logo
28 MART 2026

Beyşehir Gölü'nde sular çekildi

Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nde yaz döneminde suların çekilmesi sonucu yeni adalar, adacıklar ve kara parçaları ortaya çıktı

19.08.2025 14:15:00 / Güncelleme: 19.08.2025 14:18:23
İhlas Haber Ajansı
Beyşehir Gölü'nde sular çekildi
Beyşehir Gölü'nde sular çekildi
Kış ve bahar dönemindeki yetersiz yağışlar, kuraklık, bilinçsiz tarımsal sulama, buharlaşma kayıpları gibi birçok nedenle su seviyesi giderek düşen ve kıyılarında onlarca metre çekilme yaşanan Beyşehir Gölünde faaliyet gösteren tekneler de seferlerinde sıkıntı yaşamaya başladı. Göl sularının sığlaşması nedeniyle sığ sularda beslenen su kuşlarının ve balıkçılların da akın ettiği gölde yaşanan son tablo görenleri hüzünlendirirken, yaşanan durum dronla havadan da görüntülendi.

Beyşehir Gölü ve Adaları adlı kitabın da yazarı olan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Beyşehir Gölü'nün sularının son günlerde kıyıdan son derece çekildiğini vurgulayarak, "Kıyıdan neredeyse bazı bölgelerde 100-150 metre geriye doğru çekildiği görülüyor. Sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde de, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmanın meydana geldiği görülüyor. Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişimle, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün" dedi.

Beyşehir Gölü'nün su seviyeleri ile ilgili tarihi kaynaklarda çok eskiden beri bazı verilere ulaşmanın mümkün olduğunu, gölün durumu ile ilgili Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden itibaren bazı kayıtlara ulaşabildiklerinin altını çizen Prof. Dr. Muşmal, "Gölle ilgili 1905 yılından itibaren resmi kurumlar kanalıyla gölün seviyesi ile ilgili ölçümleri gözlemlemek mümkün. Biz tabii Beyşehir Gölü kıyısında yaşıyoruz. Beyşehir Gölünün etrafında yaşayan insanlar, yıllardır, asırlardır, bu gölün durumu ile ilgili gözlemleri kendileri de yapabiliyor" ifadelerine yer verdi. Beyşehir Gölünün meteorolojik bir döngüye sahip olduğunu, halk arasında da bununla ilgili anlatımları bulmanın mümkün olduğunu aktaran Prof. Dr. Muşmal, gölün yıllar itibariyle zaman zaman geri çekilip zaman zaman da taşkın kotuna ulaşabildiğini vurguladı.



"En düşük seviyeye ulaştı" uyarısı

Ancak, özellikle 1927 yılından itibaren tarihi kaynaklarda yapılan ölçümlerle ortaya konulan verilerde de bunun görülebileceğini, 1993 yılına kadar süren çekilme evresinde gölün tarihteki ölçülebilen dönemde en düşük seviyeye ulaştığının görüldüğüne dikkati çeken Muşmal, şöyle devam etti:

"Yani 1121 işletme kotunun altına biz 1120,85 santimetre ile hem o dönemde basında da gündem olmuş Beyşehir Gölünün çekildiğini görebiliyoruz. Şimdi ne yazık ki tarihi süreç içerisinde yapılan gözlemlerde Beyşehir Gölünün zaman zaman geri çekilip taşması ölçümlerinden günümüze gelindiğinde, 2013 yılından itibaren gölde yaşanan çekilmelerin artık zirveye ulaştığı görülüyor."

"Gölün yüzeyinde, kıyılarda büyük otlanmalar oldu"

Prof. Dr. Muşmal, sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmaların meydana geldiğinin görüldüğünü kaydederek, "Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişim, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün. Beyşehir Gölünde özellikle bizim de Beyşehir Gölü adalarında hayat isimli çalışmamızda da ortaya koyduğumuz gibi, bilim adamlarının, akademisyenlerin gölle ilgili çalışan farklı disiplinlerdeki bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalarda, coğrafyacıların, jeologların, fizikçilerin, biyologların gölün adaları ile ilgili dökümler yaptıklarını ve bununla ilgili veriler verdiklerini görüyoruz. Beyşehir Gölünün 30'un üzerinde adası bulunduğu kaynaklarda ifade edilir. Nitekim bugün, bizler de göl kıyısında bu adaların önemli bir kısmını gözlemlememiz mümkün. Beyşehir Gölündeki adaların sayılarının zaman zaman değişikliğe uğradığı görülüyor. Çünkü göl suyu çekildiğinde yeni adacıklar meydana çıkıyor. Günümüzde de göl o kadar bir çekilme gösterdi ki, artık kıyılarda yeni adalar, adacıklar, kara parçaları çıkmaya başladı. Bununla birlikte aynı zamanda özellikle balıkçılların suyun çekilmesiyle birlikte bir artış gösterdiği, kuş popülasyonunda bir artış yaşandığı görülüyor. Bu da aslında suyun çekilmesinin sonucunda balıkçılların sığ alanlarda daha kolay beslenebilmeleri ve yaşamlarını devam ettirebilmelerine imkan veren bir oluşum olduğu için balıkçıllarda bu dönemde popülasyonunda ciddi artış gözlemlendi. Şimdi biz ne yazık ki, son yüzyılda, tarihi kayıtlara bakıldığında Beyşehir Gölünün en düşük seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.



"Gölün kaynakları da kurudu, gölün tabanı balçıkla doldu"

Tarih boyunca yüz yıllık gözlemlerde, özellikle 1905'ten itibaren günümüze kadar süren 120 yıllık gözlem sonucunda Beyşehir Gölünün işletme kotunun altında bir seviyeye ulaştığının görüldüğüne işaret eden Muşmal, şunları kaydetti:

"Bunun tabii çeşitli sebepleri var, ne yazık ki meteorolojik döngülerin etkisi altında bulunan Beyşehir Gölü kuraklığın, yağış azlığının kilometrekareye, metrekareye düşen yağış miktarının azalmasının elbette ki bir sonucu var. Ancak, bununla birlikte göle ulaşan kaynakların bir kısmının da kuruması ve kaynakların göle ulaşamaması çeşitli sebeplerle gölün beslenme kaynaklarının kuruduğunu da gösteriyor. Aslında vahim olan kısım ise Beyşehir Gölünün tabanının balçıkla dolu olması. Gölün tabanında bir dolma meydana geldiği için artık gölde yeterli su miktarı yok. Gölde artık kayıklar, tekneler işleyemez hale geldi. Özellikle çarkları gölde yaşanan otlanma nedeniyle sürekli dolduğu için seferde zorluklar yaşanıyor. 50 metreye 100 metreye bir çarklarını temizlemek zorunda kalıyorlar.

Büyük tekneler ise gölün kıyısına asla yanaşamıyor. Eski yıllarda Beyşehir Gölü geri çekiliyor ama 5-6 yıl sonra çekildiği alana yeniden geliyordu. Ama artık korkarım ki Beyşehir Gölü çekilmeye başladı, belki bir daha geri dönmeyecek. Beyşehir Gölünü büyük tehlikeler bekliyor. Bununla ilgili bilim adamlarının yapmış olduğu değerlendirmelerde Beyşehir Gölünün 2040'lı, 2050'li yıllarda tamamen kuruma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ile ilgili yayımları görebiliyoruz. Ekolojik dengeye insan müdahalesinin başladığı tarihten itibaren gölde ciddi sorunlar ortaya çıkmış. Bununla ilgili olarak kısa vadede, orta vadede, uzun vadede eylem planları ortaya koyarak, Beyşehir Gölünün ekolojik dengesinin yeniden eski seviyeye getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu manada da özellikle bilim adamlarının ve devletimizin ilgili kurumlarının Beyşehir Gölünü masaya yatırarak sorunları ile ilgili analizler ve çözüm önerileri ortaya koymaları ve kısa vadede müdahale etmeleri gerekiyor."

Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor


 
 
Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Turan Dündar, kas gücündeki azalmanın fiziksel performansın yanı sıra bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceğini belirtti. 

28.03.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor
 Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor

Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Turan Dündar, kas gücündeki azalmanın fiziksel performansın yanı sıra bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Dündar, şunları kaydetti: "Kaslarımızı çalıştırdığımızda, kana miyokin adı verilen özel haberci proteinler salgılanıyor. Bunların en ünlüsü BDNF'dir. Bu proteinler, yeni nöronların filizlenmesini ve aralarındaki bağların kök salmasını sağlar. Ancak mesele, kimyasal bir kokteylden ibaret değil. Hareket halindeyken sadece kaslar değil, onları kemiğe bağlayan tendonlar da devreye girer. Tendonlar gerildikçe, beyne yüksek hızda veri paketleri gönderilir.

Araştırmalar, bacak kası kuvvetli bireylerde hipokampus hacminin, yaşıtlarına göre daha geniş olduğunu gösteriyor. Kas kütlesi düştüğünde, beyne giden oksijen ve glikoz dengesi bozulur. Bu da sadece yorgunluğa değil, karar verme mekanizmalarında milisaniyelik gecikmelere neden olur. Kas kütlemizi korumak, kan şekeri dengenizi sağlar.

Kaslarımızın bir diğer faydası olan stabil kan şekeri düzeyleri, gün boyu kesintisiz zihinsel odak demektir. Beynimizi korumak ve potansiyelini zirveye taşımak için sadece kitap okumak veya bulmaca çözmek yetmez. Zihnimizin en keskin olduğu anlar, aslında bedeninizin en dirençli olduğu anların birer yansıması. Hareket, sadece bedenin yer değiştirmesi değil, biyolojimizin kendi kendini iyileştirme ve geliştirme dili. Geleceğimize yatırım yapmamız için harekette kalmamız şart."

Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi

İstanbul'un Tuzla ilçesinde bulunan Kuzey Star Tersanesi'nde demirli kuru yük gemisinde yangın çıktı. Henüz çıkış nedeni belirlenemeyen yangın, kısa sürede büyüyerek geminin bir bölümünü sardı

28.03.2026 04:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:11:47
İHA
Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi
Tuzla'da kuru yük gemisinde yangın: Çok sayıda ekip sevk edildi
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi.



Ekipler, yangını kontrol altına almak için yoğun çaba sarf ederken, tersane çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.



Ekiplerin söndürme ve soğutma çalışmaları sürerken olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti

27.03.2026 21:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 21:56:31
İhlas Haber Ajansı
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Memur-Sen tarafından İran ABD ve İsrail savaşı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaları protesto etmek üzere ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması düzenleyerek Siyah Çelenk Bırakma Eylemi gerçekleştirdi.

Büyükelçilik önünde bir araya gelen Memur-Sen üyeleri, 'Savaşa hayır' yazılı yelekler giydi, dövizler taşıdı.

"ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir"



Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir ülkeyi protesto etmek için değil, bir zihniyeti teşhir etmek için toplandıklarını ifade ederek, "ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir. O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir. Çünkü artık açıkça görüyoruz. Bu dünyada savaşlar gerekçelerle başlamıyor, gerekçeler üretilerek başlatılıyor. Ve bugün İran'a yönelen saldırı da böyle bir düzenin devamıdır" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada hayatını kaybeden kim olursa olsun kendilerinden olduğunu söyleyen Yalçın, karşılarında ABD'nin emperyal aklıyla İsrail'in siyonist hattı olduğunu ve ikisinin yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi noktasında kesiştiğini bildirdi.

Yalçın, buna karşı bütün dünyanın birlik olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu zihniyet, 'Ben yaparım. Çünkü güç bende' diyor. Bu noktada mesele artık sadece politika değildir, insanlık meselesidir. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır" diye konuştu.

'Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir'



Çocuğa işkence edebilen bir sistemin yalnızca savaş üretmeyeceğini insanlıktan çıkmış bir zihin üreteceğini kaydeden Yalçın, "Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu zihinde çocukların ölümünü yalnızca kaçınılmaz görmüyorum. Onu sistemin doğal bir parçası olarak görüyorum. Bugün burada yaptığımız budur. Bu aymazlığa, ahlaksızlığa, çirkefliğe isyan ediyoruz. Çünkü susarsak bu düzen büyür. Sessiz kalırsak bu yöntem kalıcı halde gelir. Onun için İran'a yapılan saldırıyı bu çerçevede okumak lazım. Devamında genişleyen ateşi buradan görmek lazım. Bu saldırı bu düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir. Onun için bu süreçte her şey araç haline gelir. Toprak araçtır enerji, araçtır, insan bile araçtır. En acısı çocuklar bile bu kirli savaşın aracı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.

"Bu sadece bir savaş değil, bir zihniyetin ifşasıdır"

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sadece İran'a yönelik bir saldırı olmadığını belirten Yalçın, saldırıların insanı merkeze almayan bir sistemin devamına temsil ettiğini söyleyerek, "Bu sadece bir savaş değil, bu bir zihniyetin ifşasıdır. Bu zihniyeti reddediyoruz. Bugün buraya bırakacağımız siyah çelenk bir yas değil bir kayıptır. Demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir. Çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir makam meşru değildir. İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasının ardından konfederasyon üyeleriyle üzerinde 'Savaşa hayır' yazılı siyah çelengi, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin önüne bıraktı.

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

Uşak, Kocaeli ve Ankara'da düzenlenen rüşvet operasyonunda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı

 

27.03.2026 10:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 11:11:46
Anadolu Ajansı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında kişi ve firmalardan rüşvet aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma doğrultusunda operasyon düzenlendi.

Uşak, Kocaeli ve Ankara'daki eş zamanlı operasyonda aralarında Yalım'ın da bulunduğu 13 zanlı gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Uşak Belediyesince şirketlere verilen ihalelerde mükerrer faturalandırma yapılarak oluşan farkın rüşvet olarak alındığı, ihale konusuyla alakalı kurulacak yeni işletmelerde belediye başkanının aile fertlerine şirketten ortaklık payı verilmesi, aksi halde ihalenin ilgili şirketlere verilmeyeceği yönünde baskı oluşturularak menfaat temin edildiği bildirildi.

Belediye başkan yardımcılarının şahsi hesaplarına "Uşakspor'a yardım/bağış" adı altında yüksek miktarlarda para topladıkları, Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın makamına "bağış" adı altında nakit getirildiği ve makbuz düzenlenmeksizin özel kalem müdürüne teslim edilerek zimmete geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, belediye başkanı, yardımcıları ve belediyedeki üst düzey yöneticilerin geceleri eğlence mekanlarına giderek harcama yaptıkları ve bu harcamaların "temsil/ağırlama giderleri" adı altında yemek faturası üzerinden belediye bütçesinden ödendiği kaydedildi.

Yalım'a ait tesislerdeki çalışanların belediye kadrosunda gösterildiği ve sigorta primlerinin ödendiği iddiası

Yalım'ın, yolsuz şekilde elde ettiği mallarına operasyonda el konulabileceği ihtimalini düşünerek üzerine kayıtlı mal varlığının tamamını 2025 yılında şoförü olarak çalışan Cihan Aras'a devrettiği bildirilen açıklamada, Yalım'ın gönül ilişkisi bulunan A.A'yı 2024'te yüksek maaşlı kadroda belediyede işe aldığı ancak bu kişinin fiilen belediyede görev yapmadığı, kendisine ait Yalım Garden Tesisleri'nde fiilen çalışan personelin, belediye kadrosunda gösterildikleri ve sigorta primlerinin belediye üzerinden ödendiği belirtildi.

Özkan Yalım'ın, belediyeye 10 araç istediği iş insanı E.A'nın 3 araçtan fazla almayacağını iletmesi üzerine aynı hafta E.A'nın sahibi olduğu AVM'nin mevzuata uygun olmadığından bahisle mühürlendiği ve 65 milyon lira para cezası kesildiği yönündeki müşteki ve gizli tanık beyanları üzerine "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedilen açıklamada, müşteki ve tanık beyanlarına konu isnatlar kapsamında ilgili kişiler arasında yoğun HTS ve ilgili tarihlere ilişkin ortak baz kayıtlarının bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, MASAK raporları kapsamında şüphelilerin hesaplarında kaynağı tespit edilemeyen yüksek tutarlı para hareketlerinin, mal varlığı alımlarının, nakit yatırma ve çekme işlemlerinin, yurt dışı şirketler ile şahıslar tarafından gönderilen yüksek tutarlı swiftlerin bulunduğu, şüphelilerin gerçekleştirmiş olduğu finansal işlemlerin hacim ve sıklığı ile mali ve mesleki profilleri arasında uyumsuzluk bulunduğu, tanık ve müşteki beyanlarının elde edilen teknik ve mali verilerle uyumlu olduğu kaydedildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Uşak, Ankara ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği, 13 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı

Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

27.03.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'torbacı' diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.



Özel harekat polislerinin de desteğiyle 16 adrese şafak vakti eş zamanlı yapılan baskınlarda 15 kişi gözaltına alındı.



Adreslerde yapılan aramalarda 46,20 gram bonzai, 43,37 gram bonzai hammaddesi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

Şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü

27.03.2026 00:32:00 / Güncelleme: 27.03.2026 06:39:16
İHA
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi.



"Patlamalar peş peşe oldu"



Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay'ın yandığını gördüm. Hürol'un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail'i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi.



"İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi"



Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş'u tehlike konusunda uyardığımda bana 'Biz önlemlerimizi aldık' dedi" diye konuştu.



"Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım"



Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı.


"Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı"



Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi.



"Bir işçi 'İçimde kötü bir his var' dedi"



Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva'da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, 'İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var' dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı.


"Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar"



Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112'yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş'u aradım, 'Yangın var, hemen gel' dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken 'Karıştırıcıda kıvılcım çıktı' dedi. Ataşehir'deki merkez ofiste Kurtuluş'un çocukları kalıyordu. Ayten'e olay günü, 'Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı'' diye sorduğumda bana, 'İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti' dedi" ifadelerini kullandı.


"Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz"



Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.

İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi

Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye’nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti

26.03.2026 20:37:00
Ahmet Turan Yiğit
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye'nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti. Pamir, enerji krizlerinin arka planındaki ekonomik ve stratejik unsurları örneklerle açıkladı.

Pamir, "Bugünün British Petrolumu, o zamanın Anglo-Persian Oil Company'si, İngiliz hükümetinin kontrolündeki şirket tamamen İran petrolünün üstüne çökmüş durumdaydı. Musadık geldi petrolü millileştirdi. En büyük günahı bu. CIA ve MI6 birlikte TP Ajax denen bir operasyonla Musaddık'ı devirdiler. Yani o zaman da nükleere mi gidiyordu? İran ya sürekli böyle palavradan ve bakın şeyler, gerekçeler uydurmaya çalışıyorlar. Yıllar geçtikten sonra 1953'ün üzerinden bir takım belgeler sır niteliğini kaybettikten sonra Amerikan merkezi haber alma örgütü 60 yıl sonra açık açık İran'ı Sovyet saldırısına açık bırakmanın ABD'yi TP Ajax'ı planlamak ve uygulamak zorunda bıraktı" dedi.

Petrol Mühendisi Necdet Pamir'in konuşmasını izleyin:

Yenidoğan çetesi davasında ara karar

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada arar karar açıklandı

26.03.2026 17:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'nci duruşmada, aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dün yapılan yargılamada, sanık avukatları savunma yapmıştı. Avukat beyanlarının alınmasıyla devam edilen bugünkü duruşmada ise beyanlar tamamlandı.

5 sanık hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, hayatını kaybeden Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi tutuksuz sanık Cafer Akdur'un dosyasının ayrılmasına hükmetti. Heyet, tutuksuz sanıklar Funda Özen, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Volkan Karataş ve Serdar Yüksel'in 'yurt dışına çıkış' yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Fırat Sarı'nın da bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için erteledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.