logo
28 NİSAN 2026

Bel fıtığının en temel belirtisi

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Rabia Cerrah Karanfil, bel fıtığının oluşan şiddetli bel ağrısı ve bu ağrının bacağa yayılması ile ilerlediğini söyledi

08.12.2017 00:00:00
Bel fıtığının en temel belirtisinin bel ve bacak ağrıları olduğunu, röntgen ya da MR sonucu hekim tarafından değerlendirilmeden kesin kanıya varmanın zor olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniğinden Uzm. Dr. Rabia Cerrah Karanfil, bel bölgesinde yaşanan ağrı hissinin kaslardaki farklı bir problemden de kaynaklanabileceğini vurguladı.

Karanfil, "Son yıllarda sağlık alanında yaşanan gelişmelerle yeni görüntüleme tekniklerinin manyetik rezonans(MR), bilgisayarlı tomografinin(CT) kullanılmaya başlaması ile doğru teşhis ve uygun tedavi sonuçlarına ulaşılmaktadır. Sürekli aynı pozisyonda çalışma, aşırı kilo, ilerleyen yaş, uzun süren stres, sigara, kronik öksürük, spor yapmama, travma, yüksekten düşme gibi durumlar bel fıtığı oluşumunun kolaylaşmasına neden olmaktadır.

Genellikle 30-60 yaş arasındaki yetişkin grupta bel fıtığı şikayetleri görülse de nadirde olsa her yaşta görülme durumu söz konusu olabilir. Günlük yaşamımızda nesneleri indirme, kaldırma, çekme hareketlerinde omurga fizyolojisine uygun davranılmalıdır. Örneğin yerden bir cisim kaldırılırken muhakkak önce dizler kırılmalı, sonra kaldırma işlemi yapılmalıdır.

 Ayrıca düzenli egzersiz bel fıtığı oluşumunu engellemektedir. İlerleyen yıllarda sorun yaşamamak için çocuklara küçük yaşlarda düzenli egzersiz yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır" dedi.

Dr. Karanfil, tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi: "Bel ve bacak ağrısı şikayetlerinde kişi muhakkak hekim kontrolünden geçmelidir. Ameliyatın son çare olarak değerlendirildiği bel fıtığında 'manyetik rezonans terapi (MBST) ve proloterapi' ameliyatsız tedavi yöntemleri olarak uygulanmaktadır."
İHA

Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz

Samsun'un İlkadım Belediyesi, dar gelirli ve emekli ailelerin çocuklarına düğün salonu, ikramlar, orkestra, gelinlik ve damatlık dahil ücretsiz evlilik desteği sunarken, yeni doğan bebekler için de "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında ailelere hediye paketleri ulaştırıyor

28.04.2026 12:53:00 / Güncelleme: 28.04.2026 12:55:35
İHA
Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz
Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz
İlkadım Belediyesi, gittikçe azalan genç nüfus ve doğurganlık hızını tersine çevirmek amacıyla evlenecek gençlerin düğünlerini ertelememesi için çeşitli projeler yürütüyor. Belediye tarafından yürütülen proje kapsamında düğün salonu tahsisi, yaş pasta, kuru pasta, ikramlıklar ve orkestra hizmetleri ücretsiz sunulurken, gelinlik ve damatlık desteği ise Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanıyor. Ayrıca yeni evlenen çiftlerin bebek sahibi olması durumunda "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında hediye paketleri de ailelere ulaştırılıyor.

"Bugüne kadar 105 çiftimizi ücretsiz şekilde evlendirdik"

Kısa bir sürede 105 çiftin düğününü ücretsiz olarak gerçekleştirdiklerini ifade eden İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Bu projemizi 2024 yılında başlattık. 2024 Haziran'dan itibaren çocuklarımızı ücretsiz evlendiriyoruz. Düğün salonu ve içindeki tüm ikramlar ücretsiz. Yaş pasta, kuru pasta, orkestra dahil her şey ücretsiz. Buna gelinlik ve damatlığı da ekledik. Onları da Samsun Büyükşehir Belediyesi, Başkan Halit Doğan öncülüğünde veriyor. Bu kardeşlerimiz bizden ücretsiz düğün yapsın ya da yapmasın, bebekleri olduğunda da 'Hoş Geldin Bebek' seti hazırladık. Belediye çalışanlarımız yeni doğan çiftleri ziyaret edip setimizi hediye ediyorlar. Bu şekilde dar gelirli aileler ve emeklilerimizin çocuklarını ücretsiz evlendirmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar 105 çiftimizi bu şekilde evlendirdik. 2026 yılı için de bugüne kadar 80 evladımız bize müracaat etti. Randevularını verdik. O çiftlerimizi de evlendireceğiz ama bu süreç devam ediyor. 2026 yılında da 150'ye yakın çiftimizi ücretsiz bir şekilde evlendireceğiz diye düşünüyorum" dedi.



"Hoş Geldin Bebek' ve 'Ücretsiz Düğün Salonu' projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek"

Gençlerin maddi imkânsızlıklar nedeniyle düğünlerini ertelememesi ve düğün salonu gibi yüksek maliyetli giderlerin başka ihtiyaçlara yönlendirilebilmesi amacıyla projeye önem verdiklerini belirten Başkan Kurnaz, "Amacımız hem nüfus artışına katkı sağlamak hem de evlenmek isteyen gençlerimizin ekonomik nedenlerle evliliklerini ertelemelerinin önüne geçmek. Bir an önce yuva kurmalarını istiyoruz. 2024 yılında İlkadım'ın nüfusu 322 bindi. 2025 yılı sonunda bu sayı 330 bine yükseldi. Nüfusumuzda 8 bin kişilik artış söz konusu. Bu artışın yeni doğumlar mı yoksa adres değişikliklerinden mi kaynaklandığına yönelik çalışmalar sürüyor. Son iki yılda ilçemizin nüfusu 8 bin kişi arttı. Bu artışın yeni doğan bebeklerle daha da desteklenmesini arzu ediyoruz. İlkadım, emekli nüfusun yoğun olduğu bir ilçe görünümünde. Emeklilerimiz başımızın tacı ancak genç nüfusu artıracak adımları da atmaya devam edeceğiz. 'Hoş Geldin Bebek' ve 'Ücretsiz Düğün Salonu' projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek" diye konuştu.

Bu yıl şu ana kadar 80 ücretsiz düğün randevusu alan belediyeye başvuruların, düğün sezonunun yoğunlaşmasıyla birlikte artması bekleniyor.

Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor

İstanbul'a Perşembe'den itibaren Balkanlar'dan soğuk ve yağışlı hava geliyor. Sıcaklıklar 3-5 derece düşecek, hafta sonuna kadar aralıklı yağmur bekleniyor

28.04.2026 10:57:00 / Güncelleme: 28.04.2026 11:02:24
Haber Merkezi
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 27 Nisan 2026 tarihli haftalık hava tahmin raporunda İstanbulluları ani hava değişimine karşı uyardı.

Nisan ayının son günlerinde kısa süreli bahar yüzü gösteren İstanbul'da, hafta ortasından itibaren Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı sistem etkili olacak. AKOM, "dikkat" notuyla vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Gün gün hava tahmini

Salı (28 Nisan) ve Çarşamba (29 Nisan): Genel olarak güneşli ve az bulutlu bir hava hakim olacak. Sıcaklıklar 16-18°C aralığında seyredecek, öğle saatlerinde 18°C'ye kadar çıkması bekleniyor. Yağış öngörülmüyor; bahar havası devam edecek.

- Perşembe (30 Nisan): Soğuk ve yağışlı hava dalgası devreye giriyor. Akşam saatlerinden itibaren yağmur başlayacak (metrekareye 1-3 kg yağış). Sıcaklıklar 3-5 derece birden düşerek mevsim normallerinin altına inecek.

- Cuma (1 Mayıs) ve sonrası: Aralıklı yağış geçişleri sürecek. Sıcaklıklar 12-16°C bandında, mevsim normallerinin altında kalacak. Hafta sonu da serin ve yer yer yağmurlu hava etkili olmaya devam edecek.

AKOM'un 22 Nisan'daki uyarılarında da Balkanlar kaynaklı soğuk hava dalgalarının Marmara'yı etkilediği, öğle saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli yağışların görüldüğü belirtilmişti. Bu sistemler sıklıkla su baskını, göllenme ve ulaşımda aksamalara yol açabiliyor.

AKOM, olası risklere karşı şu önlemleri hatırlattı:

- Yol ve yaya alt geçitlerinde göllenme, su birikintileri, düşük kesimlerde su baskını riski.

- Özellikle sabah ve akşam saatlerinde hissedilir serinlik; mont, şemsiye ve su geçirmez ayakkabı gibi hazırlıklar.

- Toplu taşıma ve özel araç kullananlar için yavaş seyir, dikkatli sürüş.

- Zorunlu olmadıkça riskli bölgelerde bulunmamak, resmi uyarıları takip etmek.

AKOM'un açıklamasında, "İstanbul'un her noktasındaki ihbarlara anında müdahale ediyoruz" vurgusu yapılarak, vatandaşların dikkatli olması istendi. Baraj doluluk oranlarının da yağışlarla olumlu etkilenebileceği ancak sel riskine karşı önlem alınması gerektiği kaydedildi.

Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu


 
Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.

28.04.2026 07:19:00
Haber Merkezi
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu

Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye hitaben yazılan mektupta Avrupa kurumlarının yetkililerinin, "sorunların aşılması için birlikte çalışma" ve "Türkiye'nin demokratik yükümlülüklerini yerine getirmesine daha fazla destek verme" vurguları dikkat çekiyor.

Pek rastlanılan bir durum değil

Avrupalı farklı kurumların ortak bir mektup girişimde bulunması, örneğine pek rastlanan bir durum değil. İlgili kurumların Türkiye ile iş birliğinin, ortak değerler olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü üzerine kurulu olduğunun ve bu değerlerin devam eden ilişkilerin temelini oluşturduğunun altının çizildiği mektupta şu ifadelere yer verildi: "Bu nedenle, ülkenizdeki yerel demokrasiyi etkileyen son gelişmelerle ilgili ortak endişelerimizi dile getirmek ve bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl birlikte çalışabileceğimizi görüşmek amacıyla size ortaklaşa sesleniyoruz."

İmamoğlu'nun yargılanmasına atıf

Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye'de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatıldı.

Ortak mektupta, "Mevcut durum, seçmenlerin temsilcilerini özgürce seçme hakkını zedeleyerek genel olarak demokrasiyi zayıflatmaktadır" denildi.
Bu konulardaki endişelerin Türk yetkililerle yürütülen siyasi diyalog aracılığıyla sistematik olarak dile getirildiği de mektuptaki vurgular arasında yer aldı. Demokrasi, adalet ve insan hakları gibi temel ilkelere bağlılık ve seçilmiş temsilcilerin tutuklu yargılanması konusu bağlamında diyaloğu sürdürmeye hazır olunduğunun belirtildiği mektupta şu mesaj verildi:
"Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği'nin stratejik ortağı olan Türkiye'nin demokratik taahhütlerini yerine getirmesine daha fazla destek vermeye hazırız."

"Süregelen zorlukların üstesinden birlikte gelerek, Türkiye'de demokratik ilke ve değerlerin korunmasında somut ve sürdürülebilir ilerlemeler kaydedilebileceğine" olan inançlarını dile getiren imzacılar, mektubu şu ifadelerle sonlandırdılar: "Ortaklık ruhu ve ortak sorumluluk bilinci içinde iş birliğimizin devam etmesini dört gözle bekliyoruz."

Mektupta kimlerin imzası var?

Mektupta, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Raportörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nden Bryony Rudkin, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin'in imzaları bulunuyor.
Bu kurumlar insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında Türkiye konusunda zaman zaman benzer mektuplar ya da rapor ve kararlarla devreye giriyor. Son mektubu diğerlerinden farklı kılan en dikkat çekici unsursa, farklı kurumların aynı konuda ortak hareket etmeyi tercih etmesi. Özellikle Avrupa Konseyi ve bağlantılı kurumların Türkiye konusunda Avrupa Parlamentosu'yla ortak girişimde bulunması, örneğine pek rastlanmayan bir durum. Mektubun ortak yazılmış olması, vurgu yapılan konularda Avrupa kurumlarının kurumsal kimlikleri farklı da olsa aynı çizgide olduklarını göstermesi açısından önemli.

Yakından izleniyor

Türkiye'de yerel yöneticilere yönelik tutuklamalar Türkiye'nin de üye olduğu Avrupa Konseyi ile aday ülke olduğu Avrupa Birliği (AB) kurumları tarafından yakından izleniyor.
Bununla birlikte son dönemde özellikle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında eskisine oranla daha az tepki verilmesi dikkat çekiyor.
AB yetkilileri tepkisizliğin söz konusu olmadığını belirterek, "Raporlarımızda bu konulara detaylı şekilde değiniyoruz" tezini öne çıkarıyorlar.
Mektubun imzacılarından olan Sanchez Amor, Şubatta, Türkiye Raporu taslağının görüşüldüğü AP oturumunda, AB Komisyonu'nun ve AB Konseyi'nin "Türkiye'deki demokratik gerilemeye" karşı sessiz kalarak AB'nin imajına büyük ölçüde zarar verdiğini söyledi.
Amor aynı oturumda, "Türkiye'deki Avrupa ve demokrasi yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz" diye konuşmuştu.
Mektuptaki konular, ilgili kurumların raporlarında yer almayı sürdürüyor.
AP'nin, Mayısta yapılacak oylamayla nihai halini alacak Türkiye Raporu taslağında Türkiye'de yerel demokrasinin kötüye gitmesinden ciddi endişe duyulduğu vurgulanıyor.

Akciğer kanseri yaygınlaşıyor


 
Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor, fark edildiğinde ise geç kalınmış olabiliyor… Üstelik öyle yaygın ki, dünyada 2 milyonun üzerinde, ülkemizde ise her yıl yaklaşık 40 bin kişi bu hastalıkla tanışıyor.

28.04.2026 06:48:00
MURAT ÇORBACI
Akciğer kanseri yaygınlaşıyor
Akciğer kanseri yaygınlaşıyor

Akciğer kanseri, hem dünyada hem de Türkiye'de en sık görülen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alıyor. Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi'nde "Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut" söyleşisi düzenlendi.

Ana neden sigara

Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80'inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20'sinin ise asbest gibi mesleki nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise "Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor" dedi.


Kişiye özel tedavi dönemi

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez de akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti.
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır." HABER MERKEZİ

Karaya oturan gemi kurtarıldı


 
İstanbul yeniköy'de karaya oturan Türk bayraklı konteyner gemisi, başlatılan çalışmaların ardından kurtarıldı.

28.04.2026 06:42:00
HABER MERKEZİ/AA
Karaya oturan gemi kurtarıldı
Karaya oturan gemi kurtarıldı

Sarıyer'de karaya oturan konteyner gemisi, başlatılan çalışmaların ardından kurtarıldı. İstanbul Boğazı'nda seyreden "KAPPA" isimli 148 metre uzunluğundaki konteyner gemisi, Yeniköy önlerinde karaya oturdu.
İhbar üzerine olay yerine polis ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ekipleri sevk edildi.

İstanbul Boğazı'nda gemi trafiği askıya alınmıştı

KEGM'den konuya ilişkin gece saatlerinde yapılan açıklamada, şunlar kaydedilmişti: "Rusya'dan Kocaeli'ye kılavuz kaptan alarak seyir halindeyken İstanbul Boğazı Yeniköy önlerinde karaya oturan KAPPA isimli 148 metre boyundaki konteyner gemisi için KURTARMA-5 ve KURTARMA-6 römorkörlerimiz ile balık adam ekibimiz ve KEGM-5 hızlı tahlisiye botumuz olay yerine ivedilikle yönlendirilmiş olup kurtarma çalışmalarına başlanmıştır. İstanbul Boğazı gemi trafiği çift yönde ve geçici olarak askıya alındı."
KEGM'den yapılan diğer açıklamada ise "Gemi, balık adam ve kurtarma ekiplerimizin yaptığı incelemenin ardından İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezimizin koordinasyonunda, KURTARMA-5, KURTARMA-6 ve KURTARMA-8 römorkörlerimiz tarafından yüzdürüldü" ifadesi kullanıldı.
Ekiplerin başlattığı çalışma sonucunda konteyner gemisi kurtarıldı.

Akabinde Boğaz trafiğe açıldı.

Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında


 
Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin’de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. 

28.04.2026 06:32:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında

Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin'de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. Türk Çin Kültür Derneği, düzenlediği bir organizasyonla Çin'in başkenti Pekin'den 19 üst düzey üniversitenin İstanbul'da bir tanıtım fuarı yapmasını sağlıyor.
Dernek Başkan Yardımcısı Mustafa Karslı, fuarın 18 Mayıs'ta İstanbul'da düzenleneceğini kaydetti.

Dünyanın en iyi 14. üniversitesi konumunda bulunan Pekin Üniversitesi, Ay'a araç gönderen ekipte görev alan Pekin Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi de fuarda yer alacak. Teknoloji, enerji, tıp, spor ve sanat gibi alanlarda eğitim veren üniversiteler da fuarda gösterecek.

Çin'de üniversite eğitimi almak isteyen gençlere her alanda destek sağladıklarını belirten Karslı, Çin devletinin çok sayıda burs imkânı olduğunu dile getirdi. Ziyaretçilerin ücretsiz katılabileceği bu fuara girebilmek için fuar katılım formu doldurmak gerekiyor. Fuar kayıt linki: https://cinkultur.com/form/ İstanbul Marriott Hotel Şişli'de gerçekleştirilecek fuar, 09.30-14.30 arasında açık kalacak.

Çin'de üniversiteler istisnalar hariç Çince eğitim veriyor. Bu ülkede eğitim almak isteyen öğrencilerin Çince öğrenmesi gerekiyor! Tümüyle İngilizce eğitim Tsinghua Üniversitesi ve Pekin Üniversitesi'nin bazı bölümlerinde sunuluyor. Eğitim ücreti 198 bin TL ile 680 bin TL arasında değişiyor.

Belediye personeline satırla saldırı

Ordu'da belediye binasında bir kişinin, belediye başkanının sekreterini satırla yaraladığı anların güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı

27.04.2026 16:18:00
İHA
Belediye personeline satırla saldırı
Belediye personeline satırla saldırı
Ordu'nun Aybastı ilçesinde 6 gün önce belediye binasında bir kişinin, belediye başkanının sekreterini satırla yaraladığı anların güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı.  

Olay, 21 Nisan günü saat 10.50'de meydana geldi. Aybastı Belediyesi'ne giden Yusuf Doğan isimli şahıs, belediye çalışanı ve başkanın sekreteri Adem Demirkale'ye bazı sorular sordu. Bir süre sonra Yusuf Doğan, Demirkale'nin başına satırın keskin kısmıyla 2 kez vurdu. Bu esnada Demirkale ve diğer belediye çalışanları şahsı etkisiz hale getirdi. Başından yaralanan Demirkale, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla Fatsa'daki bir hastaneye sevk edildi.

Olay anı güvenlik kamerasında

Olayın yaşandığı an ise belediyeye ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, Yusuf Doğan isimli şahsın sekreterlik odasına geldiği, bir süre sonra ceketinin cebinden çıkardığı satırın keskin kısmıyla Demirkale'nin başına 2 kez vurduğu anlar yer alıyor. Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren şahsın ikna edilerek güçlükle elinden satırın alındığı anlar da görüntülere yansıdı.

Öte yandan, olayın ardından gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yusuf Doğan, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak

Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gerçekleştirilecek

27.04.2026 14:30:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:32:07
Haber Merkezi
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi", genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.

Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.

İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde "O gece sen olsan nasıl manşet atardın?" refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.

Basın İlan Kurumu'nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.

"15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.

Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in Erzurum'da ifadesi alınıyor.

27.04.2026 14:08:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:21:20
Haber Merkezi
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme: Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü ifadeye çağrıldı
Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı.
Yalova İl Emniyet Müdürü olan Delen, talimat üzerine Erzurum'a geldi. Delen'in Erzurum Adliyesi'nde ifade işlemleri başladı.
Tunceli'de 2019-2021 yılları arasında İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz Delen, 23 Ocak 2026'da Yalova İl Emniyet Müdürlüğüne atanmıştı.

12 zanlı tutuklanmıştı
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturma kapsamında, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmış, Tunceli Devlet Hastanesi'nin bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. de gözaltına alınmıştı.

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.