"Gençlik, bir milletin geleceği, bir devletin teminatıdır" tespitinin aksini iddia edebilecek tek kişi bulamazsınız.
Peki, gençlerimiz bu gerçeğin farkında mı? Ya da böyle bir yükümlülükleri olduğu bilincinde mi? Veya böyle büyük ve ulvi sorumluluğu kaldırabilecek kapasitede mi?
Maalesef ben bu sorulara olumlu cevap veremiyorum. Sadece sokaklara bakın! Ne görüyorsunuz?
Sizi bilmem ama ben, kendi inancından, örfünden, kültüründen çok uzaklaşmış kalabalıklar görüyorum. Farzı tarz haline getirmiş veya kendini ifşa etmekte sınırları zorlayan genç kızlar, kaşına, burnuna, kulaklarına bir sürü metal parça taktırmış erkekler ve bayanlar, aynı şekilde vücuduna yaptırdıkları dövmeler, yoksulların bile giymekte çekinecekleri kıyafetler görüyorum.
Sokak ve köşe başlarında kalabalık şekilde kızlı-erkekli oturan, çevrenin duyacağı şekilde küfürlü konuşan gençleri görüyorum. Saygı yok, sevgi yok, iffet rafa kalkmış. Milli ve manevi değerlerden uzak, fen ilimlerinden habersiz, bilgisiz nice insan yığınları ortalıkta.
Tabi bu gençler gökten düşmedi. Bizlerin çocukları, bizlerin yeğenleri veya arkadaşlarımızın evlatları.. Bizim gözümüzün önünde gençlerimiz bu hale geldi. Ama işin vahimi bizler bu gidişata 'dur' demedik.
Evet, bu netice çok önceleri bu millet ve bu devlet ile hesapları olanların kurguladığı planlardı. Nasıl, derseniz cevabı Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önceki bir demecinden aktarayım:
"Bu rüzgâr (kendine yabancılaşma, kendini inkâr etme) bu topraklardan gelmedi. Bu rüzgâr çok ötelerden geldi.
Onlar (Haçlı Batı) şunun hesabını yaptılar. Biz bütün orduları bir araya getirdik, Türk milletinin sırtını yere getiremedik. O halde bunlarda bir öz var, onu almalıyız ki bunların da bizden farkı olmasın, geriye sadece posaları kalsın…
Haçlı bizi meydanlarda mağlup edemedi. Şimdi kültür yoluyla, siyaset ve medeniyet yoluyla mağlup etmeye çalışıyor."
Haçlı Batı ve Yahudiler 19. yüzyılın başında Anadolu ve İslam dünyasında yeni stratejiler belirlemek için İsviçre'nin Basel şehrinde bir araya geldiler. Bu kongrede hedefleri için kararlar aldılar.
Size bu kararlardan bir kaçını aktarayım. Siz de bu kararların günümüzde yansıyıp, yansımadığını sorgulayın:
1. Genç kuşakları (Müslüman) ahlak dışı yönlendirmelerle yozlaştırmalı.
2. Aile hayatını yıkmalı.
3. Sanatı zayıflatarak, edebiyatı açık saçık ve şehvetli bir hale sokmalı.
4. Kutsallığa saygıyı yıkmalı, saygıyla anılan kimseler hakkında ahlaksızca olaylar uydurmalı.
5. Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar yaratmalı, çılgınca tüketime alıştırılmalı.
6. Kalabalıkların vakitleri, eğlenceler, oyunlarla oyalanmalı, herkes düşünmekten alıkonulmalı.
7. Aşırı fikirlerle düşünceler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalıklar yaratılmalı, sosyal sınıflar arasına kin ve güvensizlikler sokulmalı.
Sadece yedisini aktardığım bu kararlardan sizlerin ne gördüğünü bilmem ama benim gördüğüm; Ülkemizde ve İslam coğrafyasında bu kararların tamamının maalesef hayata geçirildiği ve başarıya ulaştığıdır.
O halde oturup, 'biz nerede yanlış yaptık' düşünüp, çıkış kapısı aramak zorundayız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Osman Baş / diğer yazıları
- EMPATİ (Buram buram merhamet) / 15.08.2020
- Rusya ekonomik bağımsızlığını nasıl kazandı? / 16.01.2020
- ABD’li profesörün itirafı / 15.01.2020
- İslam ve Mevlana - 2 / 12.01.2020
- İslam ve Mevlana -1- / 11.01.2020
- Ehl-i Beyt’i sevenlerin özellikleri / 12.12.2019
- Vatan müdafaası / 10.12.2019
- İmam Seccad; Namaz / 05.12.2019
- İmam Zeynelabidin (a.s) / 04.12.2019
- Gadir-i Hum’u inkâr edemezsiniz / 26.11.2019
- Rusya ekonomik bağımsızlığını nasıl kazandı? / 16.01.2020
- ABD’li profesörün itirafı / 15.01.2020
- İslam ve Mevlana - 2 / 12.01.2020
- İslam ve Mevlana -1- / 11.01.2020
- Ehl-i Beyt’i sevenlerin özellikleri / 12.12.2019
- Vatan müdafaası / 10.12.2019
- İmam Seccad; Namaz / 05.12.2019
- İmam Zeynelabidin (a.s) / 04.12.2019
- Gadir-i Hum’u inkâr edemezsiniz / 26.11.2019































































































