Yaşanan son gelişmeler, havada uçuşan hararetli tartışmalar gösteriyor ki "dil" meselesi ısrarla ve öncelikle yazılması gereken konuların başında geliyor.
Eli kalem tutan herkes, ekranlarda söz söyleme durumunda olan bütün kelam ehli bu konuyu hiç ama hiç gündemden düşürmemeli.
Referandum dolayısıyla meydanlara inen siyasiler en son noktasına varana kadar üsluplarını sertleştiriyorlar ve olabildiğince toplumu geriyorlar.
Yanlış üstüne yanlış.
Son günlerde Avrupa ile yaşanan krizde de yine "dil ve üslup" meselesi baş sebep.
"Ah bu dilim/Etti beni dilim dilim" diyen edebiyatçı elbette boşa dememiş.
"Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Bal ile yağ ede bir söz" diyen bilge şair Yunus Emre'miz kesinlikle yüz yılların tecrübesini özetlemiş.
Hem içerde hem de dışarıda yaşanan olumsuzluklar bir kez daha gösterdi ki başımıza gelen felaketlerin birçoğu "dil ve üslup" meselesinden kaynaklıyor.
Elbette her fert ağzından çıkana dikkat etmeli ama devlet yönetenler, toplumun önünde olan insanlar kırk defa yutkunmalı, kırk defa düşünmeli bir konuşmalıdır.
Söyleneler evrensel ölçülerdir, her millet için, her devlet için, her devlet adamı için değişmez kurallardır.
Herhangi bir ülkede yönetici durumunda olan devlet adamları, kameraların önüne geçtiği zaman, sarf edeceği tek cümlenin hem ülkesi için hem de dünyanın dört bir yanına dağılmış olan vatandaşları için kaça mal olacağını düşünerek sarf etmelidirler.
Atalarımızın, yüz yılların tecrübesi sonucu söyledikleri; "Hırs ile, kızgınlıkla kalkan zararla oturur, rüzgar eken fırtına biçer" vecizeleri elbette her birimizin kulağına küpe olmalı ama öncelikle ve özellikle devlet damlarımızın kulaklarına altın küpe olmalıdır.
Belli ki, öyle görünüyor ki, biz bu "dil" meselesini daha çok yazmak zorunda kalacağız.
Eli kalem tutan herkes, ekranlarda söz söyleme durumunda olan bütün kelam ehli bu konuyu hiç ama hiç gündemden düşürmemeli.
Referandum dolayısıyla meydanlara inen siyasiler en son noktasına varana kadar üsluplarını sertleştiriyorlar ve olabildiğince toplumu geriyorlar.
Yanlış üstüne yanlış.
Son günlerde Avrupa ile yaşanan krizde de yine "dil ve üslup" meselesi baş sebep.
"Ah bu dilim/Etti beni dilim dilim" diyen edebiyatçı elbette boşa dememiş.
"Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Bal ile yağ ede bir söz" diyen bilge şair Yunus Emre'miz kesinlikle yüz yılların tecrübesini özetlemiş.
Hem içerde hem de dışarıda yaşanan olumsuzluklar bir kez daha gösterdi ki başımıza gelen felaketlerin birçoğu "dil ve üslup" meselesinden kaynaklıyor.
Elbette her fert ağzından çıkana dikkat etmeli ama devlet yönetenler, toplumun önünde olan insanlar kırk defa yutkunmalı, kırk defa düşünmeli bir konuşmalıdır.
Söyleneler evrensel ölçülerdir, her millet için, her devlet için, her devlet adamı için değişmez kurallardır.
Herhangi bir ülkede yönetici durumunda olan devlet adamları, kameraların önüne geçtiği zaman, sarf edeceği tek cümlenin hem ülkesi için hem de dünyanın dört bir yanına dağılmış olan vatandaşları için kaça mal olacağını düşünerek sarf etmelidirler.
Atalarımızın, yüz yılların tecrübesi sonucu söyledikleri; "Hırs ile, kızgınlıkla kalkan zararla oturur, rüzgar eken fırtına biçer" vecizeleri elbette her birimizin kulağına küpe olmalı ama öncelikle ve özellikle devlet damlarımızın kulaklarına altın küpe olmalıdır.
Belli ki, öyle görünüyor ki, biz bu "dil" meselesini daha çok yazmak zorunda kalacağız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025






























































































