Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), siyaset tarihinin en derin ve en keskin virajlarından birinden geçiyor. Son dönemde yaşanan gelişmeler, partinin yalnızca bir fikir ayrılığı yaşamadığını, fiilen ve resmen ikiye bölündüğünü gözler önüne seriyor.
Bu bölünmenin en somut yansıması, parti içinde kendilerini "seçilmişler" ve "atanmışlar" olarak tanımlayan iki yapının karşı karşıya gelmesidir. Özellikle bayramlaşma programlarında ortaya çıkan manzara, bu çift başlılığı ayyuka çıkardı.
Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu'nun önderliğinde, parti genel merkezinde gerçekleşen ve Özgür Özel kanadı tarafından "bindirilmiş kıtalar" olarak nitelendirilen bir bayramlaşma töreni yapıldı. Katılım oranlarına bakıldığında örgütün yalnızca %1,5'ini temsil eden ve sadece 4 ilçe başkanının iştirak ettiği bu tören, genel merkezin tabandan ne denli koptuğunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Diğer tarafta ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve il başkanlarının eksiksiz katılımıyla Güven Park'ta gövde gösterisi yapan Özgür Özel ve ekibi yer alıyordu.
Ekranların tam ortadan ikiye bölündüğü bu anlar, CHP'nin artık tek bir çatı altında homojen bir yapı sürdürmesinin ne denli zor olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Güç savaşında ciddi bir tasfiye süreci mi başlıyor?
Krizin en sıcak çatışma alanı ise TBMM Grup Toplantısı'nın kimin tarafından yönetileceği sorusu etrafında şekillendi. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel'in karşılıklı olarak "Grup toplantısını biz yapacağız" çıkışları, siyasi nezaketin sınırlarını zorlayan bir gerilime sahne oldu.
Sabahın erken saatlerinde Özgür Özel'e sadık 110'u aşkın milletvekilinin fire vermeden meclis grubuna gitmesi ve binlerce partilinin meclis önünde toplanması, güç dengesini meclis zemininde Özgür Özel lehine çevirdi.
Bu süreçte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın sergilediği uzlaşmacı ve devlet adamı ciddiyetindeki üslup ise dikkat çekti. Yavaş'ın siyasetin kirli ve sert dilinden uzak, "CHP hepimizin ortak evidir, bu evin zarar görmemesi gerekir" şeklindeki sağduyu çağrısı, Kılıçdaroğlu'nun meclis grubuna gelmeyip genel merkezde kalmasında en büyük etkenlerden biri oldu.
Ancak bu yumuşak iklime rağmen taraflar arasındaki makas kapanmıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Parti Meclisi'ni toplayarak 11 Perşembe günü kurultay kararı alacağını açıklaması ve bu kurultaya giderken "arınmış olarak gideceğiz" ifadesini kullanması, Özgür Özel'i destekleyen milletvekili, delege, belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarına yönelik açık bir tasfiye ve tehdit mesajı olarak yorumlanıyor.
Buna karşılık Özgür Özel kanadı ise "AKP yargı kollarının atadığı bir lider istemiyoruz" diyerek meclis zeminindeki meşruiyetini savunmaya devam ediyor.
İktidarın çift başlı CHP hedefi ve yeni parti ihtimali
Tartışmanın hukuki boyutunda ise tam bir kaos hakim. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın da belirttiği üzere, mahkemelerin aldığı "mutlak butlan" kararlarının siyasi partiler üzerinde bu şekilde işletilmesi hukuki düzleme uygun değildir; zira bir partinin iç işleyişine dair nihai meşruiyet kararları ancak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle yürütülebilir.
Hukukun ve kanunların devre dışı kaldığı bu gri alanda, resmi yetkiler, kurumsal organlar, finans ve kasa yönetimi Kılıçdaroğlu'na kalırken; milletvekilleri, il teşkilatları ve parti tabanı Özgür Özel'in arkasında konumlanmış durumdadır.
Bu durum akıllara şu kritik soruyu getiriyor: Bu bölünme kimin işine yarıyor? Siyasi analistlere göre, Cumhur İttifakı ve iktidar bloğu, CHP'nin bu şekilde kontrol edilebilir, çift başlı ve iç çatışmalarla boğuşan bir yapıyla seçime girmesini kendi iktidarını garantilemenin en kestirme formülü olarak görüyor.
İktidar medyası dahi Özgür Özel'in partiden ayrılmaması ve mücadeleye devam etmesi yönünde yayınlar yaparak bu bölünmüşlüğün sürmesini istiyor.
Çünkü Özgür Özel'in de ifade ettiği gibi, "geri dönülmez tarihi eşik" aşıldığında ve meclisteki 111 milletvekiliyle yeni bir parti kurulduğunda, bu yapı tüm muhalefeti birleştiren yepyeni bir iktidar formülüne dönüşebilir.
Kontrol edilemeyen, ittifaklara açık yeni bir partinin doğması ihtimali, mevcut siyasi statükoyu tamamen yıkabilecek bir potansiyel taşımaktadır.
- Doğu Akdeniz’de tehlikeli adım: Kıbrıs’ta eski hesaplar, yeni ittifaklar / 13.06.2026
- Söylemde nas, eylemde faiz / 12.06.2026
- CHP’de mutlak butlan krizi ve yeni parti denklemi / 11.06.2026
- Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi / 10.06.2026
- İsrail’in saldırıları ABD’den bağımsız olamaz! / 09.06.2026
- Resmi verilerle fakirleşen bir millet ve çıkış yolu / 08.06.2026
- Türk dünyasında Kıbrıs çatlağı ve aksakalların sessizliği / 07.06.2026
- Yerli üretici ezilirken yabancı sermayeye 20 yıl imtiyaz / 06.06.2026
- İlahi hitabın tecelli ettiği gün Gadir-i Hum / 05.06.2026



























































