafından resmi olarak kabul edildi.

862 sayfalık iddianame kabul edildi

Cumhuriyet savcılarının titizlikle hazırladığı 862 sayfalık kapsamlı iddianame, yargılamanın önünü açtı. Toplam 63 sanığın yer aldığı dev dosyada, Mustafa Bozbey'in yanı sıra eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, belediye çalışanları ve çok sayıda müteahhit hakim karşısına çıkacak. Şüphelilerin, paravan şirketler ve usulsüz imar ruhsatları üzerinden organize biçimde fahiş miktarda haksız kazanç sağladıkları ileri sürülüyor.

Ağır suçlamalar: Örgüt liderliği ve kara para aklama

Mahkeme tarafından kabul edilen dosyada Mustafa Bozbey'e yönelik suçlamalar oldukça ağır. Soruşturma kapsamında "suç örgütü lideri" olmakla suçlanan Bozbey'e şu cezaların verilmesi talep ediliyor:

• Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme

• Rüşvet almak ve usulsüzlük yapmak

• Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aile bireyleri eliyle aklamak

• İmar kirliliğine neden olmak ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi

Bozbey suçlamaları reddetti

Daha önce savcılıkta verdiği ifadeleri ortaya çıkan Mustafa Bozbey, hakkındaki tüm iddiaları "iftira" olarak nitelendirmişti. Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ait şirket hisselerini 1999 yılında seçildikten hemen sonra aile bireylerine devrettiğini savunan Bozbey, suç örgütü kurmadığını ve kimseden rüşvet almadığını beyan ederek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmişti.

Yargılama süreci başlıyor

Nisan ayından bu yana cezaevinde olan Mustafa Bozbey ve diğer tutuklu sanıkların yapılan ara kararda tutukluluk hallerinin devamına hükmedilmişti. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte, davanın önümüzdeki günlerde Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takviminin netleşmesi ve yargılamanın başlaması bekleniyor.

YKS giriş belgeleri erişime açıldı

ÖSYM, 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı

 

10.06.2026 14:04:00
Anadolu Ajansı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 20 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT), 21 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile 2026-YKS 3. Oturum Yabancı Dil Testi (YDT) adaylarının sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek

Nisan ayında Lavrov'u Antalya'da ağırlayan Fidan, Moskova'ya giderek Rus mevkidaşıyla bir kez daha durum değerlendirmesi yapacak

10.06.2026 14:01:00
Haber Merkezi
Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek
Dışişleri Bakanı Fidan, haftaya Rusya'ya gidecek
Nisan ayında Lavrov'u Antalya'da ağırlayan Fidan, Moskova'ya giderek Rus mevkidaşıyla bir kez daha durum değerlendirmesi yapacak.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın önümüzdeki hafta Moskova'yı ziyaret edeceği açıklandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Fidan'ın 15-17 Haziran tarihlerinde Moskova'yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Zaharova, Fidan'ın Moskova'daki temasları sırasında Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la görüşeceğini kaydetti.

YKS giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı

10.06.2026 13:56:00 / Güncelleme: 10.06.2026 16:25:20
AA
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
YKS giriş belgeleri erişime açıldı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM), 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (2026-YKS) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 20 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT), 21 Haziran'da uygulanacak 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile 2026-YKS 3. Oturum Yabancı Dil Testi (YDT) adaylarının sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum" dedi

10.06.2026 13:50:00
Haber Merkezi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat  Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat  Dervişoğlu, "Öcalan'a özgürlük mitingleri yapacaklarmış, ben de 27 Haziran'da Tandoğan’a çıkacağım" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis'te düzenlediği grup toplantısına katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Ne butlanmış arkadaş"
"Kendime de sizlere de bir soru sorarak başlamak istiyorum. Ekranlarda ne görüyoruz? Haberlerde ne duyuyoruz? Biz neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz? İki haftadır, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar, her kanalda tek bir konu var. Tek bir başlık var. Tek bir gündem var ve bu konu, bu başlık, bu gündem salt bir parti meselesi, şahısların çekişmesi olarak ele alınıyor. O ekranları seyredince, Sanırsınız ki; memlekette başka bir şey olmuyor da bir siyasi parti içinde 'adil bir rekabet' yaşanıyor. Sanki hiç kimse, herhangi bir müdahalede bulunmamış da bir sorun kendi kendine oluşmuş, Türkiye de o sorunla uğraşıyor. Ayrıca bu sorun, bize diğer tüm sorunlarımızı da unutturmuş. Enflasyon ve hayat pahalılığı ortadan kalkmış. Ekonomi programı tıkır tıkır işliyor. Emekli ve asgari ücretli hakkını almış, alınteri karşılığını bulmuş. İşsizlik problemi aşılmış. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alıyor. Asayiş diye bir derdimiz kalmamış. Kadınlar, gençler, çocuklar güvende. Esnaf, tüccar, sanayici halinden memnun. Dış politikada her şey güllük gülistanlık. Hukuk, adalet, demokrasi baharı yaşıyoruz öyle mi? İnsanın, 'ne butlanmış be arkadaş' diyesi geliyor.

"Acıların sebebi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir"
Yaşadığımız tüm bu krizlerin, Sokaktaki buhranın, cüzdandaki yangının, hanelerimizdeki acıların bir tek sebebi var! O da Türk Devletinin ve Türk Milletinin boynuna bir kement gibi geçirilen 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir'. Bunun kurbanı, eğilip bükülen siyasettir. Omurgası yok edilen bürokrasidir! Cübbesine düğme dikilen yargıdır! Paramparça edilen toplumsal ahdimizdir! Tek adamın dar kalıplarına hapsedilmek istenen, kısaca bir zümrenin tapulu malı, şahsi hırsların oyuncağı zannedilen Türkiye Cumhuriyeti'dir. Ve tüm bunların bedelini ödeyen, yaşadığı hayat burnundan fitil fitil getirilen bizim insanlarımızdır. Bu sisteme geçildiğinden beri devlet nizamının çivisi çıkmıştır. Hatırlayın, ormanlarımız günlerce cayır cayır yanarken kurumlar müdahale etmek için saatlerce bekledi. Neden? Çünkü bakanlar uçağa binmek için bile  'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla' cümlesini kurmak zorundaydı. Şimdi yine yangın mevsimine giriyoruz. İktidarın ne kadar hazırlık yaptığını, Allah korusun kaç dönüm orman yandığıyla anlayacağız. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir imzayla, tek bir kararla yönetilen adeta tek bir gruba kâr payı dağıtan bir şirkete dönüştürülmüştür. Patrona sadakat de tek gaye haline getirilmiştir. Söylemeden geçmeyeyim."

"Kudüs'e vali bulurlar sen merak etme"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin "Niyazım şuydu, Rabb'im bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et" sözlerini eleştiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Kudus'e vali bulurlar merak etme. Sen Mülki idareden geliyorsun, sen Mülkiyelisin yahu vali değilsin artık, Bakansın Bakan.  Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı olmak, seviyorsun eski tabirleri madem 'Dahiliye Nazırı' olmak, dünya hayatında erişilebilecek en şerefli görevlerden biridir. Anladık dindarsın da, hayatında güvenlik makalesi okumamış seleflerine özenmek seni yükseltmez. İşinize bakın. Sokaklar güvensizlik dolu, asayiş sorunları diz boyu. Çeteler semtleri, mahalleleri işgal etmiş halde, 7 günün, 24 saatini bunlara ayırsan belki yine kâfi gelmez. Bu memleketin diplomatik makamları var, ordusu var. Türkiye'yi sağa sola karikatürize sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesine çevirmeyin arkadaş. Allah aşkına biriniz de işine baksın! İşini tam layıkıyla yapsın."

"Bu millet şehit analarının gözyaşlarını unutmamıştır"
Çözüm sürecine ilişkin yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ve bir de güvenlik, beka meselesi var... DEM Partili Meclis Başkanvekili çıkmış, İmralı'yla görüşüp dönüyor ve  'Kök Yasa hazırlanacak' diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye'ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış. Hiç yadırgamıyorum. Siz İmralı'daki caniye 'kurucu önder' derseniz, komisyonu ayağına gönderirseniz elbetteki olacağı budur işte. Bunlara ne söylesek az ne söylesek faydasız. Açık ve net söylüyorum: Bu millet, şehit analarının gözyaşlarını unutmamıştır. Unutmayacaktır. Bu millet, terörün bedelini gencecik fidanlarıyla ödedi. O ödenen bedelleri, kapalı kapılar ardında 'bir sefere mahsus' diyerek sıfırlayamanıza izin vermeyecektir. Milletin iradesi İmralı'da değil, bu kürsüdedir, bu Meclis'tedir. Safımız bu iradenin hâkimiyetini savunmaktır. Kök yasa ne demektir? Kim uydurmuştur?

Son zamanlarda bu şeyleri iki kişi uyduruyor elbette terör hükümlüsü Öcalan. Onun ulağı Pervin Buldan ve avanesi de bunu Ankara'ya taşımak istiyor. 'Bir sefere mahsus' diyerek terör hükümlülerine, eli kanlı katillere arka kapıdan af getirmeye, devleti kökünden sarsmaya çalışacağını bize gösteriyor. Biz görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz onu anlayacağız. Tohumu ihanet olanların, gövdesi kan ve gözyaşı üstüne yükselenlerin, dalları bu milletin evlatlarının canına uzananların kökü olmasına izin vermeyecektir bu millet. Köksüzler başkasının suyuyla, başkasının rüzgarıyla büyürler. Köksüzler bir katile ram olarak, Türkiye'ye hayır gelmeyeceğini de aslında çok iyi bilirler. Ve o rüzgâr kesilince devrilip gideceklerini gayet iyi biliyorlar. Bizler ise bu toprakta kök saldık. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da. O kökler bu milletin şehit kanıyla sulandı. O kökler bu milletin analarının yaşıyla beslendi.

"27 Haziran'da Ankara gelincik tarlasına dönecek"
Neymiş, 27-28 Haziran'da 'Öcalan'a Özgürlük' mitingleri yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar. Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar. Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın. Ben Müsavat Dervişoğlu olarak Türk milletini arkama alıp Tandoğan Meydanı'na çıkacağım. Sağcısı solcusu, doğulusu batılısı... Bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum. Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak Allah'ın izniyle. O gün elinde Türk bayrağı olan herkesi elimde Türk bayrağıyla karşılayacağım."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.